kaswetlikahve
Gönderen: admin Tarihi: Kas 19, 2008
lolimj tarafından sahiplenilmiştir.
Açıklama :muhtemelen kahwe içiyordur
Rss : http://kaswetlikahve.blogspot.com/feeds/posts/default?alt=rss
Kategori : Yorum
Etiketler : eğlence müzik kitap Film ne ararsan war diyelim
Nermin Biçer Hakkında:
Aslında kim olmak istediğini hala kestirememiş,felsefi pozlara girmek isteyen ama her kare kendisine küçük gelen,istediği şeyi başarmak için çabalarken bir yandan da birşey yapmadığını görüp deliren,uçuk kaçık hayallerinin sonu olmayan,hiçbir şeyde sabit kalamayan,değişli tokuşlu,inişli çıkışlı,haylaz bir dişilik…(mj)
Meraklar
TABİKİ FİLM İZLEMEK, KİTAP OKUMAK, MÜZİK DİNLEMEK, SEYAHAT ETMEK, FOTOĞRAF ÇEKMEK, DELİ GİBİ ÇİKOLATA WS.YEMEK…
Gözde Filmler
I ROBOT, BACK TO THE FUTURE(1-2-3), YÜZÜKLERİN EFENDİSİ, SERİLERİ, HARRY POTTER
Gözde Müzikler
Nirvana Smells Like Teen Spirit, U2 One, Backstreet Boys I Want It That Way, Whitney Houston I Will Always Love You, Madonna Vogue, McFly, JayZ
Gözde Kitaplar:
SUÇ VE CEZA, DENİZLER ALTINDAN 20000 FERSAH, DÜNYANIN MERKEZİNE YOLCULUK, SİNEKLİ BAKKAL, GÜN OLUR ASRA BEDEL, SEFİLLER, FARELER VE İNSANLAR, VADİDEKİ ZAMBAK, SEKSEN GÜNDE DEWRİ ALEM
Profilin Devamı >>
Son Gönderileri
KASWETLİ KAHWE
ileri derecede kafein bağımlısının günlüğü...
Belki bi daha ki yazı için biraz ayrı kalabiliriz bu yüzden Helen Bar'dan bir kaç görsel sunmak istedim.Her kategoriden bir iki fotoğraf koydum ki tadı damağınızda kalsın gidip siteyi talan edin=) Helen Bar










Ortaya karışık...
Bir kurban bayramını daha geride bırakmamıza dakikalar kala herkesin bayramını kutlarım.Nerede o eski bayramlar diye başlıyabilicek yaşa gelmemiş olsamda eski bayramları özledim.Bunun en önemli sebelerinden biride artık kazık kadar oldun diyip kimsenin para vermemesi.Ama biz hiç sen çok yaşlısın sen çok geçsin diye ayırt edip el öpmemezlik yapmıyoruz.Şaka bir yana gerçekten büyüdük.Daha da büyüyoruz dört gündür yemek yemedim.Ciddiyim sabah kahvaltı ardından yatana kadar çikolata ve baklava zaten bir şey yiyecek yerde kalmıyor.
Yurtta kalma işini halazırda halledebilimiş değilim.Aslında yurtla falan konuştum hallettim ancak bu seferde okulun oraya servisi yokmuş.Ama ayarlabilirlermiş oryaya yakın bir yerden geçen şöförlerle konuşmaları falan lazımmış.Artık hallolsun şu işte.Manyak gibi test çözmeye başlıyayım.
I love the way that you are loving me!(*) Alacakaranlık'ın ikinci kitabı olan Yeniay'ı da bitirdim.Bu kitapta Edwad ve Bella ayrılıyorlar falan bi sürü entrika ama yinede çok güzeldi.Filmini sabırsızlıkla bekliyorum. Uzun zamandır yazıcam yazıcam unutuyordum.Şimdi Obama'nın resmini gördüm de hatırladım.Pink'in bir şarkısı var "dear mr president" diye busha yazıdığı. Sayın Başkan Trafik kazalarıyla ilgili yapılmış bir reklam. Bir blogda gördüm çok etkilendim ve herkesin izlemesini istedim.Daha dikkatli olmalıyız. Absint'i denemek isterdim ama çok korkuyorum.Beyin hücrelerini falan öldürüyormuş. *beni sevme şeklini seviyorum(Natasha Thomas-Save your kisses for me) Tüm öğretmenlerin günü kutlu olsun... Metrodan sesler 2...
Soluğumu kesecek derecede güzsel olan bir kitap "ALACAKARANLIK".Bella ve Edward'ın o muhteşem imkansızı olduran aşkları.Birbirleri için yaptıkları.Ah ah keşke herşey kitaplardaki gibi olsa. Aslında SeNa bu kitaptan bahsederken"Benim bu kitap asla kimse okumamalı,Ama malesef ki türkçeye çevrildi şimdi benim kitabımı herkes okuyor off..vs"demişti.Bu laflar açıkcası ilk önce paranoyakça geldi.Ancak okuyunca hak verdim."Bu kitap sadece benim..."Buraya yazsam mı yazmasam mı diye çok düşündüm.Karar verdim.Ben buraya yazıpta çok beğendiğimi söyler,tavsiye edersem,Ardından beni dinleyip kitabı alıp okuyan bir kişi de benim düşündüklerimi hissettiklerimi düşünüp hissettiyse ve belki o kişiyle ilerde karşılaşırsam...Düşünebiliyor musun Sena imkansız gibi.Seninle konuştuklarımız,hayaller ve gerçekler...Belki olur... Neydi ikinci ipucu "Yapamam dersen yapma ihtimalin sıfır..." Kitabın ikincisini alıp okuyup üçüncüsünü bekleyip ocakta da filmine gitmeyi sabırsızlıkla bekliyorum...Bu arada kitabı çok değendim,tavsiye ederim;)
Life is life... Belgeselde üç tane bebeğin doğumu ve yaşananlar anlatılıyor.İlk bebeğimizin adı Gabriel.Gabriel’in bağırsakları anne rahminde çalışmaya başladığı için o minik ciğerleri mikropla doluyor ve Gabriel’in hayatını tehdit ediyor.Gabriel doğa kadar doktorlar bunun farkında değil.Ancak doğduktan bir saat kadar sonra nefes almadığında böyle bir şüpheye düşüyorlar.İlk müdahaleler yapılıyor ama Gabriel’in şoka girmesi önlenemiyor.O küçük kalbi 160la atmaya başlıyor ki bu rakam bir yetişkin için kalp krizi demek fakat Gabriel’in beyninin verdiği mucizevi bir emirle kalp atışları yavaşlıyor.Yapılan müdahaleler sonucu mikroplar yavaş yavaş ciğerlerinden atılmaya başlıyor ve Gabriel yaşama tutunuyor. İkinci bebeğimizin adı Elijah.Elijah’ın olayı ise poposunda kendisinin yarısı kadar bir tümörün bulunması ve bu tümörün hızla büyümesi.Bu tümör sebebiyle Elijah yedi buçuk aylık doğuyor ve tümörün boyutları herkesi korkutuyor.Tek sorun bu değil tümörün bu kadar büyümesinin sebebi atardamarın kılcal damarlarından birinin tümörü beslemesi.Elijah ameliyata alınıyor.Tümör alınmasına alınır ancak tümör alındığı sırada kılcal damarların açılması beklenen bir durum ve Elijahın kalbide Gabriel’de olduğu bibi 150 160la atıyor.Böyle bir kalp atışı hızında kılcal damarın açılması Elijah’ın vücudundan iki çorba kaşığından fazla çıkmasına ve ölmesine sebep olur.Beklendiği giib oluyor tümör alınıyor,kılcal damarlardan biri açılıyor.Doktorlar her şey bitti derken Elijah’ın dahi beyninin erdiği komut kalbinin yavaşlamasına ve kılcal damarın x(adının unuttum)le kapatılmasına sebep oluyor.Doktorlar bunu bir mucize olarak değerlendirirken Ellijah’ın annesinin sölediği tek şey “Tanrım sana şükürler olsun oluyor,sen olmasaydın…” Ve son bebeğimizin adı Jack.Jack diğer bebekelrin aksine anne karnında durması gerektiği yani başı aşağı şekilde değil ayakları aşağı şekilde duruyor.Tabi ultrasonda bu durum bariz bir şekilde ortada ve anne içinde çocuk içinde sezeryanın daha akıllıca