« Reklam Fikirleri
Kendimce »


TatLıCAdıCa

Gönderen: Editorya Tarihi: Ara 13, 2007
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars6 Stars7 Stars8 Stars9 Stars10 Stars (3 Değerlendirme, Ortalaması: 10 üzerinden 1.33 )

Verilen Yıldızların Toplamı: 4.
Oy kullanan ziyaretci sayısı: 3
Beğenilme Oranı % 13.33
SİZ HENÜZ OY VERMEDİNİZ !...
Loading ... Loading ...

tatlicadica-com.jpgtatlicadica tarafından sahiplenilmiştir.
Ad :aslı
Soyad : koç
Açıklama :Eee Buda benden işte..aklıma esen her neyse burda olacak…
Rss : tatlicadica.blogspot.com/fe…
Kategori : Yorum
Etiketler : Haber Bülteni Kodlarını Ekle diziler arkadaşlık müzik genel Güncel şiir eleştri

TatLıCAdıCa Hakkında;
Walla Hakkımda Ne Bilgi Vereyimki..İşte Öyle Kendi Halinde Çenesi Kuvvetli…Ivır Zıvır İşlere Meraklı..9,5 Aydır Çalışan Ama..Bundan Çok Sıkılan Bir İnsanım:) Mümkünse Ev Kızı Olmak İstemekteyim… :)

Son Gönderiler


" TatLıCAdıCa "

Kendime Not !


Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol.

Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın.

"Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme.

Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

demiş Şems 14. kuralında...

Ne güzel de demiş pekte güzel demiş...

Doğrusun...

"Geçenler de annem ve başka bir günde abim, ikisi de birbirinden habersiz 'Hayatına girmiş kişiler içinde en mantıklısı, en aklı başında olanı, en terbiyelisi Aslı'ydı' dediler" dedi...

4'ü yaşanmış... 3'ü ayrıyken geçen yıllarda birilerinin kafasına bişeyler dank etmiş dedim... Kalbinde art niyet olmadı mı önünde sonunda bir gün kıymetini anlayanlar olacaktır diye de içimden geçirmeyi ihmal etmedim...

O cümlenin üstüne gelen gideni aratır diye düşündüm...

Demek ki doğru yoldasın Aslı...

Terbiyenle...

Prensiplerinle...

Kurallarınla...

Ailenden aldığın aile terbiyesiyle...

Doğrusun, en doğru yoldasın... Sen iyi insansın dedim...

Gülümsedim...

Ailene en kısa sürede seni böyle yetiştirdikleri için teşekkür etmeyi unutma diye kendi kendime söylendim...

Kendi mi pohpohladım, egoma tavan yaptırdım (içimden)...

Ama sindirdim...

4'ü yaşanmış... 3'ü ayrıyken geçen toplamda 7 yıl sonra bunu bir yere kaydedeyim istedim...

Napmiycez...Sinirlenmiycezzz(!)

İnternetten yapılan alışverişlerde en son başıma "İdefix olayı" geldikten sonra tek ve en güvendiğim site Hepsiburada.com oldu. Neye ihtiyacım varsa ordan alıyorum. Kitaplarım,elektronik aletlerim, falan filan hepsi ordan. Hatta artık mobilya kısmına bile geçtim:) Sürekli aldığım kitaplar yüzünden evdeki kitaplığım taşında aynı markanın aynı kitaplığını aradım ve en sonunda yine bu sitede buldum. Hemen siparişimi verdim:)
Sipariş mobilya olunca, tedarikçi firma tarafından tarafıma gönderilecekti. Hepsiburada.com değil yani:) Bugün sabah sabah kontrol amaçlı bir baktım. Kargoya verilmiş. Buraya kadar herşey normal:) Ama tedarikçi firma kargoya verirken adımı, soyadımı ve hatta adresimi yanlış yazmış.
Yuh dedim.
Düzelttirdim.
Sonuç napmiycez...Sinirlenmiycezzz...

***

Philippa teyzemin yazdığı 600 küsür sayfayı yalayıp,yutup,bitiren ve ellerim bomboş, yüreğimde bir sızı şarkısını söyleyen aceleci bünyeye napmiycezzzz...Kızmiycezzz..Yeni kitabın yayınlanmasını bekliycezzz...

***

Gözümdeki kızarıklı tam geçti, yaşasın kayboldu derken an bugün itibariyle tekrar kırmızı gözlerime kavuştum.(Yine bir perşembe, yine Aşk-ı Memnu varken) Vatana millete hayırlı ola. O kadarda güneş ışığından etkileniyor diye gözlükle dolaştım. Cumartesi doktor ziyaretine gidicez. Peki doktor amca lenslerini kullanmayıp gözlüğe geçiş derse napmiycezzzz...Sinirlenmiycezzzz...

***

Ofiste ıslak zemin sonucu, kayıp, düşüp, elinin derisini sıyırınca napmicezzz...Sakarlığımıza lanet etmiycezzz...Sinirlenmiycezzzz...

***

Yeni aldığımızın 2 ayakkabının, ikisi de ayağımıza s.çınca napmiycezzz... Evet evet bildiniz...Sinirlenmiycez...

***

Hayatında belirli bir evreden diğerine geçen ve bu sürede sizi ihmal eden insanlara napmicez...Kızıcezzz ama belli etmicezzz... Yüzyüzeyken sinirlenmiycezzz... Elbet bir gün siz de aynı duruma geldiğiniz de intikamımızı o zaman alicezzz...

***

Uğraşıp, didinip, günlerini absürd davetiye hazırlamak için uğraşan ve arkadaşlarına, özel kurye ile gönderip, güzel bi detay olsun diye düşünüp, karşılığında belki gelemeyebilirim cevabını alınca napmiycezzz...Sinirlenmiycezzz...

***

Eski sevgilinin, sizden sonraki sevgilisinden ayrıldığını öğrenince napmiycezzzz...Sevinmiycezzz... Allahın takdiri deyip geçicezzz:) Eğer terkedilseydi, sevinebilrdik...

***

An itibari ile gelmeyen kargocuyu napmiycezzz...Dövmüycezzz...

***

İşten hala çıkmamış ablayı napmiycez...Kesmiycez...
***
Bu postu hala bitirmeyen bloggerı napmiycezzz...Camdan aşağı atmiycezzz...
Napicezzzz...Gidicezzz...

***

"Adiyos"

"Evci İzni"

Hani...

Ben büyüktüm, eşek kadar 23 yaşında insandım, annem - babam evde olmadı mı tek başıma kalırdım, yanlız yaşayabilridim, kafama göre takılabilirdim filan ya...

Peh...

Annemler tatile gitseydi...Ben;

Gerine gerine oturcaktım, istersem bütün gece en sevdiğim koltukta uyuklayacaktım, canım sıkırsa özgürce DVD izleyip, istedim mi açıcaktım ya müziği...

Peh...Peh...

Herkesin izlediğini izlemek zorunda değildim, akşam yemeklerinde istediğimi yapıp özgürce yiyecektim, karışanım olmayacaktı, görüşenim olmayacaktı ya...

