« MerT UraL Blog
kozanay »


Gaziantep Haber

Gönderen: Editorya Tarihi: Ara 14, 2007
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars6 Stars7 Stars8 Stars9 Stars10 Stars (11 Değerlendirme, Ortalaması: 10 üzerinden 3.27 )

Verilen Yıldızların Toplamı: 36.
Oy kullanan ziyaretci sayısı: 11
Beğenilme Oranı % 32.73
SİZ HENÜZ OY VERMEDİNİZ !...
Loading ... Loading ...

gaziantephaber-blogspot-com.JPGsebo027 tarafından sahiplenilmiştir.
Ad : sabahattin
Soyad : yıldırım
Açıklama : Gaziantep’teki tüm gelişmeler, haberler,son dakika olayları,kültür ve sanat etkinlikleri,spor haberleri, sinema rehberi ve aktualite
Rss : feeds.feedburner.com/gazian…
Kategori : Haber
Etiketler : haber gaziantep haber Gaziantepspor son dakika baklava gaziantep kültür ve sanat şehitkamil şahinbey haberler son dakika olayları kültür ve sanat etkinlikleri spor haberleri sinema rehberi ve aktualite

sebo027 Hakkında:

* Yaş: 32
* Cinsiyet: Erkek
* Astroloji İşareti Koç
* Zodyak Yılı: Tavşan
* Endüstri: İş Hizmetleri
* Meslek: serbest
* Yer: Gaziantep : Türkiye

Meraklar

* otomobil
* resim
* teknoloji
* fantastik kurgu
Devamı>

Gaziantep Haber ‘de Son Gönderiler


Some Rights Reserved
Gaziantep Haber

Acaba Dünya'da Kaç Kişi Cep Telefonu Kullanıyor?

Araştırmaya göre, dünyada şu an 3,9 milyar olan cep telefonu abonesi sayısı 2013'te 5,6 milyara ulaşacak.
Strategy Analytics analiz kuruluşunun tahminine göre, şu an dünya nüfusunun yüzde 40'ının cep telefonu kullanmasına karşılık, bu pazarın Asya, Ortadoğu ve Afrika'daki gelişimine paralel olarak 2010 yılının başında, nüfusun yarıdan fazlası mobil telefon kullanacak.
Araştırmaya göre, dünyada şu an 3,9 milyar olan cep telefonu abonesi sayısı 2013'te 5,6 milyara ulaşacak.
Asya-Pasifik, Orta Doğu ve Afrika'nın, 2013'e kadar abone sayısını yüzde 80 düzeyinde artırarak, mobil telefon pazarının lokomotifi olacağını tahmin eden analiz kuruluşu, bu üç bölgenin dünyadaki abone sayısının yüzde 60'ını ve iş hacminin yüzde 40'ını temsil ettiğini belirtti.
Uzman Phil Kendall, bu yıl sonuna kadar 500 milyona yakın abonenin, çok daha iyi veri, internet, video iletme olanağı sağlayan üçüncü kuşak (3G) cep telefonu hizmetinden yararlanacağını belirtirken, bir başka analizci Susan Wels de Grimaldo, 2009'da cep telefonu gelirlerinin üçte birini oluşturacak 3G'den altı aboneden birinin faydalanacağını, 2013'te ise abonelerin yarısının bu hizmeti kullanacağının tahmin edildiğini bildirdi.

milliyet

Karpuz'u Ye , İktidarı Kurtar

ABD Tarım Bakanlığı tarafından finanse edilen ve “A&M Meyve ve Sebze Geliştirme Merkezi” tarafından yapılan araştırmada, karpuzun hem kabuğunda hem de meyvesinde bulunan “citrullin” maddesinin, damarları gevşeterek Viagra gibi işlev gördüğü belirlendi. Araştırmada, “citrullin” maddesinin vücuttaki enzimlerle reaksiyona girerek “arginin” adlı bir aminoaside dönüştüğü, “arginin” maddesinin de damarları gevşeterek kalp, dolaşım ve bağışıklık sistemine yararlı olduğu bulundu.ANCAK karpuzun bu etkisinden yararlanabilmek için bol miktarda yenilmesi gerektiği belirtildi. Karpuzun kabuğundaki “citrullin” miktarının meyvesine oranla yüzde 60 oranında daha fazla olduğu, ancak meyve kısmında bu maddenin artırılması için bilimsel çalışmalar yapılabileceği kaydedildi. Araştırmacılardan Bhimu Patil, “Arginin, nitrik oksit seviyesini artırıyor ve damarları gevşetiyor. Viagra da ereksiyon bozukluklarını gidermek için aynı şekilde etki ediyor” dedi.
Milliyet

Sıcak Havalarda Rahat Uykunun İpuçları

Rahat uyku için önlemler:
Her şeyden önce mümkün olduğunca havadar yerde uyumamız gereklidir.
Sıcağa hassas kimselerin yatak odalarında klima kullanmayı değerlendirmeleri yerinde olur. Genel kanının aksine, dikkatli kullanılan klimalar hastalıklara yol açmaz ama konfor düzeyini önemli ölçüde artırabilir.
Özellikle yaşlıların, kalp, tansiyon, ciğer hastalıkları olanların, kilolu kişilerin vücutlarını tam destekleyen, vücudun ağırlık noktalarına özel destek sağlayan rahat şiltelerde yatmak uyku kalitesini artıracaktır.
Rahat bir uyku için tercih ettiğimiz giysiler kadar kullanılan yastıkları da dikkatle seçmek gerekir. Boynumuzun doğal eğriliğini destekleyen ama çenemizin öne doğru bükülmesine neden olmayan yastıklarda yatmak yerinde olur.
Çarşaf, yastık kılıfı ve pikelerin pamuklu olması önemlidir. Özellikle yastıkların dolgu maddelerinin hava akımına izin veren doğal veya bu iş için özel üretilmiş sentetik maddelerden olmasına dikkat edilmelidir.
Yaz aylarında gece yenen yemeklere dikkat etmekte yarar var. Her şeyden önce son öğün ile yatma saati arasına en az 3 saat koymak, midenin boşalmasına ve yatınca nefes almak ve kalp üstünde basınç olmasını azaltmak açısından gereklidir.
Akşam yemeklerinde yağlı, kızartılmış, baharatlı/acılı/ekşili yemeklerden özellikle kaçınmak gerekir.
Her zaman olduğu gibi alkol, kahve başta olmak üzere bütün kafeinli içecekler (kolalar ve enerji içecekleri dahil) uykuya dalmayı güçleştirecek veya kalitesini bozacaktır. Az miktarda alkol insanı gevşeterek uyumasını kolaylaştırabilir ancak fazlası mutlaka uyku kalitesini bozar, sabah “akşamdan kalma” duygusu da yeni güne geç ve güç başlamaya neden olur. Ayrıca, daha sık tuvalete kalkmak ihtiyacı ilave bir faktör olarak uykuyu böler.
UYKU TESTİ
Aşağıdaki sorulardan herhangi birine ‘’evet’’ yanıtı verenlerin bir uyku bozuklukları uzmanından yardım alması gerekir: Geceleri uykuya dalmakta ve uykuyu sürdürmekte zorluk çekiyor musunuz?Kaç saat uyursanız uyuyun, sabah uyandığınızda kendinizi hâlâ yorgun hissediyor musunuz?Sosyal açıdan uygun ve istediğiniz saatlerde uyuyup uyanabiliyor musunuz? İşe veya okula geç kalma probleminiz var mı?Sık sık kâbuslarla veya korkuyla çığlık atarak uyandığınız olur mu?Çevrenizdeki insanlar tarafindan horladığınız veya uykuda nefes almakta güçlük çektiğinize ilişkin gözlemler var mı?Gün içinde ani ve engellenemez uyku bastırmasi olur mu? Direksiyon başında hiç uykuya daldınız mı?Gece yatmadan önce bacaklarınızda rahatsızlık, huzursuzluk, ağrı, karıncalanma vs gibi nahoş hisler oluşur mu? Bacaklarınızı istem dışı hareket ettirdiğiniz olur mu?
milliyet

Sizi Kandırmışlar

Kilo kontrolüyle ilgili bugüne kadar bildiklerinizi unutun ve artık gerçeklerle yüzleşmeye hazır olun...
Tüm dünyanın en büyük sağlık problemlerinin başında kilo fazlalığı, şişmanlık ve obezite geliyor. Herkes, yaşamının en azından bir bölümünü, kilo kontrolü ile uğraşarak geçiriyor. Kilo kontrolünde doğru sanılan yanlışlarla ilgili görüştüğümüz İç Hastalıklar Uzmanı Dr. Ayça Kaya doğru bilinen yanlışlar hakkında bilgi verdi
YANLIŞ: Fazla kilolardan kalıcı olarak kurtulmak imkânsızdır
Fazla kilolarınızdan kalıcı olarak kurtulmak imkânsız değildir. Öncelikle yapılması gereken, şişmanlıkla birlikte görülen hastalıkların tedavisi ve bununla birlikte kişiye ömür boyu sürecek yeni bir davranış modelinin öğretilmesidir.

YANLIŞ: Kısa vadede fazla kiloların hepsinden kurtulmak mümkündür
Bir an önce zayıflamak isteyen insanlar, bazen sağlıklarını bozma pahasına akla hayale sığmayacak yöntemleri deneyerek, kısa vadede kilolarını vermek isterler. Doktor tavsiyesi olmadan kullanılan, tıbbi olamayan zayıflama takviyeleri veya çok düşük kalorili diyetler ile zayıflasalar bile, olağan yaşam değişimlerinde eski kilolarına ve belki daha fazlasına yeniden kavuşurlar. Doğrusu, bu konuya daha ciddi eğilmektir. Fazla kilodan mustaripseniz, her şeyden önce şişmanlığa neden olan gizli metabolik hastalıklarınızın araştırılması gerekir. Bunun dışında metabolizma hızınız da ölçülmelidir.

YANLIŞ: Fazla kilolardan kurtulmak için ilk adres iyi bir diyetisyendir
Tedavi edilmesi gereken bir hastalık olan fazla kilo sorununu çözmek için doğru adres doktordur. Gerekli tetkikleri yapıp, tedavi yöntemine
karar verecek olan odur. Diyetisyen ancak bu tetkiklerden, tanının belirlenmesinden ve tedavi yöntemine karar verilmesinden
sonra doktorun verileri doğrultusunda öneriler getirebilir.

YANLIŞ: Çeşitli diyetlerle bölgesel incelme mümkündür
Herkesin genetik olarak yağ dokusunun fazla olduğu bir bölüm vardır. Kimisinde basenlerde, kimisinde göbek çevresinde, kimisinde kollarda olabilir. Direkt basen eritici veya kol inceltici bir diyet yoktur. Ancak sağlıklı beslenme ile birleştirilmiş bir egzersiz planı uygularsanız sorunlu bölgelerinizi nispeten daha iyi inceltmiş olursunuz.

YANLIŞ: Alkollü içecekler kesinlikle şişmanlatmaz
Alkol yeryüzündeki yağdan sonra en yüksek enerji içeren ikinci maddedir. Çok sevseniz bile tüketimine muhakkak sınırlama getirmeniz gerekir. Haftada 1-2 kadeh kırmızı şarapla yetinmek yeterli olacaktır.

YANLIŞ: Karbonhidratlar diyetten tamamen çıkarılmalıdır
İnsan vücudu ana enerji kaynağı olarak karbonhidratları kullanır. Zayıflayayım diyerek ekmeği, pilavı kesmek ve hiç tüketmemek, vücuda doğru enerjiyi vermemek anlamına gelir. Vücutta enerji elde edebilmek için kas ve karaciğerdeki glikojen depolarını kullanır yani sudan kilo verirsiniz, şişmanlığınızın nedeni olan yağ dokusu olduğu gibi yerinde kalır. Normal beslenmeye geçtiğinizde iki kat daha fazla kilo alırsınız.

YANLIŞ: Protein ağırlıklı yemek çok sağlıklı kilo kaybı sağlar
Protein ağırlıklı beslenmede vücut proteinleri sindirmek için çok fazla enerji harcar ve zayıflama olabilir. Ancak proteinlerle birlikte çok
fazla yağ da vücuda gireceği için, kan yağlarında yükselme ve koroner kalp hastalıkları ortaya çıkabilir; gut hastalığı gelişebilir. Ayrıca proteinler vücuttan atılmak için kemikten kalsiyum çeker ve bu da kemik erimesine neden olur. Bu durumda zayıflasanız bile geri kalan hayatınızı hasta bir insan olarak

YANLIŞ: Kilo vermeye yardımcı bitkisel ürünler güvenlidir
Her bitkisel ürün yararlı değildir. Vücudunuzun hangi takviyeye ihtiyacı olduğunu bilmeden alınan ürünler ile sağlık bakanlığının denetiminden geçmeyen ürünlerin zararı dokunabilir.

YANLIŞ: Sabahları içilen maydanoz suyu kısa sürede zayıflatır
Maydanozun idrar söktürücü etkisi vardır. İdrar kaybı nedeniyle insan kendini hafiflemiş hisseder; yoksa kilo kaybına ve yağ dokusuna hiç bir faydası yoktur.

YANLIŞ: Seks kalori yakar,dolayısıyla seks yaparak zayıflanabilir
Seks kalori harcatmaz, kasları gerer ama tek bir enerji bile harcamanız mümkün değildir.

YANLIŞ: Aç karnına yapılan spor daha çok kilo kaybettirir
Aç karnına asla spor yapmayın, en iyi zaman yemekten 1,5-2 saat sonrasıdır.

YANLIŞ: Sauna gibi sıcak ortamlarda terlemek zayıflatır
Sauna gibi sıcak ortamlarda terleyerek kaybedilen sanıldığının aksine yağ değil, sudur.

YANLIŞ: Fazla kilonun nedeni yerken aşırıya kaçmaktır
Fazla kilolu olmak çoğu insanın düşündüğünün aksine sadece aşırı yeme ile açıklanamayacak kadar karmaşık bir hastalıktır. Genetik yatkınlıkla beraber, birçok metabolik hastalık bu rahatsızlığın ortaya çıkmasına neden olur.

YANLIŞ: Sabahları aç karnına limonlu ılık su içmek zayıflatır
Limonun bağırsakları çalıştırıcı özelliği vardır, ancak limonlu suyun zayıflatıcı etkisi yoktur.

YANLIŞ: Kan şekeri düşünce muhakkak tatlı birşeyler yenmelidir
Kan şekeriniz düşüp, eliniz ayağınız titriyorsa, asla tatlı yemeyin, peynir ekmek daha iyi bir seçimdir. Tatlı yiyebilecekler sadece insülin kullanan şeker hastalarıdır.

YANLIŞ: Yemek yemek kesinlikle bir öfke terapisidir
Öfkelendiğinizde acısını buzdolabından çıkarmayın. Hemen kendinizi dışarı atın ve kedinize küçük bir şey satın alın. Bu, kendinizi daha değerli hissetmenizi sağlar ve daha mutlu olursunuz. Evden çıkmak istemiyorum illa bir şey yemem gerekiyor diyorsanız, 1 kâse kuru vişne öfke dindirmeye birebirdir. Üstelik yemesi zor bir besindir.

YANLIŞ: Meyve, yemekten 2 saat sonra yenmelidir
Eğer doymuyorsanız ikinci tabak yemek yemek yerine, 1 tane meyve yemek daha az enerji alımına yani daha az yemeye neden olur. O nedenle doymuyorsanız, ikinci tabak yemek yerine 1-2 tane meyve yemek daha iyi bir seçimdir.

YANLIŞ: Evde yapılan her tür hareket ve spor zayıflatır
Vücudun egzersiz ve sporla kilo vermesi için yağ yakma formuna geçmesi gereklidir. Bu da ancak, minimum 18 ile 20 dakika süren düzenli bir egzersizle başlar.

seda magazin

Sağlıklı Uyanmanın Püf Noktaları

Çok pratik önlemlerle yataktan kalkamama sorununu çözebilir, sabahları daha zinde uyanabilirsiniz.
Sabah güneşi odanıza dolsunYatmadan önce perdeleri/ panjurları yarım açık duruma getirin ki sabah güneşi odanızı dolsun ve ışınlar beyninize sinyal göndererek melatonin ve adrenalin hormonlarının salgısını tetiklesin. Siz de böylece alarmınız çalmadan dinç bir şekilde uyanabilin...
Çok basit önlemlerle aşabilirsiniz...Özellikle işe ve okula erken saatte gidenler, yataklarından daha zor kalkıyorlar. Çok basit önlemlerle bu sorunun önüne geçebilir, sabahları daha zinde ve sağlıklı uyanmaya başlayabilirsiniz.Güneş içeriye girsin
• Yatmadan önce perdeleri veya panjurları yarım açık duruma getirin. Böylece sabahın erken saatlerinden itibaren güneş ışınları odanızı dolduracak ve bu doğal ışınlar beyninize sinyal göndererek melatonin ve adrenalin hormonlarının salgısını tetikleyecek.
• Bu sayede alarmınız çalmaya başladığında, fiziksel olarak zaten kalkmaya hazır ve yarı dinç bir halde olacaksınız. Tabii ki erken yatarsanız bu süreci çok daha sağlıklı bir hale sokabilirsiniz.
Alarmı 15 dakika erkene kurun
• Saatinizin alarmını, kalkmanız gereken süreden 15 dakika daha erkene kurmanın yararları gerçekten büyük. Bu sayede hızla yataktan kalkıp, evden çıkmanız için ayırmış olduğunuz minimum süreyi bir telaş içerisinde geçirmek zorunda kalmazsınız.
• Yataktan daha rahat ve sakin hareketlerle kalkar, güne daha huzurlu bir başlangıç yapabilirsiniz. Yatakta uyanık halde geçireceğiniz birkaç fazladan dakika sayesinde, hem fiziksel hem de ruhsal olarak kendinizi yeni başlayan güne daha iyi adapte edeceksiniz.
Günlük vitamin alın
• Günlük olarak alacağınız vitaminler gerçekten işe yarar. Vitamin tabletlerinizi, uyanınca görebileceğiniz bir yere, mesela komidinin üstüne koyarsanız, unutma şansınızı çok daha aza indirmiş olur.
Kararları sabaha bırakmayın
• Gerçekten rahat bir sabah geçirmek istiyorsanız, çok basit kararları bile geceden almalısınız. Ne giyeceğiniz, kahvaltıda ne yiyeceğiniz, işe hangi araçla ve hangi yoldan gideceğiniz gibi kararları akşamdan almak, sabah sizi stresten daha uzak yapacaktır.
• Buna ilave olarak, sabah ritüeli takıntınızdan vazgeçin. Her sabah kahvaltınızı evde yapmak zorunda değilsiniz, nadiren de olsa yapacağınız ufak değişiklikler, sıkıcı sabah ritüellerine renk katabilir.
Kahve kokusunun cazibesi
• Gerçekten alabileceğiniz en iyi kahveyi satın alın. Taze çekirdekli olanlar listenin başında olabilir. Zaman ayarlı kahve makinelerinden kullanırsanız, sabah ayarlayacağınız saatte nefis bir taze kahve kokusu ile uyanabilirsiniz.
• Kulağa hoş geliyor değil mi? Güçlü kahve kokusu sizi yataktan bir an önce kalkmaya zorlayacak ve kendinize getirecektir. Eğer ki gün içerisinde kesinlikle kahve içeceksiniz, bunu yapmanın en iyi zamanı sabah saatleridir.

hürriyet

Renklerin Dili

Renkler aynı zamanda kişilikleri de gösterir mi? Renklerin ayrıca kendilerine göre bir dili var mı?
Renkler mesaj vermek amacıyla da kullanılırlar mı? Tüm bunların ötesinde renklerin gücünden söz edilebilir mi? Renkler insan psikolojisinde nasıl bir yere oturmaktadır?
İnsanlar etkileyici olmak, düşmanlardan gizlenebilmek, birbirlerini tanıyabilmek, duygularını ifade edebilmek, ruh hallerini değiştirmek için renkleri kullanmışlardır.
Kişilikler bilinçli ya da bilinçsiz bir biçimde seçtikleri renkler içinde bulundukları ruh hali hakkında bilgi verebilirler. Kişiler ruh hallerine uygun renklerle çevrelendiklerinde daha üretken ve yapıcı hale gelebilir ya da uygun olmayan renklerin etkisi altında rahatsızlık duyabilirler. Kırmızı ve tonları gibi sıcak renkler birey üzerinde canlandırıcı etkiye sahip. Mavi ve tonları yatıştırıcı yönde etki gösteriyor. Giyimde kişiliğin ifadesini sağlayan renkler aynı zamanda kişinin psikolojisi üzerinde doğrudan etkiye sahiptir.
İşte renkler ve yorumları...
Siyah: Siyah renk otorite ve gücün rengidir. Her stilde ve her dönemde popüler olabilen bir renktir. Aynı zamanda teslimiyeti de gösterir. Rahipler tanrıya teslimiyetlerini simgeler biçimde siyah giyerler. İnsanların benliğinde en olumsuz izlenimler bıraktığı düşünülen siyah renk, canlılığın reddi, karamsarlık ve çaresizliği ifade etmektedir. Tarih boyunca matem ve yas rengi olarak kabul edilmiş ve insanların üzüntülerini ifade etme biçimi sayılmıştır.
Beyaz:Beyaz renk saflık ve masumiyetin simgesidir. Hafifliği, nötr olması ve diğer renklerle kolay uyum sağlaması sebebiyle sık tercih edilir. Hekimler temizliği vurgular biçimde beyaz önlük giyerler. Açıklık ve dürüstlüğün simgesi olan bu renk yaşamı iyi kötü tüm yönleriyle bütün olarak kabul etmeyi ifade eder.
Kırmızı: İçinde en çok duygu barındıran renk olan kırmızı kişinin nabzını ve solunumunu hızlandırır. Dikkatleri üzerine çeken bir renk olan kırmızı, bu renge sahip arabaların daha çok çalınmasına sebep olur. Sevgi ve nefreti bir arada içeren bu renk aktiflik, güçlülük ve girişkenliği ifade eder. İştahı açıcı bir etkisi de olan kırmızı renk, bu özelliği sebebiyle restoranların dekorasyonunda sık kullanılır. En romantik renk olan pembe ise birey üzerinde yatıştırıcı etkiye sahiptir. Stadyumlarda rakip takım soyunma odalarının pembe renk boyanması ile rakiplerin enerji kaybetmesi amaçlanmıştır.
Mavi: Gökyüzü ve denizin rengi olan mavi, kırmızının tam tersi bir etkiye sahiptir. Yatıştırıcı özelliği olan mavi renk sıklıkla yatak odalarında kullanılır. Soğuk bir renk olarak algılanan mavi iç içe olunduğunda rahatlık, genişlik ve dinginlik hissi verir. Moda danışmanları iş görüşmelerinde bağlılığı simgeleyen mavi renkli giysilerin tercih edilmesini önerirler. Mavi renk bireyin üretkenliğini artırabilir. Bazı haltercilerin mavi renkle döşenmiş salonlarda daha ağır kilolar kaldırdıkları bildirilmiştir.
Yeşil:Doğayı simgeleyen yeşil, gözü en çok rahatlatan ve görme keskinliğini artıran renktir. Bu sebeple ameliyat örtüleri yeşil renktedir. Rahatlatıcı ve tazeleyici etkiye sahiptir. Televizyon stüdyolarının bekleme odalarında ve hastane odalarında kişileri rahatlatmak için kullanılır. İyimserlik, üstün özellikler sahip olma ve özgüveni temsil eder.
Sarı: Güneşin rengi olan sarı dikkatleri üzerine çeker. Sarı renkle iç içe olunduğunda kanın damarlarda daha düzenli işlemesini sağlanır, sinir sistemi düzenlenir. Sarı renk metabolizmayı hızlandırır. Dikkati artıran sarı renk bu özelliği sebebiyle uyarı levhalarında da sıklıkla kullanılır. Canlılık, iyimserlik, coşku ve hareketliliği temsil eder.

hürriyet

VDSL2 Sekiz Kat Daha Hızlı

Türk Telekom yetkililerinden edinilen bilgiye göre, VDSL2 teknolojisinin hizmete girmesi ile birlikte şu anda 4 megabit olan internet hızı 8 kat artarak 32 megabite çıkacak. Hızın artması ile kullanıcılar internet üzerinden film veya müzikleri daha kısa sürede indirebilecek, interaktif oyunlar daha hızlı oynanabilecek. VDSL2 ile birlikte IPTV’nin de altyapısı hazırlanmış olacak.
VDSL2’nin 32 megabitlik hızı ile 700 megabyte büyüklüğündeki bir filmin internetten indirilmesi sadece 4 dakika sürecek.
AYDA 169 YTL
VDSL2 için altyapısını geliştiren ve yenileyen Türk Telekom, çalışmalar kapsamında kablo ve kutu yenilemeleri de gerçekleştirdi.Türk Telekom VDSL2’yi İnternet Servis Sağlayıcıları aracılığıyla hizmete sunacak. İnternet kullanıcıları VDSL2’ye aylık 16 megabit için 129 YTL, 32 megabit için 169 YTL ödeyecek.
73 İLDE
İlk etapta VDSL2 hizmeti 73 ilde 450 lokasyonda verilecek. Talebe göre VDSL2 kapasitesini artırmayı hedefleyen Türk Telekom, VDSL2’yi 1 Temmuzda hizmete sokacak.ADSL için kullanılan modemler VDSL2 için kullanılamayacak. İnternet servis sağlayıcıların bu nedenle kullanıcılara ücretsiz modem veren kampanyalar üzerinde çalıştıkları öğrenildi.Türkiye, 32 megabit internet hızı ile Avrupa’da Almanya ve Fransa’nın ardından, DSL ile en hızlı internet kullanan 3. ülke olacak.
vatan

İlk Canlı Bilgisayarlar Yapıldı

Bilim adamları bakterilerin genleriyle oynayarak ilk “yaşayan bilgisayarları” yapmayı başardılarAmerika’dan bilim adamları, bakterilerin genlerini değiştirerek “yaşayan bilgisayar” yaptı. Araştırma, bu tür bilgisayarların kullanışlı olduğu kadar, veri saklama ve genetik mühendisliği için de uygulanabilir olduğunu gösterdi.Kuzey Carolina ve Batı Missouri Devlet Üniversitesi’nden matematikçilerin ve biyologlar, E.koli bakterisine genler ekleyerek, “yanık krep” adı verilen matematik problemini çözmeyi başardılar.Bu matematik problemi farklı boyutlarda ve yanık bir bölümü olan krepleri içeriyor. Soru ise, bu krepleri, yanık kısmı üst tarafa gelecek şekilde en büyük altta olacak şekilde “en az hamleyle” sıralamak.
Bu deneyde, araştırmacılar DNA parçalarını krep olarak kullandı. E-koli bakterisine başka bakterilerden gen ekleyerek, bu “krepleri” çevirmeleri sağlandı. Ayrıca bakterilere, sadece doğru sıralamada çevirme yaptıklarında, antibiyotiğe dirençli olmasını sağlayan bir gen de eklendi.Yaşayan bilgisayarların ilk prototiplerinden olan bu bilgisayarların birçok kullanım alanı bulunuyor. Bir kavanozda onlarca milyar bakteri bulunabileceği için sağlanacak bilgi işlem gücünün devasa olacağı belirtiliyor. Bunun anlamı ise daha az yerde daha hız anlamına geliyor. Ayrıca bakterilerin öğrenebilme ve mutasyon yetenekleri nedeniyle bilgisayar teknolojisini çok farklı bir boyut getireceği düşünülüyor.
vatan

Hangi Meyve Neye İyi Gelir ?

Daily Mirror gazetesi bugüne kadar sebze ve meyveler üzerinde yapılan araştırmaları derlediHabere göre, öne çıkan sebze meyveler ve etkileri:
Avokado: Göz sağlığı için birebirdir. İçerdiği lutein sayesinde katarakt ve yaşlılık nedeniyle görmede gerileme problemlerini ortadan kaldırır.
Elma: Astıma karşı etkilidir. Her gün 1 elma yiyen çocukların nefes alışverişlerinin rahatladığı, yine her gün 1 elma tüketen hamile kadınların da astıma yakalanma riski düşük çocuklar dünyaya getirdiği belirlendi.
Kivi: Soğuk algınlığı ile savaşta etkilidir. Portakaldan daha fazla c vitamini içerir. Ve bir tanesi sadece 45 kaloridir.
Erik: Kabızlığı ve bağırsak problemlerini engeller. İçerdiği lifler sayesinde kolesterolü düşürerek bağırsak kanseri riskini azaltır.
Nar: Sağlıklı bir kalp için birebirdir. Antioksidanlar yönünden en yüksek seviyeye sahiptir. Yeşil çay, kırmızı şarap gibi antioksidan yönünden zengin gıdalardan 3 kat fazla antioksidan içerir.
Çilek: Kolesterolü düşürür. İçerdiği lifler sayesinde kötü kolesterolün azalmasını sağlar ayrıca C vitamini ve ellagic asit ile de kansere karşı savaşır.
Muz: Rahat bir uyku sağlar. İçerdiği doğal sakinleştirici Triptopan amino asiti sayesinde Rahat bir uyku uyumanıza yardımcı olur. Her gün bir tane yemek kalp hastalığı ve felç riskinizi azaltır.

Sağlıklı Yaşam İçin Bunları Yiyin.

Grotto’ya göre, migrenin en iyi ilacı mantar. Ayrıca kepeğe karşı karnıbahar, deri hastalıkları için incir, gözünüzü korumak için kivi, rahat uyku için ceviz yemenizi öneriyor. Grotto’nun süper gıdaları şöyle:
KUŞKONMAZ: Sindirimi kolaylaştırır, diyabete karşı etkilidir, Sadece bir porsiyonu günlük B vitamini ihtiyacının yüzde 60’ını karşılar, kalp hastalıklarına karşı korur.
KARNIBAHAR: İçerdiği I3C maddesiyle kansere, özellikle prostat kanserine karşı korur, kepeği önler, damar tıkanıklıklarına karşı etkilidir. Yatmadan önce yenildiğinde rahat bir uyku sağlar. YUMURTA: Katarakt oluşumu riskini yüzde 20 azaltır. Retina bozukluklarına karşı savaşır, obeziteye karşı etkilidir.
MANTAR: İçerdiği selenyum sayesinde kansere ve özelikle prostat kanserine karşı etkilidir. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Migren ağrılarına iyi gelir.
CEVİZ: İçerdiği E vitamini sayesinde kansere ve diyabete karşı korur. Yatmadan önce yendiğinde çok sakin bir uykuyu sağlar.
ÇİLEK: Kan şekeri seviyesini düşürerek diyabete karşı korur.
KİVİ: Kalp hastalıklarına karşı korur, her gün yendiğinde DNA’nın bozulmasına engelleyerek kanser riskini azaltır, göz bozukluklarını engeller.
PATATES: Diyabete karşı etkilidir. İçerdiği lektin maddesi sayesinde tümör büyümesini engeller, kansere karşı korur.
ÇAY: Ağız, deri, mide, yumurtalık ve akciğer kanserine karşı korur. Özellikle yeşil çay obeziteye karşı birebirdir. Kadınlarda osteoporoz hastalığına karşı kemikleri korur.
BADEM: Obezite, Alzheimer ve kalp hastalıklarına karşı korur.
İNCİR: Deri hastalıklarına, diyabete karşı etkilidir.

Diyete Başlamanın 10 yolu

Hızlı yoldan kilo vermeye ne dersiniz? Ya da duraklamaya girmiş diyetinizi canlandırıp, metabolizmanızı şaşırtmaya!
Kilo vermeye hızlı yoldan başlamak ister misiniz?
Aşağıda hızlı kilo vermek için 10 öneri bulacaksınız. Bunlardan ikinci ve altıncı maddeleri sadece bir süre için uygulamalısınız. Çünkü normal şartlarda bu besinlerin tümüne birden ihtiyacınız var. Ancak bir süredir diyet yapıyorsanız ve kilo vermeniz yavaşlamışsa, ya da diyete hızlı bir başlangıç yapmak istiyorsanız, bu önerilerden yararlanabilirsiniz.
1. Kahvaltı da dahil olmak üzere ana öğünlerde mutlaka protein tüketin. Bunun anlamı sabahları küp küp peynirleri, öğlen çift posiyon dönerleri, akşam da el kadar etleri, götürmek değildir. Burada kastedilen, çok abartmamak kaydıyla gün içinde alınan proteini öğünlere bölüp, her öğünde biraz protein tüketmektir.
2. Bir süre için buğday ve unlu mamullerden uzak durun. Ve evet, bu, ekmek ve makarna için de geçerli. Ama yalnızca bir süre için. Çünkü enerji alabilmeniz için karbonhidrata kesinlikle ihtiyacınız var
Hızla başladığınız diyeti yine hızla bırakmamak için aşağıdaki fotogalerilere bir göz atmakta fayda var!
3. İşlenmemiş besinler tüketin. Yediklerinizin yüzde 90'ını, avlanmış, yakalanmış, toprakta yetişen, ya da ağaçtan koparılmış besinlerin oluşturması gerekmektedir.
4. Nişastayı günde bir porsiyona düşürün ve bu tek porsiyonu da akşam değil, gündüz ki öğünlerden birinde yiyin. Bu gruba giren, yiyebileceğiniz en uygun besinler, yulaf ezmesi, tatlı patates ve fasulyedir.
5. Çok fazla meyve yemeyin. Günde en fazla 2 tane tüketin. Bunları da, az şeker ve bol lif içerenlerden seçin. Elma, armut, erik ve orman meyveleri uygun seçeneklerdir. Muz iyi bir seçenek değildir. Meyveleri tek başlarına, ya da bir parça peynir gibi hafif bir şeylerle tüketin. Meyve suyundan uzak durun. Normalde tüketilmesi önerilen miktar 2 porsiyondan fazladır. Bu nedenle bu öneriyi de sadece bir süre için uygulayın. Yoksa meyveler hem zengin bir vitamin ve mineral deposudur, hem de vücudu toksinlerden temizlerler.
6. Süt ve süt ürünlerini bir süre için azaltın, ya da bunlardan gene bir süre için uzak durun. Özellikle de inek sütünden. İstisnalar: Makul miktarda peynir ve yoğurt yiyebilirsiniz. Ancak yoğurdun diyet olmayanını tercih edin. Çünkü diyet yoğurtta genellikle az yağ, ancak çok fazla şeker vardır.
7. Alkolü unutun. Alkolde bulunan kalori, boş kaloridir. Yani hiçbir fayda sağlamadığınız gibi, bir de fazladan kalori almış olursunuz.
8. Ayçiçeği ya da mısır özü yağı gibi nebati yağlardan uzak durun. Süpermarketlerde satılan bu ürünler, genellikle çok fazla işlenmiştir ve ısıya maruz kaldıklarında çok çabuk okside olurlar. Bunlar yerine zeytinyağı kullanın.
9. Yediğiniz yağın türüne dikkat edin. Çünkü yediğiniz yağın türü, miktarından daha önemlidir. Bunlar içinde en kötüsü, kızarmış besinler, margarin ve içinde hidrojen nebati yağ bulunan öğünlerdir. En iyi yağ ise, balıkta bulunan omega-3 ve keten tohumu yağıdır.
10. Her gün bol miktarda su için. En az 8 bardak, ya da daha fazla. İstisnasız her gün içmeyi unutmayın.
hürriyet

Süper Lotoda Devir " 10 Milyon YTL"

Türkiye'nin en çok kazandıran şans oyunu Süper Loto 6/54 yeni bir rekora koşuyor. Milli Piyango İdaresi, 6 Mart'tan bu yana tam 12 haftadır devreden Süper Loto'da 6 numarayı bilenlere dağıtılacak toplam ikramiyenin 11 milyon YTL'yi aşmasını bekliyor. Daha önceki rekor, ikramiyenin 8 hafta devretmesinin ardından 4 milyon 808 bin YTL ödenerek kırılmıştı.Süper Loto'nun 32. hafta çekilişi 29 Mayıs Perşembe günü yapılacak. Önceki gün yapılan 31. hafta çekilişinde 6 bilen kimse çıkmayınca, önümüzdeki haftaya 9 milyon 979 bin YTL ikramiye devretti. 5 bilen 133 kişi ise 4723 YTL, 4 bilen 8202 kişi 83 YTL, 3 bilen 171 bin 289 kişi de 6 YTL ikramiye kazandı. Toplam 12 milyon 394 bin 974 YTL ikramiye dağıtıldı. Hasılattan Türkiye'nin tanıtımı, Çocuk Esirgeme Kurumu, Olimpiyat Oyunları, Savunma Sanayii ile Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu'na toplam 2 milyon 898 bin 58 YTL 91 YKr, Şans Oyunları Vergisi olarak 1 milyon 73 bin 355 YTL 15 YKr, KDV olarak da 1 milyon 923 bin 820 YTL 47 YKr aktarılacak.
SAYISAL'DA DEVİR SINIRLANDI
Süper Loto'nun 25 Ekim 2007'de başlaması öncesinde şans oyunlarının gözdesi Sayısal Loto'ydu. Ancak Sayısal Loto'da üst üste haftalarca 6 numarayı doğru tahmin eden çıkmaması ve devir sayısının artarak hasılatın çok yüksek meblağlara ulaşması üzerine oyun planında değişiklik yapıldı. Sayısal Loto'da ikramiye en fazla 4 hafta devrediyor. Dördüncü hafta da 6 numarayı doğru tahmin eden çıkmazsa, ikramiye 5 numarayı, onun da olmaması halinde 4 numarayı bilenler arasında dağıtılıyor.
GERÇEKTEN "SÜPER"
Sayısal Loto'da tercih 49 numara arasından yapılırken, Süper Loto'da tercih 54 numara arasından yapılıyor. Süper Loto'nun en büyük özelliği, ikramiyenin bir sonraki haftaya devretmesinde sınır bulunmaması. Bugüne kadar gerçekleşen 31 çekilişin yalnızca dördünde 6 bilen çıktı. Bu 4 hafta içerisinde yalnızca 10 Ocak'taki 12. Hafta çekilişinde 6 rakamı 2 kişi birden bildi. Süper Loto'nun kolonunun 1 YTL'ye oynanması, ikramiyenin her hafta yaklaşık 1 milyon YTL artmasını sağlıyor.Bu hafta 6 bilenlere 11 milyon YTL'nin üzerinde ikramiye ödenmesi beklenirken, daha önceki rekor 10 Ocak'taki çekilişte kırılmıştı. İkramiyenin 8 hafta süreyle devretmesinin ardından, 6 bilen 2 kişiye toplam 4 milyon 808 bin YTL ikramiye ödenmişti. EN ,

ÇOK ÇIKAN NUMARALAR
Şans oyunu meraklılarının bir bölümü en çok çıkan numaralara, bir bölümü ise o güne kadar en az çıkan numaralara oynadığında kazanma şansının artacağını düşünüyor. Bugüne kadar 30 ve 35 numaraları 7'şer kez, 12, 31 ve 37 numaraları ise 6'şar kez çekildi. Buna karşın 4, 6, 25, 34 ve 38 numaraları ise yalnızca 1 kez çekildi. Bu hafta rekor ikramiyeyi kazanmak için Süper Loto oynayayacakların ilgisini çekecek istatistik verileri şöyle:
NUMARA - KAÇ KEZ ÇEKİLDİ
01- 5 KEZ
02- 3
04- 1
05- 1
06- 1
07- 3
08- 4
09- 5
10- 2
11- 3
12- 6
13- 2
14- 2
15- 4
16- 4
17- 4
18- 4
19- 4
20- 3
21- 4
22- 4
23- 2
24- 5
25- 1
26- 3
27- 3
28- 4
29- 4
30- 7
31- 6
32- 5
33- 2
34- 1
35- 7
36- 5
37- 6
38- 1
39- 4
40- 5
42- 2
43- 4
44- 2
45- 3
46- 5
47- 3
48- 2
49- 4
50- 3
51- 2
52- 2
53- 3
54- 3

vatan

Türk Telekom'dan Videofon

Türk Telekom, şimdi de ev hattından görüntülü telefon hizmetini başlatıyor. İşte detaylar...
Cep telefonu şirketleriyle sabit telefonların rekabeti kızışıyor. Son yıllarda hızla artan cep telefonu kullanımıyla evlerdeki sabit hatlı telefonlar artık kullanıcıların hayatından çıkmaya başlamıştı. Tüm dünyada sabit hat sayısı azalırken, iletişimde bir üst aşama olan cep telefonu sayısı 3 milyarı buldu.Cep telefonlarıyla rekabette geri kalmak istemeyen sabit hat şirketleri, örneğin Türkiye'de Türk Telekom, evdeki telefon cihazını dönüştürmeye yöneliyor. Bu noktada mesele sabit hat sayısını artırmaktan öte, kullanıcıların telefondaki konuşma sürelerini uzatmak. İşin içine internet de girince, sabit hatlarda da yaratıcı fikirlerin önü açılıyor.Nitekim bilim kurgu filmlerinin demirbaşı 'görüntülü telefon' da işte böyle bir ürün. Türk Telekom'la Türkiye'de görüntülü telefon servisine bugünlerde başlıyor. Türk Telekom, bugünden itibaren reklamlarla yeni bir kampanya başlatıyor, aboneler görüntülü telefonlarını TT bayilerinden alacak ve artık görüşmelerini yeni cihazlarıyla yapabilecek.
AYDA 40 YTL'DEN UCUZA GÖRÜNTÜLÜ TELEFON
Türk Telekom Pazarlama Direktörü Erem Demircan, bir grup gazeteciye yaptığı açıklamada bu hizmeti alan abonelere görüntülü telefon cihazlarını aboneye ücretsiz vereceklerini söyledi. Demircan, Telekomünikasyon Kurumu'ndan onay aldıklarını ancak imzalı yazıyı beklediklerini söyledi. Onayın ardından başlayacak kampanyayla, konuşma ücreti yerine ise sadece aylık 40 YTL'den düşük bir sabit tarife alacaklarını söyledi. Demircan şöyle devam etti: "Kampanya boyunca alınan cihazları biz temin edeceğiz, bunun için aboneler ek bir para ödemeyecek. Ancak şirketle en az 24 aylık sözleşme imzalanması gerekiyor. Cihazlar Nortel marka, tabii kullanıcılar isterlerse kendi satın aldıkları cihazları da kullanabilirler."Demircan, yakın zamanda görüntülü telefonun 'çok moda' olacağını belirterek, "Bu telefonlar Türkiye'de başarılı olur diye düşünüyoruz. Çünkü biz jestlerle, mimiklerle konuşmayı seviyoruz. Teknoloji marketleri de artık raflarına yeni bir ürün tipi koyacaklar. Kullanıcılar kendi cihazlarını seçebilecek" dedi. Demircan'a göre, Türkiyeli kullanıcıların kültürel eğilimleri konuşma sürelerini artıracak.
ARGE'Sİ TÜRKİYE'DEN
Görüntülü telefon alan aboneler, aynı telefon numaralarını kullanacak, ancak bunun için ADSL hattına sahip olmaları gerekiyor. Zira, görüntülü telefonun verisi, ADSL hatları üzerinden aktarılıyor. Demircan, ADSL hatlarından zaten belli bir miktar veri yükü aktarımı için gerekli altyapı olduğunu, görüntülü telefonunda bu altyapıları kullanıcağını söyledi.Türk Telekom Pazarlama Müdürü Erem Demircan ayrıca görüntülü telefon servisinin Türkiye'de geliştirildiğini de belirterek şunları söyledi: "Bu teknoloji 2007 yılında TT bünyesine katılan Argela tarafında geliştirildi. Bu IP bulutundaki veriyi sabit hatların anlayacağı şekle dönüştürüyor. Şirket satınalımından sonra Argela bütünüyla bu 'convergence' konusuna odaklanmıştı. Kısaca bu ArGe'si Türkiye'de yapılmış bir ürün oldu."Bu bağlamda iptal edilen 3G ihalesinin Türk Telekom'a zaman kazandırdığını vurgulamak gerek. Turkcell yetkilileri de 3G hatları üzerinden görüntülü konuşma imkanı sunacaklarını söylemişti. Ancak TT'nin görüntülü telefonunun bir avantajı var, ekran büyüklüğü. Zira, cep telefonunun ekranı belli. Ancak Demircan'ın verdiği bilgiye göre, görüntülü telefonlar, bilgisayara veya projeksiyona bağlanabilecek ve görüntü dev ekrana yansıtılacak. Kısaca Robert Zemeckis'in yönettiiği 'Back to the Future' filmindeki sahneler gerçek olabilecek.

Hackerlar MSN üzerinden saldırılarını sürdürüyor. Son numaralarında sizi en hassas yerinizden vuruyor. İşte o mesaj;Bilgisayar korsanları, Türkiye'nin en çok kullanılan anında mesajlaşma yazılımı MSN üzerinden kişisel bilgilerinize ulaşmanın yeni yöntemini buldu. Sizin hacker'lık merakınız... Arkadaş listenizden gelen bir mesaj, sizin hacker'lık merakınızı kullanarak aslında kişisel bilgilerinizin, özel mesajlarınızın, size özel fotoğrafların ve daha birçok önemli bilginin çalınmasına neden oluyor. Söz konusu mesajda, MSN üzerinden hack işlemi yapan bir yazılımdan bahsediliyor. Tıkladığınızda ise bu yazılım hakkında bilgiler veriliyor.
YAZILIMI BİLGİSAYARINA KURAN YANDI
Bilinçsiz kullanıcılar ise bu yazılımın varlığına inanarak tuzağa düşüyorlar ve yazılımı bilgisayarlarına kuruyorlar. Her şey orda sona eriyor ve bilgisayarınız, çoktan korsanların eline geçmiş oluyor. Daha kötüsü, bu durumdan haberiniz olmuyor ve daha sonra yapacağınız işlemler de MSN kırmak için yüklediğiniz bu yazılım tarafından kaydedilerek korsanlara gönderiliyor.

İŞTE O MESAJ VE PROGRAMIN GÖRÜNTÜSÜ

shiftnet

Cebiniz için 80'bin Şarkı

İnternetten, cep telefonunuza bedava şarkı indirebileceksiniz. Nasıl mı?Avea, Müzik Yapımcıları Birliği (MÜYAP)’la yaptığı işbirliğiyle MÜYAP’ın dijital ortamdaki 80 bin eserlik kataloğunu, abonelerinin hem bilgisayarlarına hem de cep telefonlarına indirmelerini sağlayacak "Avea Müzikİndir" servisini başlatıyor.Avea Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İlker Koçak, Avea’nın, abonelerine yıllardır müzik dinleme konusunda hizmet verdiğini söyleyerek, "2004 yılında Ringa servisini pazara ilk defa yine biz sunduk. Ardından 2006 yılında hayata geçirdiğimiz Müzikİndir servisimiz ile MÜYAP kataloğundaki şarkıların tamamını mobil kullanıcıların hizmetine sunan ilk operatör olarak dijital müzik pazarında yeni bir sayfa açtık" diye konuştu. Ücretsiz indirmeAvea abonelerinin, www.aveamuzik.com ve wap.avea.com.tr’ye girerek, MÜYAP kataloğundaki 80 bin Türkçe şarkıdan istediklerini hem cep telefonuna, hem de bilgisayara ücretsiz indirebileceklerini kaydeden Koçak, yeni faturalı hat alan abonelerin abonelikten itibaren iki fatura döneminde servisi ücretsiz kullanabileceklerini söyledi. Koçak, yeni kontörlü hat sahiplerinin de 15 gün içinde 100 kontör yüklenmesi şartıyla, servisi 60 gün ücretsiz kullanım hakkına sahip olacaklarını anlatarak, "Mevcut faturalı hat sahiplerinde ise, faturası 35 YTL ve üzerinde olan abonelerimiz, takip eden fatura dönemi boyunca ücretsiz kullanım, 250 kontör ve üzeri yükleme yapan faturasız hat kullanan abonelerimiz yüklemeyi takiben 30 gün süresince ücretsiz kullanım hakkına sahip olabilecekler. MÜYAP kataloğu dışındaki yabancı şarkılar ise faturalı hatlar için 2.70 YTL, faturasız hatlar için 25 kontör karşılığında indirilebiliyor" diye konuştu.
vatan

C Vitamini Soğuk Algınlığına İyi Gelmiyormuş...

Yapılan bir araştırma geleneksel sağlık tavsiyelerinin doğru olmayabileceğini ortaya koydu. İşte doğru ve yanlışlarİngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre yetişkinlerin yüzde 50’si annelerinin geleneksel sağlık tavsiyelerine inanıyor. Sağlık danışma grubu FSB Care, bu tavsiyelerin doğru olmayabileceğini ortaya koydu:
1. C vitamini soğuk algınlığıyla savaşıyor: YANLIŞ
C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirir. Soğuk algınlığını iyileştirmiyor.
2. Parmak çıtlatmak kireçlenmeye sebep oluyor: YANLIŞ
Çıkan ses kireçlenmeden değil, eklemler arasındaki hava boşluklarından geliyor.
3. Soğuk yere oturmak basura sebep oluyor: YANLIŞ
Basura sadece fiziksel olarak zorlanma sebep oluyor.
4. Günde bir elma doktordan uzak tutuyor: DOĞRU
Antioksidanlar kanserle savaşıyor, kalbi koruyor, kolesterolü düşürüyor.
5. Islak saçla dışarı çıkmak soğuk algınlığına sebep oluyor: YANLIŞ
Soğuk algınlığına virüsler neden olur.
6. Tavuk suyuna çorba soğuk algınlığına iyi geliyor: DOĞRU
Sıcak sıvı tüketmek, tavuktaki besinler ve tuz soğuk algınlığında etkili.
7. Bir bardak şarap yararlı: DOĞRU
Kırmızı şarapta bulunan antioksidanlar, damarların tıkanmasını önlüyor.
8. Yemekten sonra yüzmek tehlikeli: YANLIŞ
Dolu midenin sağlığa bir zararı yok.

50 Yıl Sonra Ömür 140 Yıl Olacak

Kendi uzmanlık alanlarının önde gelen isimlerinden 60 uzman, bundan tam 50 yıl sonra dünyanın nasıl olacağını gözler önüne serdi“50 yıl sonra dünya” konulu makaleler kaleme alan uzmanların görüşleri şöyle:
* İnsan ömrü 140 yıla dayanacak.
* Mars’ta uzay üssü.
* Temiz su petrol kadar değerli olacak.
* Parkinson ve Alzheimer gibi birçok amansız hastalığın oluşmasında küçük bir enfeksiyonunun önemli rol oynadığı ortaya çıkarılacak.
* Pasaport ve kimlik kartları aynı kredi kartları gibi küresel bir ağa bağlanacak.

vatan

Çürük Dişlerin Tehlikelerine Hazırlıklı Olun

Eğer çürük dişiniz varsa; bu hastalıklara hazırlıklı olun!SAĞLIKSIZ ve iltihaplı dişlerin insan vücudundaki bütün organları olumsuz yönde etkilediğini belirten Selimiye Devlet Hastanesi'nde görevli Diş Hekimi Sercan Ulugöl, “Çürükler başta kalp krizi olmak üzere görme bozukluğu, beyin, mide, böbrek ile romatizmal hastalıklara neden oluyor” dedi. Ülkemizde İnsan salığını etkiliyen bir çok hastalığa neden olan ağız sağlığına yeterince dikkat edilmediğini vurgulayan Diş Hekimi Ulugöl, “Gerek bilinçsiz toplum, gerekse altyapının yetersizliği nedeniyle birçok insan diş bakımı ve tedavisi ile ilgilenmiyor. İhmal edilen diş sağlığı, başta kulak ve gözler olmak üzere tüm vücudu etkiliyor. Ne yazık ki birçok insanımız diş sorunu nedeniyle ya eklem romatizması hastalığına yakalanıyor, yada kalp krizi sonucu ölüyor” diye konuştu.
Milliyet

Hangi Vitamin Ne kadar Alınmalı

Vücudun anti oksidan açısından zengin olan A, E vitamini ve beta Karoten ve selenyuma günlük ihtiyacı şöyle:
AMERİKA'DA 232,550 bin kişi üzerinde yapılan araştırmalarda aşırı derecede alınan antioksidan ve vitamin haplarının, kalp krizi, kanser ve alzheimer gibi hastalıklara ve erken ölümlere yol açtığının belirlenmesinden sonra uzmanlar hücre duvarına zarar veren bu vitaminlerin ne kadar alınması gerektiğini araştırdı. Uzmanlara göre vücudun gerek duyduğu vitamini doğal meyve ve gıdalardan almak en faydalısı. Vücudun anti oksidan açısından zengin olan A, E vitamini ve beta Karoten ve selenyuma günlük ihtiyacı şöyle:
C VİTAMİNİ
Günlük vücudun ihtiyacı, kadınlar için 75, erkekler için ise 90 miligram. Sigara içerlerin ekstradan 35 miligram daha alması gerekiyor. Vücuda zarar vermeden alınacak üst limit 2000 miligram.
Bulunduğu gıdalar: Turunçgil, meyve ve meyve suları, kivi, mango, çilek, brokoli, Brüksel lahanası, kırmızı biber, domates.
E VİTAMİNİ
Günlük vücut ihtiyacı 15 miligram. Vücuda zarar vermeden 800 grama kadar alınabiliyor. Sentetik haplarda ise bu miktar 550 miligram. Kalp ve şeker hastaları günlük 200 miligramı aşmamalı.
Bulunduğu gıdalar: Bitkisel yağlar, Ayçekirdeği, badem, fındık, fıstık
BETA KAROTEN
Vücudun günlük alıma ihtiyacı yok. Ancak uzmanlar günde 6 miligram alınan beta karoten'in tansiyonu dengelediğini söylüyorlar. Beta Karoten ayrıca vücudu hastalıklara karşı koruyor.
Bulunduğu gıdalar: Havuç, tatlı patates, lahana, ıspanak, şalgam, salatalık, brokoli, kayısı, şeftali, mango, papaya.
SELENYUMYetişkinler günde 55 mikrogram almalı. Günlük üst limit ise 400 mikrogram. Bulunduğu gıdalar: Deniz mahsulleri, ton balığı, morina balığı, kırmızı et, hindi ve tavuk göğsü

Türk Erkeği'nin En Büyük Sorunu

Türkiye'deki erkeklerin yüzde 70'i ilişki sırasında bu sorunu yaşıyor!Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Başkanı Dr. Cem Keçe, "Türk erkeğinin ortalama sevişme süresi 5 dakikadır. Çok fazla sayıda çift, cinsel doyumsuzluklarının nedenini bile anlayamadan yaşamlarını sürdürüyor" dedi.
Cinsel Sağlık Enstitüsü Başkanı Dr. Cem Keçe "Düzenli bir cinsel hayatı olan erkek, cinsel organının beyni olduğunu öğrenebilir" ifadelerini kullandı. Dr. Keçe, Türkiye'de erkeklerin en önemli cinsel sorunları başında yer alan erken boşalma konusunda açıklamalarda bulundu. Türk erkeklerinin yüzde 70'inin erken boşaldığını hatırlatan Dr. Cem Keçe, "Aslında tıp literatürlerinde sürekli olarak ya da yineleyici biçimde, çok az bir cinsel uyarılma ile ve erkeğin istemesinden önce boşalmanın olması olarak tanımlanan erken boşalma, kişiden kişiye değişebilen bir kavramdır" dedi.
DÜZENLi CiNSEL HAYAT GEREKiR
Türk erkeğinin ortalama sevişme süresinin 5 dakika civarında olduğunu söyleyen Keçe şöyle devam etti: "Ülkemizde erken boşalma konusunda yeterli bir bilinç düzeyi yoktur. Erken boşalma, sertleşme sorunuyla kıyaslandığında daha fazla görülmesine rağmen, erkeklerin cinsel işlev bozuklukları kliniklerine başvuru sıralamasında ikinci sırada yer almaktadır. Yani Türk erkeği sertleşmesini önemsemekte, erken boşalmasını ve partnerini tatmin etmeyi ise yeterince önemsememektedir. Bu nedenle çok fazla sayıda erkek veya çift, cinsel doyumsuzluklarının nedenini bile anlayamadan yaşamlarını sürdürmektedir. Boşalma denetiminin öğrenilmesi için düzenli bir cinsel hayat gerekir.”
KEÇE’NiN ÖNERiLERi
Erken boşalmanın cinsel terapi ile yüzde 100 oranında tedavi edilebileceğini anlatan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Başkanı Dr. Cem Keçe, sorunun tedavisine ilişkin şu önerilerde bulundu: "Cinsel terapide cinsel birleşme vakti gelinceye kadar yasaklanarak, tam bir cinsel bilgilendirme yapılır, erkeğin kafasındaki yanlış bilgiler ve cinsel mitler düzeltilir, yeri geldikçe cinsel işlevin fizyolojisi, kadının boşalması hakkında doğru bilgiler verilir. Erkeğin partneriyle olan genel ve cinsel iletişimi geliştirilmeye çalışılır."
CiNSEL HEYECAN KONTROLÜ
Erken boşalma sorununa katkıda bulunan ve aynı zamanda tedavisindeki en önemli unsur da, erkeğin cinsel aktivite sırasında zevk verici cinsel duygulara dikkatinin yetersizliğidir. Cinsel ilişki sırasında erkek uyarılarını etkili bir biçimde yöneterek cinsel heyecanını kontrol edebilir, ta ki cinsel heyecanı uyarılma derecesinde bağımsız hale gelene kadar. Zevk verici duygular cinsel heyecanını kontrol ederken erkeğin en iyi yol göstericisi olacaktır, çünkü bu duygular bir cinsel aktivite sırasında erkeğin uyarılma düzeyini yüksek oranda belirler."
TEDAVİSİ KOLAY
Oldukça sık rastlanan cinsel sorunların başında yer alan erken boşalmanın cinsel terapi ile kolayca tedavi edilebildiğinin altını çizen Dr. Cem Keçe; erken boşalma sorunu yaşayan erkeklerin, cinsel terapi ve birkaç basit teknikle erken boşalma endişesinden sıyrılıp, sevişmenin verdiği hazza odaklandıklarında, cinselliğin doğal bir zevk halini almasını sağlayabileceğini savundu.
KAYGIYI KAFADAN ATIN
"Erkek bedenini partneriyle uyum içinde hareket ettirmeli, şimdiye yoğunlaşmalı, o anı duyumsamalıdır ve cinsel birleşmenin ansızın son bulacağı kaygısı kafasından atmalıdır" diyen Dr. Keçe, şöyle devam etti: "Çünkü her cinsel sorun gibi erken boşalma da bu kaygıdan ya da bir rahatsızlıktan kaynaklanabilir. Asıl sorun erkeğin cinsel işlevlerinde değil, cinsel işlevlerini nasıl yerine getirmesi konusundaki düşüncelerindedir. Aklını düşüncelerden arındıramayan, özgür ve doğal bir şekilde cinselliği yaşayamayan erkek tedirginlik duygusundan uzaklaşamaz ve boşalma konusunda sorun yaşar."
Bugün

Parasızlık kobay yaptı

Yabancı firmalar, ilaç araştırmalarında madde bağımlılığı ve alkol tüketiminin düşük olduğu Türkiye’yi tercih ediyor. Kobaylık yapan kişilerin sayısı 8 bine çıktıTürkiye’de uyuşturucu bağımlılığı ve alkol tüketiminin düşük olması nedeniyle yabancı ilaç firmaları ‘Türk kobayları’ tercih ediyor. Parasızlıktan ek gelir olarak kobaylık yapan vatandaşa araştırma başına 300 ile 1000 YTL arası ücret veriliyor. “İnsan kobaylar” üzerinde eczanelerde satılan patentli ilaçların eşdeğeri olarak üretilen yerli ilaçları denediklerini belirten Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hakan Çetinsaya İyi Klinik Uygulama Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Aydın Erenmemişoğlu, gönüllüleri kontrol altında olabilmesi için sadece Kayseri’de yaşayanlar arasından tercih ettiklerini belirtiyor. Erenmemişoğlu, Avrupa’daki mevcut en büyük ilaç araştırma kliniği olduklarını söyleyerek, şu bilgileri veriyor:
Yabancılar bizi istiyor
“Alman Sağlık Bakanlığı’nın ilgili birimine kayıt olduk. Böylece bizim verdiğimiz raporlarla dünyanın her yerinde, Brezilya’dan Hindistan’a ilaç satılıyor. İlaç geliştirmenin çeşitli aşamaları var ama dünyada ilk kez, ürün bazında değil klinik bazda, Faz1, Faz2, Faz3’ü tamamen Türkler tarafından yapılmış ve dünya piyasasına verilmiş ilaçlar var. Yılda 125-130 civarı Türk firma için biyoeşdeğerlik çalışması yapıyoruz. 12 de yabancı firmadan teklif oluyor. Sevindirici başka bir husus, yurtdışından da tamamen yabancı ilaç firmaları bizimle çalışmak istiyor. Bunun nedenlerinden biri Türkiye’deki deneklerin uyuşturucu bağımlısı olmaması, diğeri Türkiye’de göreceli olarak alkol tüketiminin düşük olması.”
Çaresizlik kobaylığa itti
2001 krizinde çaresizlikten kobaylık yapan 60 kişinin sayısı yedi yılda 8 bine fırlarken, eşdeğerlik çalışmasında ağrı kesici, antibiyotik, antidepresan, alerji ilaçları ve mide ülseri tedavisinde kullanılan ilaçlar deneniyor. Kanser ve hormon ilaçları denekler üzerinde kullanılmıyor. İlaçlar, biyoeşdeğerlik araştırmasının ardından, sağlıklı ve hasta denekler üzerinde de deneniyor. Erenmemişoğlu, gönüllülerin sağlığının tehlikeye düşmesinin söz konusu olmadığını, bugüne dek de ciddi sağlık sorunu yaşayan bir gönüllü olmadığını belirtiyor.
Kadınlar tercih edilmiyor
Merkezdeki denek kadın sayısı 30 - 40 civarında. Erenmemişoğlu, “Anatomik özelliklerin yanı sıra sosyokültürel etkenler nedeniyle erkekler kadar rahat değiller. Aileden, eşten izin almaları gerekiyor. Gebe olmadığından yüzde yüz emin olmak gerekiyor. Kadınlarla çalışmayı biz de çok arzu etmiyoruz. Türkiye’de kadınlarda önemli oranda kansızlık ve ilave bir takım hastalıklar var. Erkeklere göre daha uyumsuz, agresif, kavgacılar. Erkek nüfus daha sağlıklı.”
milliyet

Taşıt Tutmasına Dur Deyin

Her ne kadar uzun süreli sorunlara yol açmasa da taşıt tutması, özellikle sık yolculuk edenler için hayatı zorlaştıran bir şey.
Nisan ayı ile beraber yurdumuzda seyahat mevsimi başlar. Özellikle hafta sonu otomobil yolculukları ve perşembeden pazara güney illerimize uçak yolculukları başlar artık yavaş yavaş. Mayıs ayı gibi, bu seyahatlere gemi yolculukları da ilave olur. Özellikle küçük çocukları olanlar için bazen bu yolculuklar ciddi problemler oluşturur. Sallanan bir gemide ya da uçakta taşıt tutmasından rahatsız olduysanız, bunun ne kadar sıkıntılı bir durum olduğunu biliyorsunuz demektir. Her ne kadar uzun süreli sorunlara yol açmasa da taşıt tutması, özellikle sık yolculuk edenler için hayatı zorlaştıran bir şey. Küçük çocukların rahatsızlıklarını ciddi bir şikâyet olarak görmek ve onlara yardımcı olmak gerekir. “Bir şey olmaz, aldırma” deyip geçiştirmek yerine, gerekli molaları verip, onları oyalamak ve durumu anlayışla karşılamak, şikâyetler ciddi boyutlardaysa doktoruyla konuşmak, onların ileriki hayatlarında da bu problemden kurtulmaları yönünde yardımcı olacaktır.
Uçakta ve trende de olur
Otomobilde, uçakta, trende, dönme dolapta, deniz araçlarında bu sorunla karşılaşılabilir. Video oyunları, uçuş simülatörleri ve bir mikroskopa bakmak bile taşıt tutmasına yol açabilir her ne kadar bu saydıklarımız taşıt değilse bile, vücut algılamasa da gözler taşıt tutmasına sebep olabilecek hareketi görmektedir.5 - 12 yaş arası çocuklar, kadınlar ve yaşlılar taşıt tutmasına karşı daha duyarlıdır. İki yaşından küçük çocuklarda ise taşıt tutması enderdir. Taşıt tutmasının en sık belirtileri kendini kötü hissetme, bulantı, kusma, baş ağrısı ve terlemedir. Taşıt tutması iç kulak, gözler ve vücudun hareketi saptayan diğer alanlarının beyine beklenmeyen ve çelişkili mesajlar göndermesi sonucunda ortaya çıkar. Dengeye duyarlı sisteminizin (iç kulak, görme ve dengeyi sağlayan duysal sinirler) vücudun hareket ettiği mesajını gönderirken diğer vücut bölümleri hareketi algılamayabilir. Örneğin hareket eden bir geminin kamarasındaysanız iç kulağınız büyük dalgaların hareketini hissedebilir ama gözleriniz herhangi bir hareket görmez. Bu da duyular arasında bir çelişkiye ve sonuçta taşıt tutmasına yol açar.
Öncelikle önlemeye çalışın
En iyisi taşıt tutmasını önlemeye çalışmaktır, çünkü bir kez başladıktan sonra belirtileri durdurmak güçtür. Taşıt tutması geliştikten sonra bunların geçmesi ancak hareketin durmasıyla mümkündür. Eğer hareketi durduramıyorsanız, hareketin en az olduğu bir alanda oturarak ya da yatarak bu hissi azaltmanız mümkündür. Uçaktaysanız kanatların yakınına oturun. Bir gemide iseniz güvertede kalın ve ufuk çizgisine bakın veya geminin merkezine yakın bir yerde oturun ya da uzanın. Bulantı ve kusmayı önleyici veya hafifletici ilaçlar da alabilirsiniz. Bu ilaçların çoğu, yolculuk başlamadan önce alındığında daha etkili olur ve en iyi sonuç elde edilir. Farklı yollardan etki gösteren bu ilaçların bazıları hareketin etkisini azaltan yatıştırıcılarken, bazıları bulantı ve kusmayı baskılar. Toz zencefil kapsülleri yutmak veya akupresur bileklikler takmak gibi yöntemleri deneyenler de vardır. Bu yöntemler güvenlidir ve bir miktar fayda sağlayabilir.Taşıt tutmasından ileri derecede rahatsız olan kişilerde fizik tedavi yardımcı olabilir. Fizik tedavi uzmanı denge sistemi-nizin harekete adapte olması için kontrollü bir ortamda sizi yinelenen hareketlere maruz bırakarak tedavi deneyebilir.
İşe yarayan yöntemler
Mümkün olduğunca az sallanan yerlerde oturmaya çalışın. Uçarken kanatlara yakın oturun. Gemide geminin ortasına ve suya yakın kamaraları tercih edin. Başınızı mümkün olduğunca az hareket ettirin ve bir baş desteği kullanın. Başın hareket ettirilmesi taşıt tutmasını artırabilir. Gemideyseniz temiz hava almayı deneyin. Güvertede ufuktaki sabit bir noktaya bakın.Arabayla yolculuk yapıyorsanız kitap okumaktan veya herhangi bir şekilde gözlerinizle takip edeceğiniz uğraşlardan kaçının. Yolculuk öncesi alkol almayın, ağır yemekler yemeyin. Uzun mesafe uçuşlarında bulantı ve kusmayı azaltmak için uçuş öncesi ve sırasında küçük öğünler yiyin. Keskin kokulardan ve baharatlı gıdalardan kaçının. Taşıt tutmasının giderilmesinde birkaç tane tuzlu kraker yemek, maden suyu içmek, temiz hava almak, uzanmak işe yarayabilir.
Milliyet

Doğa Sporları İle Kendinizi Keşfedin

Bir insan bir günde kendisini ne kadar geliştirebilir? Eğer olur da, bir gün, bir outdoor eğitimine katılırsanız sandığınızdan çok daha yukarıda olduğunu göreceksiniz.
Son günlerde özellikle şirketler arasında hızla yayılan bir eğilim, çalışanları için outdoor eğitimleri düzenlemek. Ekiplerde, takım ruhunu geliştiren ve iletişimi güçlendiren bu özel eğitimler, doğa sporları üzerine kurulu ve bireylerin kendi kapasitelerini keşfetmelerinin de mükemmel bir yolu...
Bir insan bir günde ne kadar yol kat edebilir, kendisini ne kadar geliştirebilir? Eğer olur da, bir gün, bir outdoor eğitimine katılırsanız bunda sınırın ve kapasitenizin sandığınızdan çok daha yukarıda olduğunu göreceksiniz. Gerçekten de, sadece birkaç metrelik bir ip ile köprüyü aşmak bile kendinize olan güveninizde çok büyük bir artış kaydetmenizi sağlayabilir.
Doğada olmak, zorlu doğa koşullarıyla baş etmeye çalışmak öğrenmenin belki de en hızlı yolu... Tüm bunları keşfeden şirketler arasında da, çalışanlarını outdoor eğitimlerine göndermek hızla yayılan bir eğilim. Bu eğitimlerle, çalışanların arasında çok daha iyi bir iletişimin ve takım ruhunun oluşturulması, karar alma mekanizmalarının hızlandırılması ve iş hayatında da tıpkı doğada olduğu gibi risk almayı öğrenmeleri hedefleniyor.
Biz de bu ay, outdoor eğitimiyle ilgili bir haber yapmaya karar verdik. Ükemizin çok az sayıdaki yerleşik doğa sporları eğitim merkezlerinden birisi olan Bolu Aladağlar’daki Mountrain Outdoor Academy oldu istikametimiz... Orman içinde, 300 dönüm arazi üzerine kurulu bu merkeze adım atar atmaz, aslında burada olup eğitim alma şansını yakalamanın yanı sıra şehrin tüm kargaşa ve gürültüsünden uzakta muhteşem bir tatil alternatifi olduğunu da gördük.
Stratejik düşündüren sporlar Outdoor eğitimi, adından da anlaşılabileceği gibi açık havada, doğada, doğa koşullarıyla mücadeleyi öğretmeyi hedefleyen eğitimlere verilen isim. En önemli özelliği ise teoriden çok deneyimleyerek öğrenme prensibine dayanması. Kano, maymun köprüsü, flying fox, kampçılık bu eğitimin içindeki aktivite ve sporlardan bazıları . Outdoor eğitimlerinde, çoğu zaman belirlenen hedefe ulaşırken tıpkı doğada kaldığınızda olması gerektiği gibi, en uygun planı yapmalı, hızlı ve doğru kararlar almaya çalışmalı ve bunları yılmadan uygulamaya geçirmelisiniz. İk bakışta, bir kayaya tırmanmak ya da bir akarsuyu geçmek iş hayatından çok farklı görünse de, temelde benzerlikleri çok... Burada da, en hızlı şekilde en doğru planı çizmeli, ekip arkadaşlarınızdan yardım almalı ve becerinizi kullanarak hedefe ulaşmalısınız. Katılımcılar, bu eğitimlerin iş hayatına büyük bir katkısı olduğunu ifade ediyorlar. Planlama, sorunları çözme, doğru karar verme gibi aşamaların üstesinden bir takım halinde geldikleri için, iş hayatındaki koordinasyon ve iletişim yeteneklerinin de oldukça geliştiğini vurguluyorlar.
Nerelerde yapılabilir?
Outdoor eğitimleri, şehir merkezine yakın alanlarda günübirlik yapılabileceği gibi aynı zamanda Mountrain Outdoor Academy gibi konaklama imkânı da sunan merkezlerde birkaç günlük programlar halinde gerçekleştirilebiliyor. Eğitimler, deneyimli outdoor eğitmenleri tarafından farklı şekillerde planlanabiliyor. Örneğin, takım ruhunun ve birlikte öğrenme yetisinin kazandırılması için farklı bir program tasarlanırken, katılımcılarda liderlik becerisinin geliştirilmesi için bambaşka bir program hazırlanabiliyor. Bu eğitimlere şirket ya da grup halinde olduğu gibi bireysel olarak da katılmak olası... Bu şekilde de, tıpkı grup eğitimlerindeki gibi, eğitmenlerin eşliğinde, sizin için oluşturulan programı takip edebilirsiniz. Üstelik bu şehirden uzaklaşmak isteyenler için de son derece doğru bir alternatif...
Herkes yapabilir...
Outdoor eğitimleri söz konusu olduğunda en çok merak edilen eğitimlere herkesin katılıp katılamayacağı... Eğitimcilere göre, her yaştan herkes bu eğitimleri alabilir. Katılım için yaş ya da fiziki kondisyon gibi faktörler hiçbir zaman engel olarak kabul edilmiyor. Ancak, biraz yorulmayı, üşümeyi, ıslanmayı kısacası zorlanmayı göze almanız gerekebiliyor. Tabii, işin en eğlenceli kısmının da bunlar olduğunu söylemekte fayda var. Çünkü eğitimden sonra zorluklara rağmen belirlediğiniz hedefe ulaşmış olmak tarifsiz bir memnuniyet duygusu yaratıyor...
Outdoor eğitimleri için, çoğunlukla özel malzemeler edinmenize gerek olmuyor. Gereken tüm malzemeler eğitimleri veren merkez tarafından sağlanıyor. Sizden istenense, genellikle doğa koşullarına uygun, spor giysiler getirmeniz oluyor.
Çocuklar için çok faydalı
Outdoor eğitimleri ve doğa kampları çocukların gelişimi için de son derece faydalı olabiliyor. Çocukların hem şehir hayatından biraz uzaklaşmasına ve alternatif bir tatil yapmasına olanak tanıyan bu kamplar hem de onların sorumluluk alma, insiyatif kullanma ve liderlik gibi özelliklerinin gelişmesine büyük ölçüde katkıda bulunuyor. Bu kamplarda, doğa sporlarıyla ilgili temel eğitim alan çocuklar eğitimcilerin organize ettiği çeşitli program ve aktivitelere katılabiliyorlar.
Şirket çalışanları için düzenlenen outdoor eğitimlerinde hedef, çalışanlar arasındaki iletişimi güçlendirmek ve takım ruhu oluşturmak. Bu eğitimler, doğa sporları merkezlerinde verilebiliyor. Bolu Aladağlar’da yer alan Mountrain Outdoor Academy de bunlardan birisi... Buraya bireysel eğitim almak ya da sadece kamp yapmak için gitmek de olası.
Outdoor eğitimiOutdoor eğitimleri teorik ve pratik dersler olmak üzere başlıca 2 temel bölümden oluşuyor. Bunları şu şekilde sıralamak mümkün:
1. Teorik dersler
Teorik derslerin başında temel kampçılık dersleri geliyor. Çünkü konaklamalı olan eğitimlerde çoğu zaman, kamp yapılarak çadırlarda konaklanıyor. Bu derslerde doğada konaklarken dikkat edilecek noktalar, kamp yerleri seçimi gibi konular işleniyor. Doğada sıvı alımı ve beslenme, harita ve pusula okuma da bu dersler de anlatılanlardan. Doğayla uyum içinde olmanın başlıca kuralı kamp malzemelerinin doğru kullanılmasından geçiyor. Sırt çantaları, uyku tulumları, ocaklar, çadırlar ve diğer malzemelerin kullanımı bu derste anlatılıyor.
2. Pratik dersler
Pratik dersler teorik derslerde edinilen temel bilgilerin hayata geçirilme aşaması. Bu aşamada doğa sporlarının çoğunun eğitimini alıyorsunuz. Eğitim için özel bir parkur kullanılıyor. Bu aktiviteler doğada, ağaçlar, kayalar ve kütük, halat gibi doğal malzemeler kullanılarak oluşturulan özel parkurlarda gerçekleşitiriliyor. Bu aktiviteler arasında en yaygın olanları, nasıl yapılacaklarını ve ne sağladıklarını şu şekilde sıralayabiliriz:
Orienteering:
Orienteering yönledirme anlamına geliyor. Başlıbaşına bir spor olarak kabul edilen ve pek çok ülkede federasyonu bulunan orienteeringi önceden haritası çıkarılmış bir arazide, önceden yerleştirilen kontrol noktalarını, harita ve pusula yardımıyla bularak yapıyorsunuz. Orienteering yarışlarında, sporcular ekiplere ayrılıyor ve bir noktadan diğerine ilerleyerek parkuru en kısa sürede bitirmeye çalışıyor. Son derece stratejik hareket etmeyi gerektiren bu spor dalında kondisyon da önemli.
Kaya tırmanışı:
Denge, estetik, esneklik ve gücü bir araya getiren bu sporda fiziksel güç ve zekayı aynı anda kullanmak gerekiyor. Kaya tırmanışında, kol ve bacak kasları başta olmak üzere, vücudun bütün kasları çalışıyor. Kaya tırmanışı, adrenalini yükseltiyor, stratejik karar verme yeteneğinizi geliştiriyor. Kargo: Kargo, kalın halatlardan örülen geniş ağa yapılan tırmanışa verilen ad. Yani tırmanmak için mutlaka kayalıklara ya da yapay duvarlara ihtiyacınız yok. Kargonun en önemli özelliği kişinin dayanıklılığını ve kondisyonunu zorlaması.
Maymun köprüsü:
Ayağınızı basacağınız bir çelik halat ve tutunacağınız iki ipten oluşan maymun köprüsü, cesaret ve denge duygusu gerektiren zorlu bir etap. Katılımcılar bu etabı, köprünün biraz üzerinde yer alan çelik halata bağlanarak ve emniyete alınarak geçiyorlar.
Tarzan ipi:
Ormanlık alanda, yüksek ağaçlara bağlanan sağlam halatları kullanarak uçma zevkini tatmak mümkün. Bol bol adrenalin salgılanmasını sağlayan bu egzersiz, kişiler emniyete alınarak yapıldığı için son derece güvenli.
Sea kayak ve kano:
Sea kayak aslında orijini Eskimolara dayanan bir deniz ulaşım aracı. Tek ya da çift kişilik türleri olan sea kayakları, kullanmak için ortasına oturmanız ve çift taraflı kürekleri çekmeniz yeterli. Kızılderililerden gelen kanoda kürekler tek taraflı oluyor ve genellikle iki kişi kullanıyor.
Flying fox:
“Flying fox”u, televizyonlarda seyrettiğiniz komando eğitimlerinden mutlaka hatırlarsınız; belinden ve kasıklarından kemerlerle bağlı kişiler, yerden metrelerce yükseklikteki çelik halat üzerinde makaralar yardımıyla kayar gibi hızla ilerliyor ve bir noktadan diğerine adeta uçarcasına varıyor! Aslında özel bir beceri gerektirmese de -yapmanız gereken sadece kendinizi boşluga bırakmak- bu en fazla cesaret gerektiren aktivitelerden birisi.
Ekibe ve kişiye özel programlar:
Outdoor eğitimini oluştuna pek çok aktivite var. Ancak burada önemli olan bunların bir araya getirilmesiyle oluşuturulan özel programlar. Ekibin ya da bireylerin özelliklerine göre, eğitmenler tarafından oluşturulan bu programlarda, belli aktiviteler peş peşe ekleniyor ve çoğunlukla katılımcıların bir hedef doğrultusunda bu aktiviteleri gerçekleştirilmesi ve etapları tamamlaması isteniyor.
Outdoor eğitimlerinde çeşitli aktiviteler birleştirilebiliyor ve bunlardan oluşan bir parkuru genellikle ekip olarak tamamlamanız gerekiyor. Eğitimlere katılmak için herhangi bir yaş ya da fiziki kondisyon sınırlaması yok... Sadece biraz cesaret yeterli!
1. Yürüyüş
2. Maymun köprüsü
3. Kano
4. Flying Fox
5. Kargo
6. Kampçılık
7. Kaya tırmanışı ve inişi

Milliyet

Quaero, Google'a Karşı

Google'ın gücünden rahatsız olan Avrupa, Quaero isminde yeni bir arama motorunu geliştirmeye başladı.
Quaero projesi Google'ı yenebilcek mi? Bunu zaman gösterecek.Avrupa ülkeleri Google'a rakip çıkartmak için güçlerini birleştirmeye başladı. Quaero, yani latincede "Arıyorum" anlamına gelen arama motoru için çalışmalar çoktan başladı bile.
Projenin arkasında Avrupa Komisyonu'ndan onay alan Fransa var. Fransız hükümeti, 5 yıllık bütçenin 152 milyon Dolarlık kısmını gözden çıkarmış durumda. 2005 Nisan'nında ortaya çıkan fikir şimdiye kadar gizli tutuluyordu. Quaero projesi Fransız teknoloji devi Thomson'ın liderliğinde, 23 Fransız ve Alman yazılım şirketi ve üniversiteden oluşan bir konsorsiyum.
Google'a rakip olması için çalışılan Quaero projesine Almanya ve Fransa 2 milyar Euro kadar araştırma ve geliştirme fonu ayırdıkları için sert eleştirilere maruz kalmıştı. Zira bu rakam Google'ın bütçesinin yanında çok komik kalıyordu.
Bugüne kadar Google'a rakip çıkamamasının nedeni olarak Avrupalı şirketlerin ortak hareket etmemesi gösteriliyordu. 2006 yılının Aralık ayında Almanya ile Fransa arasındaki anlaşmazlık sebebi ile Almanya projeden çekilmiş ve Theseus arama motoru projesine dahil olmuştu.
"Quaero tüm Avrupa toplumları açısından olumlu bir proje" diyen Avrupa Komisyonu'nun açıklaması gösteriyor ki Quaero projesi artık tüm AB'nin desteğini almış durumda. Şimdilik geliştirilme aşamasındaki Quaero projesinin işi biraz zor. Zira bu alanda Yahoo ve MSN gibi firmalar bile Google ile başa çıkmakta zorlanıyor. Ancak yeni arama motoru uzun vadede yeterince gelişebilirse, o zaman dişli bir rakip haline gelebilir.
hürriyet

Windows Vista 7

Microsoft, Vista'dan edindiği tecrübelerle yeni işletim sistemini ortaya çıkarmak için uğraş veriyor. Çıkış tarihi daha şimdiden belli gibi...
Vista 7'nin 2010 yılında son kullanıcıya ulaşması bekleniyor. Windows Vista'nın işletim sistemlerinin arasında yeni bir çığır açacağı sanılıyordu. Aero arayüzüyle ve önceki sürüm Windows XP'ye nazaran pek çok yenilikle beraber gelen Vista'nın gerçek bir dönüm noktası olması bekleniyordu. Vista gelişmiş ofis takımı, arama özellikleri ve kullanıcı dostu grafikleriyle pek çok müşterisini memnun etmiş olsa da, daha çok eskiklikleriyle, hatalarıyla, kısacası sorunlarıyla konuşulur oldu.
Microsoft, şimdi de Windows 7'yi geliştirmeye başladı. Vista'nın kullanıcılarla buluşması yaklaşık 5 sene sürdüyse de, Windows 7'nin en geç 3 yıl içinde piyasada olması bekleniyor. Microsoft'un, Windows 7'nin ilk test sürümü olan Milestone 1'i (M1), seçtiği bazı ortaklarına geçen Ocak ayında gönderdiği de sızan haberler arasında.
Microsoft yetkilileri tarafından yazılan bir e-posta çıkış tarihi iddialarını doğruluyor: 2010 yılında Windows 7'nin çıkacağı yönündeki spekülasyonlar tamamen gerçeği yansıtıyor.
Microsoft, resmi bir açıklama olmasa da, şu anda Milestone 2'ye (M2) ulaşmış olabilir. Çünkü çizilen plana göre Nisan ya da Mayıs ayında M2'ye geçilmesi öngörülüyordu.
Bill Gates'in daha önce yaptığı açıklamalara göre Windows 7 gelişmiş ses kayıt sistemi ve diğer doğal arayüzlerle kullanıcıların ilgisini fazlasıyla çekecek.
hürriyet

Favorilerine Ekleyenler

Hakkında Yapılan Yorumlar


Kategori başlığı haber olarak kaydedilmiştir.
Yazıyı Email Gönder Yazıyı Email Gönder
Bu Blog Hakkında Yorum Yaz

Yorum