Fıkra Sevenlere
Gönderen: Editorya Tarihi: Ara 30, 2007
ahmetde tarafından sahiplenilmiştir.
Açıklama : Fıkralar yaşamın tuzu, biberi..Canı sıkılan arkadaşları beklerim..
Rss : fikrasevenlere.blogspot.com…
Kategori : Eğlence
Etiketler : eğlence fıkra Fıkrasevenlere mizah karikatür
-
Fıkra Sevenlere , çok iyi seçilmiş fıkralar, komik hikaye ve karikatürleri paylaşıldığı, güzel hazırlanmış bir blog. Biraz hoş vakit geçirip gülümsemek isteyen arkadaşalara tavsiye ederim. ahmetde ‘ye paylaşımları için teşekkür eder, yeni yılda mutluluklar dileriz.

Shrek'in fragmanlarını gösteren bir televizyon kanalında, el ele tutuşmuş Shrek ve Fiona'yı o mesafeden gören, annem:
— Bunlar Süleyman ve Nazmiye Demirel çifti mi? diye sordu! Seçememiş gözleri).
Alfabe
Ben de bu yıl okula başlayan torunum için kuvvetli bir moral alkışı istiyorum.
— Örrrtmenim, taa evden buraya tel çizmeye mi geldik, hep yumarlak mı yapcaz, harf felan öretmicen mi? deme cesaretini gösterdiği için.
Annem!
— Bu taraf bitti, diye CD'yi arkasına çeviren ve sonra da:
—Bu CD çalar çalışmıyor! diye feryat eden anneme alkış az geliyor!
Modem
Yemek masamın üstünde duran modeme uzun uzun bakan anneannem:
— Bu ne? diye sordu. Ben de kolay anlasın diye:
— Hani benim bilgisayarım var ya onunla internete giriyorum. İşte internete girmek için o kutu zorunlu, diye uzun uzun açıkladım. Anneannem dinledi beni:
— Yani modem bu, dedi ve konu kapandı...
Yaz Okulu
Bir alkış da annesine yaz okulunu kazandığı müjdesini veren üniversite
öğrencisine gelsin. Bu yaratıcılığa şapka çıkartılır.
Beyin göçü
Tiki olduğu her halinden belli olan kızımız Beşiktaş-Taksim midibüsünde yanındaki arkadaşına dert yanmaktadır:
— Şekerim dördüncü kez girdim ÖSS'ye, ama yine kazanamadım, gidicem sonunda Amerika'ya o olucak. Böyle böyle beyin göçü oluyor işteeaa!!
Sen git, masrafları ben karşılıyorum.
Alman yazar
Bir alkış da lisede edebiyat dersinde okuduğu şiir bitince sınıfa dönüp:
— Bu şiiri ünlü Alman yazar Goethe yazmıştır, diyen hocasına:
— Niye, kâğıt bulamamış mı? yanıtını veren arkadaşa gönderelim.
Düz mantık
Eğer bir sokakta yürüyorsanız ve camında ''Bu ev kiralıktır'' yazılı bir evin yanından geçip birkaç adım sonra önüne geldiğiniz bir başka evin camında ''Bu da'' yazısını görürseniz bilin ki Trabzon'dasınız.
İngilizce yazılısı
Bir alkış da ingilizce sınavında 'Nice ........' şeklindeki boşluğu 'Nice mutlu yıllara!' şeklinde dolduran, dahi mi aptal mı olduğunu henüz anlayamadığımız öğrencime istiyorum.
Hügo'lar Beşledi
Bir alkış da lisede edebiyat kitabından bir metni tüm sınıfa sesli olarak okurken V. Hugo'ya 'Beşinci Hugo' diyen arkadaşımıza gelsin.
Ne zaman?
Kardeşim karne almıştı. Fakat birçok zayıf notu vardı. Annem, babamla beni kenara çekip uyarıları sıralıyordu;
— Sakın çocuğun moralini bozmayın, sakın kötü bir şey söylemeyin. Uyarılar özellikle babama yönelikti;
— Hele de sen, sakın çocuğun gururunu kırma.
Babam daha fazla dayanamadı ve sordu:
— Karne için ne zaman özür dileyeceğiz?
Havale
Bankada gişe önünde işlemimin yapılmasını beklerken, yanımdaki gişe de işlem yaptıran yaşlı teyzeye, görevli kadın soruyor:
— Parayı kim alacak teyze? Alıcısına ne yazalım?'
Teyzem yanıt veriyor:
— Bu paranın hayrını görme İnşallah! yazalım.
Lamba
Dün gece evime giderken yolun tenhalığından olsa gerek kırmızı ışıkta geçtim. Ardından yurdum polisine alkışı hak ettirecek anons:
— Bacım o geçtiğin gece lambası değildi, çek sağa!!
Hacim nedir?
Öğretmen bir arkadaşımdan naklen; 5. Sınıfların Fen Bilgisi sınavının 2. sorusu:
— Hacim nedir? Bir örnek vererek açıklayınız.
Öğrencimizden gelen yanıt:
— Hacdan gelenlere hacim denir. Örnek: Nasılsın hacim?
Asabi Polis
Hareketli Bağdat Caddesi akşamında, polis ağabeylerimiz rutin olduğu üzere devriye gezmektedir. Işıklarda müşteri bekleyen taksiye yaklaşılır ve anonsla;
— Ticari, bekleme, devam et!
Camdan eliyle '1 saniye' işareti yapan taksiciye, daha güçlü ve sert
ikinci anons gelir:
— Ticari, benne pölümüye girme! Devam et dedik!
Neden olmasın
5 yaşındaki yeğenime babası soruyor:
— Büyüyünce ne olacaksın kızım?
— Asena olacağım babacım; sen ne olacaksın?
Babası gayet sakin yanıt veriyor:
— Katil!!
İkisine de meslek yaşamlarında başarılar diliyorum.


—Sen de bir büyük kap ayran yaptırıp getir!
Sonuncuya bakmış çok fakir olduğunu da bildiğinden;
— Sen bugün kahveye filan gitmeyecek misin? Ben evde temizlik yapacağım, diyerek, zar zor da olsa kocasını evden uzaklaştırmayı başarır. Kocasının çıkmasını fırsat bilen sevgililer de hemen eve damlar. Kadın;
— Siz hemen gidin.Bu gün işe gitmedi, kocam buralarda!, derken zil çalar.Kapıyı açmadan önce adamlarını sağa sola saklar, kapıyı açar gelen kocasına;
— Ne oldu?
— Yahu karnım çok acıktı. Bana dolma yapsana, canım çok istedi.
Gözleri parlayan kadın;
— Sen kimsin yahu?Adam sakin bir şekilde;
— Ben Tanrı tarafından geliyorum. Karınız dolma istedi. Dolmayı verdiği ile çıkıp gitmesi bir olur. Adam olayın şokunu atlatamadan;
— Yaaa tamam da bu ayransız gitmez ki. Sen bari bir ayran yap!
— Tanrım!! Bir damacana ayran olsa da içsek!
Ayranı getiren adamda çıkar. Kocası tabii çok şaşırır.
— Sen de kimsin?
— Ben Tanrı tarafından gönderildim. Karınız ayran istedi.
Çıkıp gidince, kocası hayretler içinde, kendi kendine;
— Bizim karı ermiş, evliya mı oldu ki?
Aklı üçüncü sevgilisinde olan kadın, kocasıyla oturur, gelenleri bir güzel yer. Sonuncu adam hâlâ saklandığı yerde, 1 saat geçer, 2 saat geçer, 3 saat derken, daha fazla dayanamaz çıkar. Adam sonuncu sevgiliyi de evinde görünce daha bir tok sesle bağırır;
— Ulan! Ulan! Sen de kimsin?
Adam gayet sakin;
— Ben tanrı tarafından gönderildim. Boşları alacağım!

- Ee.. Şöyle açıklayabilirim... Eve dönerken bu zavallı kızı gördüm. Çok yorulmuştu. Onu arabama aldım. Karnı da acıkmıştı, o yüzden onu eve getirdim ve senin buzdolabında unuttuğun rostoyu pişirdim. Kızın ayakkabıları delinmişti. Modası geçti diye artık giymediğin ayakkabılarından bir çift verdim ona. Üşümüştü, o yüzden sana doğum gününde aldığım fakat rengini beğenmediğin için hiç giymediğin süveteri ona verdim. Kızın pantolonu parça parça olmuştu, artık senin kalçalarının sığmadığı bir pantolonunu da verdim.
Tam çıkmak üzereyken bana:
— Karınızın artık kullanmadığı başka bir şey var mı bu evde? diye sordu.. ve işte buradayız!

Yine böyle yüzüstü güneşlenirken merdivenlerden birisinin çıktığını duyar ve havlusu ile poposunu örter. Merdivenleri bir solukta çıkan otelin müdür yardımcısı nefes nefese;
— Pardon hanımefendi! Hilton oteli güneşlenmeniz konusunda bir şey diyemez, ama dünkü gibi mayonuzla güneşlenirseniz çok iyi olacak!
Genç kadın sakin sakin:
— Ne fark eder? Beni burada kimse göremez, ayrıca bu havlu ile de örtünüyorum bakın.
Müdür yardımcısı utanarak:
— Tam olarak değil!
— ??
- Tavanı cam olan restoranın üzerinde güneşleniyorsunuz bayan!!

—Günün birinde av yaparken öyle bir yere geldim ki patikanın üst tarafı sarp kayalık, alt tarafıda uçurum. Aniden karşıma bir Ayı çıktı. Arkamı döndüm bir de ne görüyüm Arslan geliyoooo!
Dinleyiciler hep bir ağızdan koro halinde;
— Eeeeeeeeeeeeeeeeeee!
—Mermimde bitmiş.
Dinleyiciler:
— Eeeeeeeeeee! Peki sonraaa?!!
Dinleyenlerin alaycı üslubunu hisseden avcı:
—Beni yediler.

Bir başkadır, yayla turizmi!!
Buyrun Yayla Turizmine.. Koşullar, kurallar bu!! Bence güzel bir duruş var metinde:)).. ONA GÖRE!! Umarım Zamanla değişmezler!!
— Ah sevgilim; bilsen seni ne kadar özlemişim! Gelmene öyle mutlu oldum ki!..
Akşam yemekten sonra karı-koca oteldeki odalarına çekilir. Kapıyı kapatır kapatmaz öpüşüp koklaşmaya, tatlı sözler mırıldanmaya başlarlar.
Fakat tam bu sırada komşu odadan bir tekme duvara iner. Ardından da öfkeli bir ses gürler:
— Yeter yahu! Her gece!! Her gece!! Yine başlamayın! Bırakın da hiç olmazsa bu gece uyuyalım!

— Nasılsın, baba? Sana iyi bakıyorlar mı burada? Bir şeyler gerekli mi?
— Oğlum, bu huzurevinde rahatım çok yerinde!. Bana burada çok iyi bakıyorlar, her akşam yatmadan önce bir bardak sütlü kakao bir de viagra veriyorlar. Allah razı olsun onlardan, hiç bir şeye ihtiyacım yok.
Ziyaret sonunda adam hemen hemşireyi yakalar.
— Hemşire hanım! Bakar mısınız?!. Babam bir şeyler anlatıyor. Yatarken bir bardak sütlü kakao, bir de viagra veriyormuşsunuz, doğru mu bu?
— Doğru. Doktor beyin talimatı böyle.. Sütlü kakao çabucak uyutuyor, viagra da yuvarlanıp yataktan düşmesine engel oluyor.

- Görüyorum ki tüm çiftler rahat durmuyor ve gemide gitgide çoğalıyoruz..Bunu önlemem gerekir. Yoksa batacağız..Bunun için tüm erkeklerin şeyini kesip karşılığında makbuz vericem!! Limana vardığımız da erkekler makbuz karşılığı şeyini geri alacak.Estek köstek istemem!!
Ve denilen olur. Ertesi gün erkeğinin kendisine bir şey yapamayacağını bilen dişi kanarya:
— Sen erkek diiilsin, senin şeyin bile yok!! cik cak cuk cik!!
Sinirden, hırsından deli olan erkek kanarya bir haftayı böyle geçirir.. Bir haftanın sonunda dişi bir bakar ki; erkek kanarya pür neşe, kahkahalar atıyor, gülüyor, gülücükler dağıtıyor, sevinçten zıp zıp zıplıyor. Meraklanır:
— Hayrola!! Şeyini kaybedince aklını mı kaybettin?
Erkek kanarya zıplamaya devam eder:
— Limana inelim göööreceksin!
Dişi kanarya şaşırır;
— Limana inince nolucak ki?
Erkek kanarya kahkahayı basar;
— Eşşeğin makbuzunu çaldım!!!

lastiklerini indirmek mi, kapı zilini çalıp kaçmalar mı..Ne bileyim işte sütler gibi pek çok olayın faili olarak bu iki afacan kardeş gösterilmektedir... Ailesinin bile zapt etmekte zorlandığı bu afacanları yola getirmek için “Kilise” fikri ortaya atılır. Bunları ancak asabiliğiyle ün yapmış rahip dizginleyebilir fikri, genel kabul görür... Ailesi alır iki afacan kardeşi kiliseye, rahibin yanına götürür...
Önce büyük kardeş rahiple baş başa kalır... Rahip karşısındaki çocuğu ürkütmek istemeyen bir tavırla sorar:
— Söyle yavrum, Tanrı’mız nerde?
Küçük afacan başını öne eğerek susar...
Rahip sakinliğini korur:
— Söylesene evladım!! Tanrı’mız nerde?
- ?
— Evladım sana soruyorum!!!! Tanrı’mız nerde?
- ?
Asabi rahibin sinirleri iyice bozulmuştur:
— Söylesene yav!!! Tannnnnrı’mız nerde?
- ?
— Seni aşağılık afacan !!! Benim sorularıma cevap ver!!
Tanrı’mız neeerdeeeee!!!!!!!
Rahibin sinirden kıpkırmızı suratını gören afacan çocuk, kapıda sırasını bekleyen kardeşinin elinden tutarak hızla kiliseden kaçar.. Eve, odalarına girince, küçük kardeş ağabeyine:
— Biz kimden ve neden kaçıyoruz?
Soluk soluğa kalan abi:
— Bu kez başımız gerçekten dertte. Tanrı kaybolmuş, bizden biliyorlar!!

Uçak şirketleri de bu makine ile ölü tavuk fırlatıp camlarının sağlamlığını deniyorlar. Öyle ki fırlatış hızı ve diğer değerler, uçuş anında çarpan bir kuş ile aynı. Böylece uçakların camları doğal yöntemlerle test edilmiş oluyor .. Bu iş İngilizlerin çok ilgisini çekiyor ve hızlı trenlerde denemek üzere makineyi ödünç alıyorlar. Ancak söylenen tüm ayarları yapmış olmalarına karşın testlerde denenen tüm tren camları kırılıyor. Hatta bazen arka duvarlarına kadar da gidebiliyor. Her seferinde aynı sonuçla karşılaşınca durumu makineyi üreten şirkete rapor ediyorlar. Raporu inceleyen şirket yetkilisi faksla karşılık veriyor:
— Çözülmüş tavuk kullanın!

— Erkek istiyoruz! diye, bağırırlarmış.
Gelen misafirlerin yanlış anlamasından da korkan kadın sonunda dayanamamış ve papaza:
— Sen getir onları bana, benim papağanların kafesine koyalım da ahlak öğrensinler biraz, benim papağanlar sürekli dua eder
Kadında almış papağanları getirmiş papazin evine... Kafese girer girmez dişi papağanlardan birisi:
— Hey yakışıklı, iki tane ucuz fahişe ister misiniz kafesinizde!
Erkek papağanlardan biri ötekine dönüp:
— Benim gördüklerimi sende görüyor musun?
Öteki:
— Oluuum!! Bütün dualarımız kabul oldu lan sonunda!

Temel:
— Ula Ula! Napiysunuz?
- Hava çok sıcak, sen celene kadar piraz cöle cirelum dedik.. Ama pizum Tursun yuzme pilmiymuş da!! Poğulma tehlikesu geçurmişdur. Pende ona yardimcu oliyrum da!!
Temel:
— Ula poğulma tehlukesi geçurene penum pildigum suni teneffus yapilur!! Hay Allah pelanizu versun da!! Punlaridami goreceydum!!
İdris karşılık verir:
- Pizde oyle paşlamışduk ama pu iş pizi çok sardi!!

— Behey kâfir! Bu yaşta hala içiyorsun bu zıkkımı!!. Utanmıyor musun? Bilmiyor musun haram olduğunu?
— Sırtınızdaki ipek kaftan da haramdır, diye karşılık verir Bektaşi.
Kadı:
— Bunun içine pamuk katarlar!
Bektaşi:
— Dünyada doğru adam mı kaldı, şaraba da yarı yarıya su katıyorlar.
Bir gün fazla
Adama sormuşlar:
—Kaç gün oruç tuttun?
—Hastalığım nedeniyle, ancak bir gün tutabildim!
Aynı soruyu, orada bulunan Bektaşi ye sorunca, hiç istifini bozmadan yanıt vermiş:
—Bu arkadaş benden bir gün fazla tutmuş!

— Hayrola hemşerim, arabanın nesi var? İstersen senin arabayı benimkine bağlayalım, çekeyim ilk tamirciye kadar.
Temel bu teklife çok sevinir. Ara halatı ile Murat'ı Ferrari' nin arkasına bağlarlar. Ferrari' nin sahibi genç uyarır:
— Ben hız yapmayı çok severim. Eğer farkında olmadan aşırı hız yaparsam, sen selektör yap beni uyar!
Temel:
— Tamam!
Yola koyulurlar. Bir süre sonra Ferrari gaza basmaya başlar, 60.80.100... derken, Murat124 arkadan selektör yapar. Ferrari durumu anımsar ve yavaşlar, bir sure sonra Ferrari yeniden gaza basar, 70, 80,100... Selektör yeniden anımsatır. Ferrari yavaşlar. Yolda bu şekilde ilerlerken bir Lamborghini Ferrari' ye yaklaşır:
— Kapışalım mı?
Ferrari yanıtlar:
— Nesine?
— 340 km. ötedeki benzinliğe ikinci varan, ilk varanın deposunu doldurur.
Ferrari hemen onaylar ve yarışa başlarlar. 120, 140, 180, 220...
O arada trafiği denetleyen helikopterdeki görevli polis, genel merkeze bilgi vermektedir:
- Komiserim, şehrin kuzeyindeki yolda trafik güvenliği tehdit altında!!! 3 araç yarış yapıyor. Ferrari ile Lamborghini saatte 300 km hızla yan yana gidiyorlar, arkadan da Murat 124 onları geçmek için 10 dakikadır selektör yapıp yol istiyor!!
— Sevgili Doktor, akşam saat 8'de kapının zili çaldı. Kapıyı açtım, karşımda kocaman bir adam duruyordu. Annem ve babamın evde olup olmadığını sordu. Bende, ne yazık ki şu anda evde olmadıklarını, bir yere gittiklerini söyledim. Sonra adam içeri girdi ve bana 2 defa tecavüz etti, gitti. Size soruyorum, bu adam annemden, babamdan ne istiyordu?
— Ne rüya gördünüz anlatın bakalım?
Mevlevi sikkesini başına geçirerek:
— Hayırdır inşallah göklere çıktım!
Bunun üzerine Sofu dayanamaz:
— Ben ise rüyamda cennete gittim!
Bektaşi:
— Erenler, ben de gece birinizin göklere uçtuğunu, diğerinizin de cennette gezdiğini görünce, 'Artık bunlar fani dünyaya dönmezler' diyerek kalkıp baklavayı bir güzel temizledim!
Fermuarın azıcık açık kalan yerinden dışarı bakar ve hemen kafasını geri çeker. Bu hareketi bir kaç kez tekrarlayınca rahibenin dikkatini çeker.
— Beyefendi, ben bu işlerden pek anlamam ama galiba yumurtalarınız dan biri çatlamış!

Avukat:
—Kesinlikle metres daha iyidir!!. Eğer bir karınız varsa ve boşanmak isterse, bir sürü yasal sorunlar çıkıyor. vs. vs.
Doktor:
— Bir karınızın olması daha iyidir!! Çünkü eş bir tür güven duygusu verir ve stres düzeyinizi düşürür, bu da sağlığınız için yararlıdır.
Matematikçi:
— İkiniz de yanılıyorsunuz!!. Hem metresiniz, hem de karınız olmalı ki; karınız metresinizle, metresiniz de karınızla olduğunuzu düşüneceğinden siz de rahat rahat matematik çalışıyor olabilirsiniz!!

— Tanrım! Şu beş dakika içinde bana bir park yeri bulursan, yemin ediyorum bundan sonra hep Kosher yiyeceğim, Shabat'a uyacağım, Yom-Kippur ve tüm kutsal günlere özel saygı duyacağım!!
O an bir mucize gibi hemen önünde bir araç hareket eder ve yeri boşalır. Mose aceleyle gökyüzüne yeniden bakar:
— Zahmet etme tanrım!! Ben buldum!

— Kalbim çok atıyor, der.
— Atmaması lazım!
— Atmaması var mı?
— Beyefendi Atmaması bizde vardı yeni bitti, siz köşedeki veterinere yine de bir bakın!
— Kusura bakmayın at maması ithalatı artık yapılmıyor. Bizde de bitti..
— Atmaması bitmiş!
— Bitmemesi lazım!
— Arayan kimdi?
Kadın:
— Kocamdı, seninle toplantıdaymış!

— Ula yokarida kisme yohğ miiiii! yohğ miiiiii, yohğ miiii.
Sadece sesi yankılanmaktadır. Aradan biraz zaman geçer. Bir gayret daha :
— Ula yokarida kisme yohğ miiii…, yohğ miiii…., yohğ miiii….
Hiç ses soluk yoktur. Epey zaman geçer. Hava kararmaya, tutunduğu dal çatırdamaya başlamıştır. Zaten kolunda da mecal kalmamıştır. Son bir gayretle ve bağırmaktan kısılmış olan sesi ile :
— Ula, ula yokarida kisme yohğ mi? yoh miii, yoh miiii…..
Derken, nereden geldiği belli olmayan, içinden mi?,dışından mı bir ses duyar:
— Ben varım.
Gözleri parlamış ve azıcık can gelmiştir maho ağaya;
— Ula!! Hele sen kimsin?
— Ben seni yaratan Rabbin’im.
– Öyleyse bana bir çare Allahım beni kurtar ne olur.
Meçhul ses;
— Saatlerdir orada sabırla ve isyan etmeden bekledin ey sevgili kulum maho. Bu sabrının mükâfatı olarak senin bütün günahlarını affettim. Bırak elini ve gel cennetime der !
Maho ağa aşağı bakar, yukarı bakar!! Can bu, yine de tatlıdır:
— Ula başka kisme yohğ miiiiiii, yohğmiiiiiiiii, yohğmiiiii, yohğmiii...

— Peki! Zengin olmak istiyorum, der yaşlı kadın.
Peri bir el hareketiyle kadının koltuğunu som altına çeviriverir.
— Güzel ve genç bir prenses olmak istiyorum.
Birden başında paha biçilemez bir tacı olan dünya güzeli bir prenses oluverir.
— Üçüncü ve son olarak ne istersin?
O sırada yaşlı köpeği ağır bir şekilde kafasını kaldırır ve zayıf bir "hav" sesi çıkartınca,
prenses çok sevdiği köpeğine bakar:
— Köpeğimi yakışıklı bir prens’e dönüştürebilir misin?
Önünde dünyada hiç kimsenin görmediği kadar yakışıklı bir prense dönüşür köpek.
Kadın ona büyük bir hayranlıkla bakar ve o anda ona âşık olduğunu anlar..
Prens ona doğru yaklaştığında kadının heyecandan dizleri titremeye başlar, prens kadının kulağına eğilir ve dudakları neredeyse değecek şekilde fısıldar:
—Eminim zamanında beni hadım ettirdiğine çok pişmansındır şimdi!!

Favorilerine Ekleyenler
Hakkında Yapılan Yorumlar
Yazıyı Email Gönder






















.jpg)










Sayfamla ilgili tanıtımlarınız için tekrar teşekkürler.. Sayfam internet üzerinde günübirlik dolaşan fıkraları arşivlemek..Şu ana kadar şeçtiğim fıkralar 520 civarında..Mizahta ülkemizin genel kültürünü koruma gayretini taşıyorum..Umarım katkılarım olur..Dileyen istediği kaynağı alabilir..Selamlar