« KARABAYIR KÖYÜ
Doğancan Ülker »


TUNCEL ERGÜN

Gönderen: Editorya Tarihi: Ara 3, 2007
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars6 Stars7 Stars8 Stars9 Stars10 Stars (15 Değerlendirme, Ortalaması: 10 üzerinden 4 )

Verilen Yıldızların Toplamı: 60.
Oy kullanan ziyaretci sayısı: 15
Beğenilme Oranı % 40
SİZ HENÜZ OY VERMEDİNİZ !...
Loading ... Loading ...

sadberk-blogspot-com.jpgtuncel99 tarafından sahiplenilmiştir.
Ad : TUNCEL
Soyad : ERGÜN
Hakkında :Bir kızıl goncaya benzer dudağın , Açılan tek gülüsün sen bu bağın , Kurulu kalplere sevda otağın , Kimbilir hangi gönüldür durağın, Her gören göğsüme taksam seni der, Kimi ateş gibi yaktın beni der , Kimi billur bakışından söz eder , Kimbilir hangi gönüldür durağın . Sadberk ne demektir: bezeme ve tezhip sanatında kullanılan stilize edilmiş katmerli gül biçimli öğe. osmanlı sanatı’nda yaygın olarak kullanılmıştır.
Açıklama : edebiyat müzik ve düşünce yazıları…lütfen yorum yazın birkaç kelime de olsa…İNSANA CESARET GELİYOR… LİNK DEĞİŞİMİ YAPILIR
Rss : feeds.feedburner.com/Tuncel…
Kategori : Kültür Sanat
Etiketler : çatalhöyük felsefe fenerbahce fenerbahçe fıkralar fikir Film filmler finans firefox flash flickr Bursa cafe canakkale canlı cennet chat cinema Album

TUNCEL ERGÜN hakkında kendi ağzından;
tuncel ergünben kimim, yaramaz bir çocuk sessizliğiyle kendine gizlenen, bugün bile simyacılar iyi kötü, bir şeyler bulup çıkarmak isterken, ben kimim, zamanın kıyısında direnen, uçaklar uzaklara kanat vururken, ben kimim,kırılıp kalmış eski bir tekne gibi, ben kimim, çocuk düşlerinden anlaşılmaz ülkülere uzanmış, ben kimim bilemiyorum, açlığıyla olmadık sevgilerin, bir küçücük bakışta oyalanan, ben kimim, olur olmaz zamanlarda kendine ve her şeye ağlayan
Profilin tamamını
TUNCEL ERGÜN sade, tertipli ve içerik olarak da nitelikli bir blog hazırlamış. Paylaşımları için teşekkür eder, çalışmalarında başarılar dilerim.

Son Gönderileri


TUNCEL ERGÜN
tuncel ergün
“Şiir bir mutsuzluktur. Elbette bir umutsuzluktur. Niçin mi? Umutsuz olmayan adamlar şiir yazamaz. Umutsuz olmayan adamlar resim yapamaz, mimar olamaz. Yaratıcı olamaz. Bu dediğim elbet yaşadığımız dünya için bir söz. Çünkü kağıt bir umutsuzluktur. Boş kağıt... Tuğlalar, briketler, çimentolar, hepsi umutsuzluktur.

BİR GÜN ANLARSIN

Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez.
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya,
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar ne yastık.
Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.
Onun unutamadığın hayali,
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine.
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu.
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin.
Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için,
Vurursun başını soğuk taş duvarlara.
Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın.
Duyarsın,
Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin.
Niçin yaratıldığını.
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini.
Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini.
Boşuna geçip giden günlerine yanarsın.
Dolar gözlerin, için burkulur.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların.
Sevilen gözlerin erişilmezliğini.
O hiç beklenmeyen saat geldi mi?
Düşer saçların önüne, ama bembeyaz.
Uzanır, gökyüzüne ellerin.
Ama çaresiz,
Ama yorgun,
Ama bitkin.
Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın.
Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın hayal kurmayı;
Beklemeyi, ümit etmeyi.
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi.
Lanet edersin yaşadığına...
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden.
Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

SU KASİDESİ - FUZULİ

Saçma ey göz, gözyaşımdan gönlümdeki ateşe su
Çünki bu denli tutuşan ateşe olmaz çâre su

Bu renk gök kubbenin rengi mi bilemem
Yoksa akan gözyaşlarımın rengi mi bu su

Keskin bakışlarından gönlüm olsa parça parça
Çünki zamanla parçalar yarar taşı bile su

Korkuyla söyler gönül, ok kirpiklerinin sözünü
İhtiyât ile içer her kimde olsa yara su

Bahçıvan sulamak için gülşeni çekmesin zahmet
Bir gül açılmaz yüzün gibi, bin güle verse su

Senin yüzüne benzer bir hat çizemez hattat
Kağıda bakmaktan inse gözlerine kara su

Yanağını hatırlarken kirpiklerim ıslansa ne olur
Boşa değil gül temennisiyle dikene vermek su

Gam günü esirgeme hasta gönlüme bakışlarını
Sevapdır vermek karanlık gecede hastaya su

Gönül! Bir bakışınla, dindir ayrılık hasretimi
Susuzum bir kez bu sahrâda benim için ara su

Zahidler Kevseri arzular, ben senin dudağını
Sarhoşa şarab içmek hoş gelir ayığa su

Senin Ravzana her dem durmadan akmakta
Âşık olmuş galibâ o hoş endamlı dosta su

Toprak olup su yolunu tutsam Ravza’ndan
Çünkü rakîbimdir orası akmasın o yana su

Onun elini öpemeden ölürsem eğer dostlar
Testi yapın toprağımı sunun onunla yâra su

Servi serkeşlik ederse kumrunun niyazına
Gidip ayağına vazgeçirsin yalvararak su

İçmek ister bülbülün kanını meğer bir hile ile
Gül budağının mizacına girip de kurtara su

Pak fıtratını aşikar kılmış ehl-i âleme
Tâbi olmuş Ahmed-i Muhtâr’ın yoluna su

İnsanlığın gerçek efendisi seçkin inci deryası
Onun mucizeleri kötülerin ateşine döker su

Kılmak için tâze o nübüvvet gül bahçesini
Mucizendendir ki akıtılmış sert taştan su

Mucizen bir sonsuz derya imiş bu alemde
Yetmiş ondan binlerce âteşperst hanesine su

Hayret ile parmağın ısırır kim işitse bunu
Parmağından verdiğin şiddet günü Ensâr’a su

Dostu yılan zehiri içse olur ona âb-ı hayât
Düşmanı su içse yılan zehrine döner su

Değince damlası, dalgalanır bin rahmet deryası
Abdest almak için serpilince gül yanağa su

Ayağının tozuna varmak için hiç durmadan
Başını taşdan taşa vurup gezer âvâre su

Zerre zerre eşiğinin toprağına ister salmak nûr
Dönmez ol dergâhdan olsa bile paramparça su

Zikri na’tının tekrarını dermân bilir günahkâr
Kimi sarhoş ayılmak için yüzüne serper su

Yâ Habîballah yâ Hayru’l beşer âşıkınım
Yanıp dudağı kurumuşlar ister bir damla su

Sensin o Mirac gecesinde keramet deryası
Feyzinin damlası yetermiş sabit ve seyyara su

Güneş çeşmesinden halka halka feyz iner
Lazım olsa kabrini tazeleyen mimâra su

Korku salmış cehennem ateşi yanık gönlüme
Var ümîdim ihsan bulutundan serpe o nâra su

Seni överek inciye dönmüş Fuzûlî sözleri
Nisan yağmurundan olmuş birer inci su

Mahşer günü gaflet uykusundan uyanıp
Gözyaşına hasret uykusuz göz dökünce su

Ümidim odur ki mahrum olmayım mahşerde
Vuslat çeşmesinden vere susamış bana su

BENİ BİRAZ OYALA

masada duran yüzünü sevdim dün
bakışların beni arıyordu sanki odada
bugün saçlarımı okşayıp geçen serçe
pek küçüktü ama yağmurunu sildi
gözlerimin dupduru avlusunda özlem
kuşlarını uçurdu uzaklara

hadi koy dudaklarını mektup zarfına
koy utanma
yalan da olsa sev beni biraz oyala

Mehmet Sadık KIRIMLI

UMUTLARINI ÇÖPTEN TOPLAYAN ÇOCUK


Muş ilinin büyük bir çöplüğü var. Yakın köylerden gelip burada ekmek arayan çocuklar yarınlarını, umutlarını çöpten topluyorlar. Muş - Haziran 2005

UZUN YOLLARA DÜŞMÜŞÜM


uzun yollara düşmüşüm
sonu olmayan
düşüncedeyim bu gece

karmakarışık, çözülmeyen
ne başındayım, ne sonunda
tam ortasındayım
dolanmışım düşüncelere
ne sonunu
ne başını buluyorum
düşüncedeyim bu gece

sonu olmayan
harman kokuları da yok
ruhumu rahatlatan
bir karanlık şehirdeyim
ışıkları pırıl pırıl

bitmeyen düşüncedeyim bu gece
bir geceyi dağıttım on beş parçaya.

07.12.93
Hanife Saban AKBABA

ORGANİZASYON NEDİR ?


Bir adam bir taraftan arkadaşıyla yürüyüp diğer taraftan da çakısıyla oynarken yanlışlıkla parmağını kesti. Biraz ileride bir dispanser vardı. Parmağını kesen adam arkadaşına:

«Ben şurada pansuman yaptırayım» dedi ve dispansere girdi.

İçeri girdiğinde, karşısına iki kapı çıktı. Birinin üstünde «Hastalıklar», ötekinin üstünde «Yaralar» yazılıydı.

«Yaralar» yazılı kapıda girdi. Bu defa da iki kapıyla karşılaştı. Birinin üstünde «Kemik», ötekinin üstünde «Kas» yazılıydı. «Kas» yazılı kapıdan girdi ve yine iki kapıyla karşılaştı.

Birinde «Önemli»,ötekinde «Önemsiz» yazılıydı. «Önemsiz» yazılı kapıdan girdi ve kendini bir anda sokakta buldu.

Onun, dispanserin bir kapısından girip, aradan bir dakika bile geçmeden, bir başka kapısından çıktığını gören arkadaşı merakla sordu:

«Nasıl oldun?» dedi. «İyi baktılar mı sana ?»

Adam, hafif kanayan parmağını göstererek:

Hayır, kimse bakmadı.

Ama organizasyon iyiydi :)

AFFETMEK


Bir lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklife bulunur:

“Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?’

Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler.

“O zaman” der öğretmen : “Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin”

Öğrenciler bunu da yaparlar.

“Şimdi yarınki ödevlerinize hazır olun.Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!”

Öğrenciler, bu işten pek bir şey anlamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdı.

Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen:

“Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını patatesin üzerine yazıp torbaya koyun.”

Bazı öğrenciler üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzını kadar dolmuştur. Öğretmen, kendisine:

“Peki şimdi ne olacak?” der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar:

“Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız.Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde hep yanınızda olacaktır.’

Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlarlar:

“Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor.”

“Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf bakıyorlar bana artık. Hem sıkıldık, hem yorulduk.”

Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir:

“Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir iyilik olarak düşünüyoruz. Halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir.’

BUNLARI BİLİYORSUNUZ DEĞİLMİ?


Çağdaşlaşma Yolunda

l930'lu yılların Türkiyesi'nin Urla gibi bir Ege şehrinde dahi açlıktan insanların öldüğünü...

Ortalama bir memurun aylık maaşının 50 lira olduğu bu dönemde, çağdaşlaşma yolunda(!) 75 000 lira gibi büyük paranlar ödeyerek heykel yaptırdığımızı...

Kendinizi Türklere Emanet Edin

16. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin gelişme yolu üzerinde direnmiş ve Türk orduları ile savaşa tutuşmuş olmasından dolayı Katolik Avrupa tarafından kendisine "Hıristiyanlığın şövalyesi" ünvanı verilen Boğdan Beyi Büyük Stefan'ın ölüm döşeğin de, evlatlarına gayet ibretli bir şekilde:

"Belki de yakında himayeye muhtaç olacaksınız Asla Rus'a yanaşmayın. Haindir, sizi yok eder. Fakat kendinizi Türklere emanet edin. Adil ve merhametlidirler" diyerek nasihat ettiğini …

Talan Edilen Mirasımız

Şanlı Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazinin mübarek anası Hayme Hatunun Domaniç’teki türbesini ulu hakan Abdülhamid Han'ın, ecdadına hürmetinin ifadesi olarak büyük bir itina ile tamir ettirip pencerelerini atlas perdelerle kaplattırdığını ve zeminini de Hereke dokuması muhteşem bir halı ile, döşettiğini . . .

Daha sonraları iş başına gelen Halk Partisi döneminde ise o muhteşem halının türbeden alınarak, partinin İnegöl ilçe yöneticilerinin kapılarına paspas yapıldığını ve atlas perdelerinin de kaymakamlık binasında kullanıldığını...

Ecdadımızın Silinmez İzleri

1976 yılında Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde, deniz suyunu tatlı suya çeviren bir tesisin açılışından sonra meslektaşları ile sohbete girişen dönemin Türkiye Büyükelçisi Necdet Özmen'in bir ara söze: "Bu Suudi Arabistan'ın ilk tuzdan arıtma tesisidir" diye başlaması üzerine

Fransız Büyükelçisinin hayretler içinde kalarak: "No... Sör... Bu Suudi Arabistan'ın ilk tuzdan arıtma tesisi değildir. İlki Osmanlılar'ın 1800'lü yılların sonunda yaptığıdır" diyerek ecdadımızın eşsiz mirasından habersiz yaşayan elçimizi mahcup ettiğini...

Bitmeyen Osmanlı Sevgisi

Balkanlar'dan Orta Doğu'ya kadar büyük bir coğrafyanın 1. Cihan Savaşından sonra elimizden çıkmasına rağmen, o topraklarda yaşayan halkın hala büyük bir hasretle "Osmanlı, Osmanlı " diye sayıkladığını ..

Budapeşte'den gelen bir yazarımıza bir Boşnak'ın "Madem ki İstanbul'a gidiyorsun Allah aşkına o şehrin toprağını benim için öp Allah benim canımı İstanbul'u görmeden almasın!" dediğini Trablusgarp'daki ihtiyar Cezayirlilerin , boyunlarına muska diye Osmanlı parası taktıklarını…

Batışın Remzi

Yükseliş dönemimizin ruhunu yansıtan mütevazı Topkapı Sarayına karşılık, yıkılışımızı remzeden Varsay taklidi Dolmabahçe Sarayının Avrupa'dan borç alınan para ile, 9 ton altın ve 41 ton gümüş kullanılarak inşa edildiğini...

Şefzade'nin Dolmabