FalanFilan Kisisel Weblog
Gönderen: Editorya Tarihi: Ara 17, 2007
Duhan tarafından sahiplenilmiştir.
Açıklama :
Rss : bismihu.blogspot.com/atom.x…
Kategori : Kişisel
Etiketler :
-
blog.falanfilan.org, tasarım ve görüntü olarak çok güzel bir blog. İçerikleri özgün ve sayfalar özenle seçilmiş görseller ile tamamlanmış. Kullandığı dil espirili ve kolay anlaşılır. Duhan ‘a böyle bir blog hazırlayıp bizlerle paylaştığı için teşekkür ederiz.
Son Gönderiler
FalanFilan Kisisel Weblog
Canımın içi, böyle şeyler sadece romanlarda olur!
Gel Sen Bunların Hepsini Esma'da Ara - Neslihan
Dün akşam Senai Demirci'nin programında haberimizin olduğu yeni açılan bir keyf/ince bir lugat paylaşım sitesi. Örneğin soba; yaklaştıkça yakan, uzaklaştıkça soğuyan dostluklar gibi. “İç”iniz bittiğinde etrafınızda dostlarınız da bitecek demektir bu.. Öyle ya, “iç başka, dostluk başka!” Demek ki içinizi, işinizi, sıcaklığınızı, tebessümünüzü esirgemeyecektiniz gelenden gidenden. Görüntü kurtarmıyordu. Adamın içi geçmiş derler ya, geçmiş bir sobanın etrafında kimler olaydı? Faruk Nafiz’in Han Duvarları’ndaki ateşin etrafında garipler niye toplansındı yoksa? Bir sıcaklıktı, bir dost sıcaklığı idi herkesin aradığı.. “Bir adım sıcaklığı on adım gel!” diyor mu bütün adımların sahibi. içni doldurmalı insan, sonra yan yakın, kimsecikler etrafımda yok diye yakınmazsın… bundan emin olmanı istiyorum. “öff be!” bir soba sıcaklığı(n) bile yoksa, yalnızlıktan şikayete hakkın olabilir mi. Keyfincelugat.comKanal 1 demişken, iyi ki Hüdaverdi'leri yayınlamışta iyi bir Youtube arşivi oluşmuş. Birkaç Hüdaverdi ve Ali Bey Amca diyaloğu ve Youtube Hüdaverdi arşivi.
Heidi
Türkçesi tam burada. Dinlerken coşabiliyor insan. Kanal 1'de hafta içi hergün yayınlanıyormuş hala. Üzüldüm şimdi, bunu akşam üzeri kuşağına koysunlar, kaçırmam vallahi.
Yunanistan'ın Ucu Çameli'ne mi Dayanıyor?
Aydın'ın Buharkent ilçesinde son olarak meydana gelen 4.7 büyüklüğündeki depremin ardından bir daha artçı sarsıntı olmadığına da temas eden Özer Tunçtürk, "Çameli'nde olduğu gibi Buharkent de son derece tedirgin etmektedir. Bir depremin ardından yer hareketlerinin durgunlaşması hayra alamet değil" dedi.
http://www.koeri.boun.edu.tr/scripts/lst0.asp burada da son bir haftadır hergün ortalama 2-3 depremin olduğu görülüyor Çameli'de. Hepside 3'ten büyük. Herkes çok deprem olması enerji boşalması açısından iyidir desede, http://www.drthaber.com/...sid=9663 burada balıkların nehirlere kaçtığını okuyunca iyice korktuk doğrusu. Allah sonumuzu hayretsin. İnşallah 17 Ağustos gibi sabah kalktığınızda Denizli depremindeki enkaz görüntüleriyle uyanmazsınız veya uyanmayız. Allahım sen koru yarabbim.
Tek Temennimiz

Bu kar bu istikrarla yağmaya devam ederse, sanırım bizim vali de bu çocuklar dağın yamacında okuluna nasıl gidecek diye düşünüp, tatil olmasına kanaat getirebilir sanıyorum. Tüm öğrenci ve öğretmen camiası olarak karı izlerken tek temennimiz bu!
