« Üfürükten Prenses
LiberterKedi’nin Güncesi »


Break for life

Gönderen: admin Tarihi: Ara 24, 2008
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars6 Stars7 Stars8 Stars9 Stars10 Stars (3 Değerlendirme, Ortalaması: 10 üzerinden 4 )

Verilen Yıldızların Toplamı: 12.
Oy kullanan ziyaretci sayısı: 3
Beğenilme Oranı % 40
SİZ HENÜZ OY VERMEDİNİZ !...
Loading ... Loading ...

Kachine tarafından sahiplenilmiştir.
Açıklama : rahatsız insanın rahatsız blog’u olur..
Rss : http://break4life4love.blogspot.com/feeds/posts/default
Kategori : KiÅŸisel
Etiketler : movie bu da mı gol deÄŸil be? rahatsızım ezelden Film müzik tribal eskiÅŸehir anadolu üniversitesi… kachine

Ad : Kachine
Soyad : Smartass
Kullanıcı adı : Kachine
Hakkında
minik minik elleri, türlü türlü huyları vardır kendisinin. artık nasıl bir bohem hayata sahipse, hep o uçurumun kenarındadır. hep birinin gelip iteklemesini bekler.o biride hep gelir. insanlar onu zorlamadıkça çileden çıkmaz, onları hayatlarından çıkarmaz. dostlarına tapar, hakkaten tapar ama.her insan gibi maalesef yere çakıldıktan sonra kendini toparlar. öyle öğrenir. polyannadır. zibidinin önde gidenidir. yine maalesef çok fena sever ..sevildiğini de bilir. boş zamanı yoktur arkadaşın. hani farzet ki oldu, o zamanı da ne kadar gereksiz şey varsa onlarla harcar. dans eder,fotoğraf çeker, sonra yine dans eder. öyle kısır döngü bir hayatı var işte..lüzumsuz.


Break for life

Quote of the Day

"You may not be her first, her last, or her only. She loved before she may love again. But if she loves you now, what else matters? She's not perfect - you aren't either, and the two of you may never be perfect together but if she can make you laugh, cause you to think twice, and admit to being human and making mistakes, hold onto her and give her the most you can. She may not be thinking about you every second of the day, but she will give you a part of her that she knows you can break - her heart. So don't hurt her, don't change her, don't analyze and don't expect more than she can give. Smile when she makes you happy, let her know when she makes you mad, and miss her when she's not there."


Bob Marley



let's suit up!

İçimdeki takım elbise aşkını anlayabilecek tek insan barney...
huuu yerim!



Küçük Dokunuşlar // tanıtım

Sevgili okurlar; blog camiasına yakın zamanda katılmış bir arkadaşımızı -sınıfa yeni gelmiş öğrenci modu:P- sizlere takdim etmekten gercekten büyük bir heyecan duyuyorum. çünkü şu sıra yazarlar bloglarını bir bir kapatıyorlar. bu da haliyle sıkıcı bir ortama sürüklüyor hepimizi. blog kuraklığı (?!) yaşadığımız şu sıra, küçük dokunuşlar'ı keşfetmiş olmak gerçekten mutluluk veriyor bana. Kalemini beğendiğim, iyi yazıdan da anladığını düşündüğüm arkadaşım hoşgeldin aramıza.
Seninde yazdığın gibi; insanlık için küçük ama bizim için büyük gün hayırlı olsun. :))



silent.

None of us are heroes,
we just steal their words.
I wish you would fight for me,
though the idea is cursed..

sözleri de geçtim.. ama bu klip.. bu.. ohooo..



Sizofrenik Semptomlar // O gece


Gecenin karanlığında ayaklarım geri geri giderek yürürdüm. Hiç ışık olmazdı. Bir sahipsiz köpekler olurdu sokakta, bir de sahipsiz olduğuna inanan ben.

Karanlıktan korkmazdım.
Hiçbir şeyden korkmazdım da kendimden korkardım en çok. O yüzden içimde taşıdığım kadınların her biri, ne istediyse, sorgusuz sualsiz yaptım. Gazaplarından korktum, bana verecekleri cezalardan. Ne dedilerse yaptım, o geceki gibi.

"Yürü!" diyorlardı o gece arkalarına dönüp bana bakarken. Hem de hep bir ağızdan. "Daha hızlı yürü, dayanacak gücümüz kalmadı!" diyorlardı. Nefes nefese kalıyordum onlara yetişmeye çalışırken.

Ayaklarım yürüyordu, ben düşünüyordum.
Nereye gidiyordum, neden gidiyordum? Gözümde bir tablo gibiydi kapıyı açışın, beni kollarına alışın. Bir an, bir imge. İrdelemiyordum ama gözümün önüne getiriyordum, sadece düşünüyordum.

Arada sırada gelir olduk sana, o geceki gibi. Evinde o kadar misafire yerin yoktu, kaç kişi gelirsek gelelim hep bir eksik yerin vardı, o geceki gibi.
Ben kapının önünde kalırdım genelde. Beklerdim. Beklerken sigaraları birbirine bağlardım, o geceki gibi.

Sen hep onların oldun. Hepsi benim kıyafetlerimi çıkarıyordu karşında. Hepsi benim gibi kokuyordu. Dokunduğun saçlar benimdi, öptüğün dudaklar benimdi; yalnız, ben orada değildim. Kapının önündeydim, sigara içiyordum, karanlıktı. Bekliyordum.

Bana seçim hakkı verilseydi, onların yerinde olmak yerine, sen benimle dışarıda ol isterdim. İsterdim ki; benim kadın suretlerime, senin erkek suretlerin dokunsun içeride. Sevsin veya canını yaksın, bağırtsın isterse, Ağlatsın veya güldürsün. Sen benimle dışarıda olurdun, sigara içerken ben sessiz sessiz. Hiç konuşmazdık, sadece birbirimizi dinlerdik, karanlığı izlerdik.

Bana bir dokunduğunda, bütün vücuduma dokunmuş olurdun. Tek parça olurduk, aşk olurdu adı, veya sevişmek veya aldatmak veya kullanmak veya aşağılamak. Gözlerine baktığımda görürdüm. Bilirdim. Bizim en yüksek noktamız olurdu o isim. Her şey yeniden bir gaz ve toz bulutu olurdu o kapının önünde. Karanlıkta.
O gece.

O gece geldiğinde, senin üstüne bir sigara içmek kadar güzel şey olur muydu acaba yeryüzünde?



kendimi kontrol edemiyorum vol 3

Kendimi kontrol edemiyorum bölümüde bu post ile sona eriyor gençler.
Son şarkıyı seçmekte zorlandım çünkü kendimi kontrol edemeyip dans ettiğim, bir şekilde ağzıma dolanan çok şarkı vardı. Ama istedim ki günlerdir dilime dolanan "mmm mmm rrrak!!" şeklinde saçmalıyor olmama sebep bu şarkıyı paylaşayım. Ben bitiyorum bu klibe, gerçi sonlara doğru yandan çarklı justin yemesi de kendini kızların yanına atmasaymış daha şukela olabilirmiş.
Ida corr, fedde le grand - let me think about it!



and the oscar goes to...

we have new follower! a polish friend of mine; kamila has discovered my blog on the web. although it's in turkish, she can understand my posts quite a bit. she is really supportive and i want to thank her for that. Keep on reading, kamila! :)



houston, we have a problem!

Eğer, şu dakikaya kadar cem adrian ve aylin aslım'ın beyoğlu hayal kahvesinde ki "senin gibi" performansını izlemeyen- dinlemeyen kaldıysa, rica ediyorum çarpılmadan aşağıda ki linki izlesin. ha ben size bir güzellik daha yaptım, onu da indirebiliyorsunuz. gazamız mübarek olsun.
video - şarkı



kendimi kontrol edemiyorum vol 2

"kendimi kontrol edemiyorum vol 2" için daha iyi bir şarkı ve akabinde klip seçilemezdi.
özellikle klavye başında ki pembe pantolunlu şahsiyet bu kadar sevimliyken.. :P
bayanlar baylar; martin solveig - jealousy. tadını çıkarın!



wtf ?!

* evimizde tatlı mı tatlı, zevzek mi zevzek bir amerikalı misafirimiz var. (gerçi amerikalı olduğuna ben pek inanmıyorum zira kendisi türk kahvesi içip içip fal için kapatıyor da..) ayrıca küçük kankama sürekli belly dance yaptırıyor. biri çekip alsın beni! :))
* "Raif...Şimsi ben gidiyorum... Ama ne zaman çağırırsan gelirim, nereye çağırırsan gelirim..."
-Kürk mantolu madonna-
* rica ediyorum kimse rakıyı, vodka & tang i shot yapmasın!
* Zekanın bir sınırı vardır ama aptallığın asla! aptal sarışınlar bu akşam, sizin için içiyoruz. :)
* İstanbul'da sonbahara da inanmıyordum, kış geldi ona da inanamıyorum. ama bir soğuk hava dalgası var ve bi de balkanlar.. balkanlar?! akıllı olsanıza!
* yeniye, eskiyi anlatmanın en basit yolu;
- "hiçbir kadın hiç bir erkeği ve hiç bir erkek hiçbir kadını bu biçim sevmedi. " yeterli oldu mu?
- evet. hiç sormadım farzet.
- üzgünüm.. dur dur degilim. konu neydi?
* yahşi batı'yı izledim. cem yılmaz'ın en izlenesi filmi. fes bir insana bu kadar yakışmamalı. :)
* cem adına karşı duyarlı insanlar var aramızda.. ya da kız kardeşimin kimyası bozuldu bilmiyorum.. çünkü kız kardeşimin cem adrian dinleyince dişi, cem karaca dinleyince başı ağırıyor. bu bir rastlantı olamaz bebegim :P
* ezel diye bir dizi varmış. olmasın. rica ediyorum; imirzalıoğlu da deli yürek modundan çıksın.
bu kadar tipsiz bir adamı niye tanrı moduna sokuyoruz anlamıyorum ki. ayrıca gençler, iletilerinize; ömer'in zayıflığı, sadakatli olmasıydı falan yazmayın. of çok tepkiliyim.
* saç boyalarının üzerinde romantik turuncu tonu yazmasını istiyorum bundan sonra. :)
* agua de annique dinleyin, dinlettirin. özellikle wonder'ı.
* yaş saklama sorunu var insanlarda. biri kendinden küçük sevgili için, diğeri kendinden büyük yatak arkadaşı için bir başka salak da listesinde ki gencler ağır karakterini, yaşıyla ölçmesinler diye saklıyor. peki rahatsızlar mı? e yani.
* ufak kardeşimle ilişkimiz bir garipleşiyor. benim oğlum o. ben doğurdum. çok özlüyorum pisliği ya.
* skype iyi ki varsın. google chrome ağzını yerim. ama canım blog'um.. daha çok yirim seni.
* uuu samim?! meliha?! canım ailem?! e seviyorum!
* samwell rüyalarıma giriyorsun anacım. etme, eyleme :)
son olarak;
* "we seni sewiorum ws ws.."
gün gelecek, "v" harfi hepinizden hesap soracak...
ÅŸimdi gideyim, yine gelirim.



Re re re Ra ra ra Nice Mutlu Yıllara..!!


Yeni yıl; bizlere güzel şeyler getirecekse getirsin de, 5 getirip 10 götürmezse sevinirim. Bu sene pek birsey istemiyorum. 2010 akıllı olsun yeter.

hadi hadi hepinize

Mutlu seneler! :)



özendirme derken?!

içerde bandırma karşılaması, balıkesir çiftetellisi mixleri ile "özendirme" eyleminin gerçekleştiriliyor olma ihtimali beni öldürüyor. uygulama olayına girmek istemiyorum bile.
süper balıkesir çiftetellisi - dj taner remix?!
huff..



hayatın böğründen -II-

Kız kardeşim sabahtan beri, -ne hikmetse- victoria's secret defilelerini izliyor.. Normalde dayanamayıp kapatır, bu sefer pür dikkat.. Konuşmuyor da kimseyle. Muhabbet açılsın diye dayanamayıp girişiyorum olaya.
x: kız kardeşim
y: ben
y: Yılbaşı koleksiyonu çok güzel olmuş. her yer kırmızı.. miiis! ablalar da şahane.
x: şahane şahane ya. podyuma çıkmadan önce 4-5 saat vücud makyajı yapıyorlarmış bu şahane ablalara.
y: yuh eziyete gel. e deÄŸiyor ama?
x: kalçalarında 20 kat makyaj var ama? bana da yapsan o makyajdan, bende öyle artistlenirim?!
ki benim ihtiyacım yok düşün bir de :)
y: yok mu? o değilde sendeki nasıl bir özgüven çocuğum?
x: akıllı ol. akrep burcu hatunuyla konuşuyorsun!
y: ?!?! ya..
x: akrep!
herşeye mantıklı bir açıklama getirmezlerse ölür bu akrep burçları, kesinlikle bir numaraları kalmaz. onu anladım. huzursuz musunuz ya?!! :)



