« Aylak Abaküs
Merush »


MCS - Blog

Gönderen: Editorya Tarihi: Ara 5, 2007
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars6 Stars7 Stars8 Stars9 Stars10 Stars (13 Değerlendirme, Ortalaması: 10 üzerinden 3.08 )

Verilen Yıldızların Toplamı: 40.
Oy kullanan ziyaretci sayısı: 13
Beğenilme Oranı % 30.77
SİZ HENÜZ OY VERMEDİNİZ !...
Loading ... Loading ...

/mcsarica-blogspot-com.jpgmcsarica tarafından sahiplenilmiştir.
Ad : Mustafa Can
Soyad : Sarıca
Açıklama : MCS - Blog mcsarica adlı kişinin kişisel web güncesi
Rss : mcsarica.blogspot.com/feeds…
Kategori : KiÅŸisel
Etiketler : teknoloji kiÅŸisel yaÅŸam din sistem eÄŸitim internet biliÅŸim

-

MCS - Blog, çok iyi hazırlanmış, nitelikli bir dil kullanan tam bir kiÅŸisel web günlüğü. Çok farklı konularda içerikler ve görseller yer alıyor. Mustafa Can ‘a paylaşımları için teÅŸekkür ederiz.

Son Gönderileri


mustafa can sarıca
Hayırlı Ramazanlar :)

çocukluk ve delilik.

çocukluk ve delilik, çok yakınlar. akıllı insan yapar mı ya bunu dediğim şeyleri itinayla yapan çocukları görüyorum heryerde.

orada bir sorun yok eğlence, gülmece, çocukları kıstırıp yemece şeklinde oluyor gelişmeler.

sorun şurada bazen karar veremiyorum çocuk kalma oranı mı artıyor, artık kimse içindeki çocuğa kıyamıyor mu? yoksa hep beraber deliriyor muyuz?

imaj kaynak : http://www.backyardsmx.com/

300 km ile futbol heyecanı!


Superleague Formula futbol ile motor sporlarını harmanlayan yeni bir yarış türü.

Futbol takımlarının temsilcileri, futbol müsabakalarında uygulanana benzer bir tur sisteminden geçerek pol pozisyonu almaya çalışıyor.

Dünyanın değişik bölgelerinden katılan 17 takım içinde Türkiye'den Galatasaray'da var.

750 beygirlik V-12 motorlara sahip ve formalı araçları yarışırken izlemek çok keyifli olacak gibi.

Bence tek eksik yarışçıların futbolcu olmaması. Hızlı araçlara alışık futbolcular için çok zor bir durum olmazdı aslında.

ibi, bab, baba..

- bigi.
- gemi mi? çizerim.
- ... ilk gülme krizi.
sonra..
- ed, ede, bebe, bebek.
çizdim birşeyler ve sonuç aynı gülme krizi.
- nen, nen, nene.
bir çöp adam ve biraz saç, püsküllüsünden. sonuç aynı, bu sefer altına kaçırmış olabilir.
flash tv logosu sparişi geldi bir ara anneden, normal olarak çizemedim, öğrendim bir şeyler karaladım hep yaptığı gibi yine krize girdi gülerken.
- ibi, (babasına bir baktıktan sonra) bab, baba.
bu sefer çizdiğim şeye kuşkulu bakışları, dalga geçmiş olabilir miyim. yok değil, gülünebilir.
benzer olaylar çarpı ~100. boyun tutuluyor bir yerden sonra.

- bam
- ah, öldüm
- .. kriz
- bam bam.
bu sefer katliam sayılır yaptığı, sonuç aynı.
* yaklaşık 200 tekrar.

sosyalleşmek en çok istedikleri, hemen herkesin istediği gibi bu yanlış evlilik ürünlerinin.

spastik engelli iki kardeşle geçirilmiş yaklaşık üç saat. birine minik kardeşim eşlik etti birine ben eşlik ettim. hiç almadığımız kadar dua aldık anneden. hiç olmadığı kadar yanlış anlaşıldık arada, hiç olmadığımız kadar tetikte olduk, hiç yemediğimiz kadar kapris yedik.

