« Kendini Geliştir
teknoloji haberleri »


Mantar Panoya Bir Raptiye Daha

Gönderen: Editorya Tarihi: Eki 27, 2007
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars6 Stars7 Stars8 Stars9 Stars10 Stars (27 Değerlendirme, Ortalaması: 10 üzerinden 4.3 )

Verilen Yıldızların Toplamı: 116.
Oy kullanan ziyaretci sayısı: 27
Beğenilme Oranı % 42.96
SİZ HENÜZ OY VERMEDİNİZ !...
Loading ... Loading ...

organikgida-blogspot-com: mavimantar tarafından sahiplenilmiştir.
Açıklama :İnsana saygı , çevreye saygı ilkesiyle ,küresel ısınma , gıdalarda kimyasal kullanımı , yiyeceklerimiz , sağlığımız ve çevremiz hakkında.
Kategori : Diğer
Etiketler : çevre küresel ısınma organik gıda sağlık yemek

“Mantar Panoya Bir Raptiye Daha” çevre, sağlık, organik gıdalar ve sağlıklı yaşam konularında makale ve sektörel bilgi sunan bir blog. Tasarımı, içeriği son derece tatmin edici.Yaşam kalitesini biraz daha arttırmak isteyen, duyarlı webgezginlerine öneririm.

Mavimantar‘ a bu konulara gösterdiği hassasiyet ve bizimle paylaştığı bilgiler için çok teşekkür ederiz.

Son Gönderileri


Mantar Panoya Bir Raptiye Daha...
İnsana Saygı , Çevreye Saygı

Henüz Vaktimiz Varken....

Çok fazla söze gerek yok....Her şey orada anlatılıyor zaten.
Aşağıdaki videoyu Goddess Artemis'Blog dan aldım.İzlemeden geçmeyin.


* UYANIN !
* SİLKELENİN !
* VE KENDİNİZE GELİN ARTIK !

Wake Up, Freak Out - then Get a Grip

Wake Up, Freak Out - then Get a Grip (Türkçe) from de scape on Vimeo.

Çağrı

Bugün Greenpeace'den gelen bir maili aşağıya ekliyorum...Bazen küçük bir hareketle büyük bir iş yapabileceğimizi anımsatmak isterim...
Sevgiyle kalın...

"ACİL EYLEM
Sevgili Destekçimiz,

Milyon dolarlık mavi yüzgeçli orkinos avcılığı yıllardır süregelen aşırı ve yasadışı avlanma nedeniyle yıkımın eşiğinde. Akdeniz’in bu eşsiz hazinesini sushi pazarı için feda ediyoruz ve ülkemizdeki balıkçılığın sonunu kendi ellerimizle hazırlıyoruz.
Önümüzdeki hafta Fas’ta yapılacak bir toplantıda orkinosların ve balıkçılığın kaderine karar verilecek. Bu Akdeniz için bir karar anı. Greenpeace sizi Akdeniz için bir kez daha siber eylem yapmaya çağırıyor.

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’den Türkiye’nin mavi yüzgeçli orkinoslar ve balıkçılığın geleceği için sorumluluk almalarını istiyoruz.

Bizimle birlikte Bakan’a son kalan orkinosları avlayarak Akdeniz korsanlarına katılmamasını söyleyin

Banu Dökmecibaşı
Greenpeace Akdeniz
Denizler Kampanyası Sorumlusu "

Siz Vazgeçerseniz Onlar da Vazgeçer...

SİZ VAZGEÇERSENİZ ONLAR DA VAZGEÇER.

KÜRESEL ISINMAYI DURDURUN....

IF YOU GIVE UP , THEY GIVE UP.
STOP GLOBAL WARMING....

Bu Hayatın Bana Tek ve Gerçek Ödülü ; Chat 'e...


Küçük Dost Chat’e….

Hiç yapmadığım şekilde , hiç düşünmediğim kadar hızlı bir kararla gitmeye karar verdim.Serin bir vapur yolculuğuyla köpük köpük huzurla geldim.Sanki sırtımdaki ağır bir yükü karşı kıyıya bırakarak , yerine koyacaklarımla….Evet geldim , geldik…yine ani bir kararla , benden beklenmeyen tarzla kaldım.Bütün gece o güzel dosttan konuştuk , ağladık , andık…Sanki oradaydı , sanki ne yapmamız gerektiğini , beklediğini , tam yüreğimizde hissettik ; bizi bekliyordu ….
Sabah kararlılıkla hep birlikte , O’nun bizi beklediği yere gittik.Ama hep aynı rahatsızlık , hep bir eksiklik vardı…Duygular ifade edilemezdi…
Ve….geldik…
Dostumuzla buluştuk.Herkes kendi duygusuyla yüzleşti o anda…Dostumuz gömüldüğü yerden iki ayaklılar tarafından çıkarılmış , yani rahatsız edilmişti.O anda hissettim ki , her ne kadar küçük dostla çok az ilişkim olsada , bana da rol düşüyordu.Ben onun için oradaydım..Tıpkı herkes gibi….
Sonrası malum….
Aceleyle çıkarıldığı yere yavaşça yerleştirip ayrıldık oradan.Ama bir şeyler eksikti , tersti , yani hiçbir şey olması gerektiği gibi değildi.Çeşitli fikirler , olasılıklar , isyanlar , üzüntülerle geri döndük.Eve geldiğimizde kararımızı vermiştik. Küçük dostumuzu kimsenin rahatsız edemeyeceği bir yere taşıyacaktık. Çabuk davranıp bir araba ayarladık. Taşıyabileceğimiz malzemeler bulduk. Hızla tekrar yola çıktık. Dostumuz bıraktığımız gibi bizi bekliyordu. Hemen işe koyulduk. Tabi bu işi , dostumuzun en sevdiği en güvendiği kişiye verdik. Bu onun hakkıydı….
Tekrar yola koyulduk.Giderken yaşadığımız duyguların yerini , dostumuzun dileğini yerine getirmenin huzuru aldı.Hüzünlüydük ama mutluyduk.
Dostumuz , olması gereken kişinin kucağında , olması gereken yerdeydi…
İçimi tuhaf bir duygu kapladı.
Dostluk böyle bir şey…
Sevmek böyle bir şey…
Paylaşmak böyle bir şey…. Ve VEFA….
Ama bütün bunları unutmamak , paylaştıklarınla hayata devam etmek daha da güzel bir şey…

Sevgili Mavimantar ( G. )
Sen güzel bir insansın , çünkü güzelliklerle dolusun.Yaşamının bir bölümüne , tamamen kendi isteği ile gelen bir dostla , güzel yoğun paylaşımlar yaşadın.Küçük dostumuza teşekkür borçlusun. Tabii ki bedeni korumak önemlidir. Ama paylaştıklarını , sevgini ve de bağlılığını korumak daha da önemlidir bence…
Sana güzel bir hediye olarak geldi.
Sen O’nu seçmedin , O seni seçti…
Varlığıyla yaşam dilimine çok şey kattı…
Seni sevdi , güvendi , belki de o ana kadar bilmediğin , tatmadığın şeyleri sundu…

Seni seviyorum Mavimantar ( G.)

Seni seviyoruz KÜÇÜK DOSTUMUZ...

N.Ö.

********************************************************************************

Yukarıdaki yazı bugün geldi bana…Chat’in gidişinden 72 gün sonra yaşadığımız bir olayın ardından yazılan bu duyguları sizlerle paylaşmak istedim…O güne ilişkin söyleyecek çok sözüm var (örneğin 72 gün sonra hiç bozulmadan , hiçbir zarar görmeden kendisini bize göstermesi gibi . Arkadaşımın yurt dışından gelirken Chat için getirdiği oyuncağı , O’na götürürken yaşadığım acılı heyecan gibi ) ama bir türlü kelimeler yeterli olamıyor…Sadece , şimdi küçük oğlum sevgili Chat , o çok sevdiği , zıplayıp hopladığı , arkadaşlarıyla koşturduğu , pek de insanların dolaşmadığı bir alanda genç bir ağacın altında yatıyor …En sevdiği sabah güneşi , üzerine düşerek….

Ve bir küçük teşekkür :
Bu güzel duyguların sahibi sevgili N. ve kilometrelerce uzakta olmasına rağmen kendisini hep yanıbaşımda hissettiren can insan M.ye....
Yanımda olduğunuz ve acımı hiç zedelemeden avuçlarınıza aldığınız için binlerce kez teşekkürler....

Bende Gemideyim...Karadakileride Gemiye Davet Ediyorum

Greenpeace'in gemilerinden Arctic Sunrise, 30 Mayıs sabahında Kıbrıs Kanalı'nda, üç orkinos teknesinin saldırısına uğradı. Orkinos avcıları tarafından gerçekleştirilen bu saldırıdan sonra gemimiz Arctic Sunrise, Kıbrıs Kanalı'ndaki çalışmasına ve orkinos avcılığını belgelemeye devam ediyor. Geçen hafta yaşananlar, yalnızca barışçıl bir organizasyona yapılmış bir saldırı değil, aynı zamanda balıkçıların kendi geleceklerine yaptığı bir saldırıdır.

Akdeniz'i, onu yağmalayanlardan korumak için şimdi yardımınıza ihtiyacımız var.
Akdeniz'in %40'ının Deniz Rezervi ilan edilmesini sağlamak için siz de http://www.bendegemideyim.com/ sitesine tıklayın. Akdeniz için ben de gemideyim diyerek denizimizin sahipsiz olmadığını birlikte gösterelim.

Kazdağları ve Madra Dağı'nın üstü Altın'dan daha Değerlidir

Hayat , altın’dan daha değerlidir demek için ...

KAZDAĞLARI VE MADRA DAĞINDA
ALTIN’A HAYIR MİTİNGİ

5 Nisan Cumartesi - saat 13.00
Çanakkale - Cumhuriyet Meydanı

Dünya Saati İçin Çağrı...



Yorum Bırakan Tüm Arkadaşlara

İsterdim ki her birinizi ayrı ayrı ziyaret edip acımı paylaştığınız ve bana destek olduğunuz için teşekkür edeyim...

Ama inanın doğum gibi ölümün de yaşamın ana kuralı olduğu bilincinde olmak, her canlının ölümlü olduğunu bilmek, yaşadığım bu tarifsiz şeyi hafifletmeye yetmiyor...Yaşayanlar bilirler,anlarlar demek istediğimi;çok sevilenin kaybı paramparça eder bizi,bir parçamızı alır götürür.Bizde kalanlarla yola devam etmeye çalışırız kırık dökük...

Zaman her şeyin ilacıdır denir ya, aslında gerçekten ilaç mıdır,yoksa işi zamana havale etmek mi?Gün geçtikçe yokluğu daha bir yakıcı olmaz mı kaybettiklerimizin?...

Şimdilerde çok sık giremesem de bloguma,sizlerden gelen mesajlardan,uyarılardan,desteklerden güç alıyorum...Blogu kapatıp kapatmama konusunda henüz karar vermiş değilim.Son yazıdan sonra başka bir şey yazamam diyorum ama bazende belki sorumluluk duygusuyla yazacaklarıma boğulmalıyım diyorum...

İyiyim diyemiyorum, iyi olmaya çalışıyorum...
Sevgilerimle...

Işığım Söndü

Yaşama sevincim ,
Gözümün ışığı,
Benim hiç büyümeyen bebeğim.
Uyuyamadığın uykularını uyu annem,
Derin uykularda uyu...

01-02-2008 Cumayı Cumartesiye bağlayan gecede saat 01:00 de ellerimin arasından kayıp gitti bebeğim...Yaşadığım şeye "acı" demek yetmiyor... Işığım söndü benim...

Hidro Enerji -2

Elverişli yağışın bulunduğu ülkelerde enerji, hidro enerji santrallerinden elde edilmektedir. Norveç, hidro enerji konusunda lider ülkelerden bir tanesidir.Yine Birleşmiş Milletler tarafından (1987 'de) "En Az Gelişmiş Ülke" seçilen Myanmar (Burma) elektrik üretiminin neredeyse tamamını hidro enerji ile sağlamakta ve hidro enerji doğal kaynakları arasında sayılmaktadır.

Genel olarak, bir coğrafik bölgede su kaynağının boyutunu belirleyen ön önemli faktörler:

- Uygun havzaların sayısı,

- Bu uygun havza alanlarına yağan yağmur miktarı,

- Ekonomik kriterler.

Temel ekonomik kriterler:

- Başlangıç sermaye harcaması,
- Uzun tesis ömrü,
- Yüksek güvenirlilik ve kullanışlılık,
- Düşük işletim maliyetleri,
- Yıllık sıfır yakıt masrafı.

Hidrolik Santralların Artıları, Eksileri
Bir barajın yapımı ve öncesinde; uzun süreli yağış, su, jeolojik çalışmalar yapılması, su altında kalan arazi için ödenen istimlâk bedelleri, baraj yapım maliyetinin yüksek olması ilk yatırım maliyetinin çok fazla çıkmasına neden olur ki bu bir dezavantajdır.Başka bir dezavantajı ise ister istemez büyükçe bir ekili alanın hatta bazı yerleşim yerlerinin, kimi yerde antik bölgelerin su altında kalacak olmasıdır. Dezavantajlarına karşın; ilk yatırım yapıldıktan sonra, enerji üretiminin ana kaynağı su olduğundan üretim maliyeti çok ucuz olmaktadır. Yakıtlı santraller gibi hava ve çevre kirliliği yaratmazlar.Ayrıca barajların, elektrik üretiminin yanı sıra;

1 – Yerleşim yerlerinin suyunu karşılama,
2 – Sel ve taşkınları önleme,
3 - Tarım arazilerini sulama
4 - Balıkçılık
5 – Ağaçlandırmaya katkı , erozyonu önleme
6 - Turizmi geliştirme
7 – Ulaşım
8- İklimde yumuşama gibi yararları bulunur.

Artıları ve eksileri ile ve de uzun yıllar kullanılacakları değerlendirildiğinde tartışmasız olumlu yanları ağır basmaktadır. Ülkedeki her akar su potansiyelinin enerjiye dönüştürülmesi mutlaktır.
Elektrik enerjisi depo edilemez ama su depo ederek elektrik dolaylı olarak depo edilebilir.

Hidro enerji konusunda bundan sonraki bölümlerde "Türkiye'de hidro enerji ve hidro enerji santralleri" konusunu yazmaya çalışacağım. Çalışacağım diyorum, çünkü bu konu inanılmaz derecede geniş - ayrıntılı ve bir o kadarda önemli olduğu için çok titiz davranmam gerektiğini biliyorum.Eksiklerim konusunda şimdiden affınıza sığınırım...

Kaynak olarak wikipedia ve yerel yönetimlerin çalışmalarından yararlanılmıştır.

Hidro Enerji - 1

Suyun hayatımızda ki önemi ayrı bir konu elbette, ama asırlardır suyun gücünden yararlanılmıştır. Elektrik enerjisi üretiminde kullanılması ise son 100 yılda gerçekleşmiştir. Günümüzde ise yenilenebilir enerji teknolojilerinde kapasite ve enerji verimliliği açısından ilk sırada yer almaktadır.
Hidroelektrik santralleri, suyun yerçekimi enerjisiyle yüksekten düşerken önce kinetik enerjiye, sonrada bir türbinin çarklarına bağlı jeneratör motorunun dönmesini sağlayarak potansiyel enerjiye dönüşmesi mantığıyla çalışır.

“Hidrolik Santrallar su değirmeni çalıştırma ilkesine dayandığından Türbin Çarkına çarpan su türbin şaftını döndürerek Mekanik enerji üretir. Türbin şaftı direk veya bir dişli sistemi ile jeneratör Rotoruna bağlıdır. Jeneratör Rotoru üzerinde bulunan sargıların dışarıdan bir Doğru akım Güç Kaynağı ile uyartılması sonucu rotor çevresinde bir Manyetik alan doğar. Dönen rotorun etrafında oluşan manyetik alanın Stator sargılarının üzerinde İndüklenmesi ile stator sargılarında gerilim oluşarak elektrik enerjisi elde edilir.”(Wikipedia)
Fizik dersinden hatırlarız ; 100 metre yükseklikten düşen 1 ton suyun yapacağı iş 980.000 joule’dür.
* Fizik formülü aynen şöyledir:
W (kg m2/sn2=N-m=joule)= m(kg) x g( m/sn2) x h(m)= 9.8 N-m lik iş yapılmış olur.Net düşüsü 100 m olan bir barajda 1 ton suyun yaptığı iş;W= 1000 x 9.8 x 100= 980 000 N-m=joule(j) dür.(Wikipedi)
Kısaca fizik kurallarını anımsadıktan sonra hidroelektrik santrallerine döndüğümüzde, büyük ve küçük ölçekli santraller olarak gruplandırıldıklarını görüyoruz.
Tahmin edileceği gibi küçük ölçekli hidroelektrik santralleri genellikle özel girişimler, mülk sahipleri, küçük firmalar, elektrik ve hidro firmaları tarafında işletilmekte olup kapasiteleri 20 megawatt (MW)' ı aşmamaktadır.
Büyük ölçekli santrallerde ise işletim sistemi büyük elektrik üreticileri tarafından geliştirilip işletilmektedir ve kapasite olarak yüzlerce megawatt gücündedir. Bu tür tertibatlarda bir set bulunmaktadır ve su bir depoda biriktirilir.
Aslında hidroelektrik santrallerinin ister küçük ister büyük olsun çalışma prensipleri aynıdır.
- Uygun bir yağmur havzası,
- Hidrolik kafa,
- Çitin üzerine veya setin arkasına yerleştirilen su girişi,
- Boru veya çark gibi suyu girişten türbine nakleden bir araç,
- Suyu düzenlemek için gereken valf cihazı ve enerji üretim ekipmanı içeren türbin odası,
- Suyu doğal akıntısına çevirmek için dalga yaratan cihaz,
- Depolanacak şarja, mekanik veya elektronik bir bağlantı.

Büyük ölçekli sistemlerde farklı olarak elektrik üretimini talebe göre ayarlamak için günlük ve mevsimlik su birikimini sağlayan depolar bulunmaktadır.
Hidroelektrik santrallar , kaynağına göre, rezervuarlı ve kanal tipi olarak tesis edilebilirler.Rezervuarlı santrallarda öncelikle bir baraj yapılacağından suyun kullanımı enerji gereksinimine göre ayarlanabileceğinden verimleri yüksektir.Kanal tipi santrallar, rezervuarlılara göre daha ucuza mal olmalarına karşın su biriktirme olanağı olmadığından gelen su debisine göre çalışmak zorundadırlar.

Teşekkür ve Bir Küçük Açıklama

Sevgili blog komşularım.

Yazmaya uzunca bir süre ara vermek durumunda kaldım.Yakın zamanda "Hidro Enerji" yazısıyla yenilenebilir enerjiye devam edeceğim...

Bu arada yanlış anlaşılmaması için küçük bir açıklama yapmak istedim.

mavilimon'un bir gönderisindeki yorumumda neden yazamadığımı açıklamış, ve küçük arkadaşımın hastalandığından bahsetmiştim.Yani mavilimon'un bahsettiği "oğlum" , küçük arkadaşım Chat'ten başkası değil.Dahası Chat'ten başka bir oğlumda yok zaten :)

İlginiz ve iyi dilekleriniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim...
En kısa zamanda yeni yazılarda görüşmek üzere...

Çok Geç Kaldığımı Biliyorum...

Çok geç kaldığımın farkındayım...

Yeni yılda da "Yenilenebilir Enerji" ye devam edeceğiz. Sırada ki konu "Hidro Enerji"...

Mutlu Yıllar ...

Yeni yılınızı kutlar, ışık dolu, mutluluk dolu, keşif dolu nice yıllar dilerim...

Bu Bayramı Sevmiyorum...

Evet bu bayramı hiç sevmiyorum. Yine her yer kan gölüne dönecek. Yine acımasızca hayvanlar katledilecek…
Şimdi diyeceksiniz ki “ adı üstünde , kurban bayramı, yani ortada kurban edilmesi gereken olunca, dolayısıyla kan da olacak”…Doğru…Wikipedia’da kurban kesmenin amacı , şu şekilde verilmiş; “ Kurban Bayramı'nda kurban kesmenin, İslam dini açısından birçok amacı vardır. Bunlardan en önemlisi, Allah'a yakınlaşmak, adanmışlık derecesini göstermek, ilâhî rızayı kazanmaktır. Bunun yanı sıra maddî durumlarının yetersiz olması sebebiyle kurban kesemeyenlere yardımda bulunmak da bir sebep olarak ifade edilmiştir ve genel olarak "Hakka ve halka yaklaşmak" amacı ile kesilir "… ‘Hakka ve halka yaklaşmak’ ? Şimdi bana söyler misiniz, kör bıçaklarla, sanki testereyle odun keser gibi kesilen hayvanlarla hakka nasıl yakınlaşabilinir ki?. Can havliyle kaçan hayvanları, ellerde satırlar, ipler, tüfeklerle kovalayarak. Olmadı; bir tampon darbesiyle yere devirerek. Ya da daha canlıyken bir ayağından asılan hayvanı yüzerek….?
Peki, Kurban bayramını et bayramı haline çevirip, kesilen hayvanın tümü dolaplara yerleştirerek halka nasıl yaklaşmış olunur?...
Ya da sokaklarda, mahalle aralarında ulu orta kesilen hayvanların kanlarını ve artıklarını meydanda bırakarak nasıl hakka ve halka yakın olunabilir ki???

Ben bu bayramı, hiç sevmiyorum…..