kendimi kontrol edemiyorum vol 1

her şeyde bariz bir önyargıya sahip olduğum için, şu güzelim şarkıyı yeni keşfettim!"lily allen kimdir allaasen!" tribim bu sefer yemedi. hastası oldum!!! :)her ne kadar erkeklerin hoşuna gitmeyecek türde şarkı sözüne sahip olsa da ;love british! ♥ love lily allen! ♥



that's gonna be legend ...wait for it... dary!

Hmm ben yine, eskisi gibi süper bir blogger olmak istiyorum...
izninizle ! :P



Vampirlede baseball oynar laayn!

Zamanında millet "höö twilight bööö edward!" diye tutuşurken, ben serinin tüm kitaplarını
türkçe ve ingilizce okuyup ezberliyordum sanırım. zira herkes başka şeylerden bahsederken yaşasın ben twilight'dan bahsedecegim. ne mutlu bana.

Bu video, twilight da ki meşhur baseball sahnesi. favori sahnelerden biri. gerçi ben; "ısırdı mı?! ısırsın bella'yı boynundan!, ağzından mı öptü? layn öp artık!" sahnelerini daha çok sevmeme rağmen, super massive black hole ve alice'in atış hareketleri (o bacak nasıl açılıyor arkadaş?!) sayesinde bu sahneyi de favorilerim arasına yerleştirdim. evet bırak edward'ı da ben erkek olsam alice'e yazardım.

victoria da çok güzel tabii...

son bir bilgi ekleyelim. biz kitapları tekrar tekrar okurken, adamlar boş durmuyor tabii ki.
20 kasım 09'da the twilight saga: new moon gösterime girecek. 2. kitapdaki gibi "jack allah belanı versin, git de edward gelsin" diye çok darlanıcaz ama yapıcak birsey yok. edward geri dönecek sonuçta.. sakin biraz.. :))



Ah Şu Kadınlar..

Son bir kaç gündür blog yazarları kadınların kadınlara olan düşmanlığından söz edip duruyorlar, bende kendi payıma düşeni biraz biziklemek istedim. Burdan da belirtmeliyim ki, hepsi çok güzel yazılardı, ellerinize sağlık.

Şimdi, kadının kadına olan düşmanlığı deyince pek çoğunuz gibi benimde aklıma erkek faktörü geliyor maalesef. Bazı kadınlar, diğerlerini ezerek, kötüleyerek erkek gözünde daha iyi bir yer de olma hayalleri kurduklarından dolayı, asla evrimini tamamlayamamış insan durumuna düştüklerini göremezler. "Ay şuna bak kamil can, salak kız manitasına neler yapıyor, ay blog da göt yazmış ne kadar ayııııp, kız dedigin az alttan almasını bilirr yaaa, ben hiç öyle şeyler yapmam..bik bik vik vik..." gibi yorumlar yapılmaması içten bile değildir. Peki nedir bu kızımızın derdi, tasası? Şöyle ki; yanındaki adama "bak osman can ben ondan daha iyiyim. Ye beni, kütürdet beni!" imajı vermek.

Ha o osmanlar, kamiller kıymet biliyorsa ne ala memleket, ah ne güzeldir istanbul! Ama işte sorun şu ki; erkekte kıymet bilmez ki. Erkek dedigin üç kağıtçıdır. O seninle, x hatun arasında ayrım gözetmez. Hepiniz aynısınız der geçer. O dedikoducu ise sende dedikoducusundur. Niye kendi kendini ne ele veriyorsun ki canım ablacım. Ne için döküyorsun güzel dilini? Evrimini tamamla da rahatla önce.

Yanlış anlaşılmasın; erkekler 10 numaradır, ne güzeldir onlarla hayat, allah başımızdan eksik etmesindir ama abartmamak lazım. Örnek verelim; kendinizi hikayenin hatun kişisi yerine koyun. Sevgilinizin eski kız arkadaşını bir türlü hazmedemiyorsunuz, içten içe deli oluyorsunuz kıza. Sonuçta her iki tarafta başka birileri ile beraber, uzun soluklu ilişkiler içinde. Ama gelin görün ki; her iki tarafta allahtan belalarını aradıkları için midir bilinmez, arada tekrar tekrar eski defterler açılır. Erkek merakının kurbanı olur, çünkü kadın ego tatmini peşindedir. Ya da yeni kızdan hoşlanmıyordur, tek amacı huzursuz etmektir.


