« Elif Yılmaz
Sinema Sinema »


Kalbimin Tac Mahalini Ararken

Gönderen: Editorya Tarihi: Oca 23, 2008
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars6 Stars7 Stars8 Stars9 Stars10 Stars (10 Değerlendirme, Ortalaması: 10 üzerinden 4.6 )

Verilen Yıldızların Toplamı: 46.
Oy kullanan ziyaretci sayısı: 10
Beğenilme Oranı % 46
SİZ HENÜZ OY VERMEDİNİZ !...
Loading ... Loading ...

kalbimintacmahali-blogcu-com.JPGThelordofthebaron tarafından sahiplenilmiştir.
Ad : mehmet
Soyad : karatenli
Açıklama : KiÅŸisel blogumda, kendi yazılarım ve edebiyatla ilgili herÅŸey…
Rss : kalbimintacmahali.blogcu.co…
Kategori : Edebiyat
Etiketler : yarınlar umut yavuz bülent bakiler ebru sanatı boğaz edebiyat şiir deneme öykü hikaye Tac mahal Taç mahal aşk sevgi manevi sonsuz İstanbul yürüyelim seninle istanbulda gurur kız kulesi Gözlerin istanbul oluyor birden ibrahim sadri nurullah genç

Örnek Gönderi:
Kalbimin Tac Mahalini Ararken

AÅŸk bazen yaÅŸarken ölmektir…

Ve gömmektir onu Tac Mahaline.

O Tac Mahal Kalbindedir.

Gömersin onu En derine.

Üstünde koskoca yapı kalır ondan geriye;

AÅŸkı anlatan; dünü anlatan; onu anlatan…

Kalbimin Tac Mahali Gönlümde bir saraydır.

Her kalp atışımda bana seni hatırlatır…

- cihan -

Bunları Biliyormusunuz:
• Tac Mahal; Tac’ın, yani hükümdarın sarayı demektir. Mümtaz Mahal ise sarayların seçilmişi demektir.
• Şahcihan, Mümtaz yada Ercümend’i ilk defa 15 yaşında onun ipek ve mücevher dükkanında gördü. Ve 5 yıl sonra 1612’de evlendiler.

Son Gönderiler


Kalbimin Tac Mahalini Ararken

Yağmur Sonrası - İbrahim Sadri - Sesli Şiirler Blogunu Zİyaret Ettiniz Mi?

 

Sesli Åžiirler Blogunda ÅŸiirleri sesli dinleyebilir hemde okuyabilirsiniz.


 

İbrahim Sadri Sesli Şiirler...

Yağmur Sonrası

Yağmur sonrası karanlıkta bir şehir
İçinde ben.
Åžarkılar çalıyor taksilerin teyibinden
Giderken sen...
Tüyleri ıslak kuÅŸlar su içiyorlar çeÅŸmelerden
Kimsenin umrunda deÄŸiliz,
Ne aÅŸk
Ne ben.
Bir şey olmamış,bir yerinden vurulmamış gibidir şehir.
Her gidiÅŸ niye birbirine benzer.
Arabaların camlarını siler tinerci çocuklar
Bir sigara parasına ömrümü anlatırım
Belki onlar dinler
Çekip gidiÅŸin hangi ÅŸarkıya benzer
Bulup &cce.. ( devamı )

...

                    


        (Bu yaÄŸmurun, rüzgarın, ışığın ve 'o an'ın hikayesidir.)


Işığı gördüm gözlerinde,


İşte aydınlığı yüreğimde.


 


 


                Bulutlar gökyüzünü kaplamıştı. Rüzgar da vardı ne soÄŸuk esiyordu


ne de sıcak sanki mevsimleri karıştırmıştı. Bahar rüzgarını andıran rüzgar da


 esmeye baÅŸladığında bulutlar son hazırlıklarını tamamlamıştı. Her ÅŸey tamamdı


 düş.. ( devamı )

NaaT - Arif Nihat Asya







 


Naat


 


Seccaden kumlardı..
................................
................................
Devirlerden, diyarlardan
Gelip, göklerde buluşan
Ezanların vardı! .

Mescit mümin, minber mümin...
Taşardı kubbelerden tekbir,
Dolardı kubbelere “amin”..

Ve mübarek geceler dualarımız;
Geri gelmeyen dualardı...
Geceler ki pırıl pırıl
Kandillerin yanardı..

Kapına gelenler ya Muhammed,
- uzaktan, yakından –
Mümin döndüler kapından...

Besmele, ekmeÄŸimizin bereketiydi;
İki dünyada aziz ümmet,
Muhammed ümmetiydi...

Konsun – yine - pervazlara
Güvercinler,
“hu hu” lara karışsın
Aminler,
Mübarek akşamdır;
Gelin ey fatihalar, yasinler...

Åžimdi seni ananlar,
Anıyor ağlar gibi...
Ey yetimler yetimi,
Ey garipler garibi;
Düşkünlerin kanadıydın
Yoksulların sahibi..
Nerde kaldın ey resul,
Nerde kaldın ey nebi! ..


Günler ne günlerdi, ya
Muhammed! ..
Çağlar ne çağlardı;
Daha dünyaya gelmeden
Müminlerin vardı...
Ve bir g.. ( devamı )

Haziran - İbrahim Sadri


 


   HAZİRAN


 


mektubun geldi arkadaşım


haziran da geldi


şimdi sen, denizi de yazmışsındır


beni beter edeceksin ya


martılarını ve simidini İstanbul'un

Kalbimin Tac Mahalini Ararken(2)

  


  


   Kalbimin derinliklerinde bir yerde...


