« MCS - Blog
devri alem »


Merush

Gönderen: Editorya Tarihi: Ara 5, 2007
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars6 Stars7 Stars8 Stars9 Stars10 Stars (23 Değerlendirme, Ortalaması: 10 üzerinden 3.35 )

Verilen Yıldızların Toplamı: 77.
Oy kullanan ziyaretci sayısı: 23
Beğenilme Oranı % 33.48
SİZ HENÜZ OY VERMEDİNİZ !...
Loading ... Loading ...

blog-merush-com.jpgmerush tarafından sahiplenilmiştir.
Hakkında: Merush “Çenesi kopasıca klavye cadısı. ” idi önceleri, şimdi biraz büyüdü. Artık daha sakin
Açıklama : Önceleri kollektif bir site olan “meruşkom” yayına başka bir domain altında devam ettirme kararı almıştır. Şu anda Merush Hanım kendi domaini altında kendi atlarını koşturmaktadır.
Rss : feeds.feedburner.com/merush
Kategori : Kişisel
Etiketler : meruşkom pek de güzel bi kom merush
80?lerde 6. ayın 16 sında dünyaya geldim…sıcak bir yaz günüydü doğduğumda.. inananlar oruç tutuyordu hatta o günlerde.. ismim ağabeyimin ilk okulda aşık olduğu kızın ismi imiş anlatılanlara göre.. kapkara şişko ve çok ağlayan bir bebekmişim, sürekli gürültü halinde yaşamışım..

-
Merush Hakkında;
Hayatımın ilk okula kadar olan kısmını tam olarak hatırlamıyorum, merdivenler var gözümün önüne gelen,bir de kardeş kokuları.. okula alışma dönemleri hep gözümün önünde.. anneci bir çocuk değildim ben sanırım,kendini güçlü zanneden aynı zamanda bir çok şeyi yüzüne gözüne bulaştıran bir çocuk oldum,büyüdüm hala öyleyim gerçi… o yıllardan bir taşınma günü var aklımda sonrasında.. eşyalar sıkış tepiş iken kızkardeşimle gizli gizli kırık dökük oyuncakları eşya taşıyan adamlara verişimiz..yeni ev,yeni okul.. zaten hayatımdaki tek taşınma oydu..ordan oraya savrulmalarımız daha sonraki zamanlara tekabul etmekte… o yıllardan kareler de gözlerimin önüne geliyor,kelimelere dökmekte eksiklik çekiyorum.. bir ranzanın en üst katında oyuncak bebeklere kağıttan giyisiler giydirdiğim geliyor aklımda , gülümsüyorum.. kısa saçlı kapkara bir kızdım ben.. babamın çaktırmasa da çok sevdiği kızıydım…
devamı

Son Gönderileri



Merush Hanim

Ne diziler sevdim, zaten yoktular

Ben ki Nejat İşler’i göreyim diye Aliye’ye katlanmış bir kimseyim. Hal böyleyken Bıçak Sırtı’nın reklamlarını görüp izlememezlik edemezdim. Buna karşı duramazdım! İlk bölümü izlerken yalvarıyordum içimden “Tanrım, lütfen Aliye kadar berbat birşey olmasın” diye. Öyle olsa da izleyecektim çünkü, kendimi tanıyorum. Nejat’ı seviyorum. Netice beklediğimden güzel olunca hem Nejat’ı görebiliyor, hem de keyifle birşeyler izliyordum. [...]

The Dark Knight : kahraman mı dedin?

Süper kahramanlarla aram pek hoş değildir oldum olası; kabul.  Spider Man olsun, Süper Man ya da Iron Man  gözüme hiç sevimli gelmezdi. Kendileri ile ilgili edindiğim bilgileri de sevimli ördek yavruları yeğenlerime borçluyum.  Hatta en sevdiğim süper kahramanın belki de The Incredibles’teki Mr. Incredible olduğunu söyleyebiliriz. Ya da Shrek? Neyse işte. Ama bir BATMAN öyle [...]

Mim : Nefretlik Durumlar

Tatlı böreğim Wykka bir mim ile daha dürtmüş beni. Bu seferki mim, konusu itibari ile bir şekilde akla yerleşmiş” cici insan meruş” imajını dağıtabilecek bir yapıya sahip. Şayet buna hazır değilseniz, bu yazının  devamını okumanızı önermem. Konumuz, nefret ettiğimiz durumlar! Bu genel bir konu olduğu için sevgili wykka bizi düşünmüş konuyu “ev yaşantısı içerisinde nefret [...]

Müziğiyle şahane, Elveda Rumeli

1900 yıllarda Makedonya.. Manastır’ın Pürsıçan köyünde eşi ve 5 kızıyla  yaşayan Sütçü Ramiz.. Hikaye belki bilindik, belki değil. Ama ortaya çıkan ürün başlı başına sanat. Buram buram sinema.  Elveda Rumeli dizisi bu akşam sezon arasını bitirip ekrana geri dönüyor.  Bu akşamı son bir haftadır  dizinin o birbirinden harika müziklerini dinleyerek bekledim.
Diziyi buraya konuk eden şahane [...]

Şair öldü diye sala verirler

Döne döne binbir öğüt verirler
Dünya malı ile gözün boyarlar
Aşık öldü deyu sala verirler
Ölen hayvan olur, Aşıklar ölmez.
Yunus Emre
İlhan Berk, herkesin kalbinde derin bir sızı bırakarak dünyaya gözlerini kapattı tarihler 28/08/2008′i gösterirken. Aklıma ilk gelense Yunus Emre’nin bu dizeleri oldu. Öyle ya, ölen hayvan olur, aşıklar ölmez. İlhan Berk,  bir çok aşığa yol gösteren o şiirlerin [...]

Uzun zamandır ilk kez bu saba…

Uzun zamandır ilk kez bu sabah minibüsle işe geldim. Kendimi halkın arasına karışmış bir prenses gibi hissediyorum adeta.

5 Metre öteden tanırım Serdar Ortaç şarkılarını

Sinsi bir Cumartesi günü geçmek üzereyken aniden aklıma bugün girmem gereken yazı geldi. Öyle ya, bugün Cumartesi, unutmamak lazım gelir.

Bu Cumartesi önceki yazıda sinyallerini verdiğim üzere, Serdar Ortaç’ı doladım dilime. Hatta bu dolama işini öyle sevdim ki, keşke uzun saçları olsa onları da elime dolasam diye geçirdim içimden; hayıflandım bir de utanmadan.
Gerek, gereksiz radyo kanalları, [...]

Go-Kart’tan geliyorum. Gaza ne…

Go-Kart’tan geliyorum. Gaza ne kadar basarsan damarlarından o kadar çok sinir akıyor ki, inince kuş gibi kalıyorsun. Süper bir deneyim.

Ev Kadınlığı İzlenimlerim

Yaklaşık 10 gün  süren ev kadınlığı deneyimlerimi geleceğe ışık tutması bakımından kaleme almayı görev bilirim. Bu hususta, bir takım iri kıyım ev kadınından gelecek olan terlik, sopa ve bilumum şiddet unsuru içeren nesneyi de gelecek nesillere  ibret olması açısından saklamak gerektiğini düşünüyorum.
Bir ev kadını, akşam eve geldiğinizde “N’aptın bugün?” sorusuna “Pazara gittim” diye yanıt verdiğinde [...]

Aforizma V

Sapsarı bir geceydi.
Gitmiştin. Yerden göğe kadar sararmıştım. İçinde kuş cıvıltıları olan bir masal anlatmıştın giderken. “Bir gün ortadan kaybolabilirim.” Masala kandırıp bedenimi, öylece uykunun kollarına bırakıp gitmiştin. Uyandığımda yalnızca sonunu hatırladığım bir masalın orta yerindeydim. Soğuktu;üşüyordum. Yeniden uykuya daldığımda seni sapsarı bir odada buldum. “Ben senin hayatından gittim oğlum, hadi dur o sarı odalarda durabilirsen…” [...]

Ajda Pekkan’ın yeni şarkıla…

Ajda Pekkan’ın yeni şarkıları eşliğinde kendimden geçiyorum. Her seferinde bir yaşama sevinci bırakıyor avuçlarıma, bayılıyorum bu hisse.

Bana biraz zaman ver

Gözlerim kapanıp, ellerim yorulup, başıma ağrılar girene kadar yazdım dün gece. Uzunca süren sessizliğin dışa vurumu ancak bu kadar olabilirdi. Zamanım kısa sürede tükenmez ise her sayfası için ayrı ayrı planlarım var. Şimdilik bir süre daha depolamış bulunuyorum. Eski inatçılığım yok üzerimde, buna üzülüyorum. İnatçı olmamak, beraberinde dirençsizliği getiriyor. Bunun genel yapım itibari ile bana [...]

Şahtım, şahbaz oldum.

Uzun aralıklarla yazı yazmıyorum ya, hani habersizce bırakıyorum falan. Böyle olunca sanki çok maharetli bir yazarmış tandansı yaratmış oluyorum, pek de havalı oluyor.  10 yıldız bir otelde tatilin dibine vurmuş, bronz tenimle yeni sezon hazırlıklarımı yapıyor falan gibi de görülüyor olabilirim. Egosu bir süredir yerin dibinde gezen bir insan olduğum düşünüldüğünde, bu düşünceler ile kafa buluyor oluşuma [...]

Hayatınızda hiç patlıcan r…

Hayatınızda hiç patlıcan reçeli yediniz mi? Yemediyseniz büyük kayıp içerisindesiniz.. Kavanozun dibini görüyorum.

Kural İhlali

Geçen yaz, bolca vaktim olmasına karşın yazma isteğim tatildeydi. Bu yaz ise onca şey yazmak isterken buna bir türlü zaman bulamama hali hakim üzerime. Bu yılın ana temasını “yazmak” üzerine kurup, bir haftalık aralıklarla işe yaramaz cümleler kurunca ister istemez uzaklaşıyorum kendimden.  Hayır, depresyonda değilim. Buna vaktim yok. Hayır, mükemmel işler çıkarmıyorum ortaya. Buna mecalim [...]

Gece bizim mahallede şenlik h…

Gece bizim mahallede şenlik havası esiyordu, arabalar, kornalar… Tüm şehir doğum günümü kutluyor sandım; meğer maçı yenmişiz. Hıh!

Marslı Erkek Venüslü Kadın

Pazar okumalarında bu hafta son derece gereksiz bir kitabı daha okumuş bulunuyorum. Elime nereden geçtiği belirsiz bu kitapları ancak Pazar günleri tüketebileceğimi düşünüyorum.Hafta içi doldurduğum beynimi bu şekilde dağıtarak orta yolu bulabilirim sanırım.
Kitabımız John Gray efendinin yazmış bulunduğu “Erkekler Mars’tan Kadınlar Venüs’ten” isimli şahaser. Erkek ve kadın vaktiyle Mars ve Venüs gezegenlerinde konuşlanırken bir gün [...]

Agresifliğim üzerimde, her y…

Agresifliğim üzerimde, her yıl bugünlerde Venüs’e ne oluyorsa artık, dengemi alt üst ediyor. Doğum günüm bi de Pazartesi, yaşlanıyorum!

Fransız Kadınlar Niçin Kilo Almaz? Ha??

Son derece kızsal aktivitelerle geçirilen bir Pazar günü içindeki kitap okuma molasının böyle bir kitapla gerçekleştirilmesi şaşırtmadı beni. Elime nereden geçtiği meçhul bu kitabı okurken ben çok eğlendim. Fransaya, Fransız kültürüne ve kadınlarına olan ilgim malum, ancak bu kadar ileri gidip Fransız kadınlarının yeme içme alışkanlıklarını uygulayacak değilim. İstisnalar her yerde olduğu gibi burada da [...]

Hayatımda ilk kez diş ağrı…

Hayatımda ilk kez diş ağrısı çekiyorum. Katlanılmaz bir acı derlerdi de inanmazdım.

Garanti Bankası’nın Turko re…

Garanti Bankası’nın Turko reklamından çok korkuyorum.. Rüyama bile girdi, devlet buna bi’şey yapsın!

Bir kırmızı gül dalı eğilmiş üstüne

Gece leylak,
Ve tomurcuk kokuyor..
Bir Hasan Hüseyin Korkmazgil şiiri.. Nazım Hikmet’in ölümünün üzerine yazılan satırlar. Soluk soluğa okunan bu şiir, sonrasında Grup Yorum’un eşsiz melodileriyle hayat bulmuştu. Haziranda ölmek zordu…
Haziranda düşenler, Orhan Kemal, Ahmet Arif ve Nazım Hikmet..
3 Haziran 1963… Nazım Hikmet Ran’ın yorgun kalbi, memleketinden uzakta, Moskovada bir sabaha karşı durdu.
2 Haziran 1970… Orhan Kemal tedavi [...]

Özlemle beklenen Asu-Ubuntu-M…

Özlemle beklenen Asu-Ubuntu-Merush buluşması nihayet gerçekleşti.

Tutkunun Romanı, Leyla Gencer

“Tutkunun Romanı”, içinin ateşiyle yeryüzünü tutuşturmaya hazır, acıyı ve sevinci, korkuyu ve öfkeyi, dostlukları ve ihaneti, aşkı ve nefreti kendi özel bahçesinde yeşerten; güçlüklere, engellere, baskılara meydan okuyarak savaşmaktan yılmayan; yeryüzü uçurumlarını sınayan Leyla Gencer’in, “La Vida Turca”nın romanıdır.
Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Leyla Gencer’in anısına, 1992′de yayımlanmış bir Zeynep Oral kitabı olan Tutkunun Romanı’nı aradım evin [...]

Senenin ilk karpuzunu büyük …

Senenin ilk karpuzunu büyük bir heyecanla dilimleyip, hemen yemek için buzluğa koyan ve orda unutup heba olmasına neden olan bir kimseyim.

Küçük Şeyler

Fransızca şarkıların egemenliğinde bir Cumartesi günü geçiyor önümden. Bense, Fransızca şarkıları söyleyen kadınlara özenmiş, kırmızı papuçlarımla bir duvarın üzerine oturmuş izliyorum geçen günü.  Geçen gün, yorgun. Geçen gün, telaşlı. Önceki günlerin üzerime doğrulttuğu silahları korkutacak kadar cüretkar. Geçen bugün, tüm mutsuzlukların yakılan bir tütsüyle havaya karıştığı bir gün. Havaya yayılıp ulaşamadığı her yere ulaşsın diye…. [...]

Dolmalık biberlerin oyulması…

Dolmalık biberlerin oyulması konusunda yıllardır benden saklanan bir tüyo olduğunu düşünmeye başladım.

Yaptığım yemeklere öyle bi…

Yaptığım yemeklere öyle bir aşk duyuyorum ki bazen kimsenin yemesini istemediğim de oluyor.

Bilgilendirme

Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir talihsizlikle deyim yerindeyse çalkalandı blog dünyası. Bu olayda ismi geçen kişilerle ilgili bir çok insanın husumeti varmış ki onlarca yerde  yazıldı çizildi. Kimsenin derdi “birine bırakılan çirkin yorumlar” değildi. Herkes bu konu altından benim ismimi kullanarak öfkelerini kustular bahsi geçen insana.
 
Sonra ben o yazıyı kaldırdım. Zannedildi ki affettim. Yanına kar kaldı [...]

RSS ile takip ettiklerimi kate…

RSS ile takip ettiklerimi kategorilendirirken farkettim ki en kalabalığı Yemek kategorisi olmuş. Mutfağı ablukaya almalı, biri alarm çalsın.

"Bahar" gelmeden ön…

"Bahar" gelmeden önce 3 cemre yollarken "Yaz" gelmiş oluşunu Meruş Hanım’ın kısa kollu giymesiyle duyuruyor. Bikini sezonu gelmiş demektir.

Gölge etme başka ihsan istemem senden

Demet Akalın’ın yeni albümünü dinlediniz mi? Ben buna maruz kalmış şanssız insanlardan biriyim. Sabahtan beri ofisin çeşitli köşelerinden Demet Akalın şarkıları çıkıyor. Bütün bunlar ise, günün Pazartesi oluşunu es geçerek Cumartesi konseptli bir yazı ile karşınıza gelmeye itti beni.
İbrahim Kutluay ile kendisini seneler önce Çeşme’de görme şerefine nail olmuş bir insanım ben. Bu karşılaşmamızın önem [...]

Elma suyu ne kadar iğrençse …

Elma suyu ne kadar iğrençse elmalı soda bir o kadar leziz. Meyveli soda klasmanımızın birincsi şu anda elma aromalı olan. Kutlayın kendisini

Dün gece öğrendim ki çok…

Dün gece öğrendim ki çok çok uyuyunca baş ağrısı geçiyor, yerini yüzde yastık izi ve gözlerde şişkinliğe bırakıyor.

Başımda korkunç bir ağrı….

Başımda korkunç bir ağrı… Sanırım hasta olmak üzereyim. Anneeeeğğ!

Bir mim, Üç Kadın..

Değerli bulduğum 3 KADIN hakkında yazmamı istemiş Wykka. Ben de ne vakittir bu konuyu görüp yazmak istiyordum, pas gelmeseydi kendi kendime yazacaktım. Hayatımın her dönemine imzasını atmış kişilerin çoğu kadındır aslına bakarsanız. İlkokul öğretmenim, önemli eğitmenlerim, sevdiğim yazarlar, oyuncular şarkıcılar. İçlerinde en değer verdiklerimi saydığımda kadın cinsi ağır basıyor. Kız kardeşlerine tapan bir kimse olarak [...]

İnsanların ağzı torba olsa…

İnsanların ağzı torba olsaydı da büzebilseydim keşke..

Değişiklik : Geldi bahar ayları…

“Yazı aralarında civcivler geziyor, bunlar ne ola ki?” diyenler için…
“Merush Hanım’ın internet asosyalliğine son!” kampanyamızın ilk ayağı olarak Twitter‘dan bir adet hesap alıp Merush Hanım’ın yazmasını sağladık. Bununla yetinmeyip şu anda okuduğunuz sayfaya bu şahane eserlerin aktarılmasını sağladık. Süsledik bi de..
Yan tarafta bulunan meruşkız”ın vaktiyle hizmet ettiği amacı yeni mavi civcikimiz devralmıştır. Kızımız artık sadece [...]

Tymphony dinledim bütün gün…

Tymphony dinledim bütün gün. Pazartesi’nin boğuculuğu gitti mi ne? Gitti Mine.

Mucizevi Tınılar : Tymphony

Anafikir‘den tanıdığımız Selim Yörük‘ü bu sayfalara konu eden Tymphony adıyla çıkarmış olduğu albümler oldu.  Her biri ayrı ayrı güzel olan bu “tınıların” şiddetle dinlenmesi gerektiğini düşüyorum. Ben sevdim, siz de sevin! Yoksa Selim ağlıyormuş.
Tınılara eşlik ederken her türlü hayal kurmak serbest, bize bu özgürlüğü tanımış olması başlı başına teşekkürlük.  Daha dingin, daha sakin, daha bana [...]

"En çok korktuklarım To…

"En çok korktuklarım Top 10" listeme ilk sıralardan giriş yapan Düdüklü Tencere’ye bir alkış rica ediyorum.

Dondurma Hayatı

Dondurmanın bir çok ağrı kesiciden, anti depresandan daha kudretli olduğunu düşünürdüm yıllardır. Çikolata belki kadınların tüm dertlerine devaydı, oysa dondurma herkese eşit mutluluk dağıtmakta birebirdi.. Küçük bir çocuğa dondurma söz konusuyken herşeyi yaptırabilirsiniz mesela. Yaşı kaç olursa olsun bir insanı dondurma ile mutlu edebilirsiniz. Üstelik yaz aylarında etrafındakilere aldırmadan elinde külahla gezen insanları gördükçe siz [...]

Yazıya Düşen Mürekkep Damlası

Çok küçüktüm.. Ablamın edebiyat kitaplarıyla başlamıştı yazma tutkum. O kelimeleri gördükçe, okuduklarımı anlamıyor olsam da, bir gün benim de bazı sayfalarda yazdıklarım olacaktı diye umuyordum. Belki bir çocuk görüp o da yazmaya heveslenecekti. En büyük isteğim  bir gün kitaplıkların en değerli yerlerinde bulunan bir kitaba imzamı atmaktı.. Yazmak öylesine güzel bir tutkuydu ki , hiç bırakmak [...]

Yola Dair Hikayeler

Güneşin batmaya hazırlandığı vakitlerden birinde, yol kenarında ucuz bir mekanda çay içerken, önümdeki  kağıt parçasından öğrenmiştim yeni albümün çıktığını..  Daha yol uzundu, yola eşik edecek bir albüm olduğunu düşünüyordum. Şanslı günümde olmalıydım ki eski şarkılarından bir demet, yanımda öylece duruyordu.. Yeni albüme olan  hevesim arta arta yolu yarılamıştım.
Günler sonra, yine bir yol hikayesinde kendisiyle karşılaştım. [...]

Gönlümüzün Sultanları

Benim gibi internet asosyali bir insandan beklenmeyecek bir hareketle ilk olarak Blog Ödülleri’ne kaydolmayı düşündüm. Asıl isteğim Elestirel.com ile katılmaktı. Sonra bu blog olarak peşine takıldık kendisinin. Gittik kaydolduk, adresimize de “ay uğraştırma şimdi, sonra yazarız” yazdık. Yarışma günü öğrendik ki oylamanın son dakikalarında adres bilgilerimizin yetersizliği neticesinde kınanmışız. Kınama maili gelmiş ve fakat iş [...]

Mimlenmiş Kitaplarım

Goddess Artemis tarafından bugüne kadarki en güzel mim konusunda yazmam istenmiş. Öncelikle kendisine çok teşekkür ediyorum, kitapların benim için ne kadar değerli olduğunu hisseden kalbine de :)
Kitaplığında çocukluk kitaplarını bile saklayan biri olarak, bu mim için neleri yazacağımı bilemedim. Bazı kitaplar vardır ki, bir başkasına da vermiş olsam mutlaka yerine yenisini koymam gerekir. Çok az [...]

Hayat Acımasız

O kadar çok hasta oldum ki, benim dışımda herhangi biri hasta olduğunda tarifsiz hisler yaşıyorum.. Hele ki babamın.. Babamın 15 KOCA GÜN boyunca bir hastane odasında benden HABERSİZ yatması içime sinmiyor. Üzerinden zaman geçmişken, ailede herkes bu tarifsiz acıyı az da olsa atlatmışken, şimdi benim onlardan UZAKTA bu acıyı TEK BAŞIMA yaşıyor oluşum hiç adil [...]

Düzyazı

İçime ceviz kadar, ceviz karalığında bir düğüm atmıştın giderken. Özlemeye dair ne varsa ezberlemiştim kısacık  bir zaman diliminde. Zaman zaman aklıma senle geçirdiğimiz anları getirdim. Anılar yaklaştıkça sen uzaklaşıyordun. Özlemenin dayanılmaz ağrısı yerleşmişken kalbime, ansızın yenik düştü kalbim.  Ritmi değişti, göğsüme yakın bir sızı yerleşti. Özlemini içimden söküp atmak için uygulandı kemoterapiler. Özlemin giderek derinlere iniyor, daha [...]

Pucca, Hello Kitty’i dövdü!

Kadın genlerini taşıyan her canlı gibi benim de cicili bicili “şey”lere karşı zaafım vardır.  Oyuncakcılarda bir çocuk kadar uzun zaman geçirebilirim. Ve en az bir çocuk kadar oyuncağa sahibimdir şu yaşımda. -Yazarımız burada “çok akıllı aynı zamanda da çocuksu biri” olduğunun altını çiziyor- Misal,  ortada iki adet defter varsa kadın olan şahıs bunun en renkli, en albenili [...]

Cumartesi günleri açık blog

Adeta bir Cumartesi Eki kıvamındaki sayfamdan selamlar efendim. Bir Cumartesi daha gelmiş çatmış bulunuyor. Halbuki tüm hafta boyunca birşeylerle meşgul olan ben, Cumartesi günleri geldiğinde birşeylere çatardım.  Bu hafta kıvam olarak diğer haftalardan sert geçti. Normalde kulak memesi kıvamını hafta ortasında yakalarken bu defa,  hafta sonuna gelmiş olmamıza rağmen henüz kıvama getiremedim. Halbuki geçen haftaki [...]

Aşkımı göklere yazdırdım, üstüne yıldız çaktırdım!

Hani bugün Cumartesi ya, benim de malum -kaç zamandır ertelediğim- ona buna çatma, gündelik yazılar yazma günüm. Bu şevkle ekranın başına geçtim ve ne göreyim, Wordpress yeni sürümüyle podyuma çıkmış. Yeni kreasyonu beğendim, ancak o kadar insan heyecanla yazılar yazınca zannettim ki ekrana bakacağız ve içimizden geçenler yazıya dökülecek! Ne var yani bunda? Bana şu [...]

Bir Tutkudur Tiyatro

11 yaşındaydım tanıştığımda.  11 yaşın tüm mızmızlığı ile seçmelerin yapılacağı sınıfa girmiştim.  Kabul edilmemiştim. “Çok üzüldüm” diyerek sınıftan ayrıldıktan iki ders sonrasında aynı yere tekrar çağırıldım. Ben üzüldüğüm için kabul edildiğimi zannederken öğrendim ki “üzülme rolü”nde çok başarılı olabilirmişim. Çünkü beni İLK KEZ üzgün görmüş o gün öğretmenlerim. O günden sonra binlerce kez üzüldüm, ama [...]

Cloverfield, Belki şehre bir canavar gelir.

Lost‘u izlemedim. İzlememek için de direniyorum. Yapımcısı J.J. Abrams’ın filmi Cloverfield için aynı direnişi göstermeyerek izledim. Ancak  kafamda milyon tane soru işaretleri gezdiren filmlerden hoşlanmayışım bir yana el kamerası ile çekilmiş -izlenimi veren- film kalitesizliği , oyuncuların bönlüğü ve daha bir çok nedenden ötürü hiç de beğenimi kazanmadı. Bunda belki Lost ve türevlerine sempati duymayışımın [...]

Çikolatalar Arası Cinsiyet Ayrımcılığı

Ülker bir çikolata yaptı, ismini Rodeo koydu. Reklam filminde ismi Mustafa olan genç bir delikanlı oynadı. İlk reklam filminde Mustafa annesinin açamadığı kavanoz kapağını erkekliğinin -ve tabiki Rodeo yemiş olmanın- verdiği güçle bir çırpıda açıyordu. İkinci filmde ise Mustafa’nın yanında bu kez Ahmetler, Aliler, Vedatlar bulunuyordu. Esas oğlanlarımız “kuvvet macunu” niteliğindeki Rodeolarını yerken etrafa artistik [...]

Kolera Günlerinde Aşk

Yüzyıllık Yalnızlık, Benim Hüzünlü Orospularım, Kırmızı Pazartesi ve Kolera Günlerinde Aşk.. Okuduğum en güzel romanlar olan bu kitapların ortak paydası Gabriel Garcia Marquez imzalı olmaları.

Kolara Günlerinde Aşk‘ın beyaz perdeye uyarlanacağını duyduğumda içimi tarifsiz bir duygu kaplamıştı.  Uzunca bir süredir aşka doyulası bir film izlememiştim ve tüm bu duygu birikimimi bu filme saklamıştım. Ancak ne büyük [...]

Ömür Hanım ve Düşündürdükleri

Şükrü Erbaş, yeterince uzun olduğu için bu yazıdan bağımsız olarak eklediğim Ömür Hanımla Güz Konuşmaları’nda yaşamının son demlerinde olan birinin cümlelerini kullansa da sıkı sıkıya hayata bağlılığın metnini okuyorum her seferinde.
Cümlelerin saklı kalmış köşelerine ittiği o hayat belirtileri, o yaşanmışlıklara duyulan özlem,  her bir yaşımla beraber daha çok hafızama kazınıyor. Yaşanılan her günün yazıldığı hane giderek [...]

Ömür Hanımla Güz Konuşmaları

 …Ve güz geldi Ömür hanım. Dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul. İnsanın içini karartan bulutların seferi var göğün maviliğinde. Yağmur ha yağdı ha yağacak. İncecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin. Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce bıçak ağzı… ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı, yükseklikleri korku, uçurumları [...]

Ahkam Kuşu : Blog nasıl yazılır?

Günlerdir korkak bir kız çocuğu gibi davranışımla paralel giden bir mutsuzluk hakimdi hayatıma. Aynı anda hem korku, hem özlem, hem mutsuzluk yakama yapışmıştı. Öyle ki cümleler ağzımdan birer birer çıkıyor, adeta Vodafone reklamında hissediyordum kendimi. (Anne ben Afrika’ya taşınıyorum. - Ay çok uzak.) Bu girişi de “İyi bir blogcu nasıl olur?” başlıklı gereksiz listelerin gazıyla yazıyorum. [...]

August Rush, Sadece hisset..

Hangi dilde olursa olsun duyguların en iyi ifade biçimidir müzik. Hayata apayrı bir pencereden bakar müziğin içinde yaşayanlar. Öyle bir tutku ki bu, diğer herşeyden bağımsız bir biçimde bir o kadar da herşeyle tamamen bağlantılı olarak hayatı yönlendirebiliyor. Müziğin tutkuya dönüştüğü o anlardan bahsediyorum; kelime bulamayan duygularımızın bir müzik eşliğinde nasıl kendilerini ele verdiğinden…
Bana hep böyle olur. Sus-pus olduğum [...]

Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street

Gerek tartışılamaz Johnny Deep tutkum,  gerek Corpse Bride‘den sonra daha çok şiddetlenen Tim Burton hayranlığım, gerekse de Wykkacığımın karşı konulamayacak kadar değerli olan önerileri üzerine bir süredir izlemeyi ertelediğim Sweeney Tood ile önceki gece buluşabildim. Filmi oluşturan sahnelerin bir çoğunun “kan ve vahşet” içermesi son günlerdeki hissiyatıma tamamen ayrıkıydı. Kendimi bu filme “uygun” hisseder hissetmez [...]

Kızkıza Gezelim Bu Gece

Hiçbir zaman hemcinslerinden rahatsızlık duyan bir kadın olmadım ben. Aksine kızkardeşlerim hayattaki diğer çoğu şeyden değerlidirler. Genellikle medya ve mahalle kültürü sağolsun bu hislerimi alaşağı etmek konusunda son derece başarılılar. Medyadaki bir çok kadının tuhaf hallerine bir de mahalledeki kadınların anlamsız hareketleri eklenince ve bunlar normalmiş gibi durdukça haliyle ben de hemcinslerinden hoşlanmayan bir görüntü [...]

Aforizma IV : Yokluğunda Çok Kitap Okudum

Eflâtun rengi hayaller kuran bir “suskun”un sözleriyle özledim ilkin seni. Satırlar akıp giderken neyi dinlediğimi, neyi işittiğimi neyi görüp neleri görmezden geldiğimi sorguladım bolca. Sessizliğin evreninden İhsan Oktay Anar’ın düş dünyasına duhûl ederek suskunluklarını bozanlar, gelip senin sesine büründüğünde kalemin kağıda aşkı dirildi, ses verdi günebakan çiçeği başını uzattığı o yerden. Sesini özlediğim o saatte,  zıtlıkların [...]

Pazar Müziği : Derya Köroğlu - Mete Özgencil

İki adam, iki müzisyen.. Derya Köroğlu ve Mete Özgencil bu Pazar gününe sesleri ve müzikleriyle eşlik ettiler. Gönül, kendilerini  sadece pazar günlerine sıkıştırmaktan yana olmasa da onları özel yapanın bu olduğunu düşünüp bunla yetiniyorum.  Bu iki adamı çok uzun senelerden beri severim.
Derya Köroğlu’yu küçükken İlhan Şeşen ile karıştırıyor oluşum ile değerlendirmemeliyiz müzik kültürümü. Şüphesiz ki bunun [...]

Jack Nicholson’ın Guguk Kuşu (One Flew Over the Cuckoo’s Nest)

Jack Nicholson‘ın o güzel bakışına, gülüşüne ve oyunculuğuna hayran olalım diye 1975 yılında çekilmiş bir film var, belki bilirsiniz,  Guguk Kuşu (One Flew Over the Cuckoo’s Nest). Açıkcası ben bilmiyordum, epey geriden takip ettiğim “kült film kültürüm” var malum. Beğenmezsem bile Jack Nicholson’a bakar oyalanırım diye izlediğim bir filmdi kendisi.
Ken Kesey‘in aynı adlı kitabından sinemaya [...]

Aklıma Takılan

Teoman, şarkılarını katletmesi için birilerini bir araya getirmiş ve bir albüm çıkartmış. Şahsi kanaatim Teoman’ın bunu yapmaktaki tek amacının kendini beğenmişliği olduğu yönünde. Kendini beğenmiş Teoman bu albümle bizlere “bakın ben ne süper söylüyorum, hadi kıymetimi bilin” mesajı vermek istiyor inceden inceden.  Bu hareketi Nejat İşler‘den de bekliyorum. Misal gitsin Keremcem’i alsın Bıçak Sırtı dizi setine götürüp [...]

Bir KIL YUMAĞI olarak Recep İvedik

Kendisini bir sinema filmi olarak nitelendirmek bu klasmanda bulunan bir çok filme ayıp etmek olacaktır ki bunu yapmayı istemeyiz kesinlikle. Bir kıl yumağı olarak düşündüğümüzde de, evet son derece iğrençti. Hakkını yememek lazım.

Google Uygulamaları, IGoogle ve Merush Gadget

Başlıktan teknik konulara gireceğim anlaşılmasın hemen. Bu sayfayı bir süredir takip ediyorsanız bilirsiniz ki teknik bilgiler yer almaz burada. İşimden uzak tuttuğum bir yer benim için burası. Madem ki sevdiğim, hayranlık duyduğum şeyleri paylaşıyorum burada neden Google ile olan ilişkimden bahsetmeyeyim diye düşündüm. Evet Google’ı seviyorum, aramızda çok derin bağlar var.
Gmail ile başlayıp Google Reader [...]

Süperstar Ajda Pekkan

Aysel Gürel‘in ölümüne şüphesiz ki ben de çok üzüldüm. Ancak aklıma ilk gelen soru “Ya Ajda da ölürse?” olduğu için kendimi çok daha kötü hissettim. Madem kendisine bu kadar hayranım ve madem Google’da Ajda Pekkan arandığında ilk sırada çıkmak gibi fantezilerim var bu akşamı kendisine ayırdım ve  bir Ajda Pekkan playlisti ekliyorum aşağıya. İyi dinlemeler. Kimse dinlemezse [...]

Aforizma III

 -ön sızı-
İçinde (u)mutsuzluk, özlem, gözyaşı, hastalık geçen cümlelerimi hangi gemiye beraber yaktım şimdi hatırlamıyorum. Bazen en ihtiyaç duyduğum kelimeler onlar oluyor, bazen uzanmak istiyorum, anlatmak istiyorum derdimi onları gelişigüzel yerleştirerek; bulamıyorum yerinde. Bazen “iyi ki yoklar” diyorum, bazen yokluklarına ağlıyorum.
Huzursuz bir gündü
Sinirle söylenmiş sözlerin üzerinde bir tozdur aşk… Havaya sıkılan bir kurşundur sert bakışların.. Söküp [...]

El Laberinto del Fauno, “Gerçekler sizi sardığında, tek sığınağınız hayal gücünüzdür”

Peri masalları çocukluğumdan bu yana hep ilgimi çekmiştir. Ancak içinde kan ve savaş geçen bir peri masalını tercih eder miydim, hiç düşünmemiştim. Peri masalı dediğin yemyeşil bir vadide, uçuşan etekleriyle koşturan peri kızları ile olurdu. Peri kızını hiç çamura bulanmış üzerinde böcekler gezinirken düşünmemiştim.
Tam bu noktada Pan’ın Labirenti (El Laberinto del Fauno) bir tokat gibi [...]

Aklıma gelenleri söylemem lazım

Şubat ayı üzerimde adeta bir Ağustos mayışması etkisi yaratırken bir yanım da sürekli bu duruma çemkirmekle mesgul.  Konuya hakim olmak adına ne zamandır Cumartesi günlerini es geçtiğimi hatırlatır, bu güzel Cumartesi sabahını Merush Hanım’ın saçmalıklarına ayırmaktan memnuniyet duyarım.  Umarım yazının sonlarına doğru reytingleri alt üst edecek bir şarkı sözünü veyahut şarkıcıyı dilime dolayabilirim. (bkz: Yalın [...]

Siz sorun Meruş cevaplasın

Fleneur, olmasını istediğim makul ve mantıksız şeyler ile bir daha dünyaya gelsem ne istediğime dair mimlemiş beni.  Genellikle hayatımla ilgili net cümlelere yer vermiyorum yazdıklarımda ama bu seferlik ortaya birşeyler döktürebilirim belki diye başladım yazmaya..
Yapmak istediklerimi mantıklı ya da mantıksız diye ayırmıyorum, Çok uç noktalarda olmadığım için isteklerim de genellikle başedebileceğim ölçülerde oluyor.

Yapmak istediklerim, (belki [...]

Suskun şair, Turgut Uyar

Bir Turgut Uyar (1927 - 1985) derlemesi..
Turgut Uyar şairler arasında hakkında çok fazla yazılıp çizilen biri olmadı yaşadığı süre boyunca. Çok aramak isterseniz 1927 yılında Ankara’da doğduğunu askeri bir eğitim gördüğünü ve sonra askeriyeden ayrılıp İstanbul’a yerleştiğini , 1985 yılında da hayatını kaybettiğini öğrenirsiniz.
Sesi soluğu çıkmayan bir şairdi. Şiirseverler arasında hep özel bir yeri olmuştur [...]

Aforizma II

Kış gelmişti.
Üzerimde görmediğin elbisem, aklımda bilmediğin şarkımız ile yola çıktım. Duymayı hiç istemediğim sözlerini yola akıttım giderken. Özlediğim cümleleri seni o son gördüğüm yerde bulurum belki diye yürüdüm. Yol ilerlemedi, yol sana gitmedi. Yolun ucunda bana hiç istemediğim sözleri söylettiğini düşünürken çıkageldi hayalin; “inanmadım” dedi..
Soğuktu.
Hani hatırlar mısın, çok soğuk bir geceydi yine. Biz hariç herkesin [...]

Can Atilla, Zamansız albümlerin müzisyeni..

Can Atilla, Osmanlı’ın en güçlü ve soylu kadını Hürrem’i anlatmaya Cariyeler ve Geceler albümü ile başladı..  Ardından 1453 Sultanlar Aşkına albümü geldi. Ve sonunda üçleme Aşk-ı Hürrem‘in yayımlanmasıyla tamamlandı.
Aşk-ı Hürrem dokusuyla, tınısıyla muhteşem bir albüm. Tüm Can Atilla eserleriden edindiğim ortak payda hafızamda yarattığı muhteşem gelişim. Gelişim diyorum evet, na vakit içimde bir huzursuzluk sezersem [...]

Bir Romanın Orta Yeri

Ayakları tutmazken, üstüne üstlük zekası “geri” iken aşık oluşuyla başlar öyküsü Forrest’in, Forrest Gump’ın… Annesinin hep arzu ettiği gibi ,başarıdan başarıya koştuğu vakitlerde, nefes aralarında içine hep Jenny’i doldurdu  Forrest.  Kader ne çizerse çizsin , yapmak isteyeceği herşeyin yapılabileceğini gösteren bu harika filmde öğrendik ki gerçekten istediğin birşeye en sonunda yaklaşırsın. Ama bazı farklarla; hayatın [...]

Uğurlar Olsun..

90lı yıllar adeta “seri katliamlar” dönemi idi. Şüphesiz ki bu olaylar zincirinin en başında 1993 Uğur Mumcu Katliamı geliyordu. 15 yıl önce çocuktum; Cumhuriyet okuyabilen bir çocuk. Bir sabah öğrendim ki Uğur Mumcu öldürülmüş. O yıllarda tahmin edemezdim elbette ki bunun bir başlangıç olabileceğini..
15 yıl önce yazdığı yazılara baktığımızda sanki hala aramızdaymış gibi.. Bugünü, bugünün [...]

Bi Acayip Adam, Neyzen Tevfik

Bir Neyzen Tevfik Kolaylı (1879 - 1953) derlemesi…
“Muallaktır ebed babında, ahkamımla fermanım.”
Şüphesiz ki Neyzen Tevfik hiç bir zaman çağının insanı olamadı. Hep bir üst pencereden baktı dünyaya. Aldığı sınırsız alkolün etkisiyle olsa gerek bir çok baştacı esere imza attı.
1879du dünyaya geldiğinde, Samsun’un Bafra ilçesinden Hasan Fehmi Bey’in evladıydı. Aile yaşantısını hep güzel cümlelerle anlatmıştır [...]

Bir Yaşam Koçu Olarak, Çekim Yasası!

Kuantum, derin bir düşünme tekniğidir. Bu sayede hayatınıza istediğiniz şeyleri dahil edebilir, rahatsızlıklarınızdan arınabilirsiniz. Peki o kadar kolay mı? Elbette ki değil. Herşeyin başında bunu sağlayabilmemiz için uygun bir zemine ihtiyaç duymaktayız. Nedir bu? Rahat bir yaşam, huzurlu bir ev, daha az stresli bir iş. Bu durumda diyebilir miyiz ki kuantum yasası bize iyi bir [...]

Aforizma

Öylesine yorgundum..
Başım kendinden ağır gelmeye başlamıştı, günlerdir devam eden uykusuzluktan mı yoksa içinde gezen düşünce balonlarından mı bu kadar ağırlaşmıştı bilmiyordum. Tam başımı yastığa koyduğumda yaklaştı ellerin. Elini tutup ayağa kalkacakken bırakıp ellerimi uykuya uğurladın beni. Uykusuz başımı sonsuz bir uykuya uğurlarcasına donuktu ellerin. 
Rüyaydı.
Gözlerimin tam ortasında duruyordu hayalin. Yüzün bana dönsün diye bekledim. Yüzün bensiz [...]

Persepolis

Uzun süredir izlemek isteyip ya filmi ya da alt yazısını bulamamaktan muzdarip bir şekilde beklediğim bir filmdi Persepolis. Nihayet tüm gerekenler önceki akşam hazırdı ve başladım izlemeye. Beklediğimden fazlasını buldum bu filmde.

O kadar yalın bir biçimde sunulmuş bir hikaye ki bazı yerlerinde adeta kendinizi o coğrafyaya ait hissedebilirsiniz. Siyah beyaz bir animasyon filmi oluşuyla ve [...]

İçimden Sesler Korosu

Bir kaç gün önce yazdığım yazıdan anlaşılmasın ki Elif Şafak okumayı sevmiyorum. Tam aksine “Pinhan” gibi bir romanı yazabilen bir kadını, bir edebiyatçıyı kim ne derse desin el üstünde tutarım ben. Sonraki yazdıklarında kendini tekrarlıyor oluşu ya da başka herhangi hiç bir şey o romanı yazabilen bir kadını küçültemez nazarımda. Konumuz şu anda Siyah Süt. [...]

Sanata ve kediye düşkün bir kimseyim.

Selam, ben Çılgın. Özel zevklerim arasında patates cipsi ve ayak parmağı yemek, evden kaçmaya yeltenmek ve koşmak vardır. Süper olduğumun farkına vardığım gün dünyayı değiştireceğim!
***
Bugünlerim kedi ile iç içe geçiyor. İç içe geçmekten kastım katiyen mecazi değil burun buruna diz dize geçiriyoruz akşamlarımızı. Bilgisayar kullanırken dizimde, kitap okurken ayak ucumda duruyor. Evde herhangi biri kımıldamazsa o [...]

Yüzü Suyu Hürmetine

Bilenler bilir, bloggerlar ile aramda hep bir mesafe vardır. Takip ettiğim 100lerce blog olmasına karşın gerek yorum gerek link alışverişinde olduğum blog sayısı yok denecek kadar azdır. Buna sebep olarak burnu havadalığımı ve yahu asosyal oluşumu akla getirmeyeniz. Neden bilmiyorum ama 4 senedir bu ortamlarda fink atan biri olarak blog yazan arkadaş sayıma hayret edilebilir. [...]

Son Tahlilde

Elif Şafak okuyorum, Siyah Süt. Aslında bu kitabı başka bir yönüyle ele alacaktım. Henüz bitirmediğim için şu anda kitap hakkında fikir belirtmeyeceğim. Bir nokta var ki gözüme çarpan, çevirdiğim her sayfada karşıma çıkıyor inadına. Son tahlilde! Elif Şafak bu kelimeyi çok kullanmış kitabında. Neredeyse her 3 sayfada bir geçiyor “son tahlilde”.
Peki nedir bu son tahlilde? [...]

Barfly

Daha evvel izlemediğim filmleri izleme festivalimin ilk ayağı Barfly ile gerçekleşti. Kendisi 1987 yapımı olmasına karşın çeşitli sebeplerden izlemediğim bir film idi. Bir Bukowski sever olarak bu zamana kadar izlememiş olmamdan duyduğum hoşnutsuzluğu geçen akşam filmi izleyerek gidermiş bulundum.
Arka sokaklarda yaşananları, inadına yaşanan aşkları tüm pisliğine rağmen hayata tutunmayı anlatan bu filmde Bukowski’nin yaşamının en [...]

Sevgililer Gününde Ne Alsam?*

Metis Yayınları 2008 yılı ajandası için “Yaratıcı Direniş” konusunu ele almış. Bu yılki ajandalarını “zalimlere karşı, hayal gücü elele” diyenlere, kıstırılmışlık duygusundan yaratıcılık, çaresizlikten ümit üretenlere ayırmışlar. Yılbaşlarını bu ajandalar için bekliyorum diyebilirim.  Gerek ebatları , gerek ele aldığı konularla bu ajandalar harika. Bir tanesini kullanmak için bir tanesini de saklamak için alıyorum.
Her yılın Ocak [...]

Günebakan

Hürriyet Gazetesi’nin bu yılki Yeni Yıl Eki “Günaydın Türkiye” kavramı üzerine kurulmuş.  Yazar, şarkıcı, gazeteci ve oyunculardan oluşan tanıdık yüzler yeni yıl dileklerini güne başlarken “Günaydın” diyerek iletiyorlar. Değişik bir bakış açısı olmuş. Okurken kendi kafamdaki günaydın kavramını düşündüm.
Günaydın bir çok insanın uyandıktan sonra kurdukları belki de ilk kelime. Bazen hiç tanımadığım bir insan olabiliyor ilk [...]

BayBak Kuzum

2007 yılına “baybay” demek için sabırsızlanıyor dünya. Daha bi sene önce “ay hadi gelsin” telaşlarındaydınız ya? Bu ne acele canım? Daha bişey anlamadan gelip gidiyor seneler. Bu bağlamda bir anımı paylaşmak isterim. İlkokuldayken gördüğüm bir çizim tüm hayatımı karartmıştı. Çizimde önceki yılı simgeleyen insan yaşlı bir dede , yeni yılı simgeleyen ise bir bebekti! Tanrım! [...]

Bayram Günlüğü

Bayram, kendisinden tüm beklediklerimi gerçekleştirerek bitti.  Gördüğüm yüzler , tattığım yemekler, yaptığım sohbetler hepsi tam özlediğim gibiydi. Bu bayram uzun süredir görmediğim yüzleri görmem açısından da ayrıca değerliydi. Yolların kalabalığı, otobüslerin klimalarını  Ağustos ayı ayarında unutmuş olmaları gibi ufak (!) pürüzler bile keyfimi gölgeleyemedi. Buraya kadar gelmişken bu sayfanın okuyucu kitlesine gerçek hayatta tanığım yüzlerin de [...]

Küçüklüğüme dair öyküler anlatmayı pek severim. Hatta en sevdiğim “yazı konuları“ndandır. Şimdi ben  geçen senenin son yazısında bahsettiğim penceresinden tüm şehir görünen eve gidiyorum. Kaldıysa bir kaç parça daha çocukluk anısı alıp geleceğim.

TANGO: Aşka ve Tutkuya

Al Pacino’nun Kadın Kokusu filmindeki sahne ile artan bir Tango hayranlığım var. Dansındaki tutku , müziklerindeki şehvet ile Tango başlıbaşına bir güzellik. İlk olarak Arjantin’in ara sokaklarında doğmuş, ayıplanmış, hor görülmüş. Sonraki zamanlarda Buenos Aires’e uzanmış, oradan da tüm dünyaya..  Şimdilerde binlerce insan “Milonga” gecelerinde tango yapıyor.
Sadece dansı ile değil müzikleri ile de beni büyülemeyi başarıyor tango. Uzun [...]

Kısa Kısa

-selam ben asude, bu da yeni kıyafetim-
Msn temalı Turkcell reklamının üzerimde yarattığı derin üzüntüye gark olduğum şu sıralarda tek tesellim tam 10 gün sonra yaşayacağım mutluluk.  
Küçük İskender’i yeniden sevmeye başladım. Yani aslında hep severdim de, bu aralar daha özenle okuyorum diyebilirim.
Sabahları soğuk suyla yıkar gibi yüzünü
öyle tatlı tatlı ürpererek sev beni
annenin tuvalet kapısına astığı [...]

Gün-Lük

İlk Gençlik… Okuduğum romanlarda duymuştum bu kelimeyi. 15 yaşım mı ilk gençliğim? 20 mi? O halde şimdilerde Orta Gençlik’te olmayım. Bir nevi Cilalı Taş Devri. (Ciladan kasıt yüzümdeki, tırnağımdaki , saçımdaki boyalar olsa gerek). Tam bu noktada çalan şarkıyı çok sevdiğimi belirtmek isterim. Zeynep Casalini söylüyor ; Nilüfer. Sırf bu şarkı için web sitesi açılmasına [...]

Sigara Sinir Bozar!

Sigara sağlığa zararlıdır!
Bu yazımızda her türlü rahatsızlığa davetiye çıkaran sigaranın bilinen zararları yerine benim gibi içmeyen insanlar üzerindeki rahatsızlıklara değineceğiz.
Sigara ile hiç yakın bir ilişkim olmadı. İlkokuldan sonraki  okul dönemlerimde tüm arkadaşlarım sigara içerdi.  Ortamların hep sigara içmeyen insanı bendim. Bunu bir eksiklik olarak görmedim ama. Bir kere ben sigarayı tutamam bile. Bir keresinde başka [...]

Bakış Açısı

 Okunacak bir sürü kitap var aklımda, şimdi otursam 50 maddelik bir liste sunabilirim bu hususta. İzleyecek en az 10 film var aklımda. Arayacak 3-5 kişi. En son mesela uzunca bir “Pazar Günü Planı” oluşturmuştum ; kaldı öylece. Hiç bir şey yapamama hali ile hiç bir şeyi yetiştirememe hali ile başediyorum bugünlerde. Bugünlerde bir yanım günün [...]

Kişinin Kendi Dünyasına Yolculuğu

Herşeyi araştıran insan neden kendini araştırmıyor?
Bu cümleyi okuduğumda “neden?” dedim. Diğerleri olabilmek uğruna kendi olmaktan vazgeçen insanların yaşadığı bir toplumdayız. Herkes birininin aynısı olmak istiyor.  Hep bir başkasında olana sevgi besliyoruz. Kendi kazağı yerine başkasındaki kazak güzel geliyor insanların gözüne. Kendimiz olmaktan ne zaman vazgeçtik?  İnsan kendini tanırsa mutlu olabiliyor, kendini beğenirse seviliyor. “Bugün [...]

Kendine Güvenen Şöyle Gelsin

Bu Cumartesi günümüzü kendisine ayırdığımız Sıla isimli bir hanım kızımız. HanımKız dediğime bakmayın, kendisi bir gecede meşhur olan şarkısında sezildiği üzere bir asabi ağır abla. Özellikle “hesap mı vericez bundan sonnra!” derken üzerine bastığı “n” harfinden anlıyoruz bunu.
İtiraf etmeliyim ki Sıla adlı bayık dizinin müziğini söyleyediğini (müzik söylemek?!) öğrendiğimde kendisine olan sempatim biraz olsun azaldı. [...]

Yalnız Şarkılar

Yalnızlığım yaşamak zorunda olduğum beraberliğimsin
Yalnızlığım kanımsın canımsın sen benim çaresizliğimsin
 
Bireylikten çıkıp biz olmaya adım atmaktı “mutluluk”. Küfesine yalnızılığını alıp gelmez insan sevdiğinin yanına. yalnızılığını yanında taşıyacaksa ne anlamı olurdu ki “biz” olmanın?
İçinde yalnızlık geçen şarkılardı bu akşam menümüz. Şef garsonumuz bizi bunu layık görmüştü, ellerine sağlık. İlk olarak popüler bir giriş olsun diye Emre Aydın [...]

New Age ; Sonsuzluğun Ritmi

New Age gerek müzik türü olarak gerekse de bir terim olarak ilgimi çekmiştir. Yeni Çağ´ın önemli savunucularından David Spangler´e göre, Yeni Çağ bir metamorfoz, bir değişim, simgesel olarak ise dünyanın kendisini evrensel zekaya tam anlamıyla açması anlamında ve bu açıklığın metodolojisi sevgi ve olabilirlik anlayışı. Metamorfoz, değişim, evrensel zeka…
Bunlar tamam, peki ya sonsuz sevgi ve [...]

Kategori başlığı Kişisel olarak kaydedilmiştir.
Yazıyı Email Gönder Yazıyı Email Gönder
Bu Blog Hakkında Yorum Yaz

Yorum