Peh...Peh...Peh...

İşten gelip atacaktım çantayı bir kenara, giyecektim pijamalarımı, kurulacaktım ya TV karşısına...

Peh (x25)...

Hepsi kocaman bir rüyaymış, ben akşam Tv izlerken, yine en sevdiğim koltukta püfür püfür uyumuşum... Saydıklarımın tek tek yer aldığı bir rüya görmüşüm...

Rüya yavaş yavaş tatsızlaşmaya başladı sonra ...

"Ablanda kalacaksın." , "Evet Aslı bizde kalacaksın", sözleri kulaklarımda çınladı...

Uyandım...

Ne özgürmüşüm, ne eşek kadar olmuşum...

***

Annemle babam önümüzdeki hafta tatile çıkıyorlar. Ben ablamda kalmak zorundaymışım, sıkı bir pazarlığa girmiş vaziyetteyim. Ben evde kalıcam, yazlığa mazlığa gelmem diye... Şu an sürekli değişme eğilimleri gösteren anlaşmaya göre haftada iki gün onlarda kalacağım... Perşembe evde kalacağım kesin gibi...Cuma kızların bize gelmesiyle evde kalabilirim. Cumartesi-Pazar kalmaları koşuluyla haftasonunuda evde geçirebilirim:) Evci iznim o kadar:) Eğer gelmezlerse Cuma akşamdan onlarla birlikte yazlığa gidecekmişim... Bir sonraki hafta için konuşmadık bile daha:D

O yüzdendir, demem o ki... Önümüzdeki hafta blog aleminde tanıdığım herkesi bizim evde kalmaya davet ediyorum:)

Çok ciddiyim...

"Her Erkek Bir Odundur,Yontulmaya İhtiyacı Vardır"

Laptopumun dividiraytırında sorun çıkınca tamire yolladım.

Gözlerim de bilgisayarla birlikte isyan bayrağını çekmiş olacak ki onun gittiği gün önce kaşıntı, sonra kızarıklık, sonra kan çanağına dönme evrelerinden sonra kırmızı gözlü ve gözümü tam açamadığım son evreye geçmiş oldu.

Çay, çeşme pansumanları işe yaramayınca, bilirkişi onayıyla gözüme mikrop kaptırdığım ortaya çıktı ve göz damlasını gözüme sıkmamla yanmasının bir oluşuyla da tez doğrulandı:)

Bu süreçte beni yalnız bırakmayan ve sabah üstüne basıp camını çerçevesinden çıkardığım gözlüğüme teşekkürü bir borç bilirim:) Ayrıca yere düşürüp kırmam sonucu artık var olmayan güneş gözlüğüme de teessüflerimi bildiririm. Sayesin de bu gözle sokağa çıkıp, bizzat güneş ışınlarına maruz kaldığımdandır sitemim:) Göremiyorum:)

Şükür laptopum halloldu bugün geliyor, gözümdeki kızarıklıkta daha açık bir renge büründü:) Geçiş evresindeyiz:) (Dağlara taşlara tık tık tık)

Bilgisayarı olmayışıyla, kendimi televizyon ve dizi dünyasına iyice kaptırdığımdan olsa gerek, bir kaç gündür reklamını gördüğüm bir pororam var:) "Kocamı Yontmak İstiyorum". Hiç izlemedim ama reklâmlarda gördüğüm kadarıyla birbirinden odun 5 beyefendiyi (Allahım nasıl bir tabir odun/beydendi) ki 5'den fazlada olabilirler. Bilmiyorum. Eşleri hanımefendiler "Yontma Atölyesi" ne gönderiyorlar. Bu kalaslar bir haftada yeme, içme, spor, rejim, giyim - kuşam, konuşma, davranış gibi bilumum işlemden geçtikten sonra kısmen yontulmuş olarak eşlerinin istediği düzeye geliyorlar(!)."Mış" daha doğrusu:) Evlendiklerinde ki zamanlara dönsünler diye yollamışlar onları bu okula yani:) Şekerim siz cidden Pollannaymışınız ha. Düzeleceklerini umuyorsunuz, hem de bir haftada. Pehhhhh...

E şimdi insanın aklından bin bir türlü şey geçiyor ama RTÜK sansürü uyguluyorum aklıma da, dilime de, parmaklarıma da:) Beyefendiler / erkek toplumu belki kızacaklar ama yani artık bu tescillenmektir bence. Yarışmanın Türkçesi "Bizi odunuz/kalasız yontulmaya ihtiyacımız var" demektir... Aa aa ne kızıyorsunuz canım ben demiyorum valla... Gerçi desem ne olacak. Ben zaten biliyordum bunun böyle olduğunu:)

Yine de bilmeyenler için tekrar edelim neymiş?

"Evet her erkek odundur ve biraz yontulmaya ihtiyacı vardır" :P

Yalan mı?

:):)

"Şampiyonluk Bizim,Kupa Bizim"


"Şampiyon Beşiktaş'ım
Ne istersen iste benden
İstersen donatalım dört bir yani bayraklarla
İstersen çınlatalım dört bir yanı şarkılarla
İstersen eğlenelim davullarla zurnalarla"

Dedik...

İstedin...
Dört bir yanı bayraklarla donattık...
Dört bir yanı şarkılarla çınlattık...
Davullarla zurnalarla eğlendik...


Şampiyon olun yakalım bu gezegeni...
Yakalım İstanbul'u, yakalım İnönü'yü...
Yakalım Türkiye'yi dedik...

"YAKTIK"...

Gittik.gördük,yaşadık,eğlendik...
Orda olmanın, tüm bunları canlı canlı yerinde izlemenin herkese nasip olmayacağını bir kere daha anldık...
Beşiktaşlılığın herkese nasip olmayacağını tekrar anladık...
Kutlamalar şahaneydi...
Helal olsun büyük taraftarımıza...
Helal olsun takımımıza...

"Şampiyon Beşiktaşım"

Yakışır Sana Yakışır Sana ŞAMPİYONLUK Yakışır Sana....Alemde Teksin...Değişilmezsin... BEŞİKTAŞ Sen Bizim HERŞEYİMİZSİN...
.
:):)
.
...Teşekkürler Çocuklar...

"Sınava Gittim Dönücem"


Pişttt...pişttt. Sen!

Evet evet sana söylüyorum. Etrafta ikimziden başkası var mı?

Ben şimdi uzun zamandır yoktum ya hani. Senin de yolun buraya düşmüş.

Bir-iki gün daha olmayacağım haberin olsun.

Sınavım var yarın.

Ondan yazamadım uzun zamandır.

Yarın sabah kısmetse sona erecek.

Ben de yoğun günleri atlatıp geri geleceğim.

Dua et bana olur mu?

Geri de gel.

Ben gelicem çünkü.

:)

"And the 12 points go to the cutest guy in the contest"

Bosna'nın, Arnavutluk'un şarkısını hatırlayan var mı?

Ben şarkıları hatırlamıyorum ama birine 8, birine 10 verdik, Azerbaycan'la karşılıklı 12 veriştik. Sonra döndük "Komşu komşuya oy verdi, olan bize oldu" dedik. Bende bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu diyorum:)

Sonra "Çocuğun şirinliğine oy verdiler, seneye biz de şirin birini yollayalım" dedik. Valla ben ilk başta dinlemeyip Tv'nin sesini kıssamda, bu Norveç en ayak desem de.Sonradan çok sevdim bu tatlı, şeker, şirin şeyi (Alexander Rybak). Böyle yanımda olsun, yanaklarını sıkayım, saçlarını karıştırayım, o tatlı tatlı gülsün, ben de böyle bi mutlu olayım istedim:)

Şarkının naifliğini, sözlerin güzelliğini,kemanın inleyişini beğendim başa sardım sardım dinledim. Ardından da bizim Hadise'nin titrek sesle korka korka sölediği ve sahne şovunun ilkokul müsameresine taş çıkardığını görünce "And the 12 points go to the cutest guy in the contest" dedim:)
Bu çocuğu, gülüşünü, sıcaklığını, mimiklerini bir de şarkısını sevdim:)
İtirazı olan:)

"26 + 1"

Gelsin Kupanın İkincisiiiiiiiiii....
Beşiktaşım Oleyyyyyyyyyyyy:)

Lafım burdan Alex'e: Delikanlı topçu 4-ı den sonra bedava verilen penaltıyı dağlara,taşlara,gökte uçan kuşlara atardı,kaleye değil be abicim:)

"Bi Tek Annem Olsun Bana Bişey Olmaz"

Annedir yüreği fazla dayanamaz
Herkes bıksa benden annem bana doymaz
Öper besler beni unutur kalbinde
Annem burda olsun bana bişey olmaz
Hergün bakar bana kusurumu görmez
Günler gece olsa o ışığı sönmez.
Ellerim büyüdü avuçlarında
Bi tek annem olsun bana bişey olmaz
.
Daha nasıl güzel anlatılabilir ki...
ANNEM anneler günün kutlu olsun...
İyi ki annem sensin...
İyi ki beni sen doğurdun...
İyi ki her zaman,her koşulda yanımdasın...
İyi ki arkadaşımsın...
Seni çok seviyorum...

Hıdırellez:)

Önce bir adet saksı, bir torba orgnik toprak, bir adet saksı ithal gül alınır.(Tek bulabildiğimdi. Millet gül alma yarışına girmiş:))

Eve gelinir, bir güzel saksıya dikilir.
Sonra abla kınasından kalma kınalar ortaya dökülüp, kırmızı keselerine el konulur:)
Ailenin takıntılısı ve gelenek sahibi kızı herkesin üşenmesi sebebiyle dileklerini sorar öğrenir ve bir bir kağıda yazar onlar adına.

(Geçen yıl çizmiştim sanırım anlaşılmadı ki hiç biri gerçekleşmedi:) Garanti olsun diye yazdım be sene:)

Anneanne aranır. Daha başka yapıcak bişey var mı öğrenilir:) Kendisinden evin ve sülalenin tek bekar insanı olmam sebebiyle bir yüzük ve bir kilidi bir tasa koymam ve onuda gülün yanına koymam babında emir alınır:)

Söylenenler aynen uygulanır.

Tüm gece ezandan öncesini ya da ezanı yakalayabilmek için kuş uykusunda uyunur.
Ezanın sesi duyar duymaz kalkılır. Dilekler tek tek toplanır çiçekten :)

(Beylikdüzünde akan su bulunmadığından öylece bırakılır:) Tasın içine (ki ben gövece koymuştum) bakılır.Binbir umutla tabi:) Hiçbir hareketlenme görülmez. (Geçen yıl koyduklarımın bir araya gelmesi demekki evdeki Hızır takilidi yapan birinin oyunuydu)

Geri yatağa yatılır. Üç yıl evvel tamda o saatte vefat eden canım dedem hatırlanır. Rahattlığı,huzuru için dua edilir.

Dedemli rüyalarla uykuya tekrar dalınır...

Yıllar hızla akıp gidiyor...Ne giden geliyor, ne acı ilk günki gibi taze kalıyor. "Rahat uyu,mekanın cennet olsun canım dedem"

"Garibin Rast Gitmezse İşi, Keşkül Yerken Kırılır Dişi"


Kanal tedavisi ve dolgusu yapıldıktan sonra dolgunun kırılma riskine karşı maksimum dikkat gösterdikten sonra dolgu yerine dişi kırılan,

Dişte meydana gelen kırılmanın diş altında olduğu anlaşılan ve dolgunun tutmaması olasılığına karşı 2 yerde çekiştirilmek suretiyle 35 dakika boyunca ağızını kapatmadan bekletilen,

Dudağında uçuk çıkan ve ertesi gün 12.30'da Diş Doktorunda randevusu olduğunu hatırlayan,

Çamura basmadan kaldırıma çıkmaya çalışırken ayağı kayıp çamura düşen ve elini kaldırıma sürtmesi sonucu avuç içini parçalayan,

Aynı elini aynı gün dolap kapağına sıkıştıran,

Nisan sonunda ağırlar ağırı grip geçiren ve başını kaldırmakta, parmağını oynatmakta zorlanan,

Metrobüsten inerken elini karşısında oturan kızın telefonuna şiddetli şekilde çarpma sonucu elinin sütünde ezilme ve morluk oluşan,

Banka kredisi ödemek için ayırdığı parayı, kredi ödeyeceği gün mecburi ve ani gelişen bir olay için harcamak zorunda kalan,

Maaşının belli bir kısmını hala almayan ve diğer maaş gününe 6 gün kalan ve alamadığı kısımla yatırması gereken kredi kartlarının 2. kere hesap kesime uğraması sonucu bankaya faizli ödeme yapmak zorunda olan ve hala yapamayan ve bankalarca ne zaman ödeyeceksiniz şeklinde tacize uğrayan ve kartının kullanımı ödeme yapılana kadar kullanıma kapatılan ve hala ülkesinde kriz olmadığı söylenen;

"Gökten Er Ryan yağsa, bana Meg Ryan düşer"* sözünü doğrulatan,

Bir kişi var mı bildiğin?

Benim var... Adı lazım değil baş harfi ben :(

*orcinali: "Gökten Meg Ryan Yağsa Bana Er Ryan Düşer". Ee bana Er Ryan düşse ne şahane olacağına göre:)

"Gül"

Üstüne gül koklanmayan askere gider.
Üstüne gül koklanana, koklanan güle Allah kavuştursun demek düşer:)
Koklanan gül gün sayar.
Üstüne gül koklanan içten içe o ben olmalıydım der.
...
Hayat işte...Böylesine garip...

Sızım Sızlatıyor...Ellerinden Kaçılmıyorrrrr:)

Gece saat 3.

Feci bir diş ağrısı.

Zonk zonk zonkluyor...Sızım sızım sızlıyor.

Kalkıp içilen ve faydasının görülmediği bir ağrı kesici sonunda pozitif düşünmeye,aklını dişinden uzakta tutmaya çalışan bir ben yatakta debelenirken;

Koyunları sayıyorum uyuyamıyorum...

