TatLıCAdıCa
Gönderen: Editorya Tarihi: Ara 13, 2007
tatlicadica tarafından sahiplenilmiştir.
Ad :aslı
Soyad : koç
Açıklama :Eee Buda benden işte..aklıma esen her neyse burda olacak…
Rss : tatlicadica.blogspot.com/fe…
Kategori : Yorum
Etiketler : Haber Bülteni Kodlarını Ekle diziler arkadaşlık müzik genel Güncel şiir eleştri
TatLıCAdıCa Hakkında;
Walla Hakkımda Ne Bilgi Vereyimki..İşte Öyle Kendi Halinde Çenesi Kuvvetli…Ivır Zıvır İşlere Meraklı..9,5 Aydır Çalışan Ama..Bundan Çok Sıkılan Bir İnsanım:) Mümkünse Ev Kızı Olmak İstemekteyim…
Son Gönderiler
Deniz'e...
... koyu yeşil üzerine siyah puanlı şort getiren teyze seni tebrik ediyorum.
Biz kızımıza o şortu unutturmak istedikçe nasıl sevdirdiysen artık, yaz-kış farketmeden onu giymek için ısrar ediyor ya helal olsun sana =))) Neyimizden canın yandı da beddua ettin her sabah aynı kriz yaşanıyor evde, günahımız neydi de her misafirin yanında o toz bezi kılıklı şortu bulup gelip giymek için yerlerde tepine tepine ağlıyor =)))))))))
Bizede her sabah telefonda gülme krizleri geçirmek, annesine de saç baş yolmak kalıyor =))))
2 Senelik...
... ben kendi bildiğimi okurum, .blogspot olmak istemiyorum, bir farkım olsun benim diye gezip dönüp dolaşıp kürkçü dükkanına dönmeye karar vermiş bulunuyorum.
Artık www.tatlicadica.com değil www.tatlicadica.blogspot.com adresi üzerinden yayınlarıma devam edeceğim.
Döndüm dolaştım, gördüm geçirdim yine kendimi bloggerın güvenli kollarına atmaya karar verdim.
Tatlicadica.com yazdığınızda ulaşamazanız bide tatlicadica.blogspottan deneyin, hatta linklerinizi güncellemeniz şiddetle tavsiye olunur.
Domain yenilememe kararımın nedenleri gelecek günlerde anlaşılacaktır. Ben dilimi tutamaz söylerim nasılsa=)
Nefes Almak İstiyorum...
Kalbimi mi, ruhumu mu kaybettim... İçimdeki boşluk nedir, ne değildir diye düşünürken sağlığımıda kaybettim tam oldu =) 2 gündür 2009 sezonunun ilk gribiyle cebelleşiyorum... Hiç birşeye halim, kolumu kıpırtadacak mecalim bile yok...Nefes almak istiyorum ama beceremiyorum...
Uzaya çıktık, teknoloji aldı başını yürüdü, kansere bile çare bulundu bi şu grip olmamanın yolu bulunamadı...Sinüzit hastalarının grip olmasını engelleyecek bi yol bulun bilim adamları nolurrrrr=)
Halet-i Ruhiye
"Ruh ile kalp arasında çok büyük bir fark vardır....
Eğer birini kaybedersen, onun yerini diğeriyle dolduramazsın!" demiş ŞAİR =)
Ben sanırım birini kaybettim...İçimde bi boşluk var sürekli....
En Son...
Sınava gireceğim sabah yazmıştım...
ve ondan 23 gün sonra sonuçlar açıklanmışken tekrar yazayım istedim...
sonunda mezun oldum=)
Okulum Bitti=)
4 Saat Sonra...
Sınava giriyorum...
.
Çalıştım, çalışmış gibi hissetmiyorum...
.
Geçmişten Gelen Bodrum Günlüğü "Bodrum Çirkefi"
Tiziano şokunu atlattım sayılır azda olsa.
Geriden Gelen Bodrum Günlüğümün son ve söz verdiğim bölümünü de yazıp bu işkenceden kurtulmak istiyorum. Nitekim 1 ay evvel ordayken, şimdi burada tatilimi anlatmaya çalışıyorum ve o günleri acayip özlüyorum:)
Bodrum çirkefinin adına Aslı diyorlar bu sene:)
2 defa Yalıçiftlik sahillerinde bağıra çağıra kavga ettim. Evet, yaptım yani. Düşünün sahilde denize giriyorsunuz, adına halk plajı deniyor, bakmayın halk dendiğine gayet düzgün, her şey gayet olması gerektiği gibi. Yayılmışız şezlonglara, yanımdakilerin tepesin de şemsiye, şezlong bedava.
Ertesi gün gitmişiz, şemsiye bulmuşuz, kırık şezlongları atıp yerine yenilerini taşımışım, hop başımda bir adam. Hoş geldiniz efendim dedi, buyurun dedim şezlongların için gelmiştim dedi, evet dedim, 3 lira tanesi dedi veee benim nevrim döndü. Ne demek efendim 3 lira, yeni adetler mi getiriyorsunuz, dün bir şey yokken yeni mi çıktı bu, bilmem ne şeklinde ha 3 lira veremeyecek miyim? Elbette ki veririm ama neden keriz yerine konayım. Bide diyor ki 3 gündür alınıyor, belediyenin kararı. Demek ki 3 gündür ayrı sahillerdeymişiz, şemsiyede mi paralı dedim? Hayır dedi, al o zaman şezlongları, ben kumada serilirim dedim ama bu sürede tüm sahil beni dinledi ve arkama bir dolu da destekçi toplamıştım:) Eski belediye başkanı kasaları boşaltınca belediye parasız kalmışta:) Ondanmış… Halk plajını beğenmiş olabiliriz ama yani sonuçta orası Türkbükü sahili değildi:)
Bir diğeri de yine sahilde ama bu defa ki şemsiye kavgası:) Bide anneme derler ki çok aklı başında bir kızınız var:) Ben mi? Neyse bu defada gitmişiz, şemsiyenin altına oturuyorum ki uzaktan bir amcam geldi, kusura bakmayın ben buraya rezervasyon yaptırmıştım, 1 saattir bekliyorum dedi. Hönk deyip kaldım. Halk plajında, bildiğin şemsiye altında Rezervasyon. Bir güzelde onunla kavga ettim:) Sonuç teyzemin beni kolumdan çekiştirmesiyle bitti. O günde sinirim neymişse artık adama patladım. Yeni yeni adetler çıkartıyorsunuz diye bağırdım çağırdım. Sinirim bozuldu bu defa gülme krizleri geçirdim. Hem çirkef, hem deli demişlerdir kesin:)
Karar verdim ve belediye başkanına mail atacağım birazdan. Seneye KıroBoard yani dubaya bana loca yapsın, Süreyya Yalçın gibi orası sadece bana ait olsun:) Ve plajda da şemsiye ve şezlong için kombine kart çıkartsın ya da belediyenin rezervasyon numarasını versin de seneye bende öyle gideyim:)
Ve şükür sonunda bitti. Yani günlük olayı. Tatili çok özlüyorum. Deniz’i özlüyorum. Yalıçiftlik sahilinin beni özlemediğinden eminim ama artık. Hele şezlongcu amcanın hiç:)
The End.
Beni takip eden birkaç kişiye ve başta FD’ye selam olsun:)
Geçmişten Gelen Bodrum Günlüğü 2 : "Minik Cadı"
Tamam, yine kabul birkaç kişi haricinde kendi kendime yazıp, okuduğuma göre canımın istediği gibi yazmakta özgürüm diyorum ve dediğim gibi sallama hakkımı kullanıyorum diyorum bu defa:)
Bakın beni okuyan birkaç kişi ve yolu bir şekilde buraya düşmüş yolcu gördünüz mü birkaç güne kadar “Geçmişten Gelen Bodrum Günlüğüme” devam edeceğimi söylemiştim.
Şimdi şu gün şunu bu gün bunu yaptım olayını inanın yazamayacağım çünkü balık hafızalıyım:) Gün be gün yaptıklarımı unuttum:)
Gittim mi gittim, eğlendim mi eğlendim, 2 yazdır olduğu gibi ben yine bu tatilde de “Tatil” yaptım. Neydi tatilin bana göre açılımı, bütün gün sevdiklerinle birlikte olup denizde yüzmek, güneşin altında tüm kemiklerini ısıtana kadar kalmak, araba, zenciye, marsığa bağlamak ve deniz yorgunluğu sebebiyle hem deniz kenarında, hem de evde malak gibi yatmak.” İşte aynen 2 haftalık tatilimin özeti bu oldu. Tek ve kocaman bir farkı vardı diğer yaza göre o da bu yaz Bodrum da “Çocuklu Kadın” olarak anılmamdı. Evet, bildiğiniz çocuğum varmış gibiydim:)
Minik cadı geceleri benim yatağımda yattı, gece uyanıp süt istediğinde beni uyandırdı, yatağın her santimetrekaresini kullanarak bütün gece uyutmadığı zamanlarda oldu, kâh bacaklarımın üstünde yattı, kâh bezli poposunu burnuma dayadı, kâh bir çift ayak ağzımın kenarındaydı, sabah saat 6,5’larda uyanıp “Youuuuuu” diye bağırdı, alıp geleyim sen bekle dediğimde ayağa kalkıp kollarını uzattı, uyanınca “Agııııı” diye yataktan kaldırmam için beni çağırdı, kahvaltıda benim kucağımda, benim tabağımda, benim çatalımla yemek yedi, kahvaltı sonrasında odasına koşup bikinisini, aldı geldi, şortunu giydi, oyuncak çantasını koluna takıp bana hadi denize mesajı verdi, bebek arabasını benden başkasına kullandırtmadı, yol boyu bir şapkasını, bir terliklerini atıp bana toplattı, susadığında benim şişemden su içti, karnı acıkınca bana dönüp en sevimli haliyle “kıyakee?” diye sordu, ellerini saçına götürüp saçlarını karıştırıp “cıpcıp” dedi, bu denize girmek anlamıydı, denize benim kucağımda girdi, kumda yürürken benim ayaklarım yandıkça o “ayyy ayyy” dedi:)Deniz’den bir beni kucağımda çıktı, benimle duşa girdi, akşam yemeğini kahvaltı usulü birlikte yedik, bir bana en sevimli haliyle “kugiiiii” dedi. Çişi gelince bana haber verdi, bezine yaptıysa benim değiştirmemi istedi, benimle resim yaptı, bana hayali çay – kahve ikram etti, elinde ki su, kola bardağının dibinde kalanları hep benim üstüme döktü, yemediklerini ağzından çıkarıp benim ağzıma tepti, güneşten etkilenip hastalandığında benim üstüme kustu, uykusu gelince yastığını alıp gelip ayağıma koydu, yanımda yattı uyudu. Biz bu şartlar altında ki insanlara genelde anne vasfını yüklediğimizden evet ben bu yaz fahri anneydim:) O da zaten bana “Agıanne” dedi.
Tatil bitiminde en çok ondan ayrılmak içime dokundu.
Tüm yaza dair gözümden gitmeyen görüntüsü “hadi koş valizimin içine gir seni de götüreyim” dediğimde gerçekten valizime koşması ve ne olduğunu anlamadan sadece tek yanaktan verdiği öpücük sonrası komşuya götürülürken kollarını uzatıp “Agıııııı” diye ağlaması oldu.
Şimdi önümüzde birkaç ay var inşallah ve kısmetse kışın gelecek yine:) Biz bu defa da kışlık maceralarımıza adım atacağız. Büyüdükçe “İyi ki hayatımızdasın” dedirten tek insan o. Abla olmanın güzelliğini bir kere daha hatırlattığı için, teyzemsi olmanın, annemsi olmanın, bir çocuğa sahibimsi olmanın ne güzel bir şey olacağını öğrettiği için “İyi ki” dedirtiyor:)
Yazı dizimin gelecek yazısı… “Bodrum Çirkefi”…
Geçmişten Gelen Bodrum Günlüğü 1
Tamam, kabul sallıyorum sürekli yazmayı. E zaten kendi kendime yazıp, okuduğuma göre canımın istediği gibi yazmakta özgürüm diyorum ve dediğim gibi sallama hakkımı kullanıyorum.
Nerde kalmıştım. Heh tamam Bodrum günlerini anlatacaktım. Onu da kısa kesmeye karar verdim uyarayım seni şimdiden öyle geçerken bloğuma yolu düşmüş insan!
Ofisteki tatile çıkma günlerinde pazarlama müdürümle anlaşamayınca planımdan 2 hafta evvel çıkmak zorunda kaldım. Hatta çıkmak zorunda bırakıldım. Tüm biletlerimi gidiş – dönüş olarak, paramı pulumu da yetecek şekilde ayarlamama rağmen hepsini çöpe atıp 18 Temmuzda düştüm Bodrum yollarına:)
Şu dünyaya bir işi bile düzgün gitmeyen insan olarak sırf 14 saat otobüs yolculuğu yapmayacağım diye de kalktım buradan İzmir’e, oradan da 3,5 saat otobüse katlanıp Bodrum’a geçtim. Bileti ucuz buldum ya:)
Gidiş tarihim İstanbul’da Rock N’coke’ a denk geldiğinden ben Allahın unuttuğu dağ başından (Beylikdüzü), taa Sabiha Gökçen Havalimanına gitmek için sabahın bir körü düştüm yollara. Hani dedim geç meç kalırım filan. Uçağım 16.05’deydi dip not geçeyim.
Beylikdüzü – Taksim – Kurtköy üçlemesinde ki yolculuğumda uçağımın kalkmasına tam 3,5 saat kala havalimanına ulaştım. Daha check-in yaptıracağım gişeler bile kapalıydı. Açta kaldım, susuzda. Bir simit-çayın fiyatını 7,5 TL gördükten sonra nefret ettim simitten inat ettim yemedim:) Onca saatte oturdum orda. Laptopumun şarjı bitikmiş açıp kapanınca fark ettim, kitap okudum bende:)
16.15’de de uçağa bindim. 10 dk. Rötarla, 50 dk. Sonra İzmir’deydim.
SunExpress’i denedim çokta memnun kaldım. Özellikle uçakta kemer ikaz ışıkları söndükten sonra mp3 dinlemeye izin vermelerini ayakta alkışladım:) Tiziano kulağımda “Haiii sensi cheeee confondooooo” derken ben bulutları seyrettim:)
İzmir’den Bodrum’a oradan eve derken gece 12 filandı. Ne o ben otobüsle 14 saatte gitmeyecektim dimi Bodrum’a. Ee uçakla da pek farklı bir saatte gitmiş olmadım. Ama 2 şehir gördüm. Şikâyetçi miyim hayır. Çokta eğlendim yollarda. Niye öyle gittim dedim ya dünyada düzgün işi gitmeye insanım diye.
Eve bir girdim ki dünyalar güzeli bir melek beni bekliyor. Uyumamış, utanmış… Gel kucağıma gelmez, öpeyim ötürmez. Ertesi sabah alıştık birbirimize, hem de öyle böyle değil…
Valla şöyle bi okudum da ben bile yoruldum… Daha uzatmayayım devamı çok yakında valla bakın bir bilemedin iki günde burada…
Devam edecek…
Döndüm
Ne güneş, ne Deniz, ne Kum, ne de Bodrum...Bodrum... kaldı.
Döndüm, evet maalesef ki…
Tatil bitti ya sanki yazda bitmiş gibi geliyor bana. Sanki daha ağustosta değiliz de eylülün ortasında ya da ekimin başında gibi hissediyorum kendimi.
Sırf dinlenmeli, gülmeli muhteşem bir tatil geçirdim. Yattım, kaktım, güneşi iliklerime kadar hissettim. Serildim kızgın kumlara, attım kendimi serin sulara.
Bodrum bilindik Bodrum. Onu güzel yapan içindeki insanlar elbette ki:) Sevdiklerim gibi, özellikle Deniz’im gibi…
Bir hafta oldu geleli ama hem işe, hem eve tekrar adapte olmak ancak bir haftamı aldı. Bu gün valizimi tamamen boşaltıp, valizi yerine kaldırdığımda anladım ki yaz bitti. Yetemezliği ile, içimdeki özlemlerle…
En son Bodrum dedikoduları zamanla. Bir günde yazıp bitirmek istemiyorum. Yavaş yavaş orada olduğumu hatırlaya hatırlaya yazacağım.
Şimdilik bu kadar…
Bu Dünyadan Bir "BARIŞ" Geçti...

Hepimiz gibi senin de bir doğumun, bir "ecelin" vardı...
Ama söylesene güzel kardeşim, ne "acelen" vardı?..
...
Rahat uyu güzel insan...
Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol.Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın.
"Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme.
Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?
demiş Şems 14. kuralında...
Ne güzel de demiş pekte güzel demiş...
"Geçenler de annem ve başka bir günde abim, ikisi de birbirinden habersiz 'Hayatına girmiş kişiler içinde en mantıklısı, en aklı başında olanı, en terbiyelisi Aslı'ydı'
4'ü yaşanmış... 3'ü ayrıyken geçen yıllarda birilerinin kafasına bişeyler dank etmiş dedim... Kalbinde art niyet olmadı mı önünde sonunda bir gün kıymetini anlayanlar olacaktır diye de içimden geçirmeyi ihmal etmedim...
O cümlenin üstüne gelen gideni aratır diye düşündüm...
Demek ki doğru yoldasın Aslı...
Terbiyenle...
Prensiplerinle...
Kurallarınla...
Ailenden aldığın aile terbiyesiyle...
Doğrusun, en doğru yoldasın... Sen iyi insansın dedim...
Gülümsedim...
Ailene en kısa sürede seni böyle yetiştirdikleri için teşekkür etmeyi unutma diye kendi kendime söylendim...
Kendi mi pohpohladım, egoma tavan yaptırdım (içimden)...
Ama sindirdim...
4'ü yaşanmış... 3'ü ayrıyken geçen toplamda 7 yıl sonra bunu bir yere kaydedeyim istedim...
Napmiycez...Sinirlenmiycezzz(!)
Sipariş mobilya olunca, tedarikçi firma tarafından tarafıma gönderilecekti. Hepsiburada.com değil yani:) Bugün sabah sabah kontrol amaçlı bir baktım. Kargoya verilmiş. Buraya kadar herşey normal:) Ama tedarikçi firma kargoya verirken adımı, soyadımı ve hatta adresimi yanlış yazmış.
Sonuç napmiycez...Sinirlenmiycezzz...
***
***
Ofiste ıslak zemin sonucu, kayıp, düşüp, elinin derisini sıyırınca napmicezzz...Sakarlığımıza lanet etmiycezzz...Sinirlenmiycezzzz...
***
Yeni aldığımızın 2 ayakkabının, ikisi de ayağımıza s.çınca napmiycezzz... Evet evet bildiniz...Sinirlenmiycez...
***
Hayatında belirli bir evreden diğerine geçen ve bu sürede sizi ihmal eden insanlara napmicez...Kızıcezzz ama belli etmicezzz... Yüzyüzeyken sinirlenmiycezzz... Elbet bir gün siz de aynı duruma geldiğiniz de intikamımızı o zaman alicezzz...
***
Uğraşıp, didinip, günlerini absürd davetiye hazırlamak için uğraşan ve arkadaşlarına, özel kurye ile gönderip, güzel bi detay olsun diye düşünüp, karşılığında belki gelemeyebilirim cevabını alınca napmiycezzz...Sinirlenmiycezzz...
***
Eski sevgilinin, sizden sonraki sevgilisinden ayrıldığını öğrenince napmiycezzzz...Sevinmiycezzz... Allahın takdiri deyip geçicezzz:) Eğer terkedilseydi, sevinebilrdik...
***
***
Napicezzzz...Gidicezzz...
***
"Adiyos"
"Evci İzni"
Hani...
Ben büyüktüm, eşek kadar 23 yaşında insandım, annem - babam evde olmadı mı tek başıma kalırdım, yanlız yaşayabilridim, kafama göre takılabilirdim filan ya...
Peh...
Annemler tatile gitseydi...Ben;
Gerine gerine oturcaktım, istersem bütün gece en sevdiğim koltukta uyuklayacaktım, canım sıkırsa özgürce DVD izleyip, istedim mi açıcaktım ya müziği...
Peh...Peh...
Herkesin izlediğini izlemek zorunda değildim, akşam yemeklerinde istediğimi yapıp özgürce yiyecektim, karışanım olmayacaktı, görüşenim olmayacaktı ya...
Peh...Peh...Peh...
İşten gelip atacaktım çantayı bir kenara, giyecektim pijamalarımı, kurulacaktım ya TV karşısına...
Peh (x25)...
Hepsi kocaman bir rüyaymış, ben akşam Tv izlerken, yine en sevdiğim koltukta püfür püfür uyumuşum... Saydıklarımın tek tek yer aldığı bir rüya görmüşüm...
Rüya yavaş yavaş tatsızlaşmaya başladı sonra ...
"Ablanda kalacaksın." , "Evet Aslı bizde kalacaksın", sözleri kulaklarımda çınladı...
Uyandım...
Ne özgürmüşüm, ne eşek kadar olmuşum...
***
Annemle babam önümüzdeki hafta tatile çıkıyorlar. Ben ablamda kalmak zorundaymışım, sıkı bir pazarlığa girmiş vaziyetteyim. Ben evde kalıcam, yazlığa mazlığa gelmem diye... Şu an sürekli değişme eğilimleri gösteren anlaşmaya göre haftada iki gün onlarda kalacağım... Perşembe evde kalacağım kesin gibi...Cuma kızların bize gelmesiyle evde kalabilirim. Cumartesi-Pazar kalmaları koşuluyla haftasonunuda evde geçirebilirim:) Evci iznim o kadar:) Eğer gelmezlerse Cuma akşamdan onlarla birlikte yazlığa gidecekmişim... Bir sonraki hafta için konuşmadık bile daha:D
O yüzdendir, demem o ki... Önümüzdeki hafta blog aleminde tanıdığım herkesi bizim evde kalmaya davet ediyorum:)
Çok ciddiyim...
"Her Erkek Bir Odundur,Yontulmaya İhtiyacı Vardır"
Laptopumun dividiraytırında sorun çıkınca tamire yolladım.
Gözlerim de bilgisayarla birlikte isyan bayrağını çekmiş olacak ki onun gittiği gün önce kaşıntı, sonra kızarıklık, sonra kan çanağına dönme evrelerinden sonra kırmızı gözlü ve gözümü tam açamadığım son evreye geçmiş oldu.
Çay, çeşme pansumanları işe yaramayınca, bilirkişi onayıyla gözüme mikrop kaptırdığım ortaya çıktı ve göz damlasını gözüme sıkmamla yanmasının bir oluşuyla da tez doğrulandı:)
Bu süreçte beni yalnız bırakmayan ve sabah üstüne basıp camını çerçevesinden çıkardığım gözlüğüme teşekkürü bir borç bilirim:) Ayrıca yere düşürüp kırmam sonucu artık var olmayan güneş gözlüğüme de teessüflerimi bildiririm. Sayesin de bu gözle sokağa çıkıp, bizzat güneş ışınlarına maruz kaldığımdandır sitemim:) Göremiyorum:)
Şükür laptopum halloldu bugün geliyor, gözümdeki kızarıklıkta daha açık bir renge büründü:) Geçiş evresindeyiz:) (Dağlara taşlara tık tık tık)
Bilgisayarı olmayışıyla, kendimi televizyon ve dizi dünyasına iyice kaptırdığımdan olsa gerek, bir kaç gündür reklamını gördüğüm bir pororam var:) "Kocamı Yontmak İstiyorum". Hiç izlemedim ama reklâmlarda gördüğüm kadarıyla birbirinden odun 5 beyefendiyi (Allahım nasıl bir tabir odun/beydendi) ki 5'den fazlada olabilirler. Bilmiyorum. Eşleri hanımefendiler "Yontma Atölyesi" ne gönderiyorlar. Bu kalaslar bir haftada yeme, içme, spor, rejim, giyim - kuşam, konuşma, davranış gibi bilumum işlemden geçtikten sonra kısmen yontulmuş olarak eşlerinin istediği düzeye geliyorlar(!)."Mış" daha doğrusu:) Evlendiklerinde ki zamanlara dönsünler diye yollamışlar onları bu okula yani:) Şekerim siz cidden Pollannaymışınız ha. Düzeleceklerini umuyorsunuz, hem de bir haftada. Pehhhhh...
E şimdi insanın aklından bin bir türlü şey geçiyor ama RTÜK sansürü uyguluyorum aklıma da, dilime de, parmaklarıma da:) Beyefendiler / erkek toplumu belki kızacaklar ama yani artık bu tescillenmektir bence. Yarışmanın Türkçesi "Bizi odunuz/kalasız yontulmaya ihtiyacımız var" demektir... Aa aa ne kızıyorsunuz canım ben demiyorum valla... Gerçi desem ne olacak. Ben zaten biliyordum bunun böyle olduğunu:)
Yine de bilmeyenler için tekrar edelim neymiş?
"Evet her erkek odundur ve biraz yontulmaya ihtiyacı vardır" :P
"Şampiyonluk Bizim,Kupa Bizim"
"Şampiyon Beşiktaş'ım
Ne istersen iste benden
İstersen donatalım dört bir yani bayraklarla
İstersen çınlatalım dört bir yanı şarkılarla
İstersen eğlenelim davullarla zurnalarla"
Şampiyon olun yakalım bu gezegeni...
Yakalım İstanbul'u, yakalım İnönü'yü...
Yakalım Türkiye'yi dedik...
Gittik.gördük,yaşadık,eğlendik...
Orda olmanın, tüm bunları canlı canlı yerinde izlemenin herkese nasip olmayacağını bir kere daha anldık...
Beşiktaşlılığın herkese nasip olmayacağını tekrar anladık...
Kutlamalar şahaneydi...
Helal olsun büyük taraftarımıza...
Helal olsun takımımıza...

Pişttt...pişttt. Sen!
Evet evet sana söylüyorum. Etrafta ikimziden başkası var mı?
Ben şimdi uzun zamandır yoktum ya hani. Senin de yolun buraya düşmüş.
Bir-iki gün daha olmayacağım haberin olsun.
Sınavım var yarın.
Ondan yazamadım uzun zamandır.
Yarın sabah kısmetse sona erecek.
Ben de yoğun günleri atlatıp geri geleceğim.
Dua et bana olur mu?
Geri de gel.
Ben gelicem çünkü.
:)
İlgili Başka Sayfa Bulunamadı.
Etiket Bulunamadı.
Yazıyı Email Gönder















NEJAT ETEMİN TORUNLARI
1920’de Mustafa Supi ve 14 arkadaşı Karadeniz’de katledildikten sonra Avrupa burjuvazisinin emir uşağı olarak yeniden örgütlenmek için Nejat Etemin komutasına verilen TKP, yeniden örgütlenmeye başlandı. Böylece, Komünizmin neferi TKP, Avrupali konturgerila emperyalizmin kendisine yeni uşaklarla sovyetlere gönderebileceği uşaklar yaratmış oldu.Aynı zamanda, yeni kurulan ve kendisine fazla yakin olmayan bir ülkeyi denetim altına almak için her tarafından kuşatma altina almak gerekliliği ve Türkiyenin, Avrupa eksenli cercevede gelişim saglaması için sadece Türk devletini kendine bağımlı kılmak yetmeyecektir.Aynı zamanda, halkını kendisini ve örgütlerinide teslim alarak gerekiyor.Bundan kaynaklı, Avrupalı emperyalistler ve Kemalistler birlikte, Komünist önder Mistafa SUPİ ve 14 yaldaşını karadeniz sularında vahşice katlettiler..
15 komünist katledikten sonra, Avrupalı emperyalistler, Kemalistler ve Nejat ETEMİN TKP’si birlikte aynı kulvarda koşmaya başladı.60’lara geldiğinde, gençlik önderleri, Deniz Gezmiş, İbrahim Kaypakkaya, Mahir Çayan ve yoldaşları, Avrupalı konturgerilla emperyalistler ve Kemalistlerden kopuşu simgeleyen volkan oldu.Volkan patladıktan sonra lavlari, Türkiyenin dört bir tarafına ulaşti.Devrimçi örgütleri ve halkı saran Tam Bağımsız Türkiye çığlıkları her yerde yankılanıyordu.Gençlik önderleri katledilden sonra, 70’lerin ortalarında, yeniden konturgerilla emperyalizmine bağımlı hale gelen ‘devrimci örgütleri’, konturgerilla emperyalizmin Türkiyedeki şişen balonun sipobu oldular.Emperyalizmin kuklaları, sadece devlet erkinde değil halkın içine’de yerleştirilmiş oluyordu.Bir yanda konturgerilla emperyalizmi tarafsiz kalan halkı aldatmak için sis bambardınına tutarken, bir diğer yandanda, Tam Bağımsız Türkiye diyen Komünist, Devrimci ve İlerici Demokratların bir bölümünü şiş bombası kullanarak etkisiz ederken, bir diğer yandan, bu uşaklığı görüp, karşı çıkanlarıda yaşam tehtidiyle susturmaya çalışmaktadır.
Sahte MLKP, sözüm ona tüzügünde, faşizme, konturgerilla emperyalizmine ve her türden gericiliğe karşı oldugunu ilan etmektedir.Ama gerceler buna kilo metrelerce uzaktir.Sözüm ona kendisine yapılan operasyonları, faşizmin kendisine yönelmesi olarak kamo oyuna yansıtmaktadır.Ama gercekler buna cok uzktır.Kendisine yapılan oparasyonların; itirafçı MLKP kadroları ve önderliği tarafından yüz binlece Euro’ya Avrupalı konturgerilla emperyalizmine, kendilerini satarak gerceklestiriyorlar.Bunu Avruplı kontrgerilla emperyalistlerinden, Türk kontrgerillasına verilen tavizler üzerine ihale ediliyor.Bu ihale özeleştirme ve ABD konturgerilla emperyalizminden uzaklaşıp kendisine daha çok emir eri olmasi dahilinde kullanılıyor.Buda sözüm ona sosyalizmin çikarları için yapılıyor.Bu tamda, Komünüst önder MUSTAFA SUPİ ve 14 yoldaşın ölümünden sonra, Nejat Etemin Avrupalı kontrgerilla emperyalizmin yüklediği rolü üslenerek, faşizme, kontrgerilla emperyalizmine, siyonizme karşı şişen tepkiyi sönümlendirmek için sipop rolü miyonunu yuklemiştir.
Sahte MLKP’nin kurulmasinda bir yıl sonra gelişen Gazi ayaklanmasının yaratılması ihalesinde, baş role sahte MLKP konarak faturalanmıştır.Avrupalı konturgerilla emperyalizmi, Türkiyede gelişen tekiyi sönümlendirmek için Türkiye kontrgerillasıyla masaya oturan avrupalı konturgerilla ve ABD konturgerillası, olayları çıkarması için ihaleyi Türkiye kontrgerillasına ihale verildi.Türkiye kontrgerillasıda, bu işi Çatli ve ekibine fatura edildi.Böylece Türkiyede şişen balonun havası alınarak, kontrgerilla emperyalizmin isteği doğrultusunda gelişim sağlamaktır.Aynı zamanda işçi ve emekçilere, ülkelerini parsel parsel satılmasına karşı, satış yapıldığı dönemlerde cılız bir karşı koyuşu örgütleyerek daha sonrası daha büyük bir patlama olmasın diye, balonun sürekli havasını almak gerekiyor.Aksi taktirde bir çok kez devrimin eşiğine gelmiş Türkiyede, bir devrim patlak verebilirdi.Bu patlamayı önlemek için dönem dünem irili ufaklı basınçlarla, siboptan hava almak gerekiyordu.Türkiye her an
Patlamaya hazır bir bomba gibi duruyor. Kontrgerilla emperyalizmin elinde, bu bonbayı patlatmak için çok iyi müdafa etmek gerekiyor.Konturgerilla emperyalizm ne kadar çaba harcarsa harcasın, O bomba bir gün emperyalizmin elinde patlayacaktır!
İŞÇİLER
İşçiler her gün maaşınız dışında zamlar hat sayfaya ulaştı.Sendikal haklarınızın gaspediliyor.Sarı sendikalar sizin haklarınızı değil, patron sendikası gibi çalışıyor.Her geçen gün yaşam sıtandınız hortumlanıyor.Normalde çalıştığınız ilk hafta bütün maaşınızı ve masraflarınızı çıkarırken geriye kalan üç haftayı patronlara ve üyesi olduğunuz sendikaya verilen rüşvete çalışıyorsunuz.Aylenizin hakkı olan daha rahat kşullarda yaşamayı, bir başkası gaspediyor.Ama işsiz kalan bir işçinin çocuğuna götürecek bir ekmek parası için yolları arşınlarken, sendikalara verilen aydatlarınız, sedika patronlarının, sizin verdiğiniz aidatlarlan çocuklarını en iyi okullarda okutmalarına ve sizi vahşice sömürüsüne bir dur demenin zamanı geldi’de geçiyor.Bu gidişe artık bir dur diyelim.İlerici diye billdiğiniz sendikacılar bile sizleri sokağa çıkarıp, kontrgerilla emperyalistlerden ne kadar daha çok para koparırız, diye hesaplar yapıyorlar.Bu gidişe dur demenin zamanı geldi.Bunun için gerçekten sizleri savunan, GERCEK/MLKP saflarında, işçi sınıfının gerçek kurtuluşu olan, sosyalizm için mücadeleye girerek, güneşi avuclarımızdan, gökyüzüne yükselterek, gerçek kurtuluşu sağlayın.Sendika patronlarını, elinizin tersiylen, bir kenera iterek, sendikaların gerçek sahibi olan siz işçilerin taleplerini savunacak, işçilerin güvenilir ellerine bırakın ve gerçek işçi temsilcilerini sendikaların yönetimlerine getirerek, sendikalrı işçilerin gerçek mevzisi olarak yeniden örgütleyelim.Kutup yıldızından ışık damıtarak, sosyalizme olan özlemi haykıralım.Bir elimizde MUSTAFA SUPİ, ile STALİN diger elimizde MARX ile LENİN taşıyarak sosyalizm talebini daha güçlü haykıralım.Haykırışlarımız faşizm ve kontrgerilla empeyalizmi için ölüm çanı çalsın’ki Faşizm ve kontrgerilla emperyalizmi ölüm kabusları görsün, gece olmasın diye dua ede dursunlar.Gün hiç batmayacaki, zifiri karanlığı, gün doğmadığı bir sistem olan sosyalizm için gün dogacak!
GENÇLER
Gençler her gün okullarında, saldırıya uğrayanlar.Ayağa kalkın ve haykırın, bizler kontrgerilla emperyalizmin, faşizmin ve kontra örgütlerin emir eri değiliz.Bizler birileri para kazansın diye saldırıya uğramak istemiyoruz.Bizler gerçekten sosyalizmin uğruna mücadele ederek, gençlik öderlerimiz DENİZ, İBRAHİM ve MAHİR’in izinde yüreyeceğiz.Bizler faşizme, kontrgerila emperyalizmine, siyonizme ve her türden gericiliğe kaşı ayaktayız; ayakta olacağiz.Bizler geleceğin temsilcileri olarak, geleceğimizi haraç mezat sattırmayacağız.Kendi gerçek gücümüzün farkında olarak, geleceği biz kazanacağız.Okullarımızda yapılan saldıralarda, birileri para kazansın diye ölmeyeceğiz.Kendi geleceğimize sahip çıkarak, güneşten damitarak yaşamı, gökkuşağının altında sörf yapacağız.Güzel günleri avuclarımızın arasından, kimse söküp alamaz.Avuçlarınızdaki güneşi gökyüzüne kaldırın ki, gökyüzüyle birleşip faşizm ve kontrgerilla emperyalizmine kan ter içinde intihara sürüklesin’ki , yaşamı saran hırçınlığıyla, tarihin çöplüğüne göndereceğiz!GERCEK/MLKP’ye güçverin onlara diz çöktürelim!
KADINLAR
Her gün kocalarınıza ve çocuklarınıza hizmet etmek için canınızı dişinize takarak çabalayıp duruyorsunuz.Ama yinede toplumda çalışmıyor; eve para getirmeyen olarak muamele görüyorsunuz.Aynizamanda koca, arkadaş ve baba dayağı yemeden, güleriniz geçmiyor.Her ne konumda olursanız olun, ister ev kadını olun, yada iş kadını, isterse mücadelenin içerisinde olun.Sonuçta yaşadığınız benzer şeyler,Üzerine kurulu bir rulet oyunudur.Ev kadınları, bazıları yoğun bir şekilde şiddete maruz kaldıklarında kendilerini sığınma evlerine yerleşmek zorunda kalıyorlar.Ama gittiğiniz sığınma evleri, sizin Üzerinizden, kontrgerilla emperyalizminden on binlerce euro kazanıyorlar.Yaşadığınız sorunlardan kaynaklı, kadin kurumlarına gidiyorsunuz.Size danışmanlık yaptıkları için onlara kontrgerilla emperyalizminden oralara para akışı sağlanıyor.Kendi sorunlarınızı birilerine para kazandırmak için değilde, gerçekten sizin sorununuzla ilgilenen, sorunlarınız olduğu için, para kazanma karşılığında değilde,Sadece sizin sorunlarınız ve örgütlü bir güç olarak kendi haklarınıza sahip çıkmak için bir araya gelelim.Mücadele içerisinde olan kadınlar, gün aşırı gittikleri eylemlerde polis copuyla karşı karşıya kalıyorlar.Yada işkence hanelerde cinsel şiddetle (tecavüz) karşı karşıya kalıyorlar.Aynı zamanda, erkekleralarin cinsel ihtiyacını karşılayan birer meta olarak kullanılıyor.Metaların yerine sanki kadınları satıyormışlar gibi sattığı metanın önünde ifşa ediliyor.Her zaman önlerde yer buluyor.Reklamlarda en ön saflarda yer bulurken, toplum içinde ise sarı öküzden sonra geliyorlar.Dünyanın yarısı olan Kadınlarımızın gerçek yeri erkekle el ele yürüyen, dünyanın gerçek sahiplerinden biridir. .Güneşi emziren kadınlarımız,.GERCEK/MLKP’de bir araya gelerek, gerçek kurtuluş için mücadele edelim.İnsanlığın kurtuşu sosyalizmle mümkün, sosyalizm için bir araya gelelim.
YÜREĞİ FAŞİZME VE EMPERYALİZME KARŞI SOSYALİZM İÇİN ATANLAR
Yaşamda gerçekten sosyalizm için olmak isteyen genç yürek sahibi genç insanlar, sosyalizmin hayat çiçek gibi açmasını isteyenler bir araya gelmeye ne dersiniz.Zifiri karanlık ve gıri renklere karşı bir arada olmak isteyenler, gerçek gücün farkında olmak için bir araya gelerek GERÇEK/MLKP saflarında bir araya gelelim ve Faşizme, Kontrgerilla Emperyalizmine, Siyonizme ve her türde gericiliğe karşı, kendi gücümüzün farkına varalım.İşçi sınıfı içinde gerçek sosyalistler olarak kendi misyonumuzu kuşanalım.Ülkemizde gelişecek devrime önderlik yapalım.Ülkemiz üzerindeki sis perdesini param parça edelim.Yeniden MUSTAFA SUPİ’lerin, DENİZ GEZMİŞ’lerin, IBRAHİM KAYPAKKAYA’larin, MAHİR ÇAYAN’larin yolundan ilerleyelim.Inadina Derim Inadina Sosyalizm diye haykıralım.
Gökkuşağının etrafında bir araya gelerek, güneşi içelim.Yaşam inadına haykırıştır.Bu haykırışa sende katıl, sende haykır.Gerçek haykırışı sende başar.Kontrgerilla emperyalizminin saflarında olan örgütlerden ayrıl, gerçekten faşizme, kontrgerilla emperyalizmine, siyonizme ve her türden gericiliğe karşı mücadele içinde olan, GERÇEK/MLKP’nin saflarında mücadeleye katılarak, işçi ve emekçiler için kurtuluş mücadelesinde yerini al, sosyalizm saflarında ol!
İNSANLIĞIN GERÇEK KURTULUŞU İÇİN KALDIR YUMRUĞUNU
İnsanlığın gerçek kurtuluşu, gökyüzünden ışık damıtan GERÇEK/MLKP’nin saflarında sende yerini al.Gökkuşağının renga renk güzelliği altında, birlikte sörf yapalım.Ilık ılk çisileyen yağmurun altında özgürlüğe koşalım.Zifiri karanlık bulutları param parça yapalım.Çığlıklarımız kurşun gibi ağır ve işin gibi hızlı etkisiylen önüne gelen naylonları jilet gibi param parça ederek, güzel günlere ülaşalım.Zifri karanlığı, dünyanın altında kaynayan lavlara atıp imha edelim.Geleçegin güzel ışıltılı günlerinde birlikte koşalım.Işıltılar bütün dünyayı sarana dek, yumruklarımızı aynı güçle sıkıl ve havada kalsınlar.Haydi sende kaldır yumruğunu birlikte haykıralım.Inadına özgürlük, Inadına sosyalizm diye, çığlıklarımız sarsın bütün yaşamı ve renga renk akalım gökkuşağının üzerinden, ışık saçan yarınlara birlikte zaptadelim.Tıpki, şiirin kuşun kanadına takılan imgeler gibi saralım dört mevsimi bir daha birakmamacasına yaşamın ucundan birlikte tutalım.Sis perdelerini parçalayarak, şavkıyarak tan yeline beraber ulaşalım.Dünyadan geceyi silerek, ıp ışıl bir dünya yaratalım.Bir daha gecenin gelmemesi için, sürekli yaşamı aydınlık kılalım.Bu öyle bir aydınlık olsunki, gece bile olmaktan korksunki, yaşam güzelim çiçek bahçesinden renga renk esintiler içinde coşup koşalım.Dünyayı saran O güzelim çiçek kokularıyla, bütün dünya ayaklarımızın altında arşınlayalım yolları, coşkun bir sel gibi akalım.Bir volkan gibi patlayarak düyanın üzerine sıcaklığımızı saçalım.Gün sımsıcaklığıyla her zaman yaşamın üzerine çiseleyerek aka kalsın.Yaşam hiç bir zaman hüzünlü bulutlar içinde olmasın.Zifiri karanlık bir daha dünyada görünmeye cesaret etmesin’ki hayatı ışıl ışıl ve ap aydınlık bir yaşam sarsın.Gün vakti bir volkan gibi dünyanın üzerine çisilesin.O gün vaktiki bir daha dünyada, Zifiri karanlıga izin vermesin.Bir daha dünyada kara bulutların gezmesine izin vermesin.Sonzuza kadar hep aydılıklar içinde açan bir yaşam olsun.Yaşam ışıl ışıl, aydınlık içinde renga renk akışıyla sürsün ve komünist bir dünya olsun!!!
KAHROLSUN KONTURGERLLA EMPERYALİZMİN UŞAĞI SAHTE MLKP
KAHROLSUN FAŞİZM
KAHROLSUN EMPERYALİZM
KAROLSUN SIYONİZM
YAŞASIN G/MLKP
YAŞASIN HAKLARIN KARDEŞLİĞİ
YAŞASIN SOSYALİZM
YAŞASIN KOMÜNİZM
GERÇEK/MLKP