H. Cihan Salim - Günce - Blog
Gönderen: Editorya Tarihi: Kas 16, 2007
hcsalim tarafından sahiplenilmiştir.
Ad : H. Cihan
Soyad : Salim
Açıklama : H. Cihan Salim’in güncel gelişmeler, bilişim sektörü, teknoloji, politika üzerine sıklıkla, yaşam tarzı, gündelik hayat üzerine arada bir yazdığı kişisel güncesi
Rss : www.cihansalim.net/blog/fee…
Kategori : Yorum
Etiketler : teknoloji bilişim politika siyaset iktisat ekonomi bilgisayar internet yayıncılık medya blog web hayat tarzı Türkiye vizyon telekomünikasyon sağlık
H. Cihan Salim Kimdir
1981 Nisan’ında doğdum, bu dönemlerde doğanlar için ilk öğretim sekiz değil beş yıldı. İlkokuldan sonra Galatasaray Lisesi’nde hayatımın en güzel yıllarını geçirip 2000 yılında mezun oldum. Başlarda mühendislik merakım olsa da fenden ziyade matemetik sevgim olduğunu fark ettim, ÖSS’nin de yardımı ile iktisata eğilimim olduğu meydana çıkmış oldu. Bir işi severek yapmanın doğuracağı sonucu ilk kez bu kadar güçlü tecrübe ettim, İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme-İktisat bölümünü birincilikle bitirdim “E, bu kadar birinci olduk, demek bu alana yatkınlığımız var deyip” akademik hayatta bir ayağımız bulunsun diyerek Boğaziçi Üniversitesi’nden işletme yüksek lisans (MBA) derecesini de 2006 yılında aldım. Eğitim hayatında Latince bile öğrenir gibi oldum(!), ama şu anda İngilizce ve Fransızca ile yola devam ediyorum.
Tüm bu yıllarda, küçük yaşlardan beri içinde olduğum bilişim dünyasıyla ilgili faaliyetlere devam ettim. 1998′de PC World Türkiye’de başlayan bilişim medyası serüvenim 2002 başına kadar Computer Life’da (Eski adıyla Computer World Türkiye), sonra 2005 Temmuz’una kadar Byte Türkiye ve PC Pratik’te sürdü. Bu yayınların bazılarında son kullanıcıya yönelik içerik, bazılarında ise bilişim politikaları, e-ticaret gibi konularda yorumlar ve öneriler hazırladım.
Devamı
Son Gönderiler
H. Cihan Salim - Günce... Blog...
www.cihansalim.net
Yoksulluk Engellenebilir, Hem de Kolayca! Enflasyon ve Yoksulluk
Bugün Blog Hareket Günü, dünyada binlerce blog yazarı gibi bugün biz de burada insanlık ayıbı olan "Yoksulluk" gerçeğine eğiliyoruz. Yoksulluk ve enflasyonun nasıl yoksulluk yarattığı benim seçtiğim konu. "Biraz enflasyondan bir şey olmaz" yaklaşımı ülke olarak zenginleşmemizi geciktiriyor!
Küresel Kriz Nereye Gidiyor, Türkiye’de Ne Olur, Birikimler Nasıl Değerlendirilebilir?
Evet artık herkes küresel finans krizini anlamaya çalışıyor. Ama uzmanlardan, ekonomistlerden, siyasetçilerden, sanayicilerden farklı sözler geliyor, hem de hiçbiri net ve açık değil. Genel hatlarıyla ne oluyor, bizi nasıl etkiler ve ne zaman rahatlarız biraz düşünelim...
Müşteri Sadakati Erirken Pazarlamacıların Güncel Açılımları Ne Aşamada? İnternet, Konsept Mağazalar, Deneysel Pazarlama…
Müşteri sadakati erirken eldeki müşteriyi tutmak, yeni müşteri elde etmekten ucuz da olsa, gittikçe zorlaşıyor ve pahalılaşıyor. Peki yeni, deneyimsel pazarlama yöntemlerini Türkiye'de niye yeteri kadar göremiyoruz? "Türk tüketicisine fazla gelir" inancı mı var? Türkiye'den güncel örnekler, yeni haberler ve uygulamaları tartışıyoruz
“Toplumun Zamkı” Olabilecek Bir Hormon, Hayata Bağlanmanın Kimyasal ve Duygusal Temelleri
Günümüz dünyasında bireyselleşmeden yalnızlaşmaya doğru ilerleyen yaşam tarzıyla paralel giden diğer tehlike "aidiyet" hislerinin körelmesi. Davranışsal olarak yapabileceklerimiz var, ama heyecan verici bir haber daha: Meğerse kucaklaşma kimyasalı, güven iksiri, aşk hormonu gibi adlar verilen bir kimyasal varmış; "oksitosin".
Yine “Güçlü Lira Sanayimizi Öldürüyor” Feryatları, Buna Uyum Sağlayan Türk Girişimcileri
TCMB'yi suçlamak kaçak dövüşmek, çünkü TCMB'nin birincil ve tek hedefi fiyat istikrarı yani enflasyonu düşürmek ise, ona bu görevi veren kim bilmiyor muyuz? Ama günü kurtarma peşindeki meslek ve sanayi odaları oldukça biz her hafta gazetelerde aynı haber ve demeçleri daha uzun yıllar okuruz, aman sıkılmayın...
2008 Olimpiyatları’nın Gösterdiği Gibi Türkiye Akılcı ve Stratejik Davranmadığı Alanlarda Mağlubiyete Mahkum
Hiç de iyi başlamadığımız Çin'deki olimpiyatlar "Türkiye'de ne yanlış yapılıyor" sorusunu yine gündeme getirdi. Ama önceki olimpiyatlarda olduğu gibi bir sorun üzerine 15 gün düşünmek o sorunu çözmeye yetmiyor. Türkiye her konuda olduğu gibi sporda da farklı hareket etmeye başlamalı
Paris ve Kısa Gezi Önerileri - 1
Dünyanın en çok turist çeken şehirlerinden Paris'te görülecek onca yer arasında vakit paylaştırmak zor. Bir hafta içinde gördüklerime göre naçizane önerilerimi, neyin neden görülmesi ya da görülmemesi gerektiğini anlatarak yazı dizisine başlıyorum.
2007 ÖSS Şampiyonları Zevk, Ego, Ödül için Tekrar Sınava Giriyor, Geleceğe Hazırlanmaktansa Geçmişle Yaşıyor
ÖSS sonuçları geride bıraktığımız hafta açıklandı. Bu yıl sonuçlarla ilgili haberler geçmiştekilerden farklıydı. Çünkü "tanıdık yüzler" yine dereceye girdi, 2007 sınavında 1., 2. ve 6. olan öğrenciler, belki çok daha fazlası, 2008 sınavına da bir okul kazanmak için değil kişisel tatmin, derece, ödül, vb. için bir daha girdi. Peki üniversite derslerine ve sonrasına yatırım yapacaklarına geçmişten kopamayan gençler mi yetiştiriyoruz?
OnPunto’nun kapanması ve RSS Rehberi
OnPunto hakkındaki yazımı oldukça detaylandırdım ve genişlettim. Ayrıca RSS hakkında özet bir rehber yazı da hazırladım.
OnPunto Kapandı, Gizlisi Saklısı Yok…
Doğan Online Medyanet şemsiyesi altındaki OnPunto.com kapandı. Blog yazarlarını geleceğin gazetecileri olarak olabildiğine öne çıkarmaya çalışan girişimin kapanmasının ardında gizli nedenler aranıyor. Ama görünen o ki, OnPunto sanılanın aksine Hürriyet Gazetesi'nin desteğini almadı, istenen büyüklüğe ulaşamayıp gelir elde etmeye başlamaması da kapanma ile sonuçlandı. Tabii ki açıklamasız, ani bir kapanma tepki çekti ve çekiyor...
ADSL yerine VDSL ve Türkiye’de Yine “Kısıtlamalı” İnternet
Yeni genişbant İnternet olarak her yerde reklam edilen VDSL2, 32 Mb/s hız vaat ediyor. Fakat şimdiden ciddi çekinceler mevcut. Neden ADSL2+ tercih edilmedi, neden yeni modem almak gerekecek, neden 32 Mb download karşılığında sadece 1 Mb upload hızı veriliyor? Ve Türkiye'de kaç kişinin bu hızda İnternet'i ödeme gücü var...
AKP Davası “Google Davası”na Dönüşen Ülke
AKP'nin kapatılmasına yönelik iddianameye karşılık hazırlanan savunmada, iddianame hazırlanırken İnternet'ten faydalanılması eleştirilerek "Bu adeta 'Google Davası'dır" yakıştırması yapılması İnternet'i nasıl gördüğümüz hakkında tarihe düşülmüş acı bir not
Türk, Dönerini de Savunmazsa Türkiye Maçlardan Sonra Kimin Aklında Kalır
Paris'te gördüğüm bazı Türk restoranları, camlarındaki büyük döner resimlerinin üstüne "Grec" yani "Yunan" kelimesini yazmıştı. Fransa'da Yunan kebabı olarak anılmaya başlanan kebabı Türk girişimcilerin de "Türk" adıyla sunmaması çok önemli ve derin tartışmalara neden açacak bir konu değil mi?
YouTube güvenlik ve yetki belgesi almamışmış, geri kalan milyonlarca web sitesi gibi!
Geçen hafta Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım YouTube’a erişimin engellenmesi hakkındaki sorulara şaşırtıcı cevaplar verdi: “3. Dünya ülkesi site kapatıyor demek fiyaka. Buraya gelip güvenlik, yetki belgeleri almaları gerekiyor. Diğer ülkelerde yapıyorlar, burada yapmıyorlar.” Uzmanlığı, geçmişi, siyasi ve ideolojik yaklaşımı ne olursa olsun bir Ulaştırma Bakanı’nın web sitelerine erişime izin vermek için güvenlik, yetki belgesinden bahsetmesi, [...]
Kültür Sanat Yaşamı Zenginleşiyor ama Kültür Başkenti Olmak İçin İzleyiciye Saygı Duymalı, “Kültür” Sahibi Olmalı
İstanbul'da alternatif, "özel", bağımsız kültür sanat mekanlarının yeşermesi ümit verici. Büyük bir kazanç olan Pera Müzesi'ni ziyaretimden sonra Garaj İstanbul'da dinlediğim konserin gecikmesi ise "kültür" kavramını yeniden düşünmemiz gerektiğini gösteriyor
Süreyya Opera Binası ve Ona Özel Bale Gala Mutlu Olmak İçin Birebir
Tarihi Süreyya Opera Binası 2 yıl süren restorasyon sonrası İstanbul Anadolu yakasının tek, Türkiye'nin 6. operası olarak hizmet vermeye başladı. Nispeten küçük sahnesine özel hazırlanan "Bale Gala" ve de binanın restorasyon sonrası hali görülmeye değer
Daha Çok İçerik Sosyalleşme Sitelerine Kayarken Kan Kaybeden Blog ve Kişisel Siteler
Web'in gelişiminde bloglardan önce önemli rol oynayan kişisel sitelerin çoğu 'blog'a dönüşmeye başlamıştı. Şimdiyse blog yazmak için verilen özen ve zaman bile zorlayıcı geldiğinden Facebook, Twitter gibi sosyalleşme platformlarında 2-3 cümle ile kendimizi anlık şekilde ifade etmeyi tercih eder olduk. Flickr'da fotoğraflarımızı, YouTube'da videolarımızı yayınlamaya alıştık, web sitemize, blogumuza içerik bırakmadık. Peki kişisel markamızı bölmek için bir "doğru oran" var mı?
blog yeniden tasarlanırken önerileriniz
Yazılarımı RSS beslemesine abone olarak, web üzerinden siteme hiç uğramadan okuyanların dikkatini çekmek istedim. Birkaç hafta önce sorunlar yaşadığım ‘blog’umu yeniden ayağa kaldırırken tasarımını da değiştirdim. cihansalim.net/blog adresine girip yeni şablonu gözden geçirip anasayfadan yazılara, kategoriler, arşiv gibi alanlara ilişkin her konuda önerinizi bekliyorum; ki böylece daha rahat kullanabileceğiniz bir arabirim oluşturmaya çalışayım.
GAP’ı İşsizlik Fonu ile Bitirmek İşsizliği Değil Parayı Bitirir
Önceki haftanın önemli haberi “GAP’ı İşsizin Parası Bitirecek” idi. Türkiye’nin en büyük kalkınma hamlelerinden biri olan GAP’ı bitirmek için hala çok büyük bir kaynak gerekiyor. Kaynak bulma çalışması devletin kasasında farklı amaçlarla toplanan fonlara göz dikilmesine neden oldu. İlk akla gelenlerden biri de, çalışanlardan yapılan kesintilerle oluşturulan İşsizlik Sigortası Fonu.
eşit oy hakkı derken otobandaki tecavüzcü
Daha Başbakan “Ayaklar/Başlar” yaklaşımını sergilememiş olduğundan Aysun Kayacı’nın “vergisini vermeyenle oyum niye bir olsun” haklı serzenişine saldırmak için kırdığı “dağdaki çoban” potunu suistimal ediyorlardı. O ara Hürriyet’te Yurtsan Atakan konuya işte böyle yaklaştı: “Tecavüzcüyle aynı oy hakkına sahip olmak“
Favorilerine Ekleyenler
Hakkında Yapılan Yorumlar
Yazıyı Email Gönder