 


  Serin bir sonbahar sabahı baÅŸladı yolculuÄŸum. Bilinmez bir diyarın bilinmez bir yerine gider gibi geçtim aynı yolları. Sanki baÅŸka baÅŸka geldi bana o yollar. Ayaklarım adımları atarken bilmediÄŸim bir heyecanın ortasında kalmışcasına hafif ürkek ve bir o kadar da sevinçli...


  Havada güzel bir yaÄŸmur var, çok güzel bir rüzgar da, günlerden pazar, yürüyorum bu ÅŸehrin güzel kaldırımlarında...


 


  Her zamanki gibi bir yol, her zamanki gibi insanlar, her zamanki gibi ben... Ama vardı bir deÄŸiÅŸiklik iÅŸte, hem havadan hem benim yüzümden okunan bir deÄŸiÅŸiklik. Nerden geldiÄŸi belli olmayan garip ama güzel ÅŸeyin sırrı neydi? diye düşünmeye gerek yoktu aslında. Arıyordum, neyi aradığımı bilmeden, yolda deÄŸiÅŸik ÅŸeylere rastlıyordum, takılıyordum, oyalanıyordum. Aradığım ÅŸey önce bir saraydı. Ama sonra fark ettim ki ben aslında o sarayın içindekini aryıordum. Onu görmek içindi bu çabam. Aradım durdum senelerdir. Yıllar geçti yollarda, ''Kalbin Derinliklerini Didik Didik Ettim'' bir köşede ona rastlarım diye... Ama buladım iÅŸte, geriye aşındırdığım onca yol kaldı dönüp arkaya bakınca baÅŸladığım yeri görem.. ( devamı )

YÂRINLAR


 


YÂRINLAR


 



 


         


Bulutlandı yarınlar ve yaÄŸmaÄŸa baÅŸladı. Griydi bulutlar. Karanlıktı hava… Sonbahardı, yapraklar yağıyordu, yaÄŸmurla birlikte. Önce serinledi hava, sonra sertleÅŸti iyice. Sert bir ayaz dondurdu, yaktı yüzümüzü…


 


  Yorgunduk, hepimiz bir ÅŸeyin yoksunuydu. Üşüyorduk; elimiz üşüyordu; baÅŸtan ayağı titriyorduk, donacaktık… Yarınlar pusluydu, yarınlar hazandı, yarınlar çetindi…




Dokuz Yönlü Dert


 


DoKuZ YöNLü DeRT


 



Açılmış çığırdan dosta gidemem,
Ayaklarım ize sığmaz.. ölürüm.
Yaşarım, duyarım, tarif edemem;
Düşüncem var, söze sığmaz.. ölürüm.

El alır, göz görür, iş çıkar işten;
Arsızlar doluyu doyurur boştan.
İki gün misafir gelse bir kıştan,
Doksan günlük yaza sığmaz.. ölürüm.

Kara çıkar, ak’ı derin eÅŸince;
Gece uzun, uyku yoğun, düş ince..
Bir derdim var, yer götürmez düşünce;
Bir derdim var, yüze sığmaz.. ölürüm.

İriler “aÅŸk” koydu açlığın adın;
Diriler pisledi ölümün tadın.
Zamana hükmeder üçbuçuk kadın,
Gördüklerim göze sığmaz.. ölürüm.

KARAKOÇ’um, bir sevdanın düşkünü,
Deli-dolu gerçek yaşar, düş günü.
Diriler var, çıplak gezer kış günü;
Ölüler var, beze sığmaz.. ölürüm.

ABDURRAHİM KARAKOÇ

.. ( devamı )

Yiğidi Gül Ağlatır; Gam Öldürür...



 


Yiğidi Gül Ağlatır

 YiÄŸidi gül aÄŸlatır, gam öldürür Nice na'mert ava çıksa Tuzak kursa, kurÅŸun atsa YiÄŸidi çökertmez kahır Bir dem yar hüzünle baksa Bir gönül gözüyle baksa YiÄŸidi gül aÄŸlatır gam öldürür Düşman yılan olup soksa Dokuz kavim tasa tutsa YiÄŸidi çökertmez kahır  Bir dem yar hüzünle baksa .. ( devamı )

SeN



 


SeN SeN SeN


 


Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden.,


Dağbaşı yalnızlığı ölümden beter.


Hiç kimse aramasa sormasa beni


Sen gelsen yeter..


 


Huzur ellerinin güzelliğidir.


Gözlerin karşımda mutluluk denizi.


Her sabah soframızda ekmeğimizi


Sen bölsen yeter..


 


Yüreğim seninle yaylalar kadar serin

YÜRÜYELİM SENİNLE İSTANBUL'DA


YÜRÜYELİM SENİNLE İSTANBUL'DA

 

Kırmızıyı sevdiğini bilseydim

hayallerim kıpkırmızı olurdu

 

İstanbul hala güneşin ardında

ufuklarında birkaç kara leke

birkaç kan pıhtısı dudaklarında

Favorilerine Ekleyenler

Hakkında Yapılan Yorumlar


Kategori başlığı edebiyat olarak kaydedilmiştir.
Yazıyı Email Gönder Yazıyı Email Gönder
Bu Blog Hakkında Yorum Yaz

Yorum