morfikirler
Gönderen: Editorya Tarihi: Kas 26, 2007
morfikirler tarafından sahiplenilmiştir.
Ad : Muhammet
Açıklama : iş fikirleri, girişimcilik, pazarlama, satış üzerine makale ve yazılar
Rss : www.morfikirler.com/rss.xml
Kategori : Pazarlama
Etiketler : iş dünyası iş fikirleri iş girişimcilik pazarlama satış inovasyon
.morfikirler ‘de uzmanına danışın , İş fikirleri , Bayilikler ve Franchisingler , Girişimcilik , İnovasyon , Şirket haberleri , Makaleler , Pazarlama ve Satış , İşyerlerine Öneriler , Reklam yorum , Adwords , Adsense , Fotoğraflar , Mor ofis , Linkler ve İletişim ve Reklam
bölüm başlıkları altında içerikler yer alıyor.
Son Gönderiler
Morfikirler
Copyright Morfikirler
TOG'dan kadın girişimcilere destek
Toplum Gönüllüleri (TOG) Vakfı tarafından yürütülen "Kadın Girişimcilik" projesi kapsamında iş hayatına girmek isteyen kadınlar destekleniyor. Kadın Girişimcilik Projesi Koordinatörü Seval Yılmaz yaptığı açıklamada, proje kapsamında iş gücüne katılmak ve kendi işini kurmak isteyen kadınlara yönelik eğitimler düzenlediklerini söyledi.
Girişimci kadınlara eğitimin yanı sıra danışmanlık ve motivasyon hizmetleri de vermeye çalıştıklarını, proje kapsamında yaklaşık 15 kişiden oluşan kadın grupları için 5’er günlük eğitimler düzenlediklerini ifade eden Yılmaz şöyle konuştu: "Uzman eğitmenlerimiz kadınları eğitimler kapsamında, ’girişimcilik nedir?’, ’girişimci olabilir miyim?’, ’küçük ölçekli işletme kurmak ve yönetmek’, ’pazarlama planı’, ’iş planı hazırlama" gibi konularda bilgilendiriyor.
Eğitim sonrasında ise bu kadınlarımıza iş kurma sürecinde gerekli danışmanlık desteğini veriyoruz."
Yılmaz, eğitimlerini çeşitli duyurular, broşürler ve el ilanları ve toplum gönüllüsü gençler aracılığıyla girişimci kadınlara duyurduklarını, bugüne kadar Samsun, İstanbul ve Kütahya’da eğitimler düzenlediklerini ve eğitimlerinin devam edeceğini ifade etti.
Toplum Gönüllüleri Vakfı olarak toplumsal barış, dayanışma ve değişimin gençler öncülüğünde gerçekleşeceğine ve bu değişimin yetişkinlerce desteklenerek güçleneceğine inandıklarını bildiren Yılmaz şunları söyledi: "Yürüttüğümüz çalışmalarla gençlerde sosyal sorumluluk konusunda farkındalık yaratmayı amaçlıyoruz. Çevre, eğitim, demokrasi, sağlık okuryazarlığı, üreme sağlığı, girişimcilik ve daha birçok farklı alanda ve temada olmak üzere geniş bir yelpazede 75 üniversitede 85 örgütlenmeyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz." AA
Müşteri ikinci sırada gelir.
Müşterilerinizin ikinci sıradaysa birinci sırada sizce kimler var?Fazla düşünmeden ben cevaplıyayım.İlk sırada çalışanlarınız gelir.Bugün bir çok firma bu konuda yanılgıya düşmektedir.Özellikle Türk firmalarının anlayışında büyük oranda çalışanlar en son plana atılmaktadır.Hepinizin yaşadığı bir kaç örnek verelim.
-Patron yönetim kuruluna derki : Piyasa kötü işlerimizde azalıyor, önlemleri almaya başlayın.
-Yönetim kurulu toplanır ve harcamaları gözden geçirir.Elektrik ve su kaçınılmaz.Yakıt giderleri de kaçınılmaz.O zaman maaşları gözden geçirelim.
-İçlerinden biri derki o zaman yüksek ücretli çalışanları başta olmak üzere diğer bölümlerden adam çıkartalım.Böylece maliyetlerimizi azaltırız.
(Salonda gizli bir gülümseme hakim olur ve karar patronunda hoşuna gider.)
Sonra sırasıyla işi iyi bilen veya bilmeyen farketmez işten çıkartmalar başlar.Bu durumun işe nasıl yansıyacağı ise ileriki dönemlerde düşünülür.
Oysa ki bir japon atasözü şöyle der."İŞ SAVAŞTIR"
SAVAŞTA savaşanlar azaldığında ise neler olabileceğini varın siz düşünün.
Bir diğer örnekte ise düşük ücret verme sevdasından olsun.
Hizmet sektöründen bahsedelim.Bir Aquapark işlettiğinizi düşünün.Büyük bir yatırım yaptınız, her şey çok güzel yüzlerce insan her gün işletmenize gelecek ve eğlenecek size de oluk oluk para akacak.Buraya kadar sizde memnunsunuz.Çalışanlarınızı asgari ücretle işe almaya başladınız.
Dondurma tezgahına birisi lazım.Öyle ya Süleyman sizin bir yakınınızın arkadaşı az ücretede ses çıkarmaz.İşe aldınız.Büfe bölümüne de başka bir tanıdığınızı aldınız.Nede olsa tost yapacak canım ne var bunda.Birde insanları yönlendirecek dolapları gösterecek bir yakınınızı işe aldınız.Gülmeyin hakikaten bizim buralarda işler böyle başlar.
Şimdi gelelim sonuçlara
Müşterileriniz eğlenmek için size geldiğinde karşılayan kişi asık suratlı ve üşengeç olursa ?
Müşetileriniz eğlenirken dondurma almak istediğinde dondurmaya bakan kişi yerinde yoksa?
Karnı acıkıp büfeden tost almak istediğinde onlara tosta benzeyen garip bir şey verilirse?
Yaptığınız büyük yatırım ufaktan ufağa daha ilk müşterilerinde kaybetmeye başlamaz mı?
-Ya havuz güzel ama işletme berbat dediğinde ne yapmayı düşünüyorsunuz?
İşte bu ve bunun gibi konularda müşteri ikinci sırada gelir.Çalışanlarınızın eğitimi, mutluluğu ve parasal tatminini görmemezlikten gelirseniz onlarda işletmenizi görmemekten gelir.
Sizlere başka şirketlerin bu konudaki düşüncelerinin bir kaçından bahsetmek istiyorum.
The Body Shop : Bizim insanlarımız "çalışanlarımız" benim ilk müşterilerimdir.
Walt Disney : Çalışanlarınızla ilişkileriniz iyi değilse, müşterilerinizle ilişkileriniz asla iyi olamaz.
Haan.gar : Ayakkabıcılığın Bim'i olduk.
Çin malları, en çok tekstil ve ayakkabı sektörünü zorluyor. Özellikle ayakkabıda isim yapmış pahalı markalar bile yerli üretimi terk edip ithalatçı konumuna gelmeye başladı.
Ancak sektörde Çin mallarına direnen girişimciler de bulunuyor. Üç yıl önce kurulan Haan.gar ayakkabı, Çinlileri bile şaşırtacak fiyatlarla yerli ürün satıyor. 'Bedavadan biraz pahalı' sloganını kullanan şirketin en ucuz ayakkabısı 6,90, en pahalısı ise 33 YTL. Geçen yıl 3 milyon çift ayakkabı satan firmanın ülke genelinde 190 bayisi bulunuyor. Hedef ise 500 şubelik dev bir zincir haline gelmek. Haan.gar Grup Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Selçuk, bazılarının korkulu rüyası olan Çin'in kendileri için tehdit olmadığını söylüyor. Sektörde isim yapmış pek çok firmanın Çin'den getirdiği ayakkabıları üç katı fiyatla sattığını dile getiren Selçuk, "Ancak biz kaliteli yerli ayakkabıyı onlardan çok daha ucuza satabileceğimizi gösterdik." diyor. Kısa sürede elde ettikleri başarıyla sektörün kendini toparlamaya başlamasını da sağladıklarını ifade ederken şu örneği veriyor: "Diğer firmaları da fiyat indirimine zorladık. Önceki yıl ayakkabıya 100-150 YTL etiket koyanlar, bu yıl aynı ürünün fiyatını 70-80 YTL 'ye çekti."
Alpaslan Selçuk'un verdiği bilgiye göre, Çin'e kafa tutmanın sırrı, büyük çaplı üretim ve düşük kâr marjında yatıyor. Firma, milyonları bulan satış rakamları sayesinde hammaddeyi ucuza temin edebiliyor. Nakit çalışan şirket kredi kartı ve banka kredisi kullanmıyor. Finansmanını kendi sermayesinden karşılayan firma, faiz ve komisyon ödemediği için maliyetini en aza indiriyor. Şirketin öne çıkan diğer bir politikası ise vitrinlerin yeni modellerle sürekli canlı tutulması. Küçük metrekareli Haan.gar mağazalarında aynı anda ortalama 150, büyük mağazalarda ise 250 farklı model satışa sunuluyor. Reyona koyulan ayakkabıların yüzde 70'inin 1 ay içinde satıldığını ve yerine derhal yeni modellerin konulduğunu aktaran Alpaslan Selçuk, "Bir anlamda ayakkabıcılığın BİM'i olduk. Biz de onlar gibi mağaza sayımızı sürekli artırıyoruz ve ucuza mâl edip ucuza satıyoruz." diye konuşuyor.
