MÜZİK EVİ
Gönderen: Editorya Tarihi: Oca 17, 2008
müzikeviniz tarafından sahiplenilmiştir.
Ad : enanas
Hakkında : Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi… Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesten başkaydı işte… Güldüğü zaman yukarıya bakardı; Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı… Ne güzeldiler sen bilmiyordun… BEN SENİ SEVİYORDUM… Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu Geri dönüyordu, çoğalarak Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteleyişim oluyordun Kalp ağrısı oluyordun, Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun, Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk, Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk Cesurduk… Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller… Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun… Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra Yağmurlar yağdı, serin haziran akşamları Derken bir gün uzaktan gördüm seni… Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı Kalbimi acıttı her zamanki gibi… Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi…
Açıklama : Bana kendini anlat Bulutları Maviliği Ve yıldızları anlat. Sonrada yağmurları anlat Yağmurlar senin için nedir bilmem Sadece üşüten su damlacıkları Gökyüzünden inen yaşam mı Yoksa karabulutların gözyaşları mı. Yağmurlar senin için nedir bilmem Bilmem yağmurlar nedir. Bazen yağması için bulutları çağırırım Seyretmek isterim doyasıya Gözlerimi kapatıp sesiyle dans ederim. Gözlerimi kapatıp yağan yağmura umutlarımı akıtırım. Bilmem yağmurlar nedir Çığlıklar atar…
Rss : muzikeviniz.blogspot.com/fe…
Kategori : Kişisel
Etiketler : acemi blog özgür yalnız kalsam ayrılık arama hikaye hayatın içinden müzik evi müzik blogspot
KİM DEMİŞ KELEBEKLERİN ÖMRÜ BİR GÜN DİYE
Ben kelebeklerin ömrü bir gün denmesine karşıyım. Çünkü bunu denedim. Kardeşim ile yaz tatillerinde piknik dönüşünde yerlerden bulduğumuz sigaraların dış poşetlerini çıkarıp kelebek yakalardık. Eve getirdiğimiz kelebekleri önceden tül ile kapladığım kuş yakalamak için kullanılan kafese koyardık. Her gün değişik kelebek yeni çiçek ve taze su ,sonra onları arada bir odanın içine salardık . Belli bir süre sonra tekrar kafeslerine sokardık Yenilerini yakalayınca eskileri salardık En son topladıklarımız altı yedi tane olmuştu . Nedense toplamaktan vaz geçtik ya kuran kursu bitmişti .Yada biz sıkılmıştık bilemiyorum . Ama elimizdekileri evcilleştirmeye çalışmıştık .Ailemizden gizlice . Ve saymaya başlamıştım günleri 5 gün olmuştu.Hala yaşıyorlardı .Ben kendimce bir kanıya varmıştım . Eğer korkarsalar dilleri dışarı çıkar çıktıktan kısa bir süre sonrada ölürlerdi. Belki de gözlemlerimden tecrübe edinmiştim.Onun içinde onlara dokunmamaya çalışırdım. Ama bana alışmışlardı saldığımda perdeye konarlardı . Kanatları tutulmasın diye salardım . Devamı>
KÜÇÜĞÜM
Aynı sokakta oturuyorduk, adı esrarengiz
Herkes onun hakkında farklı şeyler söylerdi
Hepsi nedensiz, hepsi sebepsiz
Kirli sakalları vardı, kahverengi gözlüğü, kumraldı
Ben nefret ederdim ama mahallenin bütün kızları ona hayrandı
Bir gün onunla yolda karşılaştık, çok güzel bir yüzü vardı
O an kalbimi söküp atasım geldi, çünkü deli gönlüm o an onun aşkıyla alevlendi
Artık uyumak yerine sürekli onun evini izliyordum
Onunla karşılaşabilmek için akşam saatlerce kapılarda duruyordum
Bir akşam onu yolda gördüm, bi dakika bakarmısın dedim
Acelem var küçüğüm dedi. Sanki bana aramızdaki yaş farkını hatırlattı
Eve gidip ağladım.
Ertesi gün eve girdiğini gördüm
Hemen gittim ve kapıyı çaldım
Açtı, ne var küçüğüm dedi
Adımı bile söyleyemedim, sadece seni seviyorum dedim. Devamı>
EĞER
O’nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz…
Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz… ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin…
O’nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O’nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain…
sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O’ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa,
ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa…
dünyanın en güzel yeri O’nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse…
hayat O’nunla güzel ve onsuz müptezelse…
elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O’nun yüzü pembeyse,
kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar…
her şiirde anlatılan O’ysa… her filmin kahramanı O… her roman O’ndan söz ediyor, her çiçek O’nu açıyorsa…
bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa,
iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa…
iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa…
eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O’nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız…Devamı>
Yazıyı Email Gönder









çok teşekkür ederim bana da yer verdiğiniz için başarılar dilerim sizede