Yatağa vura vura tempo tutuyorum olmuyor...

Çeşitli insanları getiriyorum aklıma, kıkırdıyorum birazda cık olamıyor.

Aklıma bir şarkı geliyor sonunda başlıyorum söylemeye...

Hafiften aklımdan çıktı mı ne?

Veee vee veee şarkının en can alıcı kısmı geliyor "Sızım sızım sızlatıyor,ellerinden kaçılmıyor"

İster istemez tamamlıyorum şarkıyı "Virane ettin bıraktın,dişşşşşşşşşş"

***

Acil tarafından İstanbul sınırları dahilinde, güvenebileceğim, ertesi randevuya gittiğimde yerinde yeller esmeyen, tedavimi yarım bırakmayacak bir diş hekimi ve paramı alıp tedavinin tamamlanamamasına karşın iade edecek güvenilir bir hastahane arıyorum:)

İlgilenenler Müracat: Ben

Obama'dan Kaçarken Çamura Tutuldum:)

- Obama Türkiyê'de...
- Obama Ankara'da...
- Obama Anıtkabirde...
- Obama Mecliste...
- Obama İstanbul'da...
- Obama Uçakta...
- Obama Otelde...
- Obama Tatilde...
.
Ayşegül serileri vardı ben çocukken... Bu da ona benzedi...Şu iki gündür tek duyduğum. Barack...Hüseyin...Obama...
.
Yatıyoruz kendisiyle,kalkıyoruz kendisiyle. İstanbul'a da teşrif etmişler. Akşam iş çıkışı saatin de bütün İstanbul'da hayatı durdurdu saolsun. İstanbul'un üstüne "Obama'yı karşılamaya gittik,dönücez" yazsak daha hayırlı olacaktı.
.
Tam ben evime yaklaşmışken kendisi inmiş uçakla İstanbul'a sağa sola telefonla "Ahahaha ben eve geldim bile yazıkkkk size" diye dalga geçtiğim herkese sesleniyorum burdan ahınız mı tuttu arkadaşım. Obama'dan kaçarken minibüs içinde yandan geçen kamyonun çamuruna tutuldum:) Üstüm başım,saçım,kaşım şeklinde...Alacağınız ola:) Senin de Obama:)
.
Yarın da İstanbul'un için de turlayacakmış sanırım. Allah hepimizin yardımcısı olsun:):):)

Bem Bir Tembel Tenekeyim:)

17 aylığım artık. Büyüdüm serpildim kocaman bir genç kız oldum:)

Yürüyorum, derdimi işaret diliyle çok iyi anlatıyorum:)

Ama “Agım” bana tembel teneke diyor çünkü konuşmuyorum. İşime gelmiyor yani:) İhtiyaç duymuyorum.

Pedagog amcam bunu zekâma bağlıyor. Yaşıtlarımdan 3–4 ay öndeyim. Yıllar içinde bu 1–2 yaşa kadar çıkabilirmiş. Korkuyorlar:)

Eğitimime dikkat etmeleri gerekiyor, planlar yapıyorlar:)

Konuşayım diye beni anlamazlığa geldiklerinde hırçınlaşıyorum. Göbeğimi dışarıya çıkarıp, ellerimi yumruk yapıp bağırıyorum. Bazen kafamı da yerlere vuruyorum. Tepkimi böyle dile getiriyorum.


Çok şımarığım, etrafımda pervane oluyorlar, deli oluyor herkes bana, çok işveliyim, çok cilveliyim:) Atiğim, inatçıyım, başımı beceren biriyim:)

Beni içeri götürmüyorlarmış kendim giderim. Kapıyı açmıyorlarmış vura vura yeri göğü inletirim, kedi beni kıskanıyormuş kıskansın tüylerini çekerim, her gün gezmek isterim. Gezdirmediklerinde kapıyı açıp kaçmaya kalkarım. Birkaç ay evvel boyum yetmiyordu ama artık kapı kollarına uzanabiliyorum laf aramızda:)

İstanbul çocuğuydum, Bodrum’a gittim. Burada “Deydem, Agım, Abim, Abüke” yok. Özlüyorum onları:(

Her gün beni arıyorlar. Duyuyorum seslerini.

“Agım”la konuşmak en büyük mutluluğum:) “Ablam, bitanem, cadım” diyor bana tuşlara basarak cevap veriyorum.

Bazen de “Aba Ge” diyorum. Gelmiyor:( Kızıp kapatıyorum telefonu yüzüne:(


Sorular soruyorlar bana işime gelirse cevap veriyorum:)

- Sinbad nasıl havlıyor aşkım?
How how!

- Aslı nasıl gülüyor?
Ahahahaha!

- Teyzen nasıl öksürüyor bir tanem?
Köh köh köh!

- Soba nasıl yanıyor?
Poh poh poh!

- Tavukalar nasıl ses çıkarıyor?
Gok gok gok!

- Arada abim sesleniyor: Benim aşkım kim?
Bem diyorum.

- Teyzem soruyor cadı kızım kim?
Bem diyorum:)

- Eşek nasıl bağırıyor diyorlar. Sırf gülsünler diye “Anne” diyorum:) Yoksa ben de biliyorum. Aaaa iiii demeyi:)

Garip ama seviniyorlar her yaptığıma:) Ne var yani ben daha fazlasını biliyorum ama başta dedim ya işime gelmiyor:)


En çok “Agımı” seviyorum demiştim ya çok özledim onuda. Evde sürekli onu çağırıyorum. Yanıma gelsin diye artık ne sorarlarsa onun adını veriyorum. Secret yapıyorum yani:)

- Tabağı kim kırdı annecim?
“Agı”?

- Aaaa anneanne kızıcak bak niye yatağına çiş yaptın?
Ben değilim ki o demeden direk “Agı”? Diyorum.

Oda bana “eşek seni besle kargayı oysun gözünü” diyor. Telefonu öpüyorum:(

Onu çok özlüyorum.

Oda beni özledi biliyorum:(

Hissediyorum…

“Deniz”

"106 Yıllık Tarih"

Beşiktaşıma Gönül Vermiş Herkesin
Dünya Beşiktaşlılar Günü Kutlu Olsun...
...19.03.1903 - 19.03 2009...
...106 Yıllık Tarih...

"Breathe Gentle"

Aman da aman:)

Takım elbise pek yakışırmışda, damat gibi olurmuş:) Çok güzel ve ciddi bakarmış, seksi seksi gülermiş:) Yanınada esmer (kavruk) güzeli(!) Kelly Rowland'ı alırmış:) Aslı'nın en sevdiği şarkıyıda söylermiş:)

Müzik kariyerinde ki en güzel klibi de kanun kaçağı olsa bile çekermiş:)

Bayıldım valla:)

Koyver Gitsin....

Sen sana her zaman iyi gelensin,
Koyver gitsin bırak gururu!!!...

demiş ya şair:P Bende;

Sürekli kontrolü elinde tutmak isteyen Aslı'yı...
Herşeyi kafasına takanı...
Üzüleni...
Sürekli ağlayanı...
Sebepsiz yere içini karartıp depresyona gireni...
Tembeli...
Mutsuzu...
Huzursuz Aslı'yı...

Koyverdim gitti...

Daha az düşünüp, daha fazla "an"ı yaşamaya karar verdim artık.

Ertelediklerimi kaçırmayı bıraktım...

Bir değişim sürecindeyim belki.

Yaşıyorum...

Ders alıyorum...

Öğreniyorum hayatı...

Düşe kalka kimi zaman acı çeke çeke.

Ağlaya sızlaya tanıyorum insanları...

Biliyorum yolun başındayım ama büyüdüğümü hissediyorum.

Belki öyle olduğunu zannediyorum ama değişiyorum.

Koyverdiklerimin yerine yenilerini ısmarladım hayattan...

Bekliyorum.

Nassı Yani?


Lost'un hastası olduğumu(zu) şu ve şu ve şu yazılarımda belirtmiştim.

5. Sezonu bölüm bölüm içimize sindire sindire takipte ediyoruz.

Her perşembe internetten -evet utanmadan söylüyorum- indiriyoruz haliyle.

Bugün ilk part ve altyazıyı indirdikten sonra 2. partı indirmek için hazırlanıyordum ki resimdeki altı çizili olan süre de download edeceğinen bahsetti şok oldum,sinir oldum,sövdüm (Ehhhhh be arkadaşım internete bu kadarda yüklenilmez ki, baştan mı çekiyosun lan bu ne) -en masumuydu- kapattım.

***

Bugün ayrıca şurdaki yazıdaki "Dost" umun doğum günü:)

Papatyam Doğum Günün Kutlu Olsunnn:)
Seni Seviyorum:)

İyi ki dostumsun:)

***

Lost ve Dost biraz kafiyeli olmadı mı? :)

Dün Gece???


32 Saat… Öküzgözü… Uykusuzluk… Gözyaşı… Dedikodu… Mutluluk… Aşk…Cihan-ı Derya… Kıskançlık… Dumur Halleri… Çakır… Keyif… Dostluk… Anlaşılabilme… Kendini Anlatabilme… Şarabı Püskürtme… Evi Temiz Aldım Temiz Bırakıcam Sözüne Hıyanet… Şans… Pişmanlık… Lila… Yorgunluk… Olmayanı Özleme… Yalan… Çakma… Mucica La Musica… Vay Beee… Bodrum Bodrum… Yuh Ya… Turgutreis… 9,5 Sene… Şaşırma… Yine Gelin… Sende Kaç… İçmesem mi? … Ooooowww… Yandım… Acıktım… Kahvaltı… Simit Alalım… Otel… Akşama Buluşalım… Babam Bostan Korkuluğu mu? … Hadeee Lenynn… Kibar… Çüşünüz… Saat Kaç?... 4 müş daha ya… Saat kaç?... 5 olmuş…O kadarcık mı? ... Daha ne olsun… Gitmeden görüşelim… Hmmm… Emitt… İtalya Planı… Enişteler…
Yengeler… Askerlik… Evlilik…

Sevgililer gününe lanet... Sevgililer gününü beklemek...

Aslı… Yine gözyaşı… Derya pişmanlık yeniden… Cihan kızgınlık yine…

Özledik ya seni… Arasak mı? … Açmaz ki… Kırgın mı? … Yıkılmış… Offf yaaa… Ben ne yapıcam . Zamana bırak… Tamam… Anlaştık mı? ... Evet…

En son yazdan kalma bir günde görüşüp, aylar sonra bir araya gelen 3 dostun… 2 aşığın hikâyesi…

Hepsi bu film de…

Pardon bu gece de…

Uykusuzluk haliyle…

Öğrenmeli…

Bu gece nereye gidile…

Non-Stop içile...

"Zürefanın Düşkünü, Lost İzler Kış Günü"

Bunların yaptığını insan insana yapmaz.

İnsan insanı merak ettirip, bide güzeldi biz geri dönüşlerinden memnunuz demez.

İnsan zekâsı böyle çalışmaz. Çalışıyorsa onlar insan olmaz.

14 bölüm verip böyle aylarca sezon arası yapılmaz.

Soruların cevapları bu sezon bulunacak deyip de, binbir tane başka soruyla insan ekrana böyle boş gözle bakarken onlar yataklarında rahat rahat uyuyamaz.

Geçmiş, gelecek, dün, bugün karıştırılmaz.

3 yıl önce… 3 yıl sonra birbiri içine sokulmaz.

İnsanlara her gece "Allah'ım sen J.J. Abrams, Jeffrey Lieber ve Damon Lindelof isimli psikopatları koru, başlarına bişey gelmesin, gelirse de lütfen topluca başlarına bişey gelmesin" diye dua ettirilmez.

O onla dalavere, bu bunla dalavere çevirmez. Madem çeviriyorlar insan bize de söyler demi?

İnsanlarında bir merak kapasitesi, zeka kapasitesi vardır. Bu kadarda insanın üstüne gidilmez. O zaman mı, bu zaman mı, ben kimim nerdeyim diye insanların devreleriyle oynanmaz, sınırları zorlanmaz.

Her şeyin bir adabı vardır canım.

Bölüm bitti mi?

Hemen arkasından koy gelecek haftaya ait bölümün reklâmını. Koy içine aşk, kıskançlık filan. Böyle tahmin edelim 10 bölüm sonra dizi de ne olacak kimin eli kimin cebinde bilelim.

Sizin yaptığınız ayıp kardeşim.

Der bir Lost manyağı...
***

Evet, yine kendime engel olmadım, dayanamadım, bekleyemedim sezon olsun, bölümler biriksin diye ve elimde ki 4 “Lost” bölümü de bir çırpıda izledim.

Pişman mıyım?

Immmm evet…

Yok yok hayır…

Belki birazcık.

***

Benden size bir Lost aman pardon dost tavsiyesi;

Siz siz olun eğer hala başmadıysanız izlemeye uzak durun, yok illa izleyeceğim diyorsanızda bekleyin. Dizi toptan bitsin 6 sezonun 6'sınıda bir arada izleyin.

Ya da şimdiden geçmiş olsun...

Kafamda Kırk Tilki Dönüyor Kırkınında Kuyruğu Birbirine Değmiyor...

Uzun zaman olmuş yazmayalı.

Yazmak ya da yazamamak… İçinden gelmek ya da gelmemek işte bütün mesele bu diye edebiyet yapmamalı insan.
***
Yazamıyorum.

Kelimler bir yerde bir şekilde tıkanıyor.

Açılan ve yazmadan kapatılan sayfalar, eline alınmış yazmadan bırakılmış defterler.
Hepsi duruyor bir köşede.

Yazıp anlatmak için çok neden var.

Onları bir araya getirecek bir ben maalesef kayıp.
***
Yazmalı bir yerden başlamalı yine hayata diyorum bazen;

Söylenmeli yine sözler umursamadan.

Güçlü olmalı gidenlerin, olmayanların, yaşanamayanların arkasından.

Gülümsemeli karşındakine sebepsizce.