üç saatin sonunda herkes için zor oldu ayrılık ama en çok on yaşındaki yılmaz için zor oldu işler.

bir hayat, bir evde, iki evlat, iki hasta. üzüldüğüm şeylere bakınca utandım abi yalan değil.

keep smiling it's sunnah


Engin Noyan TRT1'deki Ramazan Sevinci programına üzerinde bu baskı olan bir t-shirtle katılmış, çok sevdim.

Böyle tişörtler alabilmek için adres burası.

ya hu

İmtihan için olupdur daima neş’e azap

Sen, seni bilmek içindir kahr u lutfu be ya hu

Celaliyle zâhir olsa bu da geçer be ya hu

Cemaliyle âyan olsa bu da geçer de ya hu

şurada gördüm.

sago


okumayı özendirmek için bir yöntem olarak düşünüyürom bu yıl. siz bu adamı severek dinliyorsunuz öyle değil mi? gerçekten harika yazıyor. peki bu kadar iyi yazmasının sebebi nedir sizce? çok okumak!

tamam adam inanılmaz yetenekli ama kullandığı kelimelere bakınca günde kaç saatini okumaya ayırdığını gerçekten merak ediyorum artık.

sagopa kajmer'den bahsediyorum. aramanın gücüne inandım ve blogumda bir arama yaptım bir kere bile bahsedilmez mi bu adamdan yahu. ahde vefasızlığı bir kenara bırakayım arama motoruna oynarken büyük bir zaaf yaratır sagopa kajmer'den bahsetmemek.

zihinsel bir açlık hissettiğimde başvurduğum kaynaklarımdan birisi sago.

ölümden yani gerçekliğinden bu kadar fazla bahseden başka birisi yoktur herhalde, bu yüzden uhrevi bazı noktaları bile besleyebiliyor söyledikleri.

ben bugün ölebilirim, şu an ölebilirim, her an ölebilirim.

kendime kendimi hediye ettim bu doğum günümde.

sözlerini +12 çocuklar dahil herkes için çok faydalı buluyorum. lafı uzatmadan sagoya kulak vermeye devam ediyorum.

saygılar, sevgiler derken sago kaf kef :)

sagopa kajmer resmi sitesi.

kiğılı

her zaman yanlış kişi,
yanlış zaman,
yanlış aşk. mcs.

bi de ÅŸu var,
her zaman doğru ürün,
doÄŸru zaman,
doğru fiyat. kiğılı.

yine birşeyler yanlış gibi, en azından erken gibi bari şu kırtasiye harcını kiğılıya yatırayımda yanlışları biraz olsun nötrleyelim :)

aşk bir kapıdan girerse akıl diğer kapıdan çıkarmış, aşk girerken zaten akıl yoksa napcaz? korkuyorum vesselam.

Zafer Türküsü

Yaşamaz ölümü göze almayan
Zafer, göz yummadan koşarda gider.
Bayrağa kanının alı çalmayan
Gözyaşı boşana boşana gider!

Kazanmak istersen sen de zaferi
Gürleyen sesinle doldur gökleri
Zafer dedikleri kahraman peri
Susandan kaçar da coşana gider.

Bu yolda herkes bir ey delikanlı
Diriler şerefli ölüler şanlı
Yurt için döğüsen başı dumanlı
Her zaman bu sandan, o sana gider.

Faruk Nafiz Çamlıbel

30 Ağustos için yapılmış en güzel video Mehtap TV tarafından yapılan videoydu bence, videoyu o kadar güzel yapan da bu şiirdi.

Şiir o kadar güzelki bold yapacak yerini seçemedim, tamamını karartmak lazım.

Dede

Az önce TRT1'de bir programda dedeyle ilgili 3 soru yönelttiler insanlara.

Birincisi, dedenizle birlikte hiç yaşadınız mı?
İkincisi, dedenizle yaşasaydınız hayatınızda neler değişirdi?
Sonuncusu, dedenizle yaÅŸamak ister miydiniz?

Bu soruların cevabını düşündüğümden midir, yoksa TRT1 izlediğimden midir nedir bilmiyorum ama dedemi özledim ben.

Sorulara verdiğim cevapları merak eden olursa ayrıca açabilirim.

cello invocations

çelloya zaten ciddi bir hayranlığım var, bir sonraki apocalyptica konserini büyük bir hasretle bekliyorum desem abartı yapmış olmam.

çellonun bu haline de bayıldım.