Ne olur? Erkek eskisine "seni bir türlü unutamadım, ne güzel koştururdun peşinden beni, ah yıllanmış şarap gibisin şerefisizim!" türünde saçmalıklarla onun egosunu zirve yaptırır. Çakal eski sevgili ise; "bak benim ne güzel ilişkim var, ama bu da dursun kenarda, herkes beni sevsin layn!" düşüncesindedir. Erkek avdır, eski sevgilide yeni manita anlamaz avlar, rahatlar.

Bu hüzünlü ve tipik hikayenin sonunda, yeni manita hep eskiyi suçlar. "Vay ahlaksız, vay cibiliyetsiz kadın!" diye.. Şimdi tek suç eski manitanın mıdır? Tabii ki hayır. Kadın o, ego tatmini istiyor. Doğasında var ne yapsın.. Diğer bir yandan, niye kadının aklına, kendi erkeği zannettiği adamın karaktersiz ve kaypak bir erkek olduğu gelmez? Niye onu suçlamaz, neden bu kadar zavallı gibi davranır? Diyorum ben size, eski sevgililer sizin erkeğinizden gazı almadığı sürece zararsızdırlar. Sevgilinizde erkek olsun biraz da, arkasından güldürmesin kendine değil mi?

Şimdi sosyal mesaj veriyorum, biraz ciddiye alınsın.. :P
Siz kadınlar, evriminizi tamamlayın. Diğer kadınları sevin, kollayın. Onlarda sizden. Sataşmayın. Bakın keyfinize. Hayata karşı sağlam bir duruşa sahip olmayan erkeklerden uzak durun, kendi neslinizi sırf bu yüzden suçlamayın. Manitanız genellemelere uymuyorsa, gidin atlayın üstüne. Sabah öpücüğü verin bişi yapın artık. Ama onlara yaranmak için karaktersiz olmayın. Ha ille erkek erkek diyorsan canım arkadaşım, çık dışarı daha çok var onlardan.. bulursun yine.

neyse bak tansiyonum çıktı yine. canımı sıkmayın..
aushdadh :)



silence! i kill you!

Facebook bidi bidi oluşumunun tek işe yarar tarafı; unuttuğunuz güzel ve eğlenceli
videoların mis gibi tekrar karşınıza çıkması. Öyle ki; jeff dunham'ın "achmed the dead terrorist"
skecini tekrar hatırlayıp, indirip, krizlerden kriz beğenmeme olanak sağlamıştır. ne de güzel olmuştur.

- knock knock!
- who's there?
- me, i kill you!
aushduahd :D

bitmedi. christmas falan değil ama eger bu ikilinin "jingle bombs" adlı yeni yıl şarkısını dinlemezseniz çok üzülürüm, uykularım kaçar diye; şurda size sunuyorum. ne yaparsanız yapın hadi. :)

jingle bombs, jingle bombs may blow up your seat
where are all virgins that bin laden promised me..
saygılarımla.. :P



this party hasn't ended yet!

Merhaba blog'um, canım yievrum..
Şimdi senin yazar annen, adinin teki olduğu için bilumum terbiyesizliklerin en büyüğünü yaparak seni ihmal etti. Çektim kulaklarını adam olsun diye, bakalım toparlayacak herhalde kendini. Yabani olma, sev onu.. Terbiyeni takın, almıyım aklını..
Neyse; bak ne güzel sana teenager modunda yeni theme de yüklemiş, mis gibi edebinle takıl sen.. Hadi canım..
Git bir hoÅŸgeldin de.. :)



Quote of the Day

"One thing I truly knew—knew it in the pit of my stomach, in the center of my bones, knew it from the crown of my head to the soles of my feet, knew it deep in my empty chest—was how love gave someone the power to break you."


Bella Swan, New Moon, Chapter 9, p.219



Elf Yourself!!

Çok eğlenceli birsey buldum okurlar..
Sayet can sıkıntısından; kendinizi ibiş bir elf yapmak ve akabinde de
bu halinizle dans etmek istiyorsanız?! buyrun su siteye bir göz atın; ibiş yourself.

Yaşasın suratımda ki iyi aile kızı elf ifadesi! =))
oy eglendim yine =)
ahaha:D



Geç Gelen HO! HO! HO!

Çok sevgili okurlar;
Öncelikle; 2009 yılı hepimize sağlık, mutluluk, aşk, başarı, bıdı bıdı vs..
getirsin, getirmezse boşverin nasıl olsa daha 2010, 2011 var... dilekleri ile geçte olsa yeni yılınızı
kutlarım. Gelelim gereksiz 2008'den kısa kısa notlara;

Benim için 2008, temizlik yılıydı. Trojan temizler gibi insan temizledim hayatımdan.
Leş olmuş ortalık, görmemişim..
Gidenlerin arasında;
asla yaşadığım ilişkiyi kabullenememiş ve tasvip etmeyen dostlarım,
hayatımın temel taşı bazı şahsiyetler için; "ya biz ya o" cümlesini kurabilen arkadaşlarım,
arkamdan türlü türlü i.nelik yapan sabun köpüğü insan yiyiciler!
veeee
tabii ki "ay canım kıyamaaaam ki ben sanaa" tadında ki karaktersizler vardı.
Tadından yenmiyordu yani ortam.. öyle seviyesiz.. =P
Gittiler.. Çünkü benim hayatımda ki görevleri sona ermişti..

Bütün bunların yanında elbette güzel şeyler vardı bünyede..
Özellikle 2008'e kız kardeşim ile takside girdiğimiz için, yılın son saatine kadar yolculuk modundaydım. Gecen sene her yerdeydim..Zenci pislikler gibi gezdim haliyle.. =) :p

Arkadaşlarını temizlemiş, aşk hayatında "hadi canım sağdan sağdan" tadında
olduğumdan, sadece "gezdim,eğlendim,çalıştım arkadaş!" odaklı bir yıl geçirdim. Sağlığım yerindeydi, akıl sağlığım arada gezip tozmaya çıksa bile henüz beni terketmemişti.. ki bu süper birsey.. =)

Dım tıs dım tıss..
FAKAAT.. yıla altın harflerle kazıdığım baska bir olay mevcuttu.Tarihin tozlu sayfalarından,
eski "beyaz atlı prens" -maalesef bu sefer beyaz atını yanında getirmemişti- koşarak gelmiş ve tekrar oyundaki rolünü almıştır. Beyaz atı olmasa da hoşgelmiştir..hep gelsindir..

Ve geldik 2009'a.. bu seneyi noel dayı ile çılgın kalabalıktan uzak, (gereksiz göndermeye bak)
bende ki anıları bitmeyen bir yerde, hoş insanlarla karşıladık. Güzeldi, sakindi, 2009 için yeterdi. =) En azından bu sene yolda değilim!
Ve sadece huzur istiyorum 2009'dan..
Az biraz "oh be istedigim hersey" burda demek istiyorum.
Böyle başımı yaslıyım yıla ve bana şefkat göstersin.
Bu senede sen rahat uyu be bilader desin bana...
bu kadar ya..
para da pul da gözüm yok..
sevgi, ÅŸefkat..
inceden..



i love you but..

"No One Must Know.."



bir garip çocuktum ben..

Ben çocukken bilader,

* sırf gözümü kapatıp, hayal kuracağım diye her yere arabayla gitmek isterdim.fonda müzik.. mis gibi.. hala aynıyım gerçi..

* gündüz rüyaları görürdüm. sonra onları gercek zanneder, doğal ortamdan kopardım.

* evcilik çok az oynadım. genelde acı çekme üzerine kuruluydu o da. hani evleneyim, adam beni boşasın, çocuğumla bir başıma sokaklarda kalayım. ağlayayım, acı çekeyim isterdim.
inanılmaz zevk alırdım zira annem ters bir durum sezmiş olmalı ki beni aldığı gibi 6 yaşında halk oyunlarına yazdırdı. 13 sene folklörcü olarak devam ettim hayatıma.. evde kalınca darlandığımı o da anlamış belli ki.

* gitti paten aldı. bacaklarım çapraz olur diye bindirmedi. ilginç.