Ancak işte yurdum öğrencisi böyle olur, bu kışta kıyamette zorunlu olmadığı bir yere, sabahın köründe kalkıp gider, sonra bir gün okul tatil olması için duacı olur.
Bazı dersaneler o kadar ileri görüşlü ki cumadan hava raporlarına bakarak dershaneleri hafta sonu tatil etmişler. Gözlerim yaşardı, bu ne ileri görüşlülüktür yarabbim.
Ama sanırım 2003'ten beri biriken kar yağıyor. 5 yılın karı böyle olmalı zaten, insanlar doymalı kara. Artık her yıl bekliyoruz seni, uzatma arayı. Ve tatil...
Seyredilesi Russell Crowe Filmleri
Son günlerde izlediğim tüm güzel filmlerin değişmeyen oyuncusu Russell Crowe. En son 2005 filmi olmasına rağmen yeni izlediğim Cinderella Man'de karakteri dolduran oyunculuğuyla, filmin konusunu da birleştirince leziz bir film çıkarmış ortaya. 3:10 to Yuma, Amerikan Gangsteri seyredilesi filmlerinden. Russell Crowe abartmış denilen Dünyanın Uzak Ucu seyir listemdeki eserlerden.
Buradan Sabahnur'un Russel Crowe filmlerine, buradan tüm filmlerine ulaşın, seyir listenize muhakkak bunlardan serpiştirin.
Bugün şöyle bir düşün! Sınıfını geçebilmek için, iyi not alabilmek için, nasıl geceni gündüzüne katarsın? Söyle, yüzde kaçını O'nun için yaptın bugüne kadar? *(akademim, vidyodan haberdar ettiği için, teşekkürler)
Hayal Kurmak O Kadar Kötü Değilmiş
Filmi izlerken en son istediğim şeydi kötü bitmesi. Kötü bitersede ağlardım herhalde, nitekim iyi bitince de ağladım. Aslında abartıyorum ama ekşi tabiriyle boğazınızda yumruk hissettirecek cinsten küçük bir trajedi. İç savaş ve kızın peri dünyası aynı anda gidiyor filmde, ama bu iki hayat kesişince film en güzel sahneleri çıkıyor ortaya. Yorumlara baktım da bir tane kötü diyen çıkmamış, ilk dvd izleme zamanında bu kiralanmalı, not alın bir yere.
Del Toro’nun merakla beklenen filmi Labirent, İkinci Dünya Savaşı sonrasında geçen fantastik bir yolculuğun hikâyesi. İspanya'da faşist rejimin iktidarda olduğu yıllarda küçük bir kız hamile annesiyle birlikte üvey babasının yanına taşınır. Devrimcilere göz açtırmamaya kararlı olan son derece sert asker baba kırsal bir bölgedeki karargahta yaşamaktadır. 10 yaşındaki Ofelia yeni taşındığı evin arka bahçesinde esrarengiz bir labirent keşfeder. Labirentin içerisinde yaşayan Pan adındaki yaratık küçük kızın tüm yaşamını değiştirecektir.
Del Toro bizleri küçük bir kızın hayal dünyasının içine sokarak kurduğu olağanüstü fantastik dünyanın penceresinden faşizmin yıkıcılığı ve yok ediciliğiyle yüzleştiriyor.
Zamanda Yolculuk
E=mc2'den hareketle zamanda yolculuk 3 ay içinde deneyi yapılacakmış ve bilim adamları ciddiye alıyorlarmış bu deneyi.
"Bu zaman tüneliyle teoride, geçmişe yolculuk mümkün. Volovich’e göre yüzyıllar veya bin yıl sonra, torunlarımız tarih kitaplarında, CERN’deki deneyi okuyacak. Deneyin ne zaman, kaçta ve nerede yapıldığı hakkında bilgi sahibi olacaklar. Ve o zamanki teknolojiyi kullanarak, açılmış olan “zaman tünellerinden” bizi ziyaret edecekler."
Efemsi.net mimlemiş Zamanda yolcu olsam? diye. Ben herhalde bu önce Atatürk'ün yanına giderdim. Ses kaydı yapardım başörtüsü konusu hakkındaki düşüncelerini. Sonra "Atam bu Baykal'ı napalım pencereden atalım mı ?" diye sorardım. Google.com, Facebook.com ve bilahare tüm domainleri tescil işlemleri başlandığı anlara giderek satın alırdım. Nasolsa bir harf için bir milyon dolar veren insanlar çok, dimi.
Ne Garip
Duaile'de seçim döneminde bahsetmiştik, ne garip şu cemaatçilik işleri diye. (Madem o kadar dindar insansiniz diye yorum yapılmıştı, bu yazıda da eksik gördüğüm için yazıyorum, yoksa kimsenin dini yaşamını tartmak bize düşmez) Herkes hür iradesiyle tüm cemaat aynı partiye oy vermişti ya, bizim marketin sahibi de o yoldaydı. İşin kötüsü ya onlar satmayın dediyse, halimiz gerçekten perişanmış be blog. Bu kafayla ne türban sorunu kalkar, ne de başka sorunlar eksik olmaz. Bir olmadıkça. Gerçi bu kadar bölünmüşlükten sonra, herşey için çok geç olmuş mudur acaba?
Ben bu kanalların melodi kodlarını girme hızına hastayım. Özellikle Kanal D ve Show bu konuda lider. Dün Parsnarkoterör izliyordu kuzenim, asker vuruluyor, şehit yaz bilmem nereye gönder, şehit türküsü cebine gelsin. Yuh yani, gerçekten. Özellikle dini bir melodiyle hiç alakası olmayan bir dizide, ezan mı duyuldu, hemen ezan yaz gönder; birisi fesuphanallah mı dedi Allah yaz Allahu Allah gelsin.
Bu arada kıyamet yaklaştı diye korkuyorum be blog. Dün adamın biri çıkmış, Hz.Havva'nın üstünde giysi yoktu, hani başörtüsü islamın gereğiydi falan filan. Daha neler neler. İbretlik olaylar gerçekten. Diyorum boşuna kasmayayım anne Öss falan, belki mesleğimi yapmaya fırsat kalmayacak. (Gülüyor)
Denemeler düşük gelmeye devam ediyor. Her sınav sonrası milad oluyor sözde, ama normal zamanda hiç sorun olmayan sorular sınavda göremiyorum ne hikmetse. Basiretim kapanıyor sanki. Acaba bir yerlerde büyük mü konuştum, yoksa hoş olmayan birşey mi yaptım diye düşünmüyor da değilim. Duaya ihtiyacım var yani.
Tevhide size bir fotoğraf anlatmak istiyor. Tam 2008 mısrası olan bir fotoğraf. Birincisini anlatıyor. Başını eline alıyor, kare bir örtünün içine yerleştiriyor. Örtüyü çenesinin altından düğmeliyor. Başında kocaman bir gülümseme. Omzunun sol tarafında bir karga, sağ tarafında bir kırlangıç. Karga ötse bile siyah siyah, kırlangıç örtüyle uçuyor.
Ve gökten üç özgürlük düşüyor...
Birisi başörtüsünün başına, biri Tevhide'nin başına, diğeri de örtüyü kargalardan uzaklaştırıp, göğe seren kırlangıçların başına...
Bizde Ailecek Seyrettik Olanları
Başlarını karıştıracak vakitleri olmayan modern beyinler, kendi kafalarındaki boşluk örtüsü dururken başörtüsüne takılıp orda kaldılar. Akıllarından bir sayı tuttular, tutmayı beceremediler, dışarı taşırdılar. Bizde ailecek seyrettik olanları. İlk önce güldük, sonra elimizi başımıza götürüp koroyla şöyle dedik; "Modernliğinize kendi başınızdan başlayın, bizim başımızdan değil"
Hadi Allahaısmarladık. Pardon olmadı, hadi baş baş.