Haan.gar, sattığı ayakkabının yaklaşık yüzde 12'sini kendi fabrikalarında üretiyor. Ayakkabı tabanı üretimi de yapan şirket, İstanbul, Adana, Gaziantep ve İzmir'deki 3 fabrika ve 20 atölyeye de dışarıdan üretim yaptırıyor. Firma, bayilerinden isim hakkı ve reklam katkı payı talep etmiyor. Hatta bayinin tabelasından poşetine ve el broşürüne kadar pek çok ihtiyacı ücretsiz karşılanıyor.
'Yok, bu kesin Çin malıdır'
Haan.gar mağazalarındaki fiyatları gören müşterinin aklına 'Bu ayakkabılar kesin Çin malıdır' düşüncesi geliyor. İlk başlarda vatandaşları yüzde 100 Türk malı sattıklarına inandırmakta güçlük çektiklerini anlatan Selçuk, ancak ürünü kullananların, kalitesini gördükten sonra fikirlerini değiştirdiklerini ifade ediyor. Haan.gar'ın en büyük sorunu ise alışveriş merkezlerine girememek. Bazı merkezlere mağaza açmak için başvurdukları bilgisini veren Selçuk, "Ancak bu merkezlerin yetkilileri, diğer ayakkabı firmalarının bizden rahatsız olacağı gerekçesiyle mağaza açmamıza izin vermedi." şeklinde konuşuyor.
Avrupa'ya da açılıyoruz, ilk mağaza Almanya'ya
Türkiye'nin dört bir yanında mağaza açan Haan.gar ayakkabının şimdiki hedefi Avrupa. Eylül ayında Almanya'da ilk mağazalarını açacakları bilgisini veren şirketin patronu Alpaslan Selçuk, "Yakın zamanda Türkiye'ye gelen Alman ucuz ayakkabı firması Deichmann'a bu iş nasıl yapılırmış kendi ülkesinde göstereceğiz." diyor. Tüm Avrupa ülkelerinde mağaza açmak istediklerini vurgulayan Selçuk, şu değerlendirmeyi yapıyor: "Avrupa ayakkabı pazarında Çin hakim. Ancak onlara göre biz çok daha avantajlıyız. Çin'den mal dolu gemi Avrupa'ya 70 günde ulaşabiliyor. Biz ise Almanya'ya TIR'la 1,5-2 gün içinde ürün sevk etme imkanına sahibiz. Çinliler daha limana yanaşmadan ben Avrupa'nın her yanında malımı satmış olacağım."Kaynak:Zaman Gazetesi
Katlanabilir Televizyonlar
Organik Işık Yayıcı Ekran (OLED) teknolojisiyle üretilen, katlanabilir özellikteki plastik televizyonların 2014 yılında 32.5 milyar dolarlık bir sektöre dönüşeceği bildirildi.
Yaklaşık 1 santimetre kalınlığında olan ve istenilen her yere yapıştırılabilme özelliği taşıyan ileri teknoloji ürünü OLED televizyonlar, aynı özelliklerdeki dizüstü bilgisayarlara da ilham kaynağı olacak.
Bilim dergisi Physics World'un haberine göre, 11 inç XEL-1 OLED TV'nin yapımcısı Sony'nin orta ve büyük boyutta OLED panel üretimine Nisan 2009'dan başlayarak 205 milyon dolar harcama yapacağı belirtildi. LG ve Samsung'da da bu alanda yatırımları olduğu aktarıldı.
OLED, Organik Led diye tanımlanan ve elektirik verildiğinde kendiliğinden ışık yayan organik parçalardan oluşan bir ekran çeşidi. OLED ekranlar LCD ve Plazma televizyonlar gibi arkadan aydınlatmaya ihtiyaç duymadıkları için daha az enerji harcıyor.
Bu türdeki ekranlar iki şeffaf ve esnek olabilecek tabakanın arasına yerleştirilmiş organik ve elektrik verildiğinde parlayan bileşenlerden oluşuyor. Bu da OLED ekranların renk aralığını çok yüksek hale getiriyor.
Zaman
Starbucks kendi memleketinde gümlüyor mu?
Starbucks 600 şube kapatacak, 12 bin kişi işsiz kalacak
ABD’nin Seattle merkezli ünlü kahve mağazalar zinciri Starbucks, ABD’nin çeşitli eyaletlerinde bulunan 600 şubesini zarar ettikleri gerekçesiyle kapatacaklarını duyurdu.
Geçtiğimiz Mart ayı sonu itibariyle, son üç aylık cirosu geçtiğimiz yıla oranla yaklaşık yüzde 28 oranında azalan Starbucks firması çareyi iş yapmayan ancak prestij olarak açık tutulan 600 şubesini kapatmakta buldu. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Starbucks CEO’su Pete Bocian son dönemde cirolarında meydana gelen azalma ile ilgili olarak, “Zararımız genel olarak kötü olarak seyreden Amerikan ekonomisinin etkisiyle oldu" dedi.
12 BİN KİŞİ İŞİNİ KAYBEDECEK
1982 yılında, ABD’nin Washington eyaletinin Seattle kentinde açılan ilk Starbucks mağazasının ardından, uygulanan başarılı politikalarla şirketin grafiği hızla yükselmiş, Starbucks aralarında Türkiye’nin de bulunduğu çok sayıda ülkede binlerce şube açmıştı. İki yıl önce şirket yetkilileri mağaza zincirleri sayısını üçe katlayacaklarını açıklamıştı. Ancak büyüme şirketin planladığı gibi olmadı, geçtiğimiz aylarda bozulan ABD ekonomisinin de etkisiyle ülkede bulunan zincirlerine bağlı 100 şubeyi kapatacaklarını açıklayan yetkililer, bu sayının 600’e çıkacağını ve 12 bin kişinin işinden olacağını bildirdi. Starbucks’ın ABD bulunan 7 bin 100 mağazasında, çoğunluğu üniversite öğrencileri olmak üzere on binlerce kişi çalışıyor.
Müzekart
Kültür ve Turizm bakanlığından çok başarılı bir pazarlama örneği.
Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı 185 müze ve 130 ören yerini bir yıl boyunca 20 YTL karşılığında sınırsız ziyaret imkânı veren 'müzekart' uygulaması başlayalı henüz 10 gün oldu. Müzelere ilgiyi artırmayı amaçlayan müze kartı almak için 10 gün içinde 150 bin kişi müracaat etti.
Halkın müzelere ilgisi, beklenenin üzerinde oldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) işbirliğiyle müzelere ilgiyi artırmak için başlatılan 'müzekart' uygulaması büyük ilgi görüyor. Uygulamanın başlatıldığı 18 Haziran'dan bugüne kadar yaklaşık 150 bin kişi müzekart sahibi oldu. 'Müze müze gezdiren kart' sloganıyla bakanlığa bağlı 185 müze ve 130 ören yerini bir yıl boyunca 20 YTL karşılığında sınırsız ziyaret imkanı veren karta sahip olmak isteyenler, özellikle 'www.muzekart.com' internet sitesiyle müze gişelerine yoğun ilgi gösterdi. Aynı zamanda TÜRSAB ve birliğe bağlı acenteler de önemli oranda satışlar gerçekleştiriyor. Projeyi yürüten Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Merkezi (DÖSİM) Müdürü Tolga Yusuf Tuyluoğlu, uygulama başlayalı 10 gün olmasına rağmen beklediklerinin üzerinde rakamlara ulaştıklarını söyledi.
Bakanlık, önümüzdeki haftadan itibaren müzekartla ilgili yeni bir uygulamayı daha hayata geçirmeye hazırlanıyor. Satışları müze gişeleri, TÜRSAB merkezi, seyahat acenteleri ve internetle sınırlı tutmak istemeyen bakanlık, halkın ayağına giderek tanıtım etkinlikleri düzenleyecek. Önümüzdeki haftadan itibaren büyük alışveriş merkezlerinde müzekart standı açılacak ve dans gösterileri gibi etkinlikler düzenlenerek halkın ilgisi çekilecek. Tolga Yusuf Tuyluoğlu, bu çalışmanın iki amacı olduğunu söylüyor: "Birincisi, müze kartı tanıtmak ve bir imaj oluşturmak, ikincisi de satış gerçekleştirmek. Müzeye gelmiyorsanız biz sizin ayağınıza geldik demek."
Bakanlığa bağlı 185 müze ve 130 ören yerinin gezilebileceği müzekart yalnızca üç yerde geçerli değil. Topkapı Sarayı Harem Dairesi, Göreme Açıkhava Müzesi'ndeki Karanlık Kilise ve Bodrum Kalesi'ndeki Karyalı Prenses Salonu, taşıma kapasiteleri sınırlı ve hassas yerler oldukları için müzekart uygulamasından muaf tutuluyor. Önceki dönemlerde de buralarda ayrı bilet uygulaması geçerliydi.
Bir milyon öğrenciye kart verilecek
Bakanlık, müzekart projesinin bir ayağını da okullarda yürütmek için çalışmalar yapıyor. Özellikle ilköğretim çağındaki öğrencileri kapsayacak uygulama kapsamında, ilk etapta bir milyon öğrenciye müzekart verilecek. Türkiye'de öğrenciler zaten ücretsiz olarak müzeleri gezebiliyor ve bu uygulama önümüzdeki yıllarda da devam edecek; ancak müzekart uygulamasının amacı öğrencilerin ilgisini müze ve ören yerlerine çekmek. Önümüzdeki eylül ayından itibaren sponsor desteğiyle 1 milyon öğrenciye müzekart vermeyi düşündüklerini söyleyen DÖSİM Müdürü Tuyluoğlu, "Müzeler öğrencilere zaten ücretsiz ve ücretsiz olmaya devam edecek. Öğrencilerin ilgisini müze ve ören yerlerine çekmek için, hayatlarında aldıkları ilk kart kredi kartı olmasın, müze kartı olsun diye böyle bir çalışma yapacağız." diyor.
Müzekart projesinden nihai beklentilerinin insanların müzelere ve kültürlerine ilgilerinin artması olduğunu belirten Tuyluoğlu, "Bu, tek başına bir müzekart projesi değil. İnsanımızı kültürümüzle tarihimizle ve bize miras bırakılan değerlerle buluşturma projesidir." diyor. Projenin devamının da olduğunu ifade eden Tuyluoğlu, müzelerin daha iyi tanıtılması, daha iyi hizmetler sağlaması gibi çalışmaların sürdüğünü belirtiyor. Müzeler ve ören yerlerinin önümüzdeki dönemde daha kolay erişilebilir yerler olacağını söyleyen Tuyluoğlu, bu mekanların kültürel ve sosyal etkinliklerin alternatifi olacağını sözlerine ekliyor.
Müzekart'a nasıl sahip olunur?
Müzekart sahibi olmak isteyenler, tüm müze ve ören yerlerindeki gişelerden, Ankara Müzekart Merkez Ofisi'nden, DÖSİM İstanbul İşletme Müdürlüğü, TÜRSAB merkezi ve belirlenmiş seyahat acentelerine müracaat ederek kimliklerini göstermek suretiyle 40 saniye içinde müzekartlarını alabiliyor. Ayrıca "www. muzekart.com'' adresine istenen bilgileri girerek kredi kartıyla müzekart başvurusu yapıbiliyor. Sistem onay aldıktan sonra internet başvuruları üç gün içinde kurye ile belirtilen adrese gönderiliyor.
Zaman
Hermes, Birkin ve Ebay
Amerikalı Michael Tonello’nun hikayesini birkaç türlü okuyabilirsiniz: Her şeyin açık artırmayla satıldığı internet sitesi Ebay’in bir insanı nasıl zengin ettiğinin hikayesi.
Parasız kalan bir insanın ticari zekasıyla sınıf atlamasının hikayesi. Bir çanta markasının nasıl güçlü bir statü sembolü haline gelişinin hikayesi. Olay şöyle: Köklü Fransız markası Hermes, 1980’lerde şarkıcı Jane Birkin için bir çanta tasarlıyor. Zamanla kadınların en çok sahip olmak istediği çantaya dönüşüyor. Çünkü ne kadar zengin olursanız olun, bir Hermes mağazasına girdiğinizde size "Birkin çanta için bir bekleme listesi var" cevabını alıyorsunuz. Hatta bazı dükkanlar bekleme listesine girmek için ayrı bir bekleme listesi olduğunu söylüyor. Fakat kahramanımız Michael Tonello, bu bekleme listesini aşmanın bir yolunu buluyor ve 5 yılda sayısız Birkin satın alarak internetteki açık artırma sitesi Ebay üstünden dünyanın her yerindeki müşterilerine gönderiyor. Tabii bir servet kazanıyor. Formülünün foyası Hermes tarafından ortaya çıkarılınca da oturup bu macerayı kitaba dönüştürüyor. "Bringing Home The Birkin-Birkin’i Eve Getirmek" adlı kitabı basmak için Harper Collins yayınevinin teklif ettiği inanılmaz parayı kabul ediyor. Kitap şimdi en çok satanlar listesinde. Tonello, kitabının film haklarını da yine büyük paralara sattı. Onunla başından geçenleri bütün detaylarıyla konuştuk.
Hermes atkı ve çantalarının portmantoda biriktiği varlıklı bir evde mi büyüdünüz?
- Tam aksi. Orta sınıf bir aileydik. Annem de babam da çalışırdı. Yazın ben de küçük işler yapardım. Hermes markasının hiçbir ürününü meslek sahibi olana kadar görmedim.
Hermes’in Birkin çantasıyla yolculuğunuz nerede başlıyor öyleyse?
- Meslek olarak reklam çekimleri için modellerin saçlarını ve makyajlarını yapıyordum. Birkaç büyük müşterim vardı, iyi para kazanıyordum. Fakat Boston’daki bu hayat beni tatmin etmiyordu. 1999’da Barcelona’daki bir çekime gönderildik ve ilk anda oraya aşık oldum. Barcelona’ya taşındım. Fakat iş yok güç yok. Cebimdeki para bitmek üzere. Ne yapacağım? Kara kara düşünmeye başladım.
Ve o sırada ebay’de bir şeyler satayım fikri aklınıza düşüyor...
- Boston’dan kargoya verdiğim eşyalar Barcelona’daki evime ulaşmaya başlamıştı. Biraz giyime düşkünümdür. Bir de Boston’da kışlar uzun sürer. O yüzden bir sürü pahalı kaşmir kazak, tüvit ceket, atkı vardı kolilerde. Bu kadar çok kışlık malzemeye Barcelona’da ihtiyacım olmayacaktı. Onları ebay üstünden satmaya başladım. Sadece cebimde biraz para olsun diye. Ebay’e koyduğum ilk ürün Ralph Lauren’in ABD’deki bir outlet mağazasından 99 dolara satın aldığım kaşmir atkıydı. Bir gün içinde 400 dolara satıldı! İşte o zaman ebay üstüne yoğunlaşmam gerektiğini anladım.
Hermes ürünleri satmaya nasıl başladınız?
- Kutulardan birinde 1992’de New York’ta aldığım ve sadece bir kez kullandığım Hermes marka ipek bir eşarp buldum ve onu ebay’e koydum. Eşarp 500 dolara satıldı. Bu eşarp için açık artırmaya katılan herkes bana ertesi gün e-mail attı: "Elinde başka Hermes marka ürün varsa, talibim!" Bende başka Hermes yoktu ama hepsine "Ne arıyorsunuz?" dedim. Bir liste yapıp Barcelona’daki Hermes dükkanına gittim, kredi kartımla satın aldım. Onları ebay’de satarak paramı üçe katladım. Birkaç ay sonra günde 40 Hermes müzayedesi yapıyordum. Millet Hermes konusunda delirmiş meğerse. Aylık gelirim 25 bin doları buluyordu. Çünkü Hermes dükkanı dünyanın çoğu yerinde yok. Ben işe başladığımda, yani 2000’de Hermes’in web sitesi bile yoktu. Dünyanın çeşitli yerlerindeki zenginler uçağa atlayıp bir Hermes dükkanına gitmektense bana biraz daha fazla ödeyerek oturdukları yerden istedikleri ürüne sahip olabiliyorlardı.
BİRKİN ÇANTA HERMESİÇİN YEM GİBİYDİ
Bu arada ebay’de bir Hermes otoritesi haline geldiniz herhalde...
- Evet, Birkin çantanın hayatıma girmesi de bu sayede oldu. Ünlü country şarkıcısı Carole Bayer Sager’den bir mail geldi: "Madem Hermes satıyorsun, bana bir Birkin bulabilir misin?" İlk tepkim "Birkin nedir yahu?!" oldu. Hemen google’ladım. Ne olduğunu anlayınca soluğu bir Hermes dükkanında aldım. Sordum, yok beyefendi, Birkin için bekleme listesi var dediler. Barcelona’dan Madrid’e, oradan güney Fransa’ya gittim. Saint Tropez, Monte Carlo, Provence... Oralardaki Hermes’lerde de aynı cevabı aldım. Bir arkadaşım dedi ki, "Michael sen Birkin alamazsın, bu çanta bir statü sembolü. Vazgeç bu sevdadan."
Pes ettiniz, iki üç yıllık bekleme listesini aşamayacağınızı düşündünüz.
- Bir gün Madrid’deki Hermes’te yine eşarp, ajanda aldıktan sonra kasada gayet cool bir şekilde tezgahtara şöyle dedim: "Elinizde hiç Birkin yoktur di mi?" Kız, "Bir saniye depomuza bakayım" dedi. İki dakika sonra elinde kocaman turuncu bir kutuyla geldi. Eldivenlerini takıp kutunun içindeki timsah derisi Birkin çantayı çıkardı. "Çabuk, çabuk," dedim, "Alıyorum, getir kasaya." Fiyatına bile bakmamışım. Otele döndüğümde kredi kartı ekstresine bir baktım, düşüp bayılıyordum. 24 bin dolar! Beni aldı bir panik. Ya satamazsam? Fakat paniğimin ne kadar gereksiz olduğunu çantanın fotoğraflarını ebay’e koyduğumda anladım. 45 dakika içinde satıldı.
Siz bekleme listesini nasıl aşıp Birkin’i kaptınız anlayamadım.
- İlk başta ben de anlamadım. Yaptığım tek farklı şey, dükkana girip Birkin var mı sorusuyla başlamak yerine, başka bir sürü Hermes ürünü aldıktan sonra malum soruyu patlamaktı. Başka Hermes dükkanlarında da aynı yöntemin işlediğini gördüğümde tamam dedim, formül budur. O andan itibaren bir Hermes Hudinisi’ne dönüştüm.
E o zaman bir bekleme listesi olduğu yalan!
- Tabii yalan. Hermes, zenginlerin gömleği Gucci’den, eteği Prada’dan almalarını istemiyor. Gelsinler bütün parayı Hermes’e yatırsınlar, ödül olarak biz de onlara Birkin çanta verelim diyorlar. Birkin oltanın ucundaki yem gibi. Hermes’te yeterince para harcayan herkesin bir Birkin’i olabilir. O günden sonra her hafta Fransa ve İspanya’daki Hermes’leri dolaştım. Sonra bütün dünyadaki Hermes’lere gittim. Tam 111 şehir dolaştım sırf Birkin için. Buenos Aires, Tokyo ve Bangkok’a bile gittim.
BEN ANNEME YOLLUYORDUM O DA MÜŞTERİLERE
Bu işin lojistiğini nasıl yaptınız? Bu Birkin’leri nasıl taşıdınız?
- Olay şöyle yaşanıyordu: Araba kiralayıp Zürih’teki Hermes’e gidiyorum. Oradan iki Birkin alıp çıkıyorum. Arabaya atlayıp Lozan’a gidiyorum. Oradaki Hermes’ten de iki Birkin alıyorum. Sonra Lozan’da bir otele yerleşip çantaların fotoğrafını çekiyorum, ebay’e koyuyorum. Bu sırada otelin görevlilerinden çantaları paketleyip ABD’deki anneme postalamasını istiyorum. Çantalar ebay’de satılıp, ben parayı aldığımda, annemi arayıp alan kişinin adresini veriyorum. Annem de müşterime çantayı Fed-Ex’le gönderiyor.
Bayağı yasadışı iş yapan insan gibi hareket ediyormuşsunuz...
- Doğru, Steven Spielberg’ün Catch Me If You Can filminde Leonardo DiCaprio’nun oynadığı dolandırıcı gibi sürekli hesaplar kitaplar... Ama böyle bir sistem geliştirmek zorundaydım çünkü uçağa üç tane Birkin kutusuyla binersem, ya da elimde onlarla şehir şehir dolaşırsam şüphe uyandırırdım.
HERMES "SİZE BUNDAN BÖYLE ÇANTA MANTA YOK" DEDİ
2006’da Hermes’in Paris dükkanındaki bir yetkili benim ismimi veritabanlarında aratmış ve ismimin yanında yazan Birkin sayısına bakınca neredeyse kalp krizi geçirmiş. Nasıl olur filan diye araştırmışlar, rakam doğru. Hemen bana bir faks gönderdiler: Sayın Tonello, Hermes olarak size bundan böyle Birkin satmayacağız! Birkaç gün sonra gittiğim bir Hermes’te birkaç eşarp istedim. Tezgahtar "Bu dükkandaki her şey başkası için ayrıldı, ne yazık ki size satamayız" dedi. Birkin maceram böyle son buldu. Hermes’in şimdi çıkıp Tonello uyduruyor, bu kadar çok Birkin almış olamaz demesini çok isterim. Çünkü bütün faturalar annemdeydi. Yani Hermes böyle bir iddiada bulunursa, elimde kapı gibi belge var.
BEŞ YILDA BIRKIN ALARAK 1.6 MİLYON EURO HARCADIM
2000-2005 arasında aldığım Birkin’lere 1.6 milyon Euro harcamıştım. Örneğin sadece 2005 Eylül-Aralık arasında 130 Birkin aldım. Birinci yılın sonunda 1400 zengin kadın, müşterim haline gelmişti. Evlerini bana açan ünlüler, lüks dairelerindeki partilere davet eden sosyetik arkadaşlar hayatımın parçası haline geldi. Rakam vermek istemiyorum ama bu işten bir servet kazandığımı söylemek sanırım doğru olur.
Hürriyet
Mantıda franchising fırsatı
EN İYİ MANTIYI ANNELER YAPAR, SONRA BİZ!..Konusunda en iyi olmayı hedefleyen Mantı Keyfi en iyilerle çalışarak birlikte yükseliyor!..
Mantı Keyfi bayiliği alacak olan girişimcilerde aranan nitelikler:
1- Hizmet sektöründe faaliyet gösterebilecek vizyona sahip olmak.
2- Müşteri odaklı çalışmak, ekip yönetimi konusunda deneyim-yetenek sahibi olmak.
3- Finansal yönetim konusunda tecrübeli olmak.
4- Şube büyüklüğü ve konumuna uygun olarak finansal imkanları karşılayabilecek mali yapıya sahip olmak.
Mantı Keyfi bayiliği için temel şartlarımız aşağıdaki gibidir.
1- Bayilik düşünülen iş yerinin hedef kitlemize uygun bir lokasyonda olması. (Çalışan Kesim, Çocuklu Aile, Elit-Gurme Kesimin olabileceği lokasyon.)
2- Yatırım maliyetinin karşılayabilecek finansal yapıya sahip olmak3-) Bayilik istenilen iş yerinin en az 20m2 olması ve içinde temiz su, kirli su gideri, havalandırma imkanı olması
4- Bayilik İstanbul ve yurtiçinde uygun lokasyonlarda verilmektedir.
5- Bayilik sözleşmesinin taraflarca imza altına alınıp uygulanması gerekmektedir..
6- Franchising bedeli Mantı Keyfi Express için 15000 ytl. Mantı Keyfi Cafe&Restauran konsepti için 30000 ytl tutarında olup sözleşme sonrası ödenmesi gerçekleşmelidir..
7- Franchising bedeli karşılığında verilecek hizmetler:
a Marka kulanım hakkı.
b Mutfak ve mimarı donanım desteği.
d Personel eğitim desteği.
Mantı Keyfi tarafından karşılanacaktır.
Mantı Keyfi, bayiimizin temel ürünlerini -18 derece dondurulmuş olarak satış yerine teslim eder. Bu ürünler: mantı, gözleme, çiğbörek, pacanga, z.yağlı yaprak sarma, etli yaprak sarma, hakiki kemal paşadır.
Diğer ürünler için mantı keyfinin önereceği markalar kullanılacak, yemek ve zeytinyağlılar Mantı Keyfinin formül ve kontrol standartları ile yapılacak.
Daha detaylı bilgi için
0533 924 64 54 - 0216 413 99 66 numaralı telefonlardan bilgi alabilir tanıtım dosyası ve daha çok bilgi için info@mantikeyfi.com adresine e-mail gönderebilirsiniz.
Mantı Keyfi'nin Farkları Ve Tercih Nedenleri
1- Mantı Keyfinin ürün kalitesi diğer tüm mantılardan daha İyidir (Türkiye'nin ve Dünyanın en iyi Mantı Keyfi konseptini oluşturmak hedefi ile faaliyet göstermekteyiz).
2- Mantı Keyfinin ürün çeşidi tüketici tercihleri ve sağlıklı beslenme seçeneklerine uygun olarak yapılandırılmıştır. Ürünlerin niteliği Klasik, Diyet-Diyabetik, Vejeteryandır .
3- Ürünler “Sağlıklı Ve Hızlı” Olarak sunulmaktadır. Kızarmış ve haşlanmış Mantılarımız fritözde 3 dakika da 5 porsiyon olarak pişirilmektedir.
4- Ürünlerimiz çiğ ve dondurulmuş olarak -18 derecede stoklanır, müşteri sipariş verdikten sonra pişirilir ve servis yapılır. Fire yoktur.
5- Ürünler A kalite ilk madde ve malzemeler tedarik edilerek hijyenik şartlarda doğal olarak üretilmiştir. Kimyasal katkı maddesi içermez. Midede hazımsızlık yapmaz , rahatsız etmez, vücutta ağırlık yapmaz.
6- Hedef Kitlemiz Çocuklu Aile, Çalışan Kesim, Elit-Gurme Kesimdir. Günün her saatinde çok farklı müşteri kitlesine hizmet verme imkanımız vardır.
7- Ürün çeşitimiz ve kalitemize, hızımıza alternatifi olan ve olabilecek ürün ve firma mevcut değildir.
8- Mantı Keyfi müşterilerine kaliteli bir ürün sunmakla birlikte ayrıca kültürel Hizmet vermektedir. Türk Mutfağını yeni trend bir konseptle Türkiye ve Dünyada hedef kitle ile buluşturarak farklı bir vizyon üstlenmektedir.
Meze evi MEZZET
Yerleşimin yoğun olduğu işlek caddelerde 30 m2 dükkanlarda yapılabilecek basit ve karlı bir iş.Ürünler hazır geliyor, paketlenip satılıyor.İş basit ama kolay değil.Müşterilerle bizzat ilgilenmek nefis mezeleri tanıtmak, evlere duyuru ve servis yapmak davetlerde ev hanımlarının kurtarıcısı olmak gerekiyor.Bunu yapan cirosunu yükseltiyor, müşterisini kendine bağlıyor.Yapmayan müşterisini marketlere kaptırıyor.
30 çeşit meze, 2 çeşit çiğ köfte, 2 çeşit fırınlanmış mantı, 4 çeşit tatlı satılan ürün çeşitlişliğini oluşturuyor.Ürünlerin tamamamı 3600 m2 alanda hijyenik ortamda üretim yapan Mezzet fabrikasından geliyor.ISO 2000 kalite belgesi ve ISO 2200 gıda güvenliği sertifikası ile tüketicilere lezzet ve kalite birlikte sunuluyor.Mezet tüketicilerin zincir marketlerden tanıdığı bir marka, ancak Mezet Meze Evlerinde zengin çeşit ve özel formüllerle yapılmış farklı mezeler sunuluyor.Mezenin ve çiğ köftenin tamamlayıcısı olan içkiler konsepte dahil değil ancak bulunduğu çevrenin talebine bağlı olarak isteyen işletmeciler butik şaraplar ve rakı çeşitleride satabiliyor.Ancak açık içki satışı kesinlikle yapılmıyor.
Yaklaşık 55 bin YTL yatırım maliyeti ile hemen hemen her semtte açılabilecek olan Mezet Meze Evleri, 2008 içinde İstanbul ve İzmir'de yayılmasını tamamlayacak.2009 yılından itibaren diğer şehirlere de franchise verilecek.Başarısını bir noktada ispatlayan girişimcilere yakın semtlerde başka şube açma hakkı da verilecek
Ne ofis ama !
Favorilerine Ekleyenler
Hakkında Yapılan Yorumlar
Yazıyı Email Gönder