Arada bir güncellensin, gireyim, coşayım falan!

Aynen böyle dediğim günlerde her Cuma günü güncellenen süper bir site keşfettim.

http://www.mestmp3.com/, yapanlardan Allah razı olsun.

Neye göre yokluk!

Okuduğum bir yazıdan bir alıntı bloglayasım geldi...


Yok olan bir şey, farklı bir mekanda var olmaya devam ediyor. Nasıl bir şey bu? Demek ki, yokluk senin bulunduğun mesafe için var. Senden uzaklarda o gerçek, görünmeye devam ediyor. Oradaki yorumcunun dediği gibi, çok çok uzaklarda bir çift göz olsa, İstanbul’un fethini seyredebilir!

Evrim Teorisi

Salih Memecan'ın Yeni Aktüel için çizdiği evrim teorisi karikatürüne bayıldım :)

Google History, insanlar değilse de kelkabaklar özgürdür!

Eğer Google hesabınız açıksa ve internet kullanımızı daha çok Google üzerinden yaptığınız aramalar şekillendiriyorsa Google tuttuğu arşiv ile zamana göre değişen internet eğilimlerinizi, bir zamanlar girdiğiniz ama unuttuğunuz web adreslerini, Google üzerinde kaç arama yaptığınızı, hatta rastgele bir zamandaki ruh halinizi ve kullanımınıza göre daha fazlasını size sunuyor.

Misal vereyim, ben az önce Google hasabım açık olarak şimdiye kadar Google üzerinde 2249 arama yaptığımı öğrendim.

Çok ilginç bir bilgi 14 Aralık 2007 gününde saat 00:07'de Google'da kelkabak kelimesini aradığımı, 00:14'de ise insanlar değilse de kelime grubunu aradığımı öğrendim. Bunu görünce yüzüm güldü doğal olarak. O zaman olay şöyle gelişmişti. Aynı gün sanırım 20:00 sularında Osman Abimin msninde kişisel ileti olarak insanlar değilse de kelkabaklar özgürdür yazılı olduğunu görmüştüm. Görünce çok sevdim hemen akabinde bloğa slogan olarak yazdım.

İşte birkaç saat sonrasında da indekslenme durumunu kontrol etmişim :)

Ben sevdim bu history olayını. Ne zamandır var bilmiyorum ama ben yeni keşfettim.

Bu arada bilmeyenler için doğru olanı "insanlar değilse de kelebekler özgürdür".

Akvaryumuma reklam girmiÅŸ!

Evimizde bir akvaryumumuz var. Bana genelde Digiturk 444. kanalda eşlik ediyor balıklar.

Az önce akvaryumun içinde farklı bir balık fark ettim. Konuyla ilgili fotoğraflar hatta bir video şurada bigulanmış.

Siemens'in buzluğu altta düşündüğü ürünün ilk tv reklamını görünce sevinmiş ve irkilmiştim.

Bazen basit şeylerin akıl edilmesi çok uzun zaman alabiliyor.

Adsense yayıncı kimlik numaramı almak için kaç kere adsense kurulumuna girdiğimi hatırlamıyorum bile. Aylar sonra bu kimlik numarasını sağ üst köşeye koymayı akıl etmişti Google.

Basit olanı bulmak her zaman kolay olmuyor.

maklube ve yeniçeri

bir kuvvet içeceği var yeniçeri. ismi bence çok daha iyi seçilebilirdi. yinede ilk fırsatta deneyebilir şimdiye kadar pek severek yapamadığım enerji içeceği içme olayını hayata geçirebilirim bundan sonrası için.

az önce zaman.com.tr'de gezerken maklube.com'a rastladım. o da büyük boy pizzayla rekabet edebilecek bir ürün olabilir bence. hatta iki-üç tane büyük boy pizzayı tek başına silebilir maklube.

bu ne gelenekselcilik bu ne yenilikçilik kardeşim demekten alamıyor insan kendini.

bu arada yenilikçilik demişken dün akşam son ses if you can't say no eşliğinde bebekte üç beş tur atan ayılardan biri de bendim :) titrettik çevredeki arkadaşları genç hissettik kendimizi.

bu arada çok önemli birşey hayır diyebilmek.

ve herşeye rağmen videomu youtube üzerinden gömüyorum bloğuma. sansüre sansür yapıyoruz bir bakıma.

saygı, sevgiyle :)

SoÄŸuk duÅŸ etkisi!


Ben yaz kış soğuk su ile yakanan bir dedenin torunuyum. Çocukken ailem tarafından bu bilgi aktarıldı bana. Bir sonuç çıkarmam bekleniyordu sanırım bu olaydan.

O sonucu az önce çıkardım. 40 derecelik bir İstanbul gününden sonra katıksız soğuk su ile duş aldım.

Kabul çok uzun sürmedi fakat kendini çakı gibi hissetme olayını şuan canlı canlı yaşıyorum.

Soğuk su ile duş alma ile ilgili bir yazı da buldum netten.

Ciddi başka bir kaynaktan aldığım bilgiye göre de sabahları soğuk su ile başını yıkamak saç dökülmesini durduyormuş.

Tüm bunlar müthiş bir anlam ifade ediyor bana.

Hem soğuk su ile duş almaya alışmak inanılmaz bir fark katabilir hayata. Konforu yaşamak için sıcak su şartı aramak çoğu kere zaafiyet sebebi olabilir, ki daha önce olmuşluğu var hayatımda.

Keza çayı şekersiz içebilmek bile başlı başına bir artıdır bence.

Selam ve sevgiyle :)

FotoÄŸraf : http://www.enter.net

Hiç küfür etmediler!

Tek kelime korkunç. TV'de izlediğim anda resmen kanım dondu.

Ölüm korkusunun bu kadar bir anda gelenini bu kadar canlı görmek.

Birkaç nokta çok dikkatimi çekti, o anda hiç küfür etmediler. Kesmişler midir diye düşündüm ama kesme, düzeltme vs. yok videoda. İnsan öyle bir durumda en azından bi has..tir derdi. Ben mesela çok daha fazlasını söylerdim gibime geliyor.

İkinci nokta, abiler kendilerine ölümü yakıştırdılar. Ölebileceklerini düşündüler ve kelime-i şehadet çıktı ortaya.

Bir de özellikle gözünden vurulan abinin soğukkanlılığı.

Enteresan olan bu kadar dehşet bir olayı izlerken aklıma Cem Yılmaz'ın gelmesi. Biraz sinir bozukluğu biraz Cem Yılmaz görüntüleri Show TV'nin görüntüyü 15. kez vermesinde harmanlandı ve sinirsel gülme anları yaşadım izlerken videoyu. Evdekiler deli olduğumu daha çok düşünmeye başladılar sanırım.

Gösterisinde vurguladığı olaylar geldi aklıma Cem Yılmaz'ın. İnsanlar kendisine ölümü pek fazla konduramazlar. Şuan birisi ölecek dense herkes yanındakine bakar.

Bir de filmlerinizde küfür var şeklinde kendisini eleştirenlere verdiği harika cevap var.

Sabah sabah bu haberi ısıtıp bloglamak bir de üstüne Cem Yılmaz'a bağlamak!

Ölüm ve ölümü hatırlamak konusunda geçenlerde bir yazı okumuştum.

İnsanlar kendilerine ölümü en çok unutturan yerlerde çok eğleniyorlarmış.

Person Rating


Person's Rating değil. O konuyla da ilgili aklımda birşeyler var aslında.

Ben kafamdaki ya da hayatımdaki insanların benim için önemini izleyebileceğim teknikler geliştirmek istiyorum.

Bu tekniği fikriboldaki tekniklerin bazıları gibi sadece kalem ve kağıt kullanarak bile hayata geçirebilirim aslında.

Geçen bir arkadaşımla aramızda geçen bir konuşma kafama dank ettirdi olayı.

Ben gerçekten kimseyi (en azından önem verdiğim kimseleri) unutmuyorum.

Sadece bazen aylarca aramayı unutuyorum. O kişinin bendeki reytingi düşüyor bir bakıma.

Araya o kadar çok şey giriyor ya da o kişiye o kadar az işim düşüyor ki bir bakmışım sekiz aydır bir zamanlar yediğimizin ayrı gitmediği adamı aramamışım. O kişiyi unutmuyorum aslında sadece aramayı unutuyorum. Konu mankeni kişinin beni arayıp aramaması başka bir mevzu.

Modern zaman hastalıklarından biri olabilir yaşadığım, tam bilmiyorum.

Ama bu konuyu çözmeliyim. Olayı sadece ihtiyaçlarıma ve zamanın akışına bırakamam sanırım.

Bazı kişilerin reytingini her zaman sabit tutmalıyım.

Mesela bir liste yapabilirim. Bazı kategoriler altında bir sürü insan.

Birisini aradığımda ya da beraber bir organizasyona katıldığımızda ya da işte beraber birşeyler yaptığımızda isminin yanına bir tick atabilirim.

Aradan misal 3 gün geçmiş ve ben bu arkadaşı aramadıysam sistemde kişinin reytinginde düşüş olmalı ve hatta sistem tarafından uyarılmalıyım. Ve hemen kendime gelmeliyim.

Bazı insanların reytingini hiç düşürmemeliyim.

Hatta bunu yapmamın tek sebebi sadece insan ilişkilerimi sıkı tutmak olmamalı.

Ölçümler yapabilen ve bana raporlar veren bir sistem olabilir geliştireceğim teknik. İnsan ilişkilerimi sıkı tutayım ama kimlerle bu bilgiyi de versin bana sistemim. Çünkü ben unutkanım ve tam ölçüm yapamam.

Mesela A kişisinin reytingini yüksek tuttuğumda daha sık kitap okumuşmuyum. Böyle bir rapor verebilir bana sistemim.

Ya da benzer bir sistemi ortak kişiler üzerinde kullanan farklı kişilerin raporları paylaşılabilirse herşey hızlandırılabilir belki.

Bahsettiğim insanları karşılaştırmamı sağlayan compare people gibi bir sistem değil kesinlikle, altını çizmekte fayda var.

O egosal birşeyleri insanlara (belki) kazandırabilecek sadece eğlence amaçlı bir sistem sonuçta.

O konuyla ilgili de bazı takıntılarım var aslında. Mesela best kissable sıralamasında sıra kaybettiğimizde bize oy verme ihtimali olan insanlardan bir kaçını bir yolunu bulup ateşli bir şekilde öpmek işe yarar mı acaba! :) Ya da birini öpüp onun herkese bu durumu yaymasını sağlamak. Ya da daha fazla sapıtmamak daha çok işimize gelebilir.

Bir saniye konumdan yine sapıyorum. Mondus.net'te ki bazı özellikler de sisteme dahil edilebilir.

Aslında evet kafamdaki sistem birçok sosyal ağ bileşenini barındırabilir. Hatta öyle bir hale gelebilir ki sloganı şu olabilir. Bu sistem sizi 5 yıl sonra mutlu ve zengin edebilir.

Neden çünkü sizi siz yapan tercihlerinizdir ve burası size çok önemli bir konuda doğru tercihleri sunacak, çevrenizdeki insanlar.

Bu arada buraya kadar halen devam eden oldu mu merak ediyorum.

Önemli not yazımdan belki (yanlış olarak) anlaşılabileceği gibi insanlara sadece fayda amaçlı bakmıyorum :) En azından şimdilik. Ve tabi yerseniz :P Yok yok gerçekten bana abicim Seto'yu 5 aydır aramamışsın bir ara Allah rızası için diyecek birisine (ya da bir sisteme) ihtiyacım var.

FotoÄŸraf : http://pixhost.eu

Birisi süper kupa mı dedi?

Tam metin için tıklayabilirsiniz.

pekin olimpiyatları


ben bu yıl olimpiyatlara pek ısınamadım. fakat ilhami'nin gösterdiği ";)" görüntüler sayesinde gittikçe ısınacak gibiyim sanki olaya :)

google doodle olayını fark ettim ama kesinlikle ona yönelik bir hareket değil bu :))

son konuÅŸma


ilham geldi ve burdayım. ilhami gelemez o taa pekinde. ona da bozuluyorum aslında. adamı ülke ülke organizasyon organizasyon gezdiriyoruz (yan taraf :p) abi güzel iş yapıyorsunuz diyen olmadı bir tane bile.

gelen ilham şuydu o yüzden yatağımdan kalkıp buraya geldim. blog olayı. log olayı. day log olayı. günlük olayı. bu gün ne yaptım mevzusunu yazayım dedim.

son konuşma kitabına bağlamaya çalışıyorum olayı yahu. bugün bir saate kadar inkılap kitapevinde kaldım. sonra d&r'a geçtim. ortada bir kitap gördüm. dur alayım dedim. sonra dur almayayım dedim inkılap'a geri döndüm. inkılap'ta biraz daha kaldım. ve son konuşma kitabını aldım.

kitabı aldım çünkü Randy Pausch'un hikayesi çok çarpıcıydı. aynen şöyle diyor.

"çocuklarımın bana dair hiçbir anısı olmayacağının farkındayım. bir ressam olsaydım, onlar için resim yapardım. bir müzisyen olsaydım, onlar için şarkı bestelerdim. ama ben konuşmacıyım. ben de konuştum."

Randy Pausch yazılımcı bir profesör. kariyerinde ea'dan da geçmiş. ve kitaba konu olan son konuşmasını üç aylık ömrü kaldığını öğrendikten sonra hazırlamaya başlamış.

kendisi için aile piyangosunda şanslıydım diyor. ki bu konuda inanılmaz noktalara vurgu yapmış.

kitabı aldım çünkü geride bırakacağı üç küçük çocuğuna yirmi yılda öğretebileceklerini bu son konuşmasında anlatmaya çalışmış.

kitabı aldım çünkü dvd hediye ediyordu.

kitabı aldım çünkü fiyatı iyiydi.

kitabı aldım çünkü kitap almak güzeldir.

şakalar boş laflar bir yana. randy pausch hazırladığı son konuşmaya gerçekten çocukluk hayallerini gerçekleştirmek ismini vermiş.

geçenlerde bir yerde okudum Atatürk hayatı boyunca 3997 kitap okumuş.

i'm here without you baby

i'm here without you baby, saat 02.30 tv uykumu getirmeyi başaramayınca radyoya geçtiğimde birkaç kanal değişiminden sonra karşıma çıkan şarkı.

durum şuan budur, uyar dur biraz daha dinleyeyim dedim youtube başı yaptım.

tamam tam olarak belli bir baby olmasa da eski babylerden yeni hedeflerden bir derleme yaparak kafada i'm here without you baby durumu yapmıştım kendime göre.

klipte güzel sözleri siyah arkaplan üzerine yazmışlar tam bir lyric çalışması bana güzel gelir derken bir kelime yakaladım aradan.

infertility : kısırlık.

abi klip yapmış, diyor ki buldun hayatının aşkını, nişanlandın, evlendin herşey mükemmel hayat daha güzel olamazdı. peki ama öyle mi? değil. kısırlık derdi var abi diyor %10 fln diyor popülasyondaki oran vs.

diyecektim ki ben nerdeyim sen nerdesin be abi. ohoooo. gülecektim hatta neredeyse adam cidden bebek falan diyormuş diye. ya da en azından birisi dinlerken öyle demiş. ama yok öyle değil birden uyandım ve olayın vehametini kavradım.

şu sonuca vardım, kötü be. Allah hayırlısını versin. yine de i'm here without you baby üstelik ilk aşaması.

geçen rüyamdaydın sanırım i'm here without you baby.

klibe geçebiliriz.

ve bir ekleme klibin sonunu takip edince kısırlıkla ilgili bir film festivali olduğunu öğrendim. evet oradaki blog adresinden. buyrun buradan filmleri izleyebilirsiniz tabi youtube'a erişim durumlarınızı bilmiyorum.
ağlaya ağlaya sızarım belki.

key ödemeleri

key ödemeleri için başvurulacak site http://www.keyodemeleri.com/ imiş.

sitede yoğunluk yaşanıyormuş keşke o konuda da biraz yardımcı olabilseydim.

hayat sadece

hayat sadece, nedir?

Favorilerine Ekleyenler

Hakkında Yapılan Yorumlar


Kategori başlığı Kişisel olarak kaydedilmiştir.
Yazıyı Email Gönder Yazıyı Email Gönder

1 Yorum Var »

teşekkürler, güzel sözlerin ve tanıtımın için. burda da hoş bir yapı oluşmuş, takipteyim artık ben de inşallah, görüşmek üzere :)

Aralık 5th, 2007 | 22:22
Bu Blog Hakkında Yorum Yaz

Yorum