(Marmara Fm'e verdim bu aralar kendimi. Çıkan her küçük alıntı yazıları bloga eklemek geliyor içimden, bunu bulabildim sadece internette)
Bu bağlamda eğer biraz gurur sahibiyseniz, o duruma düşmeyin, boşverin inceldiği yerden kopsun. Zaten takdir teşekkür algoritması da değişmiş. Neredeyse 5.00 ortalaması olan takdir alabilecek. Buda okulda bir iki kişi eder sanırım. Ya, bu yazıyı okurken, bu daha takdir teşekkürle uğraşıyor diyen ey okuyucu. Ne kadar şanslısın, bizim gibi denek olarak kullanılmadığın için, bilemezsin. Lise kadar şey bişey yok bence.
Kasanız Çok Mu Isınıyor ? Yazık
Unutmadan, bilgisayar kasası ısınan ve Google'dan gelen ey okuyucu. Ayakların üşüyorsa kasana usat, ısınırsın. Nitekim ben şimdi öyle yapıyorum arada, gerçekten etkisi oluyor. Beğenmedin mi bu tavsiyeyi, seni şu forum başlığına gönderebilirim.
Bu arada, okuyucuyla sohbet eder gibi yazmayı bugün Syn. Kutlu'da gördüm. Çok hoşuma gitti. Otobüste okurken gülümsetebiliyor insanı Menekşeli Mektuplar.
Interneti iptal ettirmek yerine kabloyu anneme vermek daha mantıklı geldi. Aslında bu yöntemi sene başında bizim liseyi kazanan bi çocuk söylemişti serviste, OKS'ye hazırlanırken annesi uyguluyormuş. Kahkayı basmıştık o zaman. Çocuğa da acımsı bir ifadeyle bakmıştık. Ama iptal ettirmektense bir hafta, on günde girmek daha mantıklı. Girdiğim zaman kotayı korkusu olmadan download yapmak da ayrı zevkmiş doğrusu. Annem vakti zamanında şifre koymuştu, onu kırmak için günlerce uğraşıp sonunda başarılı olduğum günleri hatırlıyorum da bu yöntem gerçekten her iki taraf içinde sağlıklı :)
Bu arada son on gün içerisinde babam yirmibeş yıl aradan sonra kendi işini kurdu. Onun sevindirikliği var üzerimizde ailecek. Iki gündür uyku uyumuyor zavallım, heyecandan mı stresten mi kestiremiyoruz. Tamamen benim gazımla biraz da annemin gazıyla atıldı desem yalan olmaz herhalde. Emekli adamım, ne işim var, ben evimde akşama kadar kitabımı okucam, paraya da ihtiyacım yok diye ısrar etsede, sık dişini 5 yıl, sonra satar çocuğunun eczanesini veya muayenehanesini açarsın diye gaza getirdim. Evet, çok bencilim.
Deprem de oldu Denizli'de bu hafta. Her zaman bir daha izlemeyeceğim dediğim Tek Türkiye'ye yine bağlanmışken birdan salladı. Direk uçtum çekyatın altına. Annemler öyle bakınıyor etrafa. Ben bağırırken çabuk kapının altına filan girin diye, deprem geçti. 4.2 ama yine de uzun zamandır olmayan bir il için korkutucu. Son sıralarda Denizli ve Aydın da günde bir kaç kere küçük depremler olmaya başlamış. Aslında bu daha iyi diyorlar, enerji boşalması bakımından, Rabbim büyüklerinden korusun.
Bu arada ey okuyucu, 7-24 atm gibiyim. Bunu bugün komşumuz söyledi. On ikide kalkmış, pazar kahvaltısı keyfi yapmak için marketten birşeyler almaya giderken, ben dershaneden geliyordum. Evet, pazar günü yedi buçukta dershaneye gitmek çok sıkıcı bir durum olsada seviyorum, çünkü ben buna mecburum.
Üstteki reklam neyin nesi derseniz (Vazgeçtim, iki kuruş için blogun görünümünü bozmaya gerenk yok), baktım günlük 250 ziyaretçi gelmeye başladı. Bunun en fazla kırkı müdavim olsa, diğer iki yüzü autorun.inf, amvo.exe, ibrahim saraçoğlu, virüslerden kurtulma, evlerinin önü boyalı direk diye arayarak geliyor. Hadi bunları yazarken bu ziyaretçilerin geleceğini tahmin etmiştim de "Ne zaman öleceğim" diye arayarak gelenlerin olacağını tahmin etmemiştim. Neyse reklamlara tıklarlar da bizde yolumuzu buluruz belki. Ondada bir aksiyon göremedik daha. Millet artık anlıyor sanırım kimsenin bedava kontör vermeyeceğini. Eskiden böylemiydi, Ringofon'dan 2-3 dolar kazandığımız günler :) Bu arada Eskimez Ezgiler'in ve blogun temasını değiştirdim. Eskimez Ezgilerin tasarımını gerçekten çok sevdim. Bu blogun tasarımınıda Nahnu sevdi, sevindim beğenmesine. Teşekkür ediyoruz.
Neyse bu da bu blog geçmişinin en uzun yazısı olsun, Allah Öss nedeniyle bloglamayı bırakanları sayısını artırmasın, yarınki geometri sınavında rabbim kalp gözümü açsın ki sorunun nasıl çözüleceğini ilk bakışta göreyim. (Görmek çözmenin yarısı diyorlar ya yalan, tamamı aslında) Amin.
Ne Zaman Öleceğim ?
Aslında site palavra üzerine kurulmuş ama insan yinede bilgileri girip, Check your Death Clock butonuna tıklarken içi bir acayip olmuyor değil. 17 Şubat 1965 gününü biçti bana. 74 yıl bir ömür. O kadar ömrüm var mı acaba?
Bana şu an çok uzak gelmesinden herhalde, koskoca 74 yıl diyorum. Ama bir haftadır yürüyemeyen dedeme sorsam 85 yıl nasıl geçti diye, bir çırpıda anlatır herhalde. Keşke bu kadar yaşamasaydım da diyebilir belki. Ölüme değil biz dili bağlı gitmeye yanarız diyor ya Ömer Karaoğlu, işte biz dili bağlı gitmeye yanarız...
Dejavu
Aslında ben hep bu anların önemli olduğunu düşünmüşümdür. O anı daha önce yaşamış gibi olunca o ortamın değerli olduğu hissi uyanır bende. Ama aslında beynin iki lobunun milisaniyeninde altında bir zaman farkıyla çalışmasında ortaya çıkıyormuş.
"İnsanların %50 den fazlası hayatlarında en az bir kere dejavu durumunu yaşamıştır." ifadesini okuyunca, bu kadar nadir yaşanan bir olaysa bende bir anormallik var sanırım diye düşündürdü. Üstüne Ekşisözlük'te fazlasının alzheimer başlangıcına işaret olduğu yorumunu okuyunca şok oldum. Ama zihin yorgunluğundan kaynaklanan bir şeymiş sadece o kadar. Evet, zihnim acayip yorgun, zaten denememde berbat geçti.
İbrahim Saraçoğlu, Bilge Kişilik
Annem lavanta siparişini verdi bile. Denemekten zarar çıkmaz, en azından bir deneyelim. Az uyumanın yolunu sormayı düşünüyorum maille, kitapta var yolu derse hemen alırım. Bu aralar buna da taktım. Mesela bu adam dün iki saatlik uykuyla duruyordu. Biz sekiz saat uyuyoruz ve yorgun uyanıyoruz. Beş saat uyumayı başarsam, üç saat üç saattir. Bu ders maratonunda muhakkak yararı olur. Az uyumanın yolu, Melih Arat yazmış.
Autorun.inf, Uxdeiect.com, Cfmon.exe vbs. Silme ve Kurtulma
1. Ctrl-Alt-Del konfigürasyonunu kullanarak Görev Yöneticisi’ni (Task Manager) açın.
2. Eğer wscript.exe adında çalışan bir dosya varsa işlemi sonlandır ile kapatın.
3. Eğer explorer.exe adında çalışan bir dosya varsa işlemi sonlandır ile kapatın.
4. Görev Yöneticisi’nden Dosya > Yeni Görev Çalıştır fonksiyonunu açın.
5. Çıkan kutuya cmd yazarak Komut İstemini çalıştırın.
6. Aşağıdaki komutu bütün sabit disk bölümlerine uygulayın.
del c:\autorun.* /f /a /s /q
del d:\autorun.* /f /a /s /q
del e:\autorun.* /f /a /s /q
(Not: Bu komut sabit disklerinizdeki bütün autorun.inf dosylarını sileceğinden dolayı eğer kendi olauşturduğunuz dosyalar varsa yedekleyin.)
6. Aşağıdaki komutu bütün sabit disk bölümlerine uygulayın.
del c:\uxdei*.* /f /a /s /q
del d:\uxdei*.* /f /a /s /q
del e:\uxdei*.* /f /a /s /q
7. cd c:\windows\system32 komutu ile Windows/System32 klasörüne girin.
8. dir /a amv*.* komutunu girin.
9. Eğer amvo.exe, amvo0.dll, amvo.dll adında dosyalar görüyorsanız aşağıdaki komutla silin.
attrib -r -s -h amvo.exe
del amvo.exe
10. Görev Yöneticisi’nden Dosya > Yeni Görev Çalıştır fonksiyonunu kullanarak regedit komutunu çalıştırın. Şu anahtarı bulun.
HKEY_CURRENT_USER \ SOFTWARE \ Microsoft \ Windows \ CurrentVersion \ Run11. Bu anahtar altında amvo.exe veya cfmon.exe girdisi varsa silin.
12. Regedit’in düzen>bul fonksiyonu ile uxdeiect.com dosyasını arayın. Bulduğunuz bütün girdileri silin.
13. Görev Yöneticisi’nden Dosya > Yeni Görev > msconfig fonksiyonunu kullanarak başlangıç bölümünden cfmon.exe, amvo.exe gibi dosyalar işaretliyse işaretini kaldırarak uygula yapın.
14. Bilgisayarı yeniden başlatın.
Bilgisayarınız bu şekilde autorun trojanından kurtulmuş olacaktır. Eğer hala trojan varsa buradaki işlemleri bilgisayarınızı güvenli kipte açarak tekrarlayın. Burada anlatılan yöntemleri uygulamak tamamen kendi sorumluluğunuz altındadır. (teşekkürler)
Harddisk Birlikte Aç Sorunu ve Trojanlar
Kurban Akılla Değil, Aşkla Açıklanır
Sevemeyenler, sevecek yerlerini öz elleriyle kundaklayanlar, “Halilullah” (ALLAH sevgilisi) olan İbrahim’in rüyasını, hülyasını, sevdasını nasıl hayra yorsunlar? “Sahibi benim” dediklerinin eline zincirlerini verip altında binek olanlar, “sahibi benim” dediklerinin gerçekten sahibi olan ve sırtına binip onu aşkın yolculuğunda bir binek olarak kullananları nasıl anlasınlar?
Kurban, teslimiyetin temsili, insanın nefsine bıçak çalması, kalpteki cerahatin akması, paylaşmaktır, yeniden başlamaktır... Kurban'ı anlamak dileğiyle.
(Kurbanla ilgili yeterince post gönderdim ama mailime düşen bu bayram mailini yazamadan edemedim)
Blog.falanfilan.org, tasarım ve görüntü olarak çok güzel bir blog. İçerikleri özgün ve sayfalar özenle seçilmiş görseller ile tamamlanmış. Kullandığı dil espirili ve kolay anlaşılır. Duhan ‘a böyle bir blog hazırlayıp bizlerle paylaştığı için teşekkür ederiz.
Yazıyı Email Gönder