Konuşmamalı bazen. “Susmayı bil”meli insan.

Olsa da olmasa da dönmeli dünya.
Takmamalı herkesi, her şeyi kafaya.

Elbet bir hal çaresine konulmuştur yaşam…

dedi depresyon halinden çıkmak üzere olan insan...

Biz Kaç Kişiyiz?

Teoride hanemizde şu an 5 kişi şeklinde muhtar kaydımız olmalı. Babam, annem, anneannem, ben ve kardeşim.

Ama biz 3+1 evde tam tamına 10 kişi yaşıyoruz, yaşıyormuşuz yani.

Bizden başka birde aile varmış yanımızda yaşayan.

Baba Gültekin T. 2009 yılı itibariyle 52 yaşında, anne Aysel T. 50 yaşında.

En büyük ve ilk erkek çocukları olan Ahmet T. 25 yaşında, onun bir küçüğü abimiz Muhittin T. 24 yaşında, ilk ve tek kız çocuğumuz Ayşegül T. ise 20 yaşında.

T. ailemiz Kayseri'nin Tomarza ilçesine bağlılar.

Bunlar sadece 18 yaş üstü olan ve seçmen statüsündeki kişi sayımız.

Daha 18 yaş altı insan sayımızda olabilir.

Yani hiç tereddütsüz bir 15 kişi olabiliriz ve hatta böyle Gültekin Bey'in uçkuruna düşkün bir adam oldğunu ve "Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmemesi" yolundaki fikirlere sahip olduğunu varsayarsak sayımız 20-25'e bile çıkabilir.

Ayrıca şu anda ne işle meşgul olduklarını bilmediğimiz bu bize kaynamış ailemizin her bir mensubu kiralık katil olabilir, uyuşturucu şebekesi olabilir, baba Gültekin Bey ve oğulları kadın taciri olabilir, organ mafyası olabilir, ergenekonun bir numaralı adamı olabilir, hırlı, hırsız, soyguncu, dolandırıcı, tetikçi, tecavüzcü, sapık, borçlu, alacaklı herşey ama herşey olabilir.

Peki bu aile nerede yaşıyor?

- Bizim hanemizde (!)

Yani biz görmesekte, Muhtarın, Belediyenin, Polisin, Devletin bildiği bu değil mi?

- Evet.

Peki bu aile gerçekten de yukarıda saydığım her hangi bir suça karışmış olsa, ya da bir bankayla, bir kuruluşla hacizli konumda olsa ilk arayacakları yer neresi ikametgah adresleri, haciz nereye gelir evlerine.

Yani ?

- Bizim evimize.

Bunun aksini o anda kanıtlayabilir miyiz ?

- Hiç sanmıyorum. Adamın adresi belli.

Yani ne olursa olsun senin hanenden sorulur bu insanlar.

Buradan hareketle bazı partilerin nasıl başa geldikleri de anlaşılıyor. Burada o bu şu partiyi savunmuyorum, yada iktidardaki partiyi de yermiyorum. Ben uzun yıllardır bu seçimlerde bir halt karıştırıldığına inanmışımdır hep. bu da sanırım bunun somut bir örneği, benim hanemden 10, senin hanenden 20, onun hanesinden 30 kişi derken, derken yürür gider bu iş.

Ben bu bilgilere "CHP İstanbul İl Başkanlığı Seçmen Kaydı Analiz Sistemi" ile ulaştım. Şu an için sistem İstanbul'daki seçmenleri kapsıyor. Girip kontrol etmekte fayda var.

Site için tıklayın.

İlgili Başka Sayfa Bulunamadı.

Etiket Bulunamadı.
Kategori başlığı Yorum olarak kaydedilmiştir.
Yazıyı Email Gönder Yazıyı Email Gönder

2 Yorum Yapılmış »

:) :)

Ağustos 28th, 2008 | 22:57
mustafa supi:

NEJAT ETEMİN TORUNLARI
1920’de Mustafa Supi ve 14 arkadaşı Karadeniz’de katledildikten sonra Avrupa burjuvazisinin emir uşağı olarak yeniden örgütlenmek için Nejat Etemin komutasına verilen TKP, yeniden örgütlenmeye başlandı. Böylece, Komünizmin neferi TKP, Avrupali konturgerila emperyalizmin kendisine yeni uşaklarla sovyetlere gönderebileceği uşaklar yaratmış oldu.Aynı zamanda, yeni kurulan ve kendisine fazla yakin olmayan bir ülkeyi denetim altına almak için her tarafından kuşatma altina almak gerekliliği ve Türkiyenin, Avrupa eksenli cercevede gelişim saglaması için sadece Türk devletini kendine bağımlı kılmak yetmeyecektir.Aynı zamanda, halkını kendisini ve örgütlerinide teslim alarak gerekiyor.Bundan kaynaklı, Avrupalı emperyalistler ve Kemalistler birlikte, Komünist önder Mistafa SUPİ ve 14 yaldaşını karadeniz sularında vahşice katlettiler..

15 komünist katledikten sonra, Avrupalı emperyalistler, Kemalistler ve Nejat ETEMİN TKP’si birlikte aynı kulvarda koşmaya başladı.60’lara geldiğinde, gençlik önderleri, Deniz Gezmiş, İbrahim Kaypakkaya, Mahir Çayan ve yoldaşları, Avrupalı konturgerilla emperyalistler ve Kemalistlerden kopuşu simgeleyen volkan oldu.Volkan patladıktan sonra lavlari, Türkiyenin dört bir tarafına ulaşti.Devrimçi örgütleri ve halkı saran Tam Bağımsız Türkiye çığlıkları her yerde yankılanıyordu.Gençlik önderleri katledilden sonra, 70’lerin ortalarında, yeniden konturgerilla emperyalizmine bağımlı hale gelen ‘devrimci örgütleri’, konturgerilla emperyalizmin Türkiyedeki şişen balonun sipobu oldular.Emperyalizmin kuklaları, sadece devlet erkinde değil halkın içine’de yerleştirilmiş oluyordu.Bir yanda konturgerilla emperyalizmi tarafsiz kalan halkı aldatmak için sis bambardınına tutarken, bir diğer yandanda, Tam Bağımsız Türkiye diyen Komünist, Devrimci ve İlerici Demokratların bir bölümünü şiş bombası kullanarak etkisiz ederken, bir diğer yandan, bu uşaklığı görüp, karşı çıkanlarıda yaşam tehtidiyle susturmaya çalışmaktadır.

Sahte MLKP, sözüm ona tüzügünde, faşizme, konturgerilla emperyalizmine ve her türden gericiliğe karşı oldugunu ilan etmektedir.Ama gerceler buna kilo metrelerce uzaktir.Sözüm ona kendisine yapılan operasyonları, faşizmin kendisine yönelmesi olarak kamo oyuna yansıtmaktadır.Ama gercekler buna cok uzktır.Kendisine yapılan oparasyonların; itirafçı MLKP kadroları ve önderliği tarafından yüz binlece Euro’ya Avrupalı konturgerilla emperyalizmine, kendilerini satarak gerceklestiriyorlar.Bunu Avruplı kontrgerilla emperyalistlerinden, Türk kontrgerillasına verilen tavizler üzerine ihale ediliyor.Bu ihale özeleştirme ve ABD konturgerilla emperyalizminden uzaklaşıp kendisine daha çok emir eri olmasi dahilinde kullanılıyor.Buda sözüm ona sosyalizmin çikarları için yapılıyor.Bu tamda, Komünüst önder MUSTAFA SUPİ ve 14 yoldaşın ölümünden sonra, Nejat Etemin Avrupalı kontrgerilla emperyalizmin yüklediği rolü üslenerek, faşizme, kontrgerilla emperyalizmine, siyonizme karşı şişen tepkiyi sönümlendirmek için sipop rolü miyonunu yuklemiştir.

Sahte MLKP’nin kurulmasinda bir yıl sonra gelişen Gazi ayaklanmasının yaratılması ihalesinde, baş role sahte MLKP konarak faturalanmıştır.Avrupalı konturgerilla emperyalizmi, Türkiyede gelişen tekiyi sönümlendirmek için Türkiye kontrgerillasıyla masaya oturan avrupalı konturgerilla ve ABD konturgerillası, olayları çıkarması için ihaleyi Türkiye kontrgerillasına ihale verildi.Türkiye kontrgerillasıda, bu işi Çatli ve ekibine fatura edildi.Böylece Türkiyede şişen balonun havası alınarak, kontrgerilla emperyalizmin isteği doğrultusunda gelişim sağlamaktır.Aynı zamanda işçi ve emekçilere, ülkelerini parsel parsel satılmasına karşı, satış yapıldığı dönemlerde cılız bir karşı koyuşu örgütleyerek daha sonrası daha büyük bir patlama olmasın diye, balonun sürekli havasını almak gerekiyor.Aksi taktirde bir çok kez devrimin eşiğine gelmiş Türkiyede, bir devrim patlak verebilirdi.Bu patlamayı önlemek için dönem dünem irili ufaklı basınçlarla, siboptan hava almak gerekiyordu.Türkiye her an
Patlamaya hazır bir bomba gibi duruyor. Kontrgerilla emperyalizmin elinde, bu bonbayı patlatmak için çok iyi müdafa etmek gerekiyor.Konturgerilla emperyalizm ne kadar çaba harcarsa harcasın, O bomba bir gün emperyalizmin elinde patlayacaktır!
İŞÇİLER
İşçiler her gün maaşınız dışında zamlar hat sayfaya ulaştı.Sendikal haklarınızın gaspediliyor.Sarı sendikalar sizin haklarınızı değil, patron sendikası gibi çalışıyor.Her geçen gün yaşam sıtandınız hortumlanıyor.Normalde çalıştığınız ilk hafta bütün maaşınızı ve masraflarınızı çıkarırken geriye kalan üç haftayı patronlara ve üyesi olduğunuz sendikaya verilen rüşvete çalışıyorsunuz.Aylenizin hakkı olan daha rahat kşullarda yaşamayı, bir başkası gaspediyor.Ama işsiz kalan bir işçinin çocuğuna götürecek bir ekmek parası için yolları arşınlarken, sendikalara verilen aydatlarınız, sedika patronlarının, sizin verdiğiniz aidatlarlan çocuklarını en iyi okullarda okutmalarına ve sizi vahşice sömürüsüne bir dur demenin zamanı geldi’de geçiyor.Bu gidişe artık bir dur diyelim.İlerici diye billdiğiniz sendikacılar bile sizleri sokağa çıkarıp, kontrgerilla emperyalistlerden ne kadar daha çok para koparırız, diye hesaplar yapıyorlar.Bu gidişe dur demenin zamanı geldi.Bunun için gerçekten sizleri savunan, GERCEK/MLKP saflarında, işçi sınıfının gerçek kurtuluşu olan, sosyalizm için mücadeleye girerek, güneşi avuclarımızdan, gökyüzüne yükselterek, gerçek kurtuluşu sağlayın.Sendika patronlarını, elinizin tersiylen, bir kenera iterek, sendikaların gerçek sahibi olan siz işçilerin taleplerini savunacak, işçilerin güvenilir ellerine bırakın ve gerçek işçi temsilcilerini sendikaların yönetimlerine getirerek, sendikalrı işçilerin gerçek mevzisi olarak yeniden örgütleyelim.Kutup yıldızından ışık damıtarak, sosyalizme olan özlemi haykıralım.Bir elimizde MUSTAFA SUPİ, ile STALİN diger elimizde MARX ile LENİN taşıyarak sosyalizm talebini daha güçlü haykıralım.Haykırışlarımız faşizm ve kontrgerilla empeyalizmi için ölüm çanı çalsın’ki Faşizm ve kontrgerilla emperyalizmi ölüm kabusları görsün, gece olmasın diye dua ede dursunlar.Gün hiç batmayacaki, zifiri karanlığı, gün doğmadığı bir sistem olan sosyalizm için gün dogacak!

GENÇLER
Gençler her gün okullarında, saldırıya uğrayanlar.Ayağa kalkın ve haykırın, bizler kontrgerilla emperyalizmin, faşizmin ve kontra örgütlerin emir eri değiliz.Bizler birileri para kazansın diye saldırıya uğramak istemiyoruz.Bizler gerçekten sosyalizmin uğruna mücadele ederek, gençlik öderlerimiz DENİZ, İBRAHİM ve MAHİR’in izinde yüreyeceğiz.Bizler faşizme, kontrgerila emperyalizmine, siyonizme ve her türden gericiliğe kaşı ayaktayız; ayakta olacağiz.Bizler geleceğin temsilcileri olarak, geleceğimizi haraç mezat sattırmayacağız.Kendi gerçek gücümüzün farkında olarak, geleceği biz kazanacağız.Okullarımızda yapılan saldıralarda, birileri para kazansın diye ölmeyeceğiz.Kendi geleceğimize sahip çıkarak, güneşten damitarak yaşamı, gökkuşağının altında sörf yapacağız.Güzel günleri avuclarımızın arasından, kimse söküp alamaz.Avuçlarınızdaki güneşi gökyüzüne kaldırın ki, gökyüzüyle birleşip faşizm ve kontrgerilla emperyalizmine kan ter içinde intihara sürüklesin’ki , yaşamı saran hırçınlığıyla, tarihin çöplüğüne göndereceğiz!GERCEK/MLKP’ye güçverin onlara diz çöktürelim!
KADINLAR
Her gün kocalarınıza ve çocuklarınıza hizmet etmek için canınızı dişinize takarak çabalayıp duruyorsunuz.Ama yinede toplumda çalışmıyor; eve para getirmeyen olarak muamele görüyorsunuz.Aynizamanda koca, arkadaş ve baba dayağı yemeden, güleriniz geçmiyor.Her ne konumda olursanız olun, ister ev kadını olun, yada iş kadını, isterse mücadelenin içerisinde olun.Sonuçta yaşadığınız benzer şeyler,Üzerine kurulu bir rulet oyunudur.Ev kadınları, bazıları yoğun bir şekilde şiddete maruz kaldıklarında kendilerini sığınma evlerine yerleşmek zorunda kalıyorlar.Ama gittiğiniz sığınma evleri, sizin Üzerinizden, kontrgerilla emperyalizminden on binlerce euro kazanıyorlar.Yaşadığınız sorunlardan kaynaklı, kadin kurumlarına gidiyorsunuz.Size danışmanlık yaptıkları için onlara kontrgerilla emperyalizminden oralara para akışı sağlanıyor.Kendi sorunlarınızı birilerine para kazandırmak için değilde, gerçekten sizin sorununuzla ilgilenen, sorunlarınız olduğu için, para kazanma karşılığında değilde,Sadece sizin sorunlarınız ve örgütlü bir güç olarak kendi haklarınıza sahip çıkmak için bir araya gelelim.Mücadele içerisinde olan kadınlar, gün aşırı gittikleri eylemlerde polis copuyla karşı karşıya kalıyorlar.Yada işkence hanelerde cinsel şiddetle (tecavüz) karşı karşıya kalıyorlar.Aynı zamanda, erkekleralarin cinsel ihtiyacını karşılayan birer meta olarak kullanılıyor.Metaların yerine sanki kadınları satıyormışlar gibi sattığı metanın önünde ifşa ediliyor.Her zaman önlerde yer buluyor.Reklamlarda en ön saflarda yer bulurken, toplum içinde ise sarı öküzden sonra geliyorlar.Dünyanın yarısı olan Kadınlarımızın gerçek yeri erkekle el ele yürüyen, dünyanın gerçek sahiplerinden biridir. .Güneşi emziren kadınlarımız,.GERCEK/MLKP’de bir araya gelerek, gerçek kurtuluş için mücadele edelim.İnsanlığın kurtuşu sosyalizmle mümkün, sosyalizm için bir araya gelelim.

YÜREĞİ FAŞİZME VE EMPERYALİZME KARŞI SOSYALİZM İÇİN ATANLAR

Yaşamda gerçekten sosyalizm için olmak isteyen genç yürek sahibi genç insanlar, sosyalizmin hayat çiçek gibi açmasını isteyenler bir araya gelmeye ne dersiniz.Zifiri karanlık ve gıri renklere karşı bir arada olmak isteyenler, gerçek gücün farkında olmak için bir araya gelerek GERÇEK/MLKP saflarında bir araya gelelim ve Faşizme, Kontrgerilla Emperyalizmine, Siyonizme ve her türde gericiliğe karşı, kendi gücümüzün farkına varalım.İşçi sınıfı içinde gerçek sosyalistler olarak kendi misyonumuzu kuşanalım.Ülkemizde gelişecek devrime önderlik yapalım.Ülkemiz üzerindeki sis perdesini param parça edelim.Yeniden MUSTAFA SUPİ’lerin, DENİZ GEZMİŞ’lerin, IBRAHİM KAYPAKKAYA’larin, MAHİR ÇAYAN’larin yolundan ilerleyelim.Inadina Derim Inadina Sosyalizm diye haykıralım.
Gökkuşağının etrafında bir araya gelerek, güneşi içelim.Yaşam inadına haykırıştır.Bu haykırışa sende katıl, sende haykır.Gerçek haykırışı sende başar.Kontrgerilla emperyalizminin saflarında olan örgütlerden ayrıl, gerçekten faşizme, kontrgerilla emperyalizmine, siyonizme ve her türden gericiliğe karşı mücadele içinde olan, GERÇEK/MLKP’nin saflarında mücadeleye katılarak, işçi ve emekçiler için kurtuluş mücadelesinde yerini al, sosyalizm saflarında ol!

İNSANLIĞIN GERÇEK KURTULUŞU İÇİN KALDIR YUMRUĞUNU
İnsanlığın gerçek kurtuluşu, gökyüzünden ışık damıtan GERÇEK/MLKP’nin saflarında sende yerini al.Gökkuşağının renga renk güzelliği altında, birlikte sörf yapalım.Ilık ılk çisileyen yağmurun altında özgürlüğe koşalım.Zifiri karanlık bulutları param parça yapalım.Çığlıklarımız kurşun gibi ağır ve işin gibi hızlı etkisiylen önüne gelen naylonları jilet gibi param parça ederek, güzel günlere ülaşalım.Zifri karanlığı, dünyanın altında kaynayan lavlara atıp imha edelim.Geleçegin güzel ışıltılı günlerinde birlikte koşalım.Işıltılar bütün dünyayı sarana dek, yumruklarımızı aynı güçle sıkıl ve havada kalsınlar.Haydi sende kaldır yumruğunu birlikte haykıralım.Inadına özgürlük, Inadına sosyalizm diye, çığlıklarımız sarsın bütün yaşamı ve renga renk akalım gökkuşağının üzerinden, ışık saçan yarınlara birlikte zaptadelim.Tıpki, şiirin kuşun kanadına takılan imgeler gibi saralım dört mevsimi bir daha birakmamacasına yaşamın ucundan birlikte tutalım.Sis perdelerini parçalayarak, şavkıyarak tan yeline beraber ulaşalım.Dünyadan geceyi silerek, ıp ışıl bir dünya yaratalım.Bir daha gecenin gelmemesi için, sürekli yaşamı aydınlık kılalım.Bu öyle bir aydınlık olsunki, gece bile olmaktan korksunki, yaşam güzelim çiçek bahçesinden renga renk esintiler içinde coşup koşalım.Dünyayı saran O güzelim çiçek kokularıyla, bütün dünya ayaklarımızın altında arşınlayalım yolları, coşkun bir sel gibi akalım.Bir volkan gibi patlayarak düyanın üzerine sıcaklığımızı saçalım.Gün sımsıcaklığıyla her zaman yaşamın üzerine çiseleyerek aka kalsın.Yaşam hiç bir zaman hüzünlü bulutlar içinde olmasın.Zifiri karanlık bir daha dünyada görünmeye cesaret etmesin’ki hayatı ışıl ışıl ve ap aydınlık bir yaşam sarsın.Gün vakti bir volkan gibi dünyanın üzerine çisilesin.O gün vaktiki bir daha dünyada, Zifiri karanlıga izin vermesin.Bir daha dünyada kara bulutların gezmesine izin vermesin.Sonzuza kadar hep aydılıklar içinde açan bir yaşam olsun.Yaşam ışıl ışıl, aydınlık içinde renga renk akışıyla sürsün ve komünist bir dünya olsun!!!

KAHROLSUN KONTURGERLLA EMPERYALİZMİN UŞAĞI SAHTE MLKP

KAHROLSUN FAŞİZM

KAHROLSUN EMPERYALİZM

KAROLSUN SIYONİZM

YAŞASIN G/MLKP

YAŞASIN HAKLARIN KARDEŞLİĞİ

YAŞASIN SOSYALİZM

YAŞASIN KOMÜNİZM

GERÇEK/MLKP

Mayıs 1st, 2009 | 22:56
Bu Blog Hakkında Yorum Yaz

Yorum