Başak Ölmez
Gönderen: Editorya Tarihi: Eki 25, 2007
: basakolmez tarafından sahiplenilmiştir.Açıklama :psişik hayatımın dengesiz senaryosu.
Kategori : Kişisel
Etiketler : Geyik turk blog yazarları google Film müzik tatil mercan kurgu Atatürk mathilda blog wolkanca Komik momik aşk meşk fotoğraf geçmiş Gelecek herşey
Hayatım bundan daha kötü gidemezdi diye düşündüğüm bir andı tıpkı şimdiki gibi o delikten çıkmadan bir kaç saniye önce ciğerlerim açıldı ve ne yazık ki boğuluyormuşum gibi hissettim daha sonra anladım ki bende ki bu değişiklik olmasaymış hayatta kalamazmışım çünkü yaşamımı sürdüreceğim bu yeni ortamda su yerine hava mevcutmuş Anne karnındayken yaşadıklarımızı eğer hatırlıyor olsaydık sanırım şu anda ki yaşantımız pekte sağlıklı olmazdı düşünsenize bambaşka bir alem ve her türlü tehlikeden uzak bir zırh dahilinde mükemmel bir koruma ile süren kısa bir süre.Sanırım hayat böyle başlıyor hatırlamıyorum ama tıp bize böyle olduğunu söylüyor. Şimdi bazen o hayatı özlediğim oluyor ama bu imkansız biliyorum oraya geri dönemiyecek kadar büyüdüm.
Son Gönderileri:
Dertleri zevk edindim
Sevdiğim Klasik Türk müziği eserlerinden biridir Dertleri Zevk Edindim.
Funda Arar ın sesinden dinlemesi daha zevkli ancak; ne yazık ki Rüya albümünde sadece bu şarkıyı dinlenilebilir buldum!(belirtmek isterim)
Noluyor ulen müzik eleştirmenliğine başlıyacağım :)
Dertleri zevk edindim
Ben de neşe ne arar
Elem dolu kalbimden gitmiyor
Gitmiyor hatıralar ...
Maziden kalan her iz beni içten yaralar
Elem dolu kabimden gitmiyor
Gitmiyor hatıralar ...
İyi dinlemeler .
...
Bir oğlumuz olsa ...
Pabucunun birini sen bağlasan ,
diğerini ben ...
Öncelikle herkese hayırlı ramazanlar dilerim. Bodrum sonrası bu satırları yazmak inanın çok zor geliyor ... Şu saatlerde sanırım sahilde gazozumu içerek güneşleniyordum :) Bir an da çıkan bir tatil, planlı bir tatilden daha keyifli oluyormuş tecrübe ettim. İlk başlarda biraz huzursuzluklar yaşadım içimde kimselere hissettirmeden ancak yersiz olduğunu anladım. Kesinlikle hayatınızda bir kez olsun gidip görmeniz gereken yerlerden biri. Güzel geçti, dediğim gibi tek gördüğüm ünlü Coşkun Sabah tı. Acaba o beni gördü mü? O şerefe nail oldu mu bilemiyorum? :)
Bir kaç kare yakalamaya çalıştığım tatil tadı ...
bodrum bodrum
Canlar ben Bodrumdayım :)
Canımın içinin (Yetkin nin) ailesi ile tatile çıktım ve çok mutluyum.
Şu an a kadar gördüğüm tek ünlü Coşkun Sabah :)
Bir anda çıkan bir tatil ve çok keyifli geçirdiğim vakitler... Geldiğimde herşeyi anlatırım büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öperim.En kısa sürede görüşmek üzere hoş kalın...
Evren döncen mi bana :)
Evrene iletiyorum iyi düşüncelerimi :) Nedir bu ya evrene ilet, evren alsın Aman dikkat! iyi ilet kötü iletirsen yanlış şekilde geri döner yoksa düşüncelerin!!!
Allah' a dua edin kardeşim bırakın bu boş işleri.
Bi kaç gün önce değişik bir bayanla tanıştım. Bir kaç fikri aldık verdik birbirimize, sağlıksız bulduğum bir sohbetti. Kuaför de tanıdığın kadından ne beklersin. Ay Filiiiz manikürüm gelmiş şekerim. Tek gayesi tırnaklarının kenarında çıkan et parçalarını, kocasının verdiği parayla birine temizlettirmek.
Çok sinirleniyorum böyle insanlara.
Sert mi dilim, anlatışım ?
-Evet olabildiğince bu tarz insanları sert eleştirmeye özen gösteriyorum!!!
Bakımlı olmak elbette iyidir ki benim de o zümreye katılış amacım budur. Ancak gereksiz,fuzuli bir şekilde değil.
Her ne ise konumuzdan sapmadan 3 e atıp vitesi devam edelim :)
İnsanlardan, isteklerden, olağan üstü şeylerden açıldı konu. Elinde ki derginin üzerinden bakan gözlerle, konuya dahil olmak üzere uzunca süre bekledi. Ben de sessiz bir şekilde, onu izledim.
Ve incilerini döktü yavaş yavaş ...
Konu ilahi güçlere, maneviyata, isteklere geldi.
Bence diye başladı cümleye ama duruşu ile düşüncelerini zorla orada bulunan herkese kabul ettirmek ister bir hali vardı.
-Bence dünya daki sistem şöyle; (dedi)
insanlar birşeyler ister ve bunu beyinlerinden evrene iletirler, evren de kabul ederse geri döner
UUUuuu gerçekten sistem böyle mi ?
Okumadığı bir kitap (çekim yasası- secret ne naneyse işte ) hakkında anlamadığı içeriği ile yorumlar yapıp saçma sapan cümleler kuruyor ve etrafında ki insanlarında aklını karıştırıyordu.
Hiç alakadar olmadım hatta biran evvel işimi bitip oradan kaçmak için uğraştım ...
Yazarken bile sıkıntı geldi içime. Ben şimdi evrene uçuyorum. Evren beni iyi yapıp dünyaya yolluyacak, ben de döncem size. Yok böyle değildi tam olarak karıştırdım
:)
çevreye verdiğim zarardan dolayı özür dilerim
İmdat ...
Varoluştan bu yana hayat mücadelesi insanoğlu için devam etmekte. ilk insan kendine göre silahlar yapar, dinazor avlar hayatta kalırdı. Sonrasında keşvedilen kıtalar, savaşlar, toprak kavgaları derken yer küre şu anda ki halini aldı. Hala devam ediyor insanların hırsları,hep daha fazlasını isteme güdüleri...
Dış dünyamızda bunlar olup biterken bizler, bu dünyayı oluşturan varlıklar nasıl hayatlar yaşıyoruz ?
Oluşturduğumuz topluluklar ne denli kendimizi yansıtıyor?
Yazmak için neden böyle bir konu seçtiğim konusunda inanın bana hiç bir fikrim yok sadece yazmak için yazdığım yazılardan biri olma statüsüne girecek biliyorum.
Çirkin şeyler olup biterken bizler bunlara karşı ne kadar kendimizi koruabiliyoruz ? Ya da korumak için herhangi bir çaba sarf ediyor muyuz?
Düşünsenize o kadar bozulmuşuz ki; etrafımızda okup bitenlere karşı tepkisiz kalabiliyoruz.
Geçen gece oturduğum sokaktan bir kadın kaçırıldı."İmdat"sanıyorum 5 kez ardı ardına bu nida da bulundu. İçine zorla bindirildiği araba uzaklaştıkça sesi de git gide azaldı..."İmdaaat... İmdaat ..."
İnanın etkisinden hala çıkamadım. Geç bir saat olduğundandır belki hiç kimse yardım etmedi .
Gündüz vakti olsa da edeceklerini sanmıyorum çünkü; artık biz, biz olmaktan çıktık!
Ne kadar acı öyle değil mi ?
Umarım geç olmadan birşeyler değişir ve körelen insanı uzuvlarımız yeniden işlevsel hallerine dönerler.
bıktım
Arkadaşlar ciddi bir sorunla karşı karşıyayım. Annem online oyun oynama sitelerinden birine acayip bir şekilde kendini kaptırdı ve gece gündüz demeden okey oynuyor.
İşin kötü kısmı anne kalk artık demeye teşebbüs ettiğim an
- Ama ben daha yeni oturdum, sen beni hiç şunun (bilgisayarın) başına oturtmuyorsun, bi okey oynamayı çok gördün, ben bununla kafamı dağıtıyorum ...
ve daha bu tarz sömürü içeren cümleleri ardı ardına kuruyor :)
Ne yapıcam hiç bilmiyorum anne ben bloggerım benim okuyucularım var. İnsanlar benim yazılarımı merakla bekliyor dediğim zaman da
- Daha beş kuruş para kazanamadın blog mlog hikaye kızım diyor :)
hahha sıyırımcam valla eskiden google aramalarında kızım çıkıyo diye konu komşuya hava atmayı biliyodun ama :)
İşin daha kötü kısmını söylüyorum.
Gün içerisinde en az 3 kez gittiğim bakkal da tüm gün boyunca başka bir oyun sitesinde okey oynuyor para üstü verirken bile abla sıra bana geldi dur şu taşı atayım diye yüzüme bakıyor :)
Allahım kabus gibi
yeter artık!!!
Bizden Biri ...
Oyak bank ın ay pardon ING Bank ın reklam filmleri çok hoşuma gidiyor bu aralar. Hele Şu tershanede çalışan ablamızın olduğu reklamı heyecanla bekliyorum seyir aralarında.
Ablamız yurt dışından çalışmak için vatanımıza gelmiş, yıllar olmuş, o bozuk Türkçesiyle yaşadığı, çalıştığı ortamı ve Ülkemizi ne kadar sevdiğini, benimsediğini anlatıyor. Ancak herşey iyi güzel hoş ama kurduğu bir cümleden sonra beynimde engel olamadığım bir devam cümlesi başlıyor...
Abla şöyle diyor;
ikıbın üçbın kişi çalışıyoruz ve tek kadın benim...
Akabinde benim kurduğum cümle şu ;
...
İşte ŞİRİNLER gibi tek dişi benim. Şirin baba var , güçlü şirin var ressam, şair uykucu aşçı vs. ...
Takılıyoruz öyle bütün gün :)
...
Tabi bu devam cümlesini yine onun diksiyonu ile kendi kendime içimden söylüyorum. Biliyorum sağlıklı bir ruh yapısına sahip değilim :)
Uyandım !.. içimde tarifi mümkün olmayan bir telaş ve sevgi var, bağırmak geliyor içimden "Bugün Son Gün" şuursuzca can ve ten yakmaya alışkın güneş beynimi kemirirken adımlıyorum hayatı hayatıma ulaşmak için... Zaman deli gibi akmıyor işte, hep böyle olmadı mı zaten..? Herşey üst üste geldi, tüm aksilikler...neyseki izmir otogardayım (ohh) Sivas yolcusu kalmasın !.. Yasaklarına mahkum bir hayatın çöküntüsünü üzerinde taşıdığı belli olan bir ses, elindeki "Cumhuriyet" gazetesini kıvırmış bağırıyor! Sivas Yolcusu Kalmasın !.. Otobüsteyim ve kalkmasına artık ramak kaldı ve kalbim ve ellerim ve benliğim karıncalanıyor, Geliyorum yanına bekle beni dedim içimden... Nefes almak çok zor bu an'larda, sevdiğin anadoluda ve sen koşar adımlarla gitmek istiyorken o'na otobüs kalkmadı hala, Neyseki önümde oturan beyaz şapkalı ve en az iki çocuk büyütmek için çalıştığı belli olan nasırlı ellerinden birini kaldırdı ve nasırlanmış sesi ile "Hele hemşerim bir kolanya verde ferahlayalım" ... Dedim açıl sivas ben geliyorum. Acı, öfke, hüzün, keder yada herneyse sizi sıkıntıya bulayan o an unutulur ve düşersiniz zamanın içine, Hareket ediyor otobüs itiş-kakış insan selini yarıyor yavaş yavaş...
Arkamda sallanan el bırakmayı hiç sevmedim ben ama sevdikleri hep el salldı sevdikleri için... Sahi siz el sallarmısınız sevdiğiniz için..? Çok sevmişimdir küçüklüğümden beri soğuk kış gecelerinde buğulanan otobüs camlarından bakarak geçen kamyonları saymayı uzun yolculuklarımızda... Ama bu kez değil kamyonlar, elimdeki kitap, karşımdaki televizyon, kulağımdaki müzik hiç birşey tat vermiyordu. Yerimde bile oturamıyordum ve sanki daha hızlı koşardım ben otobüsten ve emindim bundan... Geç oldu! uşaktayız geç oldu! Afyondayız ve Geç eç ç oldu! Ankaradayız, Bitmiyor bu yollar anlıyorum kıymetini ve türkü yakılan ezginin namesini "Şu Sivasın Yollarına" İnanabiliyormusunuz böyle bir duygu içindeyken ben sonunda Sivastayım, adımlıyorum o'nun bastığı toprakları ve soluyorum ciğerlerime onun nefesini ve kokluyorum ama göremiyorum... Benliğim gibi küçük ama beni saklayabilecek kadar büyük bir oda buldum kendime, değiştim üstümü, oturdum bir köşeye, bekledim telefon elimde... Nerdesin !? Alo - hayatım ... Ben sivastayım ve bir iki sokak ötemde duruyor hayatım diyebileceğim hayat veren sevgili... Geldi ve sarılamadan biz, sevgi ve sarmanın manasını yitirmiş ve tarihi sorduğun zaman duvardaki dedesinin resmini gösteren bir kişilikten ibaret pansiyon sahibi "Yasak" dedi biz yukarı çıkıyorken... Oturduk ordaki kirişte çok geçmeden kalktık ve çıktık sivasın kalesine, senli benli bir iki kelam ile iki lafın arasına sığdırdık zamansızlığın fakirliğinde özlemin verdiği utangaçlığı... Günler bu şekilde tükenir mi..? Bir iki günlük Sivas'ta ! Geçmeyen zaman adına yakışan bir hızla ilerliyor nemrut. Kaldı elimizde sadece 3 gün ve ilk gün bitti ... Bitişi görkemli oldu! güneş yakıyorken sineyi hasret gibi yağmur yağmaya başladı delirmişcesine gökyüzü döküyordu tanelerini... ve biz bakıyorduk kaleden sivasın üzerine...

Ben İzmir'den Sivas'a geliyorken neden alacaklı gibi ilerlemezken zaman şimdi ise günler çok hızlı akıyor... Bitiyor hayatımın yanında hayatıma sarılmış günler... Seviyorum seni gevher'im!.. Diğer gün az zaman görüşebilsekte iyi ve güzel geçmişti bir önce ki gibi, biraz daha sevgi kendini vurgular gibi duruyordu ve yakışıyordu üzerimizde. Ellerin ellerim dosta düşmana karşı birleşiyorduk ve yan yana oturuyorken Sivas bu kez tanelerini dökmüyor açıyordu gülüstanlığını üzerinde durduğu toprağın üstüne. Ne çok seviyorum seni behdanem, bakıyorsun gözlerime tutuyorsun ellerimi ve ben eriyorum lime lime, Çok ciddi bakıyorsun barış biraz gülümse !.. (: kolay gülmeside kolay olmayan gözlerine bakabilmek... Çalıyor üçün'cü kez gelirken kaleye
Neslihan'dan Adı Oldu Yalnızlık...
Çayımız geliyor ince belli bardakta küçük minicik bir demlik eşliğinde, bakıyoruz gözlerimizle sivasın ellerine. Ne zor son günü yaşamak seninle oralarda ne acı ayrılık ne acı mecburiyetler ve ne acı sesine ses eline el tenine tenim karışmamışken veda etmek sana ey sevgili... Seviyorum Seni !...

Ufkumun daraldığı bir vakitte en koyu hüznüm oluyor körpe yalnızlığım. Vurgun yemiş savruk yüreğim bir kuş olup kanat çırpmak istiyor, ardında bıraktığı yitikliklere. Göğün en mavisinde sarsılıyor küçük bir veletin çocuk kalbi... Ancak en özgürlük haykıran düşlerinde bile bir fanus gibi etrafını sarıyor hayatın çirkef yüzü... Sessiz yankılar kusuyorum tutsaklığıma. Kimsecikler duymuyor çünkü beni senden başka... Penceremin önüne geçiyor ve mavisini yitirmeye yüz tutmuş gökyüzünde bir damla olmayı düşlüyorum. Toprağın karasında bin parçayla son bulan hazin akibetimin acısı sinse de yüzüme, düşlerimi süsleyen cevher tutkumdan geçemiyorum. Her yağmur damlası yere düşünce kirlenir... ve... isyan eder yere. Her isyan bir dirilişin habercisidir. Başını göğe kaldırır viran damla, kulak verir mavinin derinliklerine. Bir türkü başlar Sivas'ın kalesinde : "Güneş topla benim için... Arzdan arşa kadar var olan herşeyin tek yaradanı çağırır onu kuytusuna, güneşe tutunur asi damla. Ve tırmanır göklere. Arınır, kavuşur ötelere... Düşler insanın kaderi olur mu? Benimki oluyor galiba! Bu düşle konuşmaya başladı kalbim. Büyüdü, büyüdü ve masmavi bir diyarda saçları yağmurlu bir kız çocuğu dünyaya geldi. İşte bu yüzdendir beni benden alan yitirişlerim ve bu yüzdendir en kamaşmış mavimle sana gelişim... Ben meçhullerden malum özüne savrulmayı düşleyen sana aşık bir yağmur damlası... Dirilişimin şerefine maviye çağlıyorum en nisani halimle...
Bunları bana aldığın zaman o kadar mutlu oldum ki; gece onları baş ucuma koyup öyle uyudum...
Header Ustaları Aranıyor :)
(Başlık biraz Pide Ustası Aranıyor gibi bir ilan havasında oldu ama idare edin)
:)
Arkadaşlar bu günlerde header konusunda biraz sıkıntı yaşıyorum sevgili barış bana yardımcı oluyordu ama o da Gevher inin sevdasına yollara düştü ve artık kayıp :) o nedenle ben de sizlerden yardım istemeyi düşündüm.
Bunlar daha önce severek yer verdiğim header lar ama artık orjinal birşeyler istiyorum :) Eğer bu işi ben yaparım diyorsanız hemen iletişime geçin.
Örneğin bu resmi header olarak kullanabilmemi sağlayan arkadaşın 1 Ay boyunca yine kendi hazırladığı tanıtımı, sayfanın en üstünde dönücektir. Nasıl güzel teklif dimi :)
Daha önce dediğim gibi artık ben organizasyon kısmında yer almayacağım ama sizler birşeyler ayarlarsanız seve seve katılımda bulunurum.
kota
Ömrü hayatımda ilk kez kotalı internet kullanıcısı olmanın vermiş olduğu sorumluluğun yükünü taşıyorum omuzlarımda :)
Ne zor şeymiş kardeşim herkese soruyorum bak şu limitimi aştırır mı ? kotamı alt üst eder mi ?
:)
Hayat şartları beni bu duruma getirdi ne yapayım :)
özledim hepinizi.
Buralarda olanlar ses versin bakayım bi atraksiyon yapalım akşam akşam.
başlık maşlık yok !
işten ayrıldım.
uzun bir tatil ...
yine örgü ve annemin el emeği göz nuru baskıları ...
sabah yürüyüşleri...
saçma sapan bunalımlar ...
ramazan, bayram ve sonrası :)
sonra yine bunalımlar !
iş arama çabaları...
bulamayınca yine bunalım !
...
:)
stresli günler beni bekliyor biliyorum ama sizler varsınız desteklerinizle sıyırmadan yaparız birşeyler.
hepinizi öpüyorum pikaçularım kendinize dikkat edin, beni unutmayın:)
Başak tek başına dünyaya karşı
Yeni ev .
İlerleyen saatler balkonda körfezin serin ve nemli koynuna bıraktım kendimi. Az önce bir bir kaç dakika geçmiş olması gerek garip bir yıldız
öylesine göz kırptı ve ben yine salak saçma anlamlar çıkarttım kendi kendime.
İşte sanırım son haftam ÖZEL sektörün tüm özelliklerini barındıran biç yerde çalışmış olmanın vermiş olduğu ağırlığı taşıyorum omuzlarımda
YORULDUM!
Bir kaç dost orada burada nasılsın diye hal hatır sorduğunda söylediğim tek şey:
Yorgunum demek oluyor.
Çoğu bunu gerçek anlamda algılıyor ama hiç biri bilmiyor ki bu tamamen kinayeden oluşan bir kelime
YORULDUM!
Nereye yavrum?
İsviçre ye :) "
sokmak çoğu zaman marifet gibi görünsede ne yazık ki
yavaş yavaş sonunuzu getiriyormuş.
Deneyimlerim daha acımasız oluşuyor. Eskisi gibi değil daha çok kamçılıyor yaşam ve her tecrübe biraz daha gerçekleri görmenize neden oluyor.
Kötü mü oluyor?
Asla, aksine daha çok zevk almaya başlıyorsunuz.
Güçlü olduğunuzu hissetmek size ayrı bir haz veriyor ve kalifiye bir eleman olduğunuzu görüyorsunuz artık hayata karşı.
''Başak tek başına dünyaya karşı''
Neden böyle bir başlıkla yazdım bu yazıyı inanın bilmiyorum.
Kalkıp sizlere %100 düşünce gücü tadında gaz verici telkinlerde bulunarak bir şeyler empoze etmeye çalışmıyorum inanın.
Sadece artık gerçekten hayatın sürttüğü burnumun güzel göründüğünün farkına vardım :)
İşte en güzel yanıda bu artık içinde olduğunuz durumla rahatlıkla dalga geçebiliyorsunuz.
Karamsar değilim. Aksine; güzel şeyler olacak gibi geliyor hissediyorum.
Sadece biraz daha zamanı var biliyorum.
Panjurlar kapanıyor, ışıklar azalıyor...
Geç oldu sanırım.
Uyumalıyım
çünkü yorgunum!
Bu kaçıncı ev hatırlamıyorum. Şu yaşıma kadar o kadar çok taşınmışız ki... 13 şehir 29. ev !
yetsin artık.
Bu gece son kez şu evde oturuyorum canım çok sıkılıyor açıkcası.,Tam alışmışken bir kez daha başka bir ev başka bir hayat.
Ben nereye aitim artık bilmek istiyorum. Her evde bir parçamı bırakıp gitmek üzüyor beni. Hatıralar... anılar... sevinçler... göz yaşları... kaldığımız her evin duvarlarına gömülüp gidiyor. İçerisindeyken kıymetini bilmediğimi anladım bu akşam.
Üzülüyorum ya basbaya üzülüyorum.
Anlamsız gelebilir bir çoğunuza ve gülebilirsiniz bile ama üzülüyorum kardeşim.
Akşam işten çıkınca ayaklarım bu eve doğru gidecek biliyorum :(
of of of ağlıyacam ulen :)
işte evimizden bir kaç kare ( en son resim ise olaya renk katsın diye : )
Güneş gözlüğü kullanımı yasaklasın kardeşim

Yaz aylarından nefret ediyorum çünkü; çoğu insanın gözünde güneş gözlüğü var ve ben biriyle konuşurken gözlerini görmezsem hiç bir şeklide iletişim kuramadığımı düşünür ve hakimiyetimi kaybederim. Farklı bir güneşten korunma yöntemi bulunmalı bence ... Hele kışın kullanan insanlar yok mu şu güneş gözlüklerini... işte şeytanı dinlemek istediğim anlar hep böyle anlar. Al diyor o gözlüğü gözünde kır, oraya monte et :)
Gözlerinizi göreyim kardeşim.
Nereden bileceğim benimle konuşurken, kaşınmı oynuyor - gözünmü dünüyor !
Otobüste özellikle uyuz oluyorum. Ters koltuğa bindiysem muhakkak karşı koltuğumda oturan insandan işgilleniyorum :) Ve irade dışı hareketler yapmaya başlıyorum.
Ha diyeceksiniz ki sen kullanmıyor musun?
Kullanıyorum.
Ama en azından birileri ile iletişime geçerken gözümden onu çıkartma nezaketinde bulunuyorum.
Sevmiyorum kardeşim! kimse takmasın gözlük mözlük.
Ben senin için at yarışı bile izlerim
Sizler sevdiklerinizle neler yaparsınız bilmiyorum ama ben; sevgilim atları seviyor diye oturup bir pazar günümü at yarışı izlemekle geçirdim :)
O kadar farklı şeyler öğrendim ki inanın aklıma gelmiyecek şeyler gördüm duydum.
Bu güne değin işte 10 tane at 2 dk. boyunca koşuyor şansı olan kazanıyor, hangi atın kazanacağını bilen kişilerde parayı götürüyor diye düşünürdüm. Ancak hiç de sandığım gibi değilmiş.
Bu atların anası, babası kim, nerelerde koşmuş, üstüne hangi jokey binmiş, binen jokey kaç kiloymuş ... ohoooo daha bir sürü şey
Kafkaslı vardı mesela ne attı be :) en kral atmış, o koşuda ama yarış başlamadan önce huysuzluk yaptı ondan kazanamadı. Çok üzüldüm :)
Gerçekten heyecan verici bir deneyim oldu benim için . !
Sanırım bir daha at görmek istemiyeceğim :)
Bir kaç gün önce odamızda ki balıklarımıza isim aradığımızdan bahsetmiştim . Gelen yorumlardan en hoşumuza giden Emre nin önerisi ; Safiye ve Faik oldu :) kendi ortamları ve dış ortamları ile işte onlar.
Ayrıca çalıştığım yer, masam, çantam ( çantamın içi ) , arkamda sisteme girilmeyi bekleyen evraklar, Füsunum Mervem ve kaktüslerimiz .
sadece ben...

özür
Bir yazıma yapılan yoruma istinaden bu yazıyı yazıyorum. galactica isimli blogger kullanıcısı bir arkadaşımız blog da yer alan seksenler yazısının başka bir siteden alıntı olduğunu belirtmiş ve tepki göstermiş...
Sonuna dek haklıdır. Blog sahipleri, yazarlarının sorumluluklarını da taşır Barış Akbal' ın yer verdiği bu yazıyı hiç incelemeden yayımlamak benim suçumdur. Yazıyı hemen yayımdan kaldırıyor ve ilgili kişilerden özür diliyorum.
Saygılarımla
Başak Ölmez
İsim anası ya da babası olmak ister misiniz?
Yaklaşık 5 hafta önce iş yerinde ki odamıza Füsun la birliktte 3 tane balık aldık. İsimlerini ilk etapta Mazhar Fuat Özkan koyduk sonra hoşumuza gitmedi İzel Çelik Ercan yaptık ve 1 hafta sonra Ercanı kaybettik :) ve sevgili balıklarımıza yeni isim arayışlarına başladık.
Menekşeyle & Halil, Sibel & Sulhi, Erman & Şansal ve deeerken en son bugün
Tarkanla & Bilge koymaya karar verdik :)
Ama öğrendik ki bu mutlu çift ayrılmış ve bu durum bizim balıklarımıza da yansıyor.Birbirlerini dürtüklüyorlar, kaçıyorlar, saçma sapan hareketler sergiliyorlar :)
Füsun ve ben yıldık artık ve bu konuyu sizlere açmaya karar verdik.
Seferber olun ve balıklarımıza isim bulun arkadaşlar .
not: bu arada foto ekliycem merak etmeyin. umarım isim bulmanızda faydalı olur :)
Mutlu ol...
Ağabeyim, canım, herşeyim bu hafta sonu sade bir törenle dünya evine girdi :) Gözdecik ve Kadirciğe bir ömür boyu mutluluklar diliyorum. İkinizi de çok seviyorum canlarım benim. Fazla birşey yazamıyorum çünkü yazmaya bir başlarsam kesinlikle ağlayacağım. En yakın arkadaşım, sırdaşım şimdi ben sensiz ne yapacağım? Şimdi ben kiminle oturup saçma sapan şeylere güleceğim ya da bir bakışımdan bile birşeyler olduğunu kim anlayacak benim... ?
Neyse sonu kötü gelicek :)
Canımın yarısına
Sana ilk aşık olduğum an geldi aklıma nasıl birşeydi bu sanki ilk kez böyle bir hissi yaşamıştım.
o şarkı çaldı birden bire...
Si tu te vas ve Julio Iglesias işte o an ölüyordum...
julio iglesias - si tu te vas(1)
Öncesinde konuştuklarımız geldi aklıma hayır dedim hayır Başak durdur içindeki şeyi -neyse artık o şey :)
Sesi duyuyordum sadece, sana bakamıyordum bile. Öylesine karşıya diktim gözlerimi arabanın camından, Alsancağın koynuna baktım ışıl ışıldı...
Sonra camda yansımama baktım kapkaranlık,koyu bir hal almıştı yüzüm.
Öyle bitti o akşam.
Sonra bir gün ... Birden bire ellerimi tuttun nasıl oldu bu hala hiç bir fikrim yok ama ilahi bir kuvvet sana yaptırdı bunu :)
Gittim, bittim dediğim anda çıktın karşıma (sakın kızma geçek bu) belkide bu yüzden işte bu denli güveniyor ve seviyorum.
Arkadaşım, oğlum, ağabeyim, babam...
Canımın yarısı.
Hiç kimsemin olmadığı şu büyük şehirde herşeyim oldun.
Biraz daha dinginleştim seninle.
Akıllandım, uslandım, sakinleştim.
Fevri olmayan kararlar almamı sağladın.
Sıkıldığım bunaldığım anlarda içimi aydınlattın.
Daha çok şeyler yaptın farkında olmadan.
Seninle yaşadığımın, nefes aldığımın farkına vardım ohh be dedim :)
Aklıma sen gelince hep bir şiir beliriyor dilimde ''bilsen nereleri var kalk gidelim '' diyor şair ...
Mesela at yarışı izlemeye gidelim hipodromda :) sonra Mardin'e gidip güneşin doğuşunu izleyelim beyaz damlarda...
Ya da Sevtap Parman ı izlemeye gidelim Julio Iglesias a gidemedik bari ona gidelim :)
Valla işin şakası işte canımsın, herşeyimsin, seviyorum uleen seni :)
Bi de seni uzun süredir araba kullanmayı bilmiyorum diye kandırıp, bana araba sürmeyi öğret diye başının etini yiyip sonra da bugün çok güzel! araba kullandığım için özür dilerim :p
Başak Ölmez ‘i Favorilerine Ekleyenler
Başak Ölmez Hakkında Yapılan Yorumlar
Yazıyı Email Gönder























ya aslında evet seni sinir etmek için değil gerçekleri sölemek için yorum yazıyorum aşırı değil ama benziyosun ikbal ablı çok tatlı şahsen ben ona benzemek isterdim!