* üniversite yıllarına kadar, arkadas ortamında en kısa ve zayıf hatun bendim.
üzüldüm zannetmeyin. şu an aldıklarına sığan, beden problemi yaşamayan bir ben varım.
çok mutluyuz ailecek. =p

* şimdi inanmayacaksınız belki ama, sınıfta ki erkekleri tuvalete kitliyorum ya da pencere kolu ile girişiyorum diye okuldan velisi çıkmayan nadir çocuklardandım. şimdi görsem tırım tırım kaçarım, hepsi öyle dana olmus..

* barbie bebegim olmadı. suan barbie bebek gibi olan hatunlardan da nefret ediyorum.
-bak kilit madde bu- =)

* müzik zevkimle insanlar dalga gecer, lan 2009 oldu ne 80'leri, disco'su derler.
bilmezler ki annem ninni söylemeye üşendi diye sabaha kadar radyo'da 80 müzikleri dinledim, öyle uyudu her gece bu bünye..

* uçabildiğimi ve sadece insanların gözlerine bakarak ne demek istedigimi anlatabildigimi düsünürdüm. uçma denemesinde bulunmadım, kendimi 5. kattan aşağı atmadım gösteri olsun diye lakin gözle iletişim olayı hala sorundur benim için. =p
allahtan bir kaç kişi çıktı anlayabilen.

* ilkokul 5'te türkçe'den neden 4 aldım diye tam bir hafta agladım.
allahım ne salakmışım.

* nasıl içli bir yaratıksam artık, yine ilkokulda tüm sınıf hocayı beklemeden dışarı çıktıkları için cezaya kaldılar, - bakınız ben o sırada inek gibi kitap okuyordum sınıfta- bir tek ben ceza yemedim. ama sonrasında aglaya aglaya "hocam arkadaslara ceza verdiniz, bana da verin, onlar benim cigerim" melodramı yaptım. hiç hoş degildi.

* canım sıkılıyor otururken, kendimi derse veremiyorum diye, canım hocam sınıfta gezinmeme izin verirdi. olmadı ögretmen masasında onunla ders yapardım. 1. sınıfta çöpe kalem açmaya en cok ben kalktım haliyle.

* rahatsız ailenin, rahatsız üyesi anneannem şaka tadında bir insandır. kendisi büyüttüğü için, etkileri bende hala sürer. bana ilk falını 7 yasımda baktı blog okurları. o gün bugün canım sıkıldı mı kahve icer, kapatırım. ha inanır mıyım? yok. yemezler artık.. =)

* kuzenim bir radyo da program yapardı geceleri. 6 yaşında tuttu benide götürdü oraya.
sırf bizimkiler evde oturup benle eglensin diye. neyse masal anlattırdılar bana. en uzunu o diye, (adiler gecenin bir yarısı kaldırıp götürdüler siniri de var tabii) bremen mızıkacılarını anlattım.
yarım saatte bitti o masal. öldü insanlar. masal sonunda şarkı iste dediler. hediyemiz olsun sana. herkes yonca evcimik falan isticem zannetti.

benim istediğim şarkı; orhan gencebay ile sibel can'dan severek ayrılalım idi.

senelerce bunun muhabbetini yapan ailem, sırf pisliğine "allah sana senin gibi çocuk versin."
derler.. çok üzülürüm. korkarım arkadas.

gerçi sonradan geciyor ama.. ?!



come feed the rain..




 
it's all a game, 
avoiding failure 
when true colors will bleed 
all in the name 
of misbehavior 
and the things we don't need 
i lust for after no disaster can touch 
touch us anymore 
and more than ever 
i hope to never fall, 
where enough is not the same it was before 
 
Come feed the rain 
cause i'm thirsty for your love 
dancing underneath the skies of lust 
yea, feed the rain 
cause without your love my life 
ain't nothing but this carnival of rust


Don't walk away, don't walk away, 
 when the world is burning

*poets of the fall- carnival of rust


Favorilerine Ekleyenler


Hakkında Yapılan Yorumlar

İlgili Diğer Bloglar:

  1. Üfürükten Prenses
  2. Abraxas
  3. Hayalbemol
  4. inandığım Masallar
  5. AltuÄŸ KOÇ – altugkoc.com

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
Kategori başlığı Kişisel olarak kaydedilmiştir.
Yazıyı Email Gönder Yazıyı Email Gönder
Bu Blog Hakkında Yorum Yaz

Yorum