Bayram ve Yılbaşı Tatilini Değerlendirmek İsteyenlere…

Son yıllarda gitgide yaygınlaşan alternatif tatil anlayışlarından biri olan TaTuTa ‘dan bahsetmek istiyorum.TaTuTa ‘nın uzun adı “Ekolojik Çiftliklerde Tarım Turizmi, Gönüllü Bilgi ve Tecrübe Takası”.Yani tatilini yazın kumsalda güneşlenerek, kışın dağlarda kayak yaparak geçirmek yerine, doğayla iç içe çiftliklerde veya köylerde geçirmek isteyenler için bir olanak.2004 yılında Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği tarafından başlatılan bu proje, ekolojik tarım yapan çiftçiyi maddi ve manevi anlamda desteklemek amacıyla başlatılmış ve organik tarım turizminin giderek yaygınlaşmasını sağlamıştır.Önceleri 25 çiftlikte yürütülen bu proje, şimdilerde yurdun 36 noktasında yer alan 71 çiftliğe kadar ulaşmıştır.
Bu çiftliklerde, konuk veya gönüllü olarak kalıyorsunuz. Konuk olarak çiftliklere gidenler eko-pansiyon tarzı yerlerde ya da çiftliklerdeki konuk odalarında kalıyorlar ki bunun bedeli günlük kişi başı 25 - 80 YTL arasında değişiyor. Gönüllü olanlar hiçbir maddi katkı yapmadan mevsimlik işçi gibi çiftlikte çalışıyorlar. Bunun karşılığı olarak yemek ve kalacak yer veriliyor. Tarlada ya da bahçede çalışıp hem ekolojik tarımı, hem de salça, reçel, turşu yapmayı öğreniyorsunuz.
TaTuTa Proje Sorumlusu Şebnem Eraş: "Çoğunlukla gelenler memnun kalıyor. Projenin amaçlarından biri de insanların üretimin nasıl yapıldığını görmesi ve öğrenmesiydi. Bunda da amacımıza ulaştık. Çiftliklerin başvuruları devam ediyor. Geçtiğimiz sene yeni çiftlik almadık. Ama bu yıl çiftlik sayısı artacak. Çiftliği ziyaret edecek olan bireylerin, beklentisine uygun yönlendirme yapıyoruz. Gönüllü gidileceklere, gidecekleri yerlerin koşulları ve yapacakları işler hakkında bilgi veriyoruz. TaTuTa aslında bir bilgi ağı oluşturdu. Ama en önemlisi yeni bir turizm alternatifi oldu. Turizmin o doğayı yıkıcı ve tahrip edici boyutlarından arındırabildiğimiz bir turizm alternatifi TaTuTa. Koruyan ve sürdürülebilir turizm örneklerine ihtiyacımız var ve bu anlamda önemli bir örnek TaTuTa projesi" diyor.
TaTuTa çiftliklerinden birinde tatil yapmak istiyorsanız Genç Tur’a başvurmanız gerekiyor.Genç Tur’un TaTuTa Eko Çiftlik Kaplarına buradan , çiftliklerin listesine buradan , TaTuTa’nın resmi sitesine buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak olarak;Buğday dergisi,Genç Tur,Pastoral Vadi Eko.Yaş.Çiftliği,Forum Gazetesi
Resimler ; Pastoral Vadi Eko.Yaş Çiftliği

Güneş Enerjisi - 3

Güneş arabaları

Güneş arabaları, kullandığı enerjiyi güneşten elde eden, güneş enerjisini elektrik enerjisine çeviren bir otomobil türüdür. Kısaca bu arabalarda güneş pilleri kullanılır.
Bulutlu ve güneşsiz hava koşullarında belli bir süre kullanılabilmesi için elde edilen enerji akümülatör aracılığıyla depolanır.Güneş arabalarının deneysel amaçlı yapılmaları nedeniyle estetik olarak fazla özenli yapılmasalarda, bu konuda "Venturi Astrolab" daha kabul edilebilir bir kullanışlılıkla karşımıza çıkıyor.
Yenilenebilir enerji kaynaklarına dikkati çekmek ve güneş pilleri üretim teknolojisine katkıda bulunmak amacıyla bugüne kadar prototip olarak üretilen güneş arabaları genellikle Ar-Ge (Araştırma-Geliştirme) kapsamında kalmakla beraber, ülkemizde 2005 yılından itibaren Tübitak önderliğinde Formula-G (güneş arabası rallisi ) düzenlenmeye başlanmıştır. Formula-G, geleceğin enerji kaynağı olan güneş enerjisi kullanımını yaygınlaştırmak ve geleceğin mühendislerinin bu konuya önem vermesini sağlamak amacıyla yapılmaktadır. Pek çok üniversitenin katıldığı Formula-G 2007 Ankara’da yapılmış ve İTÜ birinci olmuştur.
Yalnızca güneş arabaları değil, güneş tekneleri konusunda da üniversitelerin çalışmaları vardır. Sakarya üniversitesi öğrencilerinin yaptığı güneş teknesi Sapanca gölüne başarıyla indirilmiştir. Ayrıca 14 yıldır yapılan ve bu sene ilk kez yarışmaya katılan, İTÜ Güneş Teknesi Takımı, Solar Splash Yarışmasında Dünya 3.sü olmuş ve toplamda 6 ödülü ülkemize kazandırmışlardır.

Gün ışığı ile aydınlatma

Gün ışığı ile aydınlatma fazlasıyla ilgimi çektiği için buraya koyma ihtiyacı duyurdu bana.
Kendi sitesinde tanıtımını şöyle yapıyor :“Günışığı aydınlatma, çatıya yerleştirilen şeffaf bir FANUS, güneş ışığını taşıyan bir SPECTRALIGHT® ŞAFT ve ışığın tavandan mekana yayılmasını sağlayan tavan kapak biriminden (DİFÜZÖR) oluşmaktadır. Günışığı ile aydınlatma sistemi, doğal güneş ışığının, %100’e yakın yansıtıcı özellikli şaft içerisinde yansıtılarak odanıza kadar ulaşmasını sağlar.”
Siteye ulaşmak için ; http://www.gunisigiaydinlatma.com/

Dilerim bu ve bunun gibi ürünler her geçen gün çoğalsın.

Güneş Santralleri

Güneş Santralleri Güneş enerjisinin kollektörler vasıtasıyla toplanıp, ısı taşıyıcısı olarak, su, hava, helyum, sodyum ve diğer bazı maddelerden yararlanılarak elektrik enerjisi üretimi sağlayan santrallerdir.
Güneş enerjisi bir veya iki eksen üzerine yerleştirilmiş aynalar vasıtasıyla toplanmaktadır. Heliostat adı verilen bu aynalar 500°C ısı derecesiyle çalışırlar. Ayrıca 300°C sıcaklıkla çalışan parabolik kolektörlerde toplama işleminde kullanılabilmektedir. “ (Rehber Ansiklopedisi)
Buna en iyi örnek Fransa’daki güneş enerjisi santralidir. Bu santralde odakları kesişecek şekilde çukur aynalar ve bu çukur aynaların ışığını destekleyen düz aynalar mevcuttur. Aynaların odaklarının kesişim noktasında bir su havuzu bulunmaktadır. Güneşten aldığı ışığı odak noktasında birleştiren ayna, odak noktasında 1700°C'ye varacak ısı toplamaktadır. Bu ısı, buhar enerjisine, oradan buhar tribünleri ile elektrik enerjisine çevrilmektedir. Yakıt maliyeti sıfırdır.
Bunun dışında büyük ebatlarda güneş pillerinin kullanıldığı güneş santralleri de vardır. Güneş enerjisi santralleri maliyet ve verim açısından kârlı bir enerji yolu olarak görülmediğinden yaygın olarak kullanılmamaktadır. Oysa doğaya verdiği zarar minimumdur. Bu yüzden geleceğin enerji üretim sistemlerinden birisidir.

Ve (09.04.2007 tarihli) bir haber ;
Portekiz'de dünyanın en büyük güneş enerjisi santralinin açılışı yapıldı.
Başkent Lizbon'un 200 kilometre güneydoğusundaki Serpa bölgesinde tepelik bir alana kurulan 11 megavat gücündeki güneş enerjisi santrali 61 milyon euroya maloldu. Serpa'da 60 hektarlık alanı kaplayan santrali, Amerikan GE şirketiyle Portekiz'de yenilenebilir enerji sistemleri üzerinde çalışan Catavento şirketi ortaklaşa yaptı. Avrupa'nın en fazla güneş alan yerlerinden biri olan Serpa'daki santral 8 bin haneye hizmet verecek ve 30 bin ton sera gazının yayılmasını engelleyecek. Haziran 2006'da yapımına başlanan santralde kısmi üretim Ocak 2007'de başlamıştı. Enerji ihtilacının büyük kısmını ithal eden Portekiz, son zamanlarda güneş ve rüzgar enerjisi üretimine yaptığı yatırımlarla 750 bin evin enerji ihtiyacını karşılamaya başladı. (enerjihaberleri.com/)

Kaynak olarak;Alternaturk, Rehber Ansiklopedisi,EİE,Silicon Valley,Wikipedi,Enerji Haberleri,İTÜ,Tübitak yararlanılmıştır.

Sıra Bana Gelmiş :)

Hiç üstüme alınmamıştım.
Sevgili Alp&Ege'nin annesi beni sobelemiş…Ayrıca oyunun kuralı gereği benimde 6 kişiyi sobelemem gerekiyor…Kimleri sobeleyeceğimi düşünürken, hakkımdaki 7 gerçeği yazmaya başlayayım.

1-Gölcük (Kocaeli) doğumluyum. Babam memur olduğundan çocukluğum ve okul hayatım pek çok yerde geçti. Liseyi bitirdiğim sene İzmir’e geldik.O gündür bugündür İzmir'deyim.Yani artık sorulduğunda İzmirli'yim diyorum.
2-Yaşamın çok kısa olduğunu düşündüğümden,dolu dolu yaşanması gerektiğine inanırım.Bu yüzden yaşadıklarımdan pişmanlık duymam, sözlüğümde “keşke” yoktur.Yaşayamadıklarım için telaşa kapılır-işte tamda burada pişmanlık duyarım.
3-İnsanları-hayvanları-bitkileri-denizi-denizdeki tekneyi-yağmuru-karı-gökyüzünü kısacası canlı cansız pek çok şeyi severim.
4-Çok okurdum, şimdilerde eskiye oranla daha az okuyorum.Kendi kuşağımdan farklı olarak, teknolojiyle aram çok iyidir. Çünkü, doğayı ve doğallığı korumanın yolunun teknolojiden geçeceğine inanıyorum.(Bunca kirletilen dünyanın,bir parçada olsa ancak bu şekilde temizlenebileceğine inanıyorum.)
5-Öğrenmenin yaşı yoktur diyenlerden olduğum için yeni olan her şeyi merak ederim. Yarım kalan işlerden hoşlanmam. Bu yüzden 19 yıl ara verdikten sonra üniversiteye devam edip, mezun oldum.Bazı öğrenci arkadaşların anneleriyle ve bazı hocalarımla aynı yaştaydım :) .
6- Eğitimini gördüğüm alanın dışında ne kadar iş varsa yaptım. Son olarak arkadaşıma bir merhaba demek için gittiğim elektronik atölyesinde 7 yıl çalıştım.(Hiç kimse bu kadar uzun süren bir merhaba dememiştir :D) Elektronikle aram bu yüzden çok iyidir.
7-Yaklaşık 7 aydır işsizim. Yaşama sevincim dediğim küçük arkadaşım Chat’le (10 yaşında Kanish kırması) yeni yaşamıma alışmaya çalışıyorum.

Veee, bende ; mavilimon - bir sözüm var - mutluluk ve heyecan - mutfakta zen - web perisimine'nin gözünden - diyorum…

Güneş Enerjisi - 2

Beklediğim e-posta ne yazık ki gelmedi.Bende, daha fazla beklemek anlamsız olduğunu için, güneş pilleri ve güneş panelleri ile ilgili yazıyı bugün yayınlamaya karar verdim. Uzun bir yazı olmaması için de Güneş arabaları, gün ışığı ile aydınlatma ve güneş santrallerini bir sonraya bıraktım.
Güneş Pili
Güneş pili wikipedia. Şöyle tanımlanmaktadır.
“Güneş pili ışığı doğrudan elektrik akımına dönüştüren (fotovoltaik) bir araçtır. Yarı iletken bir diyot olarak çalışan güneş pili, güneş ışığının taşıdığı enerjiyi iç fotoelektrik reaksiyondan faydalanarak doğrudan elektrik enerjisine dönüştürür…..
Güneş Pili Güneşten Gelen Işın Demetinin Kendi İçerisindeki Atomik Zerrecikleri Birbirine Sürtünmesiyle Enerji Oluşturur.”
Güneş pilleri fotovoltaik ilkeye dayalı olarak çalışırlar, yani üzerlerine ışık düştüğü zaman uçlarında elektrik gerilimi oluşur. Pilin verdiği elektrik enerjisinin kaynağı, yüzeyine gelen güneş enerjisidir.
Fotovoltaik; ışık kaynağından, elektrik elde etme yöntemidir ki bu kaynak genellikle güneştir. Güneş pillerinin üretiminde yarı ilekten olan silisyum kullanılır. Silisyum hammade olarak dünyada sınırsız sayılabilir. Fakat güneş pillerinin üretimi için gereken saf silisyum (temiz hali) yeterince üretilememektedir. Güneş pilinin yapısına göre de, güneş enerjisinden %5 - %20 arasında verimlilik sağlanır.Çıkan elektrik gücünü arttırmak için çok sayıda güneş pili paralel yada seri bağlanarak MegaWatt’lara varan elektrik gücü elde edilir.
Güneş pilleri daha çok hesap makinesi, radyo,saat gibi düşük akım şiddeti ile çalışan araçlarda kullanılır.Ancak 1950 li yıllarda ,uzaya gönderilen uyduların enerji sorunu güneş pilleriyle çözülmüştür.Ticari amaçlı kullanıma ise 1975 yıllarında başlanmıştır.Çok ince ve hassas yapıda olmaları nedeniyle , güneş pilleri ticari anlamda istenilen düzeyde olmamakla birlikte,gelişen teknoloji ile güneş pili üretimi gün geçtikçe artmaktadır.Böylelikle kullanım alanı da genişlemekte ve gözetleme kuleleri,trafik ışıkları,deniz fenerleri, hatta elektrik şebekesinden uzaktaki küçük yerleşim alanlarında kullanılır hale gelmiştir.Teknolojik gelişmeler güneş pillerinin kullanım alanlarını çoğaltmakla kalmamış, fiyatının ucuzlaması ile evlerde kullanımı artmıştır.Üstelik bu öyle bir enerjidir ki, 25-30 senelere varan garanti süreleri vardır ve bakım ihtiyacı yoktur.Bugün yayla evlerinde, kırsal alanda, yatlarda, sulamacılıkta , hatta kurulacak büyük sistemlerle fabrikalarda üretimde bile kullanılan güneş pilleri 70 € ile 1000 € arasında değişmektedir.(Not; fiyatlar Güneş Pili Shop internet sayfasından )

Güneş Paneli
“Güneş paneli, üzerinde güneş enerjisini soğurmaya yarayan birçok güneş hücresi bulunduran bir enerji kaynağıdır. 8-24 panellik bir sistem, ihtiyaç olan yerlerde rüzgar enerjisinin de desteği ile normal bir evin tüm elektrik ihtiyacını karşılayabilir.” Vikipedia’da güneş panelinden böyle bahsedilir.
En basit haliyle evlerde sıcak su ihtiyacını karşılayan Güneş Enerjisi Sistemlerinde kullanılan panellerdir. Bu panelleri Güneş enerjisinin sera etkisinden yararlanmak olarak düşündüğümüzde, altta, güneş ısısını soğurmaya yarayan kara cisim -ki günümüzde bu soğurmanın maksimum boyuta ulaşması için bakır veya alüminyum kullanılıp üzerleri de titanyum oksit ile kaplanır-, üstte cam tabakadan oluşan kapalı sistemler kullanılır. Kara cismin arasında, içinde suyun dolaştığı bir kanal bulunur. Güneş ışınları cam yüzeyden içeri girer ve kara cisimce soğrulur. Böylece sistemin ısısı artar ve kanalda dolaşan suyun derecesi sistemin kalitesine göre 100°C'ye kadar çıkabilir.

Kaynak olarak ;EİE,Alternatürk,Güneşenerjisi.com,Günışığı aydınlatma,wikipedia,SiliconValley yararlanılmış, Resimler EİE'den alınmıştır.

Yorumları Anımsamak İçin Kısa Bir Mola

Yenilenebilir enerji kaynaklarından Güneş Enerjisi – 2’yi ( Güneş Santralleri ve Güneş Pilleri ile ilgili bölümü) hazırlarken, kişisel bir araştırmaya rastladım. Orada bulunan bazı çizimleri, burada yayınlayabilmek için,araştırmacıdan izin isteme sürecindeyim.Yani kısa bir mola almam gerekiyor.(Not: Eğer izin alamazsam , ya da e-postama kısa zamanda yanıt gelmiş olmazsa, boşuna mola almış olacağım).

Ama bu arada, hem rüzgar, hem de güneş enerjisinde, ortak paydalı iki soru ile karşılaştım.” Neden bu enerji kaynaklarından daha fazla yararlanılmıyor? Maliyetleri çok mu yüksek?”

Evet, ilk bakışta maliyetler çok yüksekmiş gibi görünüyor.Ancak fayda/maliyet hesapları yapıldığında ortaya çıkan tablonun sonuçları ise bu maliyetin hiç de yüksek olmadığını , dahası , bir süre sonra kendini amorti ettiğini,kaynak maliyetinin “0” olduğu (esen rüzgara ve güneş ışığına henüz bir ücret – vergi falan ödemediğimizden :) ,,,) çevreci özellikleriyle geleceğimize sahip çıkıldığını düşünürsek, aksine ucuz olduğunu söyleyebiliriz.

Ancak, bugün gerek rüzgar gerekse güneş enerjisi bakımından oldukça iyi potansiyele sahip Türkiye’de bu kaynaklar yeteri kadar kullanılamıyorsa, bunun altında çok daha başka nedenler yatıyor olmalıdır ki buna çıkar ekonomisi deniyor.

Rüzgar enerjisini araştırırken böyle bir görüntü çıkmıştı karşıma ve “Punto”nun yorumuna verdiğim yanıtta bunu belirtmiştim.

Bugün de güneş enerjisi ile ilgili “Merkez Burası”nın bıraktığı yorum buna değiniyor.

Her iki yorumu bir kez de buradan yayınlamak istedim. Ayrıca yorumu için “Merkez Burası”na çok teşekkür ediyorum.


mavimantar dedi ki...
…………………..………..
Mustafa Ültanır geçen sene RESSİAD Başkanıydı ve basında rüzgar enerjisine ilişkin bir çok açıklaması yer aldı.Ama bence en çarpıcı olanı Türkiye'de "2008-2010 yıllarında beklenen elektrik sıkıntısından yerli ve yenilenebilir kaynaklar kurtarabilir" açıklamasının ardından,neden rüzgar santrallerinin kurulamadığı ile ilgili olarak "Biz daha önce de söylemiştik. Yenilenebilir Enerji Yasası çıkmadan önce 'Bunlar gerçek yatırımcı değil, proje ticareti yapmaya çalışıyor',yasadaki fiyatları beğenmiyorlar " dediği açıklamadır. Kısaca rüzgar enerjisi alanından da pis kokular yükselmiyor değil.
……………………………….
29 Kasım 2007 Perşembe 02:19

MERKEZ BURASI dedi ki...
……………………...
Her ne kadar yatırım maliyetleri yüksek gibi gözükse de Yenilenebilir kaynaklı enerjilerin kullanımının dünyaya ve insanlara faydası bilmeyen yoktur.Bu Faydalı Yenilenebilir Kaynakların bir kenara bırakılması temel sebepleri güçlü şirketlerin isteksizliği, Para döngüsü,.....gibi sıralanabilir. Parasal döngülerini kırmak istemez kimse!Yenilenebilir kaynaklar maalesef şuan ki para ile şekillenen dünyamızda kullanılması söz konusu olsa dahi gerçeğe dönüşmesi için bireylerin büyük bir tepki göstermesi ve bunu toplumsallaştırarak geliştirmesi ilk adım olabilir. İkincil olarak da, yükselen tepkilere ve taleplerine, ekonomik olarak güçlü olan devlet değerindeki Firmaların bunu görerek Yenilenebilir kaynaklı projeler geliştirmesi ve bunları insanoğlunun kullanımına sunması sonucunda gerçekleşebileceğini düşünüyorum.İnsan denilen varlık dünyasını ne kadar kurtarmak istiyor ve dünyasına ne kadar önem veriyor? Tüm insanlık kendi içinde bunu sorgulamalıdır! Çıkış yolu budur!

05 Aralık 2007 Çarşamba 15:43

Güneş Enerjisi -1

Yenilenebilir enerji kaynaklarından bir diğeri olan Güneş enerjisi Güneş ışığından enerji elde edilmesine dayalı teknolojidir ve dünya için, temel bir enerji kaynağıdır. Güneş ışığından enerji elde edilmesi, güneş çekirdeğinde yer alan ışıma enerjisidir. Işıma enerjisi, güneşteki hidrojen gazının helyuma dönüşmesi şeklindeki füzyon sürecinden kaynaklanır.
Dünya atmosferinin dışında güneş ışınımının şiddeti, aşağı yukarı sabit ve 1370 W/m² değerindedir, ancak yeryüzünde 0-1100 W/m2 değerleri arasında değişim gösterir. 1370 W/ m² değeri “güneş enerjisi sabit değeri” olarak kabul edilmiştir.Ve bu değer güneş ışınlarının ,bir yüzeye dik olarak düştüğü andaki değerdir. Atmosfer bu enerjinin %6’sını yansıtır, %16’sını da sönümler ve böylece deniz seviyesinde ulaşılabilen en yüksek güneş enerjisi 1,020 W/m²’dir .
Ülkemize gelince; bölgelere göre, potansiyel olarak, yıllık ortalama güneş ışınım şiddetinin
- Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nde 1491.2 kWh/m²,
- Akdeniz Bölgesi’nde 1452.7 kWh/m²,
- İç Anadolu Bölgesi’nde 1432.6 kWh/m²,
- Ege Bölgesi’nde 1406.6 kWh/m²,
- Doğu Anadolu Bölgesi’nde 1398.4 kWh/m²,
- Marmara Bölgesi’nde 1144.2 kWh/m²,
- Karadeniz Bölgesi’nde 1086.3 kWh/m² olduğu gözlenmektedir.
Bölgesel sonuçlardan da anlaşılacağı gibi, Türkiye ‘güneş kuşağı’ denilen , güneş enerjisi bakımınca zengin bir bölgede yer almaktadır.Bütün bunlara karşın Türkiye’ nin güneş enerjisinden yeteri kadar faydalandığını söyleyemeyiz. Oysa bugün, dünya geneline baktığımızda %8 verime dayalı teknolojiyle bile güneş panelleri sayesinde , fosil yakıtlar, hidroelektrik, nükleer vb kaynaklara dayalı tüm santrallerin ürettiği elektrik enerjisinden daha fazlası üretilebilinir.

Güneş enerjisinden , ısı ve ışık enerjisi olarak yararlanıldığı gibi , yine geliştirilen tekniklerle elektrik enerjisi olarak da kullanılır.

Güneş enerjisinin kullanıldığı yerler.

Yaygın olarak kullanılan bu ısıtma sistemi, genellikle evlerde sıcak su elde edilmesi veya bir alanın ısıtılması ya da havuz suyunun ısıtılmasında kullanılır.

Isıl güneş enerjisi uygulamaları.


Güneş kollektörleri: Ülkemizde de çok yaygın olarak kullanılan, evlerde sıcak su elde etmede kullanılan sistemlerdir.
Yoğunlaştırıcılı güneş enerjisi santralları: Bunlarda, doğrusal, çanak şeklinde ya da merkezi bir odağa yönlendirilmiş dev aynalar kullanılarak, odak noktasında çok yüksek sıcaklıkta ısı elde edilir. Genellikle elektrik üretiminde kullanılır. Ancak henüz bir yaygınlık kazanamamışlardır.
Güneş ocakları: Çanak şeklinde ya da kutu şeklinde güneş ısısını toplayan yapılardır. Gelişmekte olan ülkelerde daha yaygın kullanılır
Trombe duvarı: Sandviç şeklinde cam ve hava kanalları ile paketlenmiş bir pasif güneş enerjisi sitemidir. Güneş ışınları gün boyunca, duvarın altında ve üstünde yer alan hava geçiş boşluklarını tahrik ederek, doğal çevirim ile termal kütleyi ısıtırlar. Gece ise trombe duvarı biriktirdiği enerjiyi ışıma yolu ile yayar
Geçişli hava paneli: Aktif güneş enerjili ısıtma ve havalandırma sistemidir. Termal güneş paneli gibi davranan, güneşe bakan delikli (perfore) bir duvardan oluşur. Panel, binanın havalandırma sistemine ön ısıtma uygular. Ucuz bir yöntemdir. %70’e kadar verime ulaşılabilir.
Bunların dışında sadece proje olarak kalmış, yaygınlaşamamış çalışmalar da bulunmaktadır.Bunların başında su arıtma sistemleri, güneş havuzları, güneş bacaları gelir ki, tüm bunlar deneysel çalışmadan öteye gidememiştir.

Güneş Enerjisinin Avantajları

- Güneş enerjisi tükenmeyen bir enerji kaynağıdır.
- Güneş enerjisinin gaz, duman, toz, karbon veya kükürt gibi zararlı maddeleriyoktur.
- Güneş, tüm dünya ülkelerinin yararlanabileceği bir enerji kaynağıdır. Bu sayede ülkelerin enerjiaçısından bağımlılıkları ortadan kalkacaktır.

- Güneş enerjisi hiçbir ulaştırma harcaması olmaksızın her yerdesağlanabilir.
- Güneş enerjisi doğabilecek her türlü bunalımın etkisi dışındadır. Örneğin, ulaşım şebekelerindeyapacakları bir değişiklik bu enerji tümünü etkilemeyecektir.
- Güneş enerjisi hiçbir karmaşık teknoloji gerektirmemektedir. Hemen hemen bütün ülkeler, yerelsanayi kuruluşları sayesinde bu enerjiden kolaylıkla yararlanabilirler.
- Güneşi az veya çok gören yerlerde biraz verim farkı olmakla birlikte, dağların tepelerinde vadiler ya da ovalarda da bu enerjiden yararlanmak mümkündür.

Güneş Enerjisinin Dezavantajları

- Güneş enerjisinin yoğunluğu azdır ve sürekli değildir. İstenilen anda istenilen yoğunluktabulunamayabilir.

- Güneşten gelen enerji miktarı bizim isteğimize bağlı değildir ve kontrol edilemez.
- Bir çok kullanım alanının, enerji arzı ile talebi arasındaki zaman farkı ile karşılaşılmaktadır.
-Güneş enerjisinden elde edilen ışınım talebinin yoğun olduğu zamanlarda kullanılmak üzeredepolanmasını gerektirir. Enerji depolaması ise birçok sorun yaratmaktadır.
- Güneş enerjisinden yararlanmak için yapılması gereken düzeneklerin yatırım giderleri bugünkü teknolojik aşamada yüksektir.
Kaynak olarak : küresel ısınma.org - wikipedia.org - eie.gov.tr (ELEKTRİK İŞLERİ ETÜT İDARESİ) yararlanılmış, resimler internetten alınmıştır.

Hazırlanan Konu...

Yenilenebilir enerji konusunda ilk olarak rüzgar enerjisini ele almıştım.

Şimdi hazırlamakta olduğum ise "Güneş Enerjisi".

Sorularınızı yada bilgilerinizi "Yorum"larınızla göndere bilirsiniz .

Bilgiyi Paylaşalım, Bilmediğimizi Soralım

Hazırlamakta olduğum konunun taslağı bitmek üzere.Hemen arkasından da kısaltmaları yapıp , okunur hale getireceğim.

Bütün bunları kafamda tasarlarken aklıma geldi.Eğer hazırladığım konuyu önceden bildirirsem, sormak istediğiniz ya da ne bileyim, konuya ilişkin aklınıza takılan bir soru varsa buradan sorabilirsiniz.Bende dilim döndüğünce ve de bilgimin yettiğince yanıtlamaya çalışırım.Ya da, elinizde konuya ilişkin bilgi, belge, resim vardır.Paylaşmak isterseniz göndere bilirsiniz.

Hem böylece interaktif blog olma yolunda bir adım atmış oluruz.
Ne dersiniz?
En azından bir deneyelim mi ?....

Rüzgar Enerjisi

Fosil yakıtların çevreye verdikleri zararların ciddi boyutlara ulaşması ve gelecekte kullanımı tehlikeye girmesiyle birlikte yenilenebilir enerji kullanımı hızla yaygınlaşmaya başlamıştır. Rüzgar enerjisi, kısa bir sürede %25 yakın bir büyüme hızı göstermiştir.
Bugün, dünyada elektrik üretiminin % 1’i rüzgar enerjisiyle elde edilirken, bu oran bazı ülkelerde % 20’leri geçmektedir.Bununla beraber Greenpeace ve Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği, 'Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi 4. Hazırlık Toplantısı'nda, rüzgar enerjisi ile ilgili raporunda, 20 yıl içinde dünya enerji üretiminin yüzde 12'sinin rüzgar enerjisiyle karşılanabileceğini savunuyor.
Türkiye oldukça iyi rüzgar potansiyeline sahip (1993 yılına ait OECD ülkeleri araştırmasında Türkiye, Avrupa'nın en iyi rüzgar potansiyeline sahip ülkesi).
Özellikle Marmara ve Güneydoğu Anadolu bölgesi en fazla rüzgar alan bölgelerimiz.Ancak, yenilenebilir enerji kaynakları politikalarındaki belirsizlikler ve rüzgar enerjisine ilişkin kapasite kullanımını özendirmek için finansal ve düzenleyici bir yapının oluşturulamamış olması bu konudaki gelişmeleri aksatmakta, yavaşlatmaktadır. Mayıs 2005'te "Yenilenebilen Enerji Kaynaklarının Elektrik enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun" yürürlüğe girmesiyle birlikte Türkiyenin rüzgar haritası çıkartılarak , aksaklıkların giderilmesi ve çalışmalara hız kazandırma konusunda ilk adımlar atılmıştır.

Ülkemizde rüzgardan elektrik üretilmesine 1998 yılında başlanmış ve aynı yıl “Yap-İşlet-Devret statüsünde ilk Rüzgar Santrali İzmir Çeşme’de yapılmıştır.Onu takiben yine İzmir Alaçatı’da ikinci santral kurulmuştur. 2000 yılı itibari ile Yap-İşlet-Devret modeliyle Çanakkale Bozcaada'da Türkiye'nin en büyük rüzgar enerjisi santrali devreye alınmıştır.
“Greenpeace'in açıkladığı bilgilere göre, Türkiye'nin hâlen en az 2 bin 500 megavatlık rüzgar enerjisi potansiyeli varken, Türkiye bunun sadece 19 megavatını hayata geçirebilmiş durumda.”

Rüzgar Enerjisi Pahalı Bir Yatırım mıdır?

Evet pahalı bir yatırımdır. Ürettiği enerji miktarına kıyasla kurulum maliyetinin yüksek olması rüzgar enerjisinin pahalı bir yatırım olduğu izlenimini uyandırmaktadır.Ancak, Enerji Geri Dönüşü (EROI- Energy Return On Investment) ölçütü ile değerlendirildiğinde rüzgarın diğer kaynaklardan avantajlı olduğu görülmektedir. “Bir santralın teknik ömrü boyunca ürettiği enerji miktarının, yapımı ve işletmesi için gerekli birincil enerji kaynağı miktarına bölünmesi ile elde edilen bu oran, rüzgar santrallarında 18, hidroelektrik santrallarda 10, kömür santrallarında 7, nükleer santrallarda 5.”

Rüzgar Enerjisinin Çevresel Avantajları

Bir çok konvansiyonel fosil yakıt kullanan santraller sülfür ve nitrojen oksitler yaymaktadır. Bu da çevreye önemli ölçüde zarar veren asit yağmurlarına yol açmaktadır.
Rüzgar türbinlerinin fosil yakıtların kullanımını azaltması ve zararlı gazları yaymıyor olması,dolayısıyla sera etkisene yol açmaması en temel avantajlardan biridir.
Rüzgar türbinlerinin diğer bir avantajı ise ekonomik alan kullanımıdır.Özellikle rüzgar çiftliklerinde, rüzgardan daha iyi yararlanabilmek için türbinler birbirlerinden belirli mesafelere yerleştirildikleri için kapladıkları arazi oldukça geniştir. 20 türbinden oluşan tipik bir rüzgar çiftliği yaklaşık 1 km2 (100 hektar) alan kaplar ama bu alanın sadece %1’ini kullanmaktadır. Geri kalan alanlar çiftlik için yada doğal alan olarak kullanılabilmektedir.
Rüzgar çiftlikleri kolayca sökülebilmekte ve arazi kolayca eski haline getirilebilmektedir. Ayrıcadeniz üzerine (Off-shore) kurulabildiklerini de unutmamak gerekir.
Birde işin istihdam yanı sözkonusu, . 1 megavat başına 22 iş yaratacak durumda olan rüzgar çiftlikleri yerel istihdama da çözüm getiriyor. İzmir bölgesinde açılacak bir fabrikada, önce rüzgar türbini kanatları, daha sonra ise jeneratörlerin üretiminde 180 kişinin çalıştırılacağı söyleniyor.

Rüzgar Enerjisinin Çevresel Dezavantajları

Rüzgar türbinlerinin dezavantajları, gürültü ve görüntü kirliliği, kuşlara ve radyo-TV sinyallerine zarar vermesi olarak sıralanabilir.
Ancak bunları tek tek incelediğimizde, çözümsüz dezavantajlar olmadığı görülecektir.
Rüzgar türbinlerinde iki çeşit gürültü vardır.Makanik gürültü ve aerodinamik gürültü.Mekanik gürültü uygun malzemelerin kullanımı ve iyi izolasyonuyla en aza indirgene bilir.Aerodinamik gürültü ise bir arabanın içindeki gürültünün yarısı kadardır.Bu da rüzgar türbinlerinin yerleşim yerleri gözetilerek uygun alanlara kurulmasıyla önemsiz hale getirilebilir.Görüntü kirliliğine gelince; büyük türbinler, küçük türbinlerden daha düşük dönme hızına sahip olduklarından, büyük türbinler, hızlı dönen cisimlerin gözde yaptığı olumsuz etkiyi yapmaz. Ayrıca boru tipi kuleler hoş görünümlü oldukları için ,görüntü kirliliğini önlemek için boru tipi kuleler tercih edilmektedir.Rüzgar türbinlerinin kuş yaşantısına olumsuz etkileri vardır. Fakat rüzgar türbinleri nedeniyle kuş ölümü seyrektir. Genellikle kuş ölümlerine yüksek gerilim hatları neden olmaktadır. ”Danimarka’da, 3.500 rüzgar türbini üzerinde yapılan araştırmaya göre, yılda 20.000-25.000 kuş rüzgar türbinlerine çapma sonucu ölürken,yaklaşık 1 milyon kuş ise trafikteki araçlar tarafından öldürülmüştür.Rüzgar türbinlerinin radyo ve televizyon alıcılarında parazit oluşturması gibi bir olumsuz etkisi bulunmaktadır. Fakat bu etki 2-3 km’ lik alanla sınırlı kalmaktadır ve türbin yerleşimi bu tür olgulara dikkat edilerek yapılırsa, olumsuz etkiler azaltılabilir veya ortadan kaldırılabilir.

Kaynaklar: Melike DEMİR (araştırması) - Greenpeace Türkiye - Ressiad (Rüzgar Enerjisi ve Su Santralleri İşadamları Derneği)



Dersi Kırdım, Konunun Dışına Çıktım ;)

Merhaba,
Bloga başlayalı 2 ay oldu.Yazmaya başlarken , bu işin beni bu kadar saracağını tahmin etmiyordum.Hatta blog konusunda oldukca deneyimli bir arkadaş bloguma bakarak günlük ziyaretçilerimin 40-50 kişiyle sınırlı kalması durumunda bu işi bırakmam konusunda beni uyardı.Valla ne yalan söyleyeyim ziyaretçi sayısı 50 ‘ye daha hiç ulaşmadı :)
Ulaşmadı ama şimdilik bırakmayı da düşünmüyorum.Eğer bir gün yazmayı bıraksam bile, buradaki komşularımı takip etmekten asla vazgeçmeyeceğim kesin.Çünkü sizleri okurken inanılmaz keyif alıyorum.Yeni bir şeyler öğrenmemde cabası.Ve istiyorum ki ,benim okuduğum bu güzel yazılar daha fazla okuyucuya, internet kullanıcısına ulaşsın.Bugün tesadüfen iki paylaşım sitesine rastladım.Belki çoğunuzun bundan haberi vardır, ama benim yeni oldu.Bunlardan birincisi “Oyyla“ , diğeri ise “Tusul“ . Her ikisinde de oylama sistemi söz konusu.Yazınızı kayıt ettirdiğinizde 1 oyunuz oluyor.Daha sonra yazınızı okuyanların oylamasını bekliyorsunuz .Yazı 5 oy alana kadar “ Bekleyenler “ bölümünde , 5 oydan sonra “ Yayınlananlar “ bölümünde yer alıyor.
Tusul da “ Tusul Araçları “ bölümünden ,Oyyla da “ Logo ve düğmeler “ bölümünden sitenize butonlar ekleyebiliyorsunuz. Biraz vakit harcayıp bu iki sitede dolaşırsanız başka yeniliklere de rastlaya bilirsininiz.
Bütün bunları niye yazdım?İstiyorum ki, yazılarınızı bu paylaşım sitelerine ekleyerek daha fazla kişiye ulaşın.Eminim, benim gibi pek çok insan sizleri okumaktan büyük keyif alacaktır.

Mantar Panoya Bir Raptiye Daha ‘ yı Favorilerine Ekleyenler

Mantar Panoya Bir Raptiye Daha Hakkında Yapılan Yorumlar

Kategori başlığı diğer olarak kaydedilmiştir.
Yazıyı Email Gönder Yazıyı Email Gönder

1 Yorum Var »

Görülmeye değer bloglara kolayca erişimi sağladığınız için size teşekkür eder,başarılar dilerim.Gerçektende çok iyi çalışma.Kutluyorum.

Ekim 27th, 2007 | 14:22
Bu Blog Hakkında Yorum Yaz

Yorum