olacağını düşünülüyor.Ve anne sezeryana alınıyor.Doğum başlıyor doktor Jack’i buluyor ve ayaklarını çıkartıyor.Bu esnada içerde göbek kordonu Jack’in boğazına dolanıyor ve anne karnındaki sıvıyı da yutarak boğuluyor.Doktor çektikçe kordon geriliyor,çektikçe geriliyor ve Jack nefessiz kalıyor.Jack’in bütün vücudu mosmor olmuş bir şekilde çıkıyor.Kordon kesiliyor duurm anlaşılıyor ve Jack’in öksürmesi için boğazına hava veriliyor.Ancak cevap yok.Bu işlem yaklaşık sekiz dokuz kere yapılıyor.Ama hala cevap yok.Doktor bebeğin ölüm saati için saatine baktığı sırada Jack öksürüyor ve bütün sıvıyı dışarıya çıkartıyor.Nefes almaya başlıyor. Bebeklerimizin üçü de mucizevi bir şekilde hayata tutunuyor.Peki neden?Ne için?Ne biliyorlar da yaşamak için bu kadar hevesliler?Ne görmüşler,ne duymuşlar bu dünya için de buraya sıkıca tutunuyorlar? Neden?Biz bu kadar yaşama nedenimiz varken ölmek istiyoruz(mesela yani),ya onlar neden hiçbir nedenleri yokken delice yaşamak istiyorlar? Kim ne derse desin kardeşim yaşam güzel şey! Ne demiş ünlü filozoflar topluluğu Opus “LİFE İS LİFE” nananananaaa=)
Doğum günü hediyem(Sena'dan)Hayatımda aldığım en güzel hediyelerden birisi.Dinlemekten kafayı yemiş durumdayım.(Tekrar teşekkürler Sena)İçinde yok yok.Bilgisayar bu ara sakat olduğundan pek paylaşımda bulunamayacağım.Bir dahaki yazıya.
İki hafta önce perşembe günü okulda "kendini göster" adlı yetenek yarışması vardı.Yarışmaya katılmadık diye bizim sınıfı programı izlemeye götürmediler.Bizde derse girmedik ve bütün sınıf inip spor solonunda oturduk.Bütün okul bizi aramışta,başımıza birşey geldi sanmışlarda çok endişelenmişler.Haklı olduğumuz halde birde üstüne azar işittik.Neyse yapabileceğimiz birşey olmadığından susup oturduk.Geçen hafta perşembe günüde okulda gezi vardı;Salvador Dali'ye.Çarşamba son ders müdüremiz gelip "yarın defterinizi kitabınızı getirin siz geziye gitmiyorsunuz."dedi.Biz oflayıp puflarken birde açıklama yaptı meğersem bunların sinirlendikleri şey gidip özür falan dilemememizmiş.Herneyse geziye gitmedik,akıllandık(!).Haftaya kendim gideceğim inşallah.Bekle beni Salvador...
Cuma gününden beri yurtta kalıyorum.Benden önce gidip kalan arkadaşlarım sayesinde önyargılı bir şekilde gitmiştim ama her yer aynı olmadığından heralde çok eğlenceli geçti.Herşeyi zamanında yapmak insana eğlenmek ve dinlenmek için vakit bırakıyor.Şu (lafta) öss çalışmalarımın içinde en verim aldığım çalışma bu hafta sonu yaptıklarımdı.Artık bazı şeylerin farkına vardığıma göre bu farkındalığımı devam ettirmeye karar verdim ve hafta içi temelli yurtta kalmak için görüşmeye gideceğim.Bazı şeyleri istiyorsan fedakarlık etmesinide biliceksin.
Sayın başkan,benimle bir yürüyüşe çıkın.
Hadi senin benden üstün olmadığın herhangi iki kişi olduğumuzu varsayalım.
Eğer dürüstçe konuşabilirsek sana birkaç soru sormak istiyorum.
Sokaklardaki onca evsizi gördüğünde ne hissediyorsun?
Geceleri yatmadan önce kim için dua ediyorsun?
Aynaya baktığında ne hissediyorsun?
Gurur duyuyor musun?
Hepimiz ağlarken sen nasıl uyuyorsun?
Bir annenin evladına veda etmek için son bir şansı bile olmadığında nasıl rüyalar görüyorsun?Nasıl başın dik yürüyebiliyorsun?
Gözlerimin içine bakıp bana nedenini anlatır mısın?
Sayın başkan,sen yalnız bir çocuk muydun?
Yalnız bir çocuk musun?
Nasıl geride hiç çocuk kalmadığını söyleyebilirsin?!
Biz aptal ya da kör değiliz!
Hâla senin hücrelerinde oturuyorlar,sen cehennem yolunu öderken!
Nasıl bir baba kendi kızının haklarını elinden alabilir?
Ve nasıl bir baba kendi kızından eşcinsel olduğu için nefret edebilir?
First lady'nin ne söylemesi gerektiğini sadece hayal edebiliyorum.
Viski ve kokainden bu tarafa uzun yol kat ettin!!
Hepimiz ağlarken sen nasıl uyuyorsun?
Bir annenin evladına veda etmek için son bir şansı bile olmadığında nasıl rüyalar görüyorsun?
Nasıl başın dik yürüyebiliyorsun?
Gözlerimin içine bakıp bana nedenini anlatır mısın?
Bırak da sana sıkı çalışmadan bahsedeyim!
Bir bebek beklerken azıcık maaşla çalışmak...
Bırak sana sıkı çalışmadan bahsedeyim;Bombalar evini yıktığında onu yeniden inşaa etmek..
Sana sıkı çalışmadan bahsedeyim!
Karton kutulardan yatak inşa etmek
Sana sıkı çalışmadan bahsedeyim!
Sıkı çalışma..Sıkı çalışma hakkında ne bilirsin ki!!
Sıkı çalışma..Geceleri nasıl uyuyorsun?
Nasıl başın dimdik yürüyebiliyorsun?
Sayın başkan,Benimle asla yürümezdin.Öyle değil mi?
Yesterdaaay!
Hava o kadar güzel ki!Soğuk havalara bayılıyorum.Yağmurlu karlı ne olursa illa birşey yağmasınada gerek yok rüzgar essin yeter!Yaklaşık üç dört haftadır her sabah yatağın içinde lütfen bari bugün hava soğuk olsun diye kalkıyorum ama nafile.Sonunda geçen perşembe her sabah olduğu gibi
ile uyandım.Pencereyi açtığımda yerler ıslak hava buz gibiydi.Çocuklar gibi sevindim.Sonunda diye düşünürken açıp sıkı sıkı giyinmeye başladım.O gün muhteşem geçti.Yaşasın soğuk havalar.Yaşasın Beatles.
Esao Andrews
Uzun zamandır fotoğraf koymamışım.Esao Andrews'ın sevdiğim fotoğrafları...
Bugün dörtlü arkadaş grubu(hepsi erkek) Kavak Yelleri'nin dünkü bölümünü tartışıyorlar hararetli hararetli.
A;Hee o zaman başka.
(Bu konuşma böyle sürdü gitti taki A'nın telefonu çalana kadar."efendim hayatım"la başlayıp "bende seni bitanem"le biten bir konuşmanın ardından)
B-C-D;eeee
Ecem;Nerdesin kuşum.Gittin mi eve?(Canım benim ya düşünceli arkadaşım=))
Mj;Yok canım metro bekliyorum hala.
Ecem;Bu saate kadar naptın?
Mj;Haklısın babamın polis olması bu durumda pek iyi değil(polis derken bağırıyorum)
Ecem;Merve iyi misin canım?
Mj;Tamam babama söyle beklesin o zaman.O alır beni.
Ecem;Merveee korkuyorum bak.(Metronun sesi gelir)
Mj;Tamam canım metroda geldi yarım saate ordayım babam gelsin mutlaka.(kısık bir şekilde arıcam seni diyip kapattım)Belki çok aptalca birşey ama o an nasıl tırsmışsam böyle bi manyaklık yaptım işte=)
Ayşe;Haklısın.Aaa bak iki durak kalmış konuşmaya başlayınca daha çabuk geçiyor zaman.Hem burda oturmamızda iyi oldu.Ters gidince başım tutuyordu.
Ayten;İniceksin sen birazdan.Dur dur sana yeni numaramı veriyim.Benim numaram Kemal'e lazımmış o aldı.
Ayten;Kız haklı söyle numaranıda arıyayım seni.(Ayşe Teyze uzun uğraşlar sonucu aranır ve telefonu ceketinin cebinden çıkar.Ayşe Teyzenin bana bakarken ki o sıcacık gülümsemesini unutabileceğimi sanmıyorum.Ah ah şu ortayaşlıların hayata tutunma çabası yazılmaya değer doğrusu)
Evde senden on yıl daha fazla yaşamış birinin olması harika bir duygu(Mahony)Aslında eskiden pek anlaşamazdık Ama büyüdükçe onu daha fazla seviyorum.İlk öncelikle 1980lerde çocukluğunu yaşamış biri olarak 1980lere ilgimin farkında ve bu onu mutlu ediyor.(nedense)Tabiki sadece 1980ler değil ama şu anda mevzu bahis o seneler.Neyse Mahony evde olduğu zamanlar nargile yakıp oturuyoruz.Bazen film vs. izlioyruz çoğunlukla Beatles,Beach Boys,Modern Talking,Europe,Steve Wonder,Pet Shop Boys dinliyoruz.Unuttuğum hatta bir iki yıldır nerdeyse hiç dinlemediğim şarkılara yalnışsız eşlik etmem Mahony'i de beni de şaşırtıyor.Sanırım bunun sebebi Mahony'nin küçüklüğünden beri süregelen müzik tutkusu.Hatırlıyorumda ilkokuldayken şuanda onbeş yaşında olan yamaha hoparlörlerini sonuna kadar açar,bağıra bağıra şarkılara eşlik ederdi.Mahony'le muhabbet,onla vakit geçirmek geçmişe yolculuk gibi oluyor.Mahony'ciğim yüzüne söylemesemde seni çok seviyorum...
Uzun zamandır belgesel izlemiyordum.İzlediğim belgeselin adı “Yaşam Savaşı DOĞUM…”
İçine hayat çekmek değil kolay!
Herşey o kadar hızlı akıp gidiyor ki.Bana düşen görev sadece geçen zamanın arkadsından el sallamak."Hayır bunu istemiyorum" diye bağırsam sesim boşlukta yankılanırken kim duyar,kim anlar,kim yanıma gelir dertlerimi dinleyip beni teskin eder?Zaman geçmesin bu güzel günlerim bitmesin istiyorum.Belki bu günlerin kat kat güzelleri olacak ama istemiyorum işte en güzel yıllarımın başlangıını aptal b*ktan bir sınav için heba etmek istemiyorum.Ama istemiyorum da ne yapıyorum ki.Gitti işte akıp geçti zaman.Bakıyorum da koskocaman iki ay pufff gitmişşş dersanennin on beş günlük hızlandırmasından beri planlı çalışmaya başlayıp ardından testleri çözüp bitrecektim.Ama olmadı işte iki ayım boşuna geçti gitti soru çözdüm ama çalışmadan yapabildiğim soruları zaten yapıyorum boşlarımda birikinti halinde duruyor.
Öss'den değilde sınavdan çıktığım anda sonsuz bir boşluğun içine düşmekten çok korkuyorum.
Onu bunu bırak daha ne olucağım bile belli değil.Hayallerim,ya onlara ne olacak?
Sana,bana,ona soru;
Kendi kendine yetebilmek bu kadar önemliyse arkadaşlık dostluk neden var?
Dershaneden bir arkadaşımın(X) eroin kullandığını öğrendim bu sabah.Ne yapacağımı bilmiyorum.Çok yakın olmasamda yanımda oturan birinin bağımlı olması biraz ürkütücü.Tamam bende bağımlı sayılırım kahve,sigara,nargile ama eroin bambaşka geliyor.Onu da en yakın arkadaşı alıştırdı diyor X'in okuldan arkadaşı.Dershaneye başladığından beri sürekli ilk derslere geç kalır.Kafası bir dünya gelir.Sıraya yatar anca 2 derste kalkardı.İlk zamanlar uykusuzluk sorunu vardır diye iyimser bir tavır takındım.Daha sonra sürekli de uykusuz kalınmazki kardeşim diye düşündüm.Bu sabah kız gülerek sınıfa girdi.Ders mat2ydi ve mat2 öğretmenimiz müdür yardımcısı aynı zamanda.Gelir gelmez hocayla sudan bir sebepten kavgaya tutuştu sonrada canın cehenneme diyip koydu kafayı sıraya.X'in okul arkadaşı beni "onun verdiği şeylerden alma,yeme,içme derim!Ne olur ne olmaz..."diye uyardı.Düşünüyorum...O-o-O
Canan Tan'ın Yüreğim Seni Çok Sevdi adlı kitabını dört saatte bitirmiş bulunmaktayım.Okuldan geldim yatağa uzandım ve wc'ye bile gidince elimden bırakmadım.Wc'den çıkınca annemle karşılaştık.-Wc'dede kitap mı okuyorsun Merve şaşıyorum sana.İşini yap çık devam et Allah Allah.Bu sözü kitap bittikten sonra duydum.Kitap öyle bir kitaptı ki aldı beni içine o dört saat nasıl geçti kitabın sonuna nasıl geldim anlamadım bile.Müthiş bir aşk romanı olmuş.Yarın dershaneden bir arkadaşım yazın Piraye adlı romanını getirecek.Söylediğine göre bu daha güzelmiş.Bakalım...
Bazı şarkılar var,daha öncede bahsetmişimdir belki.Şarkıyı dinlemeye başladığım anda içim kıpır kıpır oluyor.Anlamsız bir huzur ve rahatlık o an bünyemde delice dolaşıyor.Sanırım bu şarkıalrın en sevdiğim yanıda bu.Pervasızlık. (Rilo Kiley-Go Ahead)
Konudan konuya atlamış gibi oldum heralde.xD Görüşürüz...
Bap bap bara bara bap bap barabara bap bap barabara bap bap barabara bap bap bararabaraaaa....
Go ahead!
Öss moduna girmiş bulunmaktayım.Mahonyle yaptığımız anlaşma gereği sadece haftasonu iki saat pc hakkım var.Ve bu hakkımın bugünlük sonuna gelmeden bloguma şöyle bir sarılayım ve bir filmden bahsedeyim istedim.
Biraz önce izledim;
Filmden...
...-Cezam ne olacak?
-Ceza mı bilmiyorum herzamanki sanırım.
Havası alınmış cam fanusun içinden zilin sesini duydum...
"Havası alınmış cam fanusun içinden zilin sesini duydum..."
Sabah iyiki doğdum sonunda 18(reşit) oldum melankolyası içindeyken sosyolojicinin anlattığı konudan anladığım ya da aklımda kalan tek cümle...
Bugün benim doğum günüm.Harika bir gündü diyemiyeceğim ama bazı anlar beni çok mutlu etti.Sabah Şer bütün servistekilerre mum verip onları yakmış servise bindiğim gibi başladılar.İyiki doğduun Merrrvee... falan çok güzeldi sabah sabah.Daha karga b*kunu yememiş millet benim doğum günümü kutluyor.Sevilen bir insan olduğumu biliyorum ama bugün 60 70 kez tekrar tekrar hatırlattılar sağolsunlar.Herkese tekrar teşekkürler.Sizi çok seviyorum.(Kutlamamış olanlarıda)
Dip:Blogger kapatılmış.Noluyoruz yaa:S
Dip2:Vtunnelden giriyorum ama yazı tipi düzelt ftoğraf ekle falan hiçbir aparat yok.Neyse evde kimse birbirine haber vermediği için alınan çeşit çeşit pastalarımın fotoğrafını daha sonra koyarım...
"İyiki doğdun kızım
" " MJ
" " minik kuş
yaşlanıyorsun kuzen..."
Vişneli bişey!
Tatlı yaptım.Çok güzel oldu.Daha doğrusu ben beğendim annem ve babam ayıp olmasın diye yedi Mahony ise burun kıvırdı.Ama bence güzel oldu.Sanırım onlar şöyle bol şerbetli tatlı seviyorlar ondan dolayı ağız tatlarıyla pek örtüşmedi.Bu daha hafif bir tatlı hemde çok kolay.Yapmak isteyenler için=10 tane tost ekmeğinin kenarlarını kesip dört parçaya ayırın.Fırın tepsisine dizip 180 derece ısınmış fırında kızarana kadar tutun.Daha sonra soğuması için çıkartın.Onlar soğurken 1 litre vişne suyunu bir su bardağı toz şekerle karıştırıp keynayana kadar bekleyin.Kaynadıktan sonra bir çay bardağı nişastayı az suyla açıp kaynayan vişne suyuna ekleyin yaklaşık 2-3 dakika daha kaynatın.Ardından ocaktan alıp içeri geçin.Ne biliyim kitap falan okuyun.Bilgisayara oturun.Ama ne yaparsanız yapın mutfaktan çıkın aksi taktirde o mis gibi vişne jölesine ard arda ekmek parçalarını batırmak suretiyle tatlıyı yarılayabilme ihtimaliniz yüksektir! Yaklaşık yarın saat sonra mutfağa geri dönün büyük ihtimalle ekmek parçaları soğumuş,vişneli karışımımız jöle kıvamını almıştır.Ekmek parçalarını dizip üstüne karışımı gezdiriyoruz.Ama karışım hala sıcaksa biraz daha bekleyin yoksa ekmekler hamur olur.Bundan sonrası sadece kişinin beğenisine kalmış.Süsleyip sevis yapın.Tarif sekiz kişiliktir=)
Çarşamba günü yapılan aramanın ardından tam olarak dört gündür telefonsuz bir hayat sürüyorum. Bir yanım "belki iyi olur telefonla çok olmasada baya vakit harcıyordun" derken diğer tarafımda "lanet olsun telefonsuz ne yapacağım" diyor.Aman aslında fazla takmıyorum bir yerden sonra alışırım.Telefonum yokken ne yapıyorduysam şimdide öyle.Hadi kolay gelsin...
Herkes bir başkasıdır ve hiç kimse kendisi değildir(?)
'Tatil'
Herkese göre dokuz günlük bir tatil ama ben ve jenerasyonuma dersane dolayısıyla anca beş gün.Tabi ki dersaneye gitmeyenler için de durum farklı değil.Sanırım şuanda herkes harıl harıl test çözüyordur.Herkes demiyelim de çoğunluk diyelim.Ama ben ne yapıyorum canımın istediği konuları çözüp bitirdim.Pazar günü sınav varmış.Ama sınav olucağımız kitabın daha yarısını bile çözmedim.Acilen düzenli bir çalışma programına ardından konu tekrarına ve o kanularla ilgili tüm testleri çözmeye ve üstünede bir bardak buz gibi su içmeye ihtiyacım var.Ama ben bu fırsatı değerlendirmek yerine kendimi baklavaya vermiş durumdayım.Mahony'nin beni belki sinir etmek belki ateşlemek için bulduğu slogan"ak g.t kara g.t 14 haziranda sinemalarda dara daraaaaaa".Bayram geçsin kendimi bir toparlamam lazım ya da hep erteliyorum ya neden şimdi değil.Kendine gel ve git test çöz(!)

Acı gerçekler...
Küçükken;
- Tüm insanların türk olduğuna
- tüm insanların müslüman olduğuna
- dünyanın sadece türkiyeden ibaret olduğuna
- ağaçları boyacıların sarıya boyadığına
- herkesin mutlu mesud yaşadığına
- tüm yolları tek yön olduğuna
- iyi ve uslu bir çocuk olursam şirinleri görebileceğime
- inşaat makinelerinin kendi kendine çalıştığına
- sevdiğim herkesin beni sevdiğine
- büyüyünce hayatın daha kkolay olacağına
- yollardaki kesik kesik çizgilerin insanlar yollarını kaybetmesinler diye çizildiğine
- sonsuz aşkın varlığına
- ve en ilginci adım attığım yerin tam üstüne kim mmlik olarak basarsa o kişiyle birlikte başka bir boyuta geçeceğime inanırdım.
Keşke hep çocuk kalsaydım.Hayat daha kolay ve güzeldi uğraşman gereken sorunlar yoktu.Yemek ye,oyun oyna,mutlu ol.Hayat buydu oysa şimdi her dakika kafamda başka bir düşünce oynuyor.



Yafta;






























