Miray’s Diary
Gönderen: Editorya Tarihi: Kas 26, 2008
mirayabravci tarafından sahiplenilmiştir.
Açıklama : “Sen bir devsin yükü ağırdır devin, Kalk ayağa dimdik doğrul ve sevin!”
Rss : miraysdiary.blogspot.com/fe…
Kategori : Kişisel
Etiketler : kendine özgü web yaşam blogger bilgisayar haber Güncel müzik internet kişisel teknoloji blog aşk osmanlı Kişisel günlüğüm Bir Hikaye blog dünyası Gözüme Takılanlar Günün İçinden Günün Özeti İlim ve Teknoloji
Ad : miray
Soyad : abravcı
Kullanıcı adı : mirayabravci
Hakkında : Miray’s Diary .”Tatil bitti, yapı paydos! ”
Şirin ve içten, güzel hazırlanmış bir kişisel günce. Bizlerle paylaştıklarınız için teşekkür ederiz. Bu tanıtım sayfası biraz daha iyi yerlere gelmesini saplar umarım. İyi çalışmalar dilerim.
Miray's Diary
Copyright 2007 Miray's Diary
Miray Abravcı Türkçe Günlük Sayfaları
Kelimatör: Dikkat! Bağımlılık Yapabilir
TRT2'de yıllar önce yayınlanan Bir Kelime Bir İşlem yarışmasını bilmeyenimiz yoktur.
Yarışmacılara 8 tane harf verilir ve bu harfleri kullanarak en uzun kelimeyi bulmaları istenir.
En uzun kelimeyi bulan yarışmacı o turu geçer ve puanını alır.
Kelimatör de işte tam böyle bir oyun.
Bize verilen 8 tane karakteri kullanarak 200 saniye içerisinde kelimeler üretmemiz isteniyor.
Bazen zor oluyor ama bazen de çok rahat kelime üretebiliyorsunuz.
Her şeye rağmen zevkli bir oyun.
Zihin açmaya ve vakit geçrimeye bire bir.
Oyunun üst kısmında "Dikkat: Bağımlılık yapabilir" yazıyor.
Oyunu oynayınca hak verdim. Çünkü gerçekten bağımlılık yaptı =D
Sayfa açıldıktan sonra oyunun yüklenmesini bekleyin ve size verilen harflerden kelimeler üretmeye başlayın.
Bulduğunuz kelimeleri Ekle düğmesine basarak kelime listesine ekleyebilirsiniz.
İyi eğlenceler.
Az kalsın unutuyordum. Oyuna ulaşmak için buraya tıklamanız yeterli =)
Atatürk'ten Çiçek Dersi
Atatürk'ün azınlıklar hakkındaki görüşünü ve "Ne Mutlu Türküm Diyene" sözünün anlamını anlatan şuradaki kısa hikayeyi mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.
Hep "Ne Mutlu Türküm Diyene" diyoruz ama, ne anlam ifade ettiğini bu yazıyı okuyunca daha iyi kavradım diyebilirim.
Joomla! İle Ücretsiz, Kolay ve Profesyonel Web Sitesi Kurulumu
Joomla! nedir?
Joomla! PHP ve MySQL kullanan açık kaynak kodlu bir içerik yönetim sistemidir.
Açık kaynak kodlu olması Joomla!'nın ücretsiz olduğu anlamına geliyor.
İçerik yönetim sistemi nedir?
Belge ya da benzeri içeriklerin yaratılmasına ve düzenlenmesine yardımcı olan yazılım dizgeleridir.
İçerik yönetim sistemi tanımı ilk olarak web sitesi hazırlama ve yönetme fonksiyonu için kullanılmıştır.
Joomla! ile neler yapılabilir?
Joomla! kullanarak en basit ifadeyle, içerik yönetimine sahip web siteleri hazırlayabilir ve yayınlayabilirsiniz.
Bir web sitesi hazırlamak için çoğu zaman günler hatta aylarca zaman harcanır. Ancak Joomla! kullanarak en fazla bir kaç gün içerisinde profesyonel görünümlü web siteleri hazırlayabilirsiniz.
Joomla! ile;
Yüksek etkileşimli ve çok-dilli web siteleri,
Çevrimiçi topluluklar,
Medya portalları,
Bloglar ve
E-Ticaret uygulamalarını çok hızlı bir şekilde oluşturabilir ve yayınlayabilirsiniz.
Joomla!'yı bilgisayarıma nasıl kurarım?
Joomla!'yı bilgisayarınıza kurmak gerçekten çok basittir. Bu işlem için gerekenler aşağıda listelenmiştir.
Hepsi bu kadar :]
Gerekli malzemeleri yukarıdaki bağlantılardan indirdiğinizi farzederek sırayla yapacağımız işlemleri anlatmaya geçiyorum.
1. İndirdiğimiz Easy PHP programını çift tıklayarak sanki sıradan bir oyun kuruyormuşcasına karşımıza çıkan Next butonlarına basarak kurulumu tamamlıyoruz. Kurulum işlemi doğru bir şekilde tamamlandıktan sonra karşınıza aşağıdaki gibi bir ekran görüntüsü çıkacaktır.

Bu ekranda Apache ve MySQL butonlarının hemen yanındaki trafik lambalarına benzeyen simgelerin yeşil durumda olmaları gerekiyor. Herhangi biri kırmızı olduğu takdirde ya kurulumu yanlış yapmışızdır veya bilgisayarımızda çalışan Antivirus programı Easy PHP'nin çalışmasını engelliyordur. Bu durumda yapmanız gereken Antivirus proramınızı bir süreliğine devre dışı bırakmaktır.
2. Bu adımda indirdiğimiz Joomla! paketinin içerisindeki dosya ve klasörleri Easy PHP programının içerisinde yer alan www klasörünün içine atacağız.
Joomla_1.5.8-Stable-Full_TR_Package.zip dosyasını açıyoruz ve bilgisayarımızda bulunan C:\Program Files\EasyPHP1-8\www dizininin içerisine kopyalıyoruz.
3. İnternet Explorer'i açıyoruz ve adres çubuğuna
http://localhost
yazıp Joomla! kurulum ekranına ulaşıyoruz. Localhost, bilgisayarımızda internet olmasa bile bilgisayarımızın internet varmış gibi davranmasını sağlıyor. Bir bakıma sanal sunucu kullanmış oluyoruz.
Bundan sonraki adımları;
a. Resimli olarak buradan veya şu linkten
b. Videolu olarak da (tavsiye ediyorum, çok güzel anlatılmış) buradan izleyerek kolayca ve sorunsuz bir şekilde yapabileceğinizi düşünüyorum.
Kurulum tamamlandıktan sonra yönetim panelinden giriş yaparak sanki bir programa ait ayarları yapıyormuşçasına, web sitemize ait sayfaları ve yazıları oluşturabiliyoruz.
Joomla! ve yönetim paneli kullanımı için aşağıdaki web sitelerine göz gezdirebilirsiniz.
Joomla!'ten kolay gelsin :]
Kriz Vikipediyi Teğet Geçmedi!
Bir dünya hayal edin öyle ki gezegendeki her bir kişi tüm insanlığın bütün bilgisine bedava erişebilsin.
Jimmy Wales, Vikipedi Kurucusu
Yukarıda okuduğunuz sloganın sahibi, bilgi bankamız Vikipedi'nin kurucusu Jimm Wales de krizden etkilenmiş olacak ki okuyucularından bir miktar bağış talep ediyor. Bağış talebi olarak;
Vikipedi farklıdır. Tarihteki en büyük ansiklopedidir ve gönüllüler tarafından yazılmıştır. Tıpkı bir millî park ya da okul gibi, Vikipedi'de de reklama yer olmadığını düşünüyoruz. Onu özgür ve güçlü tutmak istiyoruz, ancak bunun için sizin gibi binlerce insanın desteğine ihtiyacımız var.Sizi, bize katılmaya davet ediyorum: Bağışınız, Vikipedi'nin tüm dünya için özgür bir kaynak olarak kalmasına yardımcı olacak.
Teşekkürler,
Jimmy Wales
yazıyor.
Bağış metninin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
(Metnin altında Gelir nereye harcanıyor? şeklinde bir yazı başlığı var. Ancak malesef İngilizce. Jimmy'e sormak lazım "Neden Türkçesi yazılmıyor?")
Bağış yapmak isteyenler buradaki adresten bağışlarını yapabilirler. İnşallah Viki de batmaz.
Jimmy seni bile kriz vurdu ama "Hamdolsun bizi teğet geçti" :]
Terör Devleti İsrail
"İsrail'den Devlet Terörü" diyecektim ama muhtemelen bu başlık daha uygun olmuştur.
İsrail hava kuvvetleri, bugün Gazze şeridi'nde bulunan Gazze, Han Yunus ve Refah kentlerindeki hamas hedeflerine saldırı düzenledi. Saldırının ardından yaklaşık 150 kişi yaşamını yitirdi. Sebep nedir peki?
İsrail ordusu sebep olarak "Hamas'ın devam eden terörist saldırıları" nı göstermiş. Peki bu ölen 150 kişi Hamas örgütüne mi mensuptu ki öldü. Yazık, gerçekten yazık.
Aşağıdaki linke tıklayarak ne demek istediğimi anlayabilirsiniz.
http://fotogaleri.samanyoluhaber.com/galeri/2331
İsrail'in ne yapmak istediğini cümle alem biliyor. "Çekin gidin" diyor Filistinli halka. "Buralar bizimdir. Biz üstün ırkız ve bu topraklar bize vadedildi!"
Her saldırının ardından sudan bahaneler sunuluyor bütün Dünya'ya.
Madem Hamas'ın saldırılarıydı sebep, o halde neden sivil yerleşim yerleri vuruluyor, sivil vatandaşlar ölüyor.
Bilmiyoruz, bilmek de istemiyoruz.
Ama en azından aşağıdaki Hadis-i Şerife binaen saldırıyı tüm kalbimle kınıyor ve buğzediyorum.
"Bir kötülük gördüğünüzde elinizle, gücünüz yetmezse dilinizle, ona da gücünüz yetmezse kalbinizle buğzedin"
Son söz;
"Zulm ile abad olanın, ahiri berbad olur"
İnşallah...
Svchost.exe-Uygulama Hatası ve Çözümü

Bilgisayarlarımızı kilitleyen bir başka hata da svchost.exe-uygulama hatasıdır.
Bu hatayı verdikten sonra bilgisayarımız muhtemelen donar ve faremiz hareket etse bile hiçbir öğeyi kullanamayız, dolayısıyla bilgisayarımızı resetleriz.
Microsoft resmi sitesinde bu hatayla ilgili olarak;
Bu uygulamalarda aşağıdaki sorunları yaşarsınız:
- Svchost.exe işlemi güncelleştirme algılama veya güncelleştirme yükleme sırasında CPU kullanımını %100'e çıkarabilir. Ayrıca Svchost.exe işlemi, bilgisayarın uzun süreler boyunca yanıt vermeyi durdurmasına neden olur.
- Svchost.exe işlemi güncelleştirme algılama veya güncelleştirme yükleme sırasında erişim ihlali oluşturur. Ayrıca, aşağıdaki hata iletisini alırsınız:
SVCHOST.exe Uygulama Hatası
0x0745F2780 adresindeki yönerge, 0x000000000 bellek adresine başvurdu.
Bellek, read olamadı.
- Svchost.exe işlemi, güncelleştirme algılama veya güncelleştirme yükleme sırasında bellek sızıntısı oluşturur.
Bu hatayla karşılaşan bir çok Windows kullanıcısı ilk akla gelen yöntemi deneyip bilgisayarını formatlamıştır.
Ancak bu tam bir çözüm değildir.
Çünkü gerekli güncelleştirme paketini içermeyen bir XP CD'si ile yapılacak formatlama işlemi sorunu çözmüş gibi gözükse de, bilgisayarımızı internete bağlayıp işletim sistemimiz güncelleştirmeleri algıladığı anda aynı hatayı yine verecektir.
Sorunun çözümü için Microsoft aşağıdaki güncelleştirmeyi bilgisayarımıza yüklememizi istiyor.
İngilizce yükleme adresi: Download yazan düğmeye basın.
Türkçe yükleme adresi: Yükle yazan düğmeye basın.
Okul labaratuvarımda bulunan bilgisayarlarda karşılaştığım sorunlardan birisiydi. Paketi indirip kurdum ve şimdilik sorun çözüldü.
Ne demişler;
"Hatasız Windows olmaz, hatasıyla sev onu" :]
Generic Host Process for Win32 Services Hatası ve Çözümü
Bill ağabeyimizin Windowsunu çok sevsek bile ara sıra böyle hatalar yapması bizleri telaşlandırıyor.
Sinirlenip "nan nedir bu windowstan çektiğim!" diyebiliriz. Sinirlenmek yok, çözmeye çalışacağız. Hayat sorunlarla dolu :]
Bu hatayı verdikten sonra bilgisayarınız muhtemelen kafayı buluyordur. "Yok benimki bulmuyor" diyorsanız burada ne işiniz var :P (Afbuyurun, espiri yapacağım tuttu)
Bazı forumlarda bu hatanın bir çeşit wormdan (worm=solucan) kaynaklandığı söylense de bunlar hurafeden ibaret diye düşünüyorum.
Hurafe diyorum, çünkü hatanın giderilmesi için Windows resmi sitesinde bu hatayla ilgili ufak bir güncelleştirme sunulmuş. Güncelleştirmeyi indirip bilgisayarımıza kurduğumuzda sorunu çözmüş oluyoruz. Yama linki nerede mi?
İşte burada;
İngilizce yükleme adresi: Download yazan düğmeye basın.
Türkçe yükleme adresi: Yükle yazan düğmeye basın.
Yukarıdaki linklerden istediğiniz birini tıklamanız ve gerekli yüklemeyi yapmanız sorununuzu çözecektir.
Ayrıca Windowsunuzun güvenlik duvarını da "Açık" hale getirmek sorunla bir dahaki sefere karşılaşmanızı engellemeye yardımcı olacaktır.
Eğer sorun çözülmezse (hurafe gerçek oldu demektir :] ) Eset'in son versiyonunu bilgisayarınıza indirip (30 günlük deneme sürümü) bir de virüs taraması yaptırın.
PC Açılırken Karşılaşılan F1 Sorunu ve Çözümü
"Press F1 to continue" hatasını bir çoğumuz biliriz. Bilgisayarımız açılır, siyah ekran gelir ve "Açılırım ama f1'e basarsan" der bize. Biz de çaresiz basarız F1 tuşuna; "Aman açılda ne yaparsan yap deriz", önemsememeye çalışırız.
Öğrencilerimin "Hocam bu açılmıyoo" şikayetinden bıktığım için bu hatayı önemsemeye başladım :)
Hatanın, disket sürücüsünün anakarta yanlış bağlanmasından (muhtemelen veri kablosu ters takılmıştır veya güç kablosu takılmamıştır) kaynaklandığını biliyordum ama daha önemli başka işlerim olduğu için kasayı açıp kablo bağlantılarını düzeltmeye üşeniyordum.
Google amcadan ufak bir araştırma yapıp sorunun çözümünü buldum. (Lafı da fazla uzattım :] )
İşte çözüm:
1. Bilgisayarımızın reset düğmesine basıyoruz. (Yani bilgisayarı kapayıp yeniden açacağız)
2. Siyah ekran gelip de ekranda "Press Del to Enter Setup" yazısını gördüğümüzde klavyeden "Delete" tuşuna basacağız ve bilgisayarımızın "Bios" ayarlarına gireceğiz. (Bilmiyorsanız kurcalamayın, çünkü burada bilgisayarımızın açılışını sağlayan ayarlar var. Yazdığım adımları takip edin yeter.)
3. "Standart CMOS Features" seçeneğine tıklıyoruz.
4. En altta bulunan "Halt on" seçeneğinin yanındaki "All but not keyboard" kısmına tıklayıp, gelen menüde "No error" seçeneğini seçiyoruz.
5. Ayarları kaydetmek için klavyeden F10'a basıyoruz. Emin olup olmadığımızı soran ufak bir uyarı gelecek, klavyeden "Y" tuşuna basıyoruz ve Bios'tan çıkıyoruz.
Bilgisayarımız yeniden açılacak ve tüm hataları "No error" seçeneği ile kapattığımız için artık bu hatayla karşılaşmayacağız.
E-Bergi (ODTU Bilgisayar Topluluğu)
E-Bergi, bugün internette bilişimle ilgili aklıma takılan bir konuyu ararken karşılaştığım, içerik bakımından oldukça zengin ve kaliteli yazılar barındıran blog tarzı bir site.
Daha doğrusu ODTU Bilgisayar Topluluğu Elektronik Dergisi.
Derginin Hakkında bölümünde;
e-bergi, ODTÜ Bilgisayar Topluluğu tarafından hazırlanmaktadır. Amacımız, bilgisayar bilimleri ve uygulama alanları hakkında detaylı bilgi sahibi olmayan insanlara kaliteli Türkçe içerik sağlamaktır. İlk sayımız, 1 Nisan 2007'de yayınlanmıştır. Bundan sonraki sayılarımızında her ayın 1'inde çıkması hedeflenmektedir.
yazıyor.
Birkaç başlık inceleme fırsatım oldu. Düzenli içeriği ve bloglardaki gibi abonelik servisinin olması açar açmaz gözüme çarpan noktalardan bazıları.
Ayrıca, konular ayrıntılı olarak ve sade bir dille ele alınmış. (Anlamak için bilişimci olmaya gerek yok :)
(Süleyman Demirel Üniversitesinden mezun oldum ama ODTU'nun yapmış olduğu işleri gördükçe "keşke biraz daha kafa yorup, ODTU'de okuyabilseydim" dediğim olmuyor! :) Çünkü şu an için işimden ve hayatımdan memnunum.)
Konuyu dağıtmadan, baştan sona okuduğum ve ilgimi çeken birkaç yazı başlığını sizlerle paylaşayım;
- Yeni Oyuncaklarımız Olan Kuantum Bilgisayarları (Yeni nesil bilgisayarlar)
- Usb 3.0 Teknolojisi (Yeni nesil USB'ler)
- PageRank (Sayfa Değeri) Algoritması (Biraz karışık ama ayrıntılı olarak anlatılmış)
- İnternette Erişim Kısıtlanıyor (Ülkemizde Blogger.com un kapatıldığı gün 3. dünya ülkelerinden kabul edilen Endonezya'da bakanlığın da desteği ile geleneksel blogger partisi düzenleniyor (muş) :S )
- HTML Dersleri - Web Tasarıma Giriş (Temel HTML bilgileri yer alıyor. İşinize yarayabilir)
Ve bunun gibi ilginizi çekebilecek onlarca konuyu barındıran E-Bergi'yi tavsiye niteliğinde de olsa sizlerle paylaşmak istedim. İnşallah faydalı olmuşumdur.
Kullanışlı Blogger Eklentileri (Güncellendi)
Blogger blogunuz için, kullanmakta olduğum ve kullanmayı düşündüğüm birkaç eklenti;
(Eklentiler tarafımca test edilmiş ve onaylanmıştır :)
1. Blogger’da Etiket Bulutu(Tag Cloud) Oluşturma (Çok hoşuma gitti. Örnek için yan tarafa bakabilirsin.)
2. Blogunuza ' yağan kar ' eklentisi yapın (Hülya'ya teşekürler.)
3. Benzer yazılar (Türkçe karakterleri de desteklediği için çok sevdim. Örnek için benim blogdaki herhangi bir yazıya tıklayıp, yazının altına bakabilirsiniz.)
4. Online ziyaretçi sayacı (Üyelik gerekli. Örnek için sağ tarafta "...kişi miray'ın günlüğünü okuyor" yazan yere bakabilirsin.)
5. Blogger Eklentileri Basit Ama Bilmeyince Olmuyor (Evet, basit ama bilmeyince olmuyor.)
6. Bloguna Blogger Denetim Menüsü Yap (Örnek için bu sayfanın alt kısmına bakabilirsiniz)
7. Blog rapor Eklentisi (Güzel ve sade. Bu sayfanın sağ kısmındaki istatistik bölmüne bakabilirsiniz)
(Güzel ve yararlı eklentilerle karşılaştıkça güncelleyeceğim)
Kalp yaşınız kaç?
Eki bir yazımda beyin yaşınızı ölçen ufak bir oyundan bahsetmiştim ve hatırlarsanız yaşım 25 olmasına rağmen beyin yaşım 35 çıkmıştı :)
Bu seferde sıra kalp yaşımızı ölçmeye geldi.
Beyin yaşım 35 çıkmıştı ama kalp yaşım (şükür) 25 çıktı :) Demek ki beynime olmasa da kalbime dikkat ediyorum.
Özür diliyorum! (muş)
Bir grup aydının! (akademisyenler Ahmet İnsel, Baskın Oran ve Cengiz Aktar ile gazeteci-yazar Ali Bayramoğlu ) sözde Ermeni soykırımını işlediğimizi kabul ederek Ermeniler'den özür dilemek için başlattığı kampanyaya değinmek istiyorum.
Kampanya metninde; "1915’te Osmanlı Ermenileri’nin maruz kaldığı ‘büyük felaket’e duyarsız kalınmasını, bunun inkar edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum" deniliyor.
Oysa aydın geçinen insan bilgi ve belgeler ışığında konuşur. Gerçek Türk aydınlarımız defalarca soykırımı savunan Ermenilerle masaya oturmak ve bu konuyu resmi belgelerle konuşmak istemişlerdir. Ama bildiğiniz gibi her seferinde masaya oturmaktan kaçan taraf, geçmişte soykırım yapıldığını savunan Ermeniler olmuştur.
Bu gerçeği bile bile neden "...Osmanlı Ermenileri’nin maruz kaldığı ‘büyük felaket’e duyarsız kalınmasını, bunun inkar edilmesini vicdanım kabul etmiyor." denilebiliyor.
Eğer aydın olmak, dahası ülkeyi aydınlatmak; laf salatası yapmak, olmayan bir soykırımı olmuş gibi göstermekse, bende ortaya çıkar aydınım diye rahatlıkla dolaşabilirim.
Başbakanımız'a bu konu hakkındaki görüşleri sorulduğunda verdiği cevap esasında benim o aydınlara vereceğim cevapla aynıdır: "'Ortada bir şey yokken özür dilemeyi mantıksız buluyorum."
Peki bu kampanya ne işe yaramıştır?
Bence ülkeyi bölmeye çalışmaktan başka bir faydası yoktur. İnternette şöyle bir dolaştığımızda, bu konu hakkında kimi insan "özür dilenmeli, imzalar vicdanımızın sesidir" kimi "ortada bir şey yok, özür dilenmemeli" diyor. İkilik oluşturmaktan başka ne yararı olmuşturki?
İkilik oluşturmak diyorum, işte kanıtları;
http://www.ermenilerdenozurdiliyorum.com/
http://www.sizozurdileyin.com/
vs. vs. vs...
Başörtüsü, Kürt meselesi, Kıbrıs meselesi, Ergenekon meselesi yetmiyormuş gibi bir de bu mesele alevlendirilmeye çalışılıyor.
Her şey gayet açık ve net aslında. Bu millet, bu ülke vatandaşları ilimle, bilimle, fenle uğraşmasın da ne yaparsa yapsın çabasıdır bütün yapılanlar. Kardeşlik bozulsun çabasıdır bunlar. Kargaşa ortamı çıksın çabasıdır bunlar. Ve kargaşadan nemalanma çabasıdır bunlar...
Rabbim sonumuzu hayır etsin, birlik ve beraberliğimizi bozmasın.
Gerisini anlayın artık
Halid bin Velid'den (r.a) Peygamber Efendimizi anlatmasını istemişler.
Bu hususta o mükemmel komutan şöyle söylemiş:
"Ben bu konuda son derece acizim."
Soruyu soranlar ısrar edince de şöyle demiş:
"Gönderilen gönderenin şanına lâyık olur. Onu (a.s.m) gönderen Allah (c.c) olduğuna göre gerisini anlayın artık."
Bu kıssayı okuyunca şu sözü söylemek geldi içimden;
Onu (a.s.m.) tam anlamıyla bir anlayabilsek...
Dilimizi kötü söze alıştırmamak
Farkında olmadan bazı zamanlar ağzımızdan kötü sözler çıkabiliyor. Sonrasında pişman oluyoruz ama söz ağızdan çıkıyor bir kere. Ve söz ağzımızdan çıktığında onun esiri oluyoruz. Karşı taraftan özür de dilesek kar etmeyebiliyor. Peki ne yapmak lazım? Cevabı aşağıdaki kıssada.
Hz. İsa'nın (a.s) yanından geçen bir domuza "Selametle geç", dediğini duyanlar;
Domuza da böyle denir mi? derler.
Hz. İsa (a.s) ise şöyle cevap verir: Dilimi kötü söze alıştırmak istemedim.
Unutmadan!
Bayramınız Mübarek Olsun :)
Birlikte nice bayramlara!
Osmanlı neden çökmüş olabilir?
Osmanlı İmparatorluğu’nun en mükemmel yıllarıdır; Garplıların ‘Muhteşem Süleyman’ dedikleri Kanuni gibi padişah, Ebussuud Efendi gibi şeyhülislâm, Sokullu gibi sadrazam, Sinan gibi mimar, Yahya Efendi gibi âlim, Barbaros gibi amiral ve Bâki gibi şair…
Bütün bu zirveler, zâbit zoruyla sıraya dizilmiş neferler gibi değil de büyük bir senfoninin keyfiyet planını yansıtan notalar gibi saf ahenkle bir araya gelmiş, üstün nizam tablosunun delaletidir.
Bu nizam tablosunun siyasetten ticarete, askeriyeden mimariye kadar madde ve manaya hâkim olduğu bir dönemde, Kanuni Sultan Süleyman yine de bir endişe taşımaktadır: “Bu hal, bu gidiş bir yerde tökezler mi? Devlet baş aşağı inişe geçer mi?” diye, zihninde vehimler dolaşmaktadır. Fikrine itimat ettiği, aynı zamanda da sütkardeşi olan meşhur âlim Şeyh Yahya Efendi’ye bir mektup gönderir ve: “Sen ilahi sırlara vakıfsın. Kerem eyle, bizi aydınlat. Devletimizin akıbeti nasıldır? Bir gün izmihlale uğrar mı? Bir devlet hangi halde çöker?” diye sorar. Şeyh Yahya Efendi’nin yanıtı çok kısa olur: “Neme lâzım Sultanım!”
Topkapı Sarayı’nda mektubu hayretle okuyan Kanuni, bu cevaba fazlaca bir anlam veremez ve soluğu doğruca Yahya Efendi’nin Beşiktaş’taki dergâhında alır. Kanuni, “Ne olur sorumuzu ciddiye al, bizi geçiştirme lütfen.” diye, Yahya Efendi’ye serzenişte bulunur. Yahya Efendi, “Sultanım sizin sorunuzu ciddiye almamak hiç olur mu? Ben son derece ciddiye aldım ve size cevap yazdım.” der. Kanuni, “Lakin sadece neme lâzım yazmışsınız. Sanki beni bu işe karıştırma der gibi” deyince, Şeyh Yahya Efendi şu harikulade cevabı verir:
“Sultanım! Bir devlette zulüm yayılsa, haksızlık şayi olsa, işitenler görenler ‘Neme lâzım!’ deyip uzaklaşsa, koyunları kurtlar değil de çobanlar yese, bilenler bunu söylemeyip sussa, fakir fukaranın feryadı arşa çıksa da bunu taşlardan başkası işitmese, işte o zaman devletin sonu görünür. Böyle bir durumda devletin hazinesi boşalır, halkın itimadı sarsılır. Asayişe güven hissi gider, halkta hürmet duygusu yok olur. Çöküş de böylece mukadder hale gelir!”
[gencdergisi.com'da karşılaştığım çok anlamlı bir yazı]
Şu sıralar ne yapıyorum
Uyanıyorum,
Hızlı bir duş alıyorum,
Ocağa demliği koyuyorum, o sırada güzel bir traş oluyorum,
Traştan sonra bir bardak demli çay dolduruyorum,
Açıyorum son sesini televizyonun (evet sabahın köründe:)
Arkadaşı da uyandırıyorum,
Giyiyorum takım elbisemi (iş elbisemi yani) ve koyuluyorum yola...
Akşama kadar ders, ders, ders...
Bazen olayı abartıp hayatın bir ders olduğunu düşünmeye başlıyorum;
-Heyttt! Var mı ders dinlemek isteyen?!..
Saat 5'i gösterdiğinde son ve en uzun tenefüs başlıyor. Bir sonraki ders yarın sabaha!
Akşam eve döndüğümde ilk iş olarak akşam yemeği yiyorum.
Sonra eğitim videoları seyrediyorum (Dreamweaver, Fireworks, Photoshop, Php, Asp vs.)
Ara sıra öğretmen evine takılıyorum (takılmak kelimesine de takılıyorum, ben balık mıyım?),
ne de olsa çay 25 kuruş, iç içebildiğin kadar...
Ara ara da (ara sıra değil!) bloguma yazıyorum. (Napayım, yazmadan duramıyorum)
İş yerinde sinirimi bozanlar olsa da düşünmemeye çalışıyorum. (Ama ister istemez düşünüyorum-sallandıracaksın birkaçını bak bakalım bi daha sinirini bozuyolar mı ? :P -)
Böcükler vadisini seyrediyorum perşembe akşamları, (unutmazsam)
Ve uyuyorum. En güzeli de uyumak. (Gören de günde 10 saat uyuduğumu sanır, halbüsem-bu cümleyi de bir arkadaştan duymuştum, "halbuki" anlamına geliyor- günde 6 saat uyuyorum)
Ne yaparsınız. Hayat...
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım
Her gün bir yere konmak ne güzel.
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.
Dünle beraber gitti, cancağızım,
Ne kadar söz varsa düne ait.
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım...
MEVLANA
Bazen aklıma eski günlerim gelir.
Eski dostlarım, sevgilerim, hatalarım, başarılarım...
Dalar giderim, hüzünlenirim.
Boş! derim kendi kendime, hayat boş!
Sonra gider yüzümü yıkar, kendime gelirim.
Sıyrılmaya çalışırım bu ruh halinden ve sıyrılırım, zorla da olsa...
Dilimden Mevlana'nın sözleri dökülür;
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım...
Orjinal XP teması
Üyesi olduğum forumlardan birinde karşılaştığım ve gerçekten çok güzel, sisteminizi yormayan orjinal bir XP teması.
Temalarından sıkılanlar için birebir.
Önizleme için buraya tıklayabilirsiniz ve buradan da indirebilirsiniz.
Nasıl Yüklenir?
Zip dosyasını indirdikten sonra içinden çıkanları C:\Windows\Resources\Themes klasörünün içine kopyalayın.
Sonrasında tema ayarlarına girip yeni tema düzenini seçin.
Obama Mehdi mi?
Ne alaka?
Vallahi okuyunca ben de şaşırdım.
Buyurun buradan yakın...
da da da da da da....tişiyn tişiyn...
Bu ne biçim başlık oldu böyle. Neyse. Çocukluk günlerim ve son oynadığım oyun aklıma geldi birden.
Savaş oyunlarını çok severim.
Bu yaz Call of Duty 4: Modern Warfare adlı oyunu oynamıştım.
Oyun dehşet (: birşey. Bir bakıyorsunuz, siz yerde bir asker olarak sürünürken üzerinizden tanklar ve askerler geçiyor, bir bakıyorsunuz örgüt liderine nişan almış verilecek emri bekliyorsunuz. Soluk soluğa oynadığım ve bağımlılık yapan bir oyundu. Oyun bittiğinde "şükür bitirdim de rahatladım" demiştim.
Severek oynadığım bir diğer oyun da Max Payne adlı oyundu.
Oyun 3-4 senelik bir oyun ama çıktığı zaman büyük yankı uyandırmıştı. Çünkü oyunda o güne dek olmayan birşeyler vardı. O da birine ateş ettiğinizde Matrix filmindeki gibi mermileri ve kendinizi ağır çekimde izleyebilmenizdi. Öyle heyecan verici ve zevkliydi ki anlatılmaz oynanır :)
K.Ş.A.
Tersten okuyunca A.Ş.K. oluyor :)
Meslek lisesi ve kitap sorunu
Meslek liselerinde görev yapan öğretmen arkadaşlarım bilir. Genel liselerde kitaplar ücretsiz dağıtılırken, meslek liselerinde meslek derslerine ait kitaplar pdf dökümanı şeklinde internet üzerinden yayınlanır ve meslek lisesi öğrencisi için kitap basımı yapılmaz.
Bu sorunu ortadan kaldırmak için birçok öğretmen arkadaşım yayınlanan kitapları bastırmak amacıyla basımevi ararlar. (ki şu an bir çok öğretmen arkadaşımın başını ağrıtan bir sorun)
Bu işi çok cüzi bir fiyata yapan (19 modülü 13,5 ytl'ye basabiliyor) Abdullah Görkem adında bir meslektaşımın adresini paylaşmak istiyorum. Benim gibi zor durumda kalıp basımevi arayan arkadaşlara tavsiyemdir.
Kitapları yaklaşık 10 gün içinde basıp okulunuza gönderebiliyor ve ayrıca kargo ücreti de size ait değil.
Bugün 4 adet dersin modüllerinin basımı için (abdullah@abdullahgorkem.com) sipariş verdim.
Her ne kadar Sayın Bakanımız H.Çelik yardımcı ders kitaplarını yasaklasa da bizimkisi yardımcı değil ana ders kitabı :)
Favorilerine Ekleyenler
Hakkında Yapılan Yorumlar
Benzer Gönderiler
Yazıyı Email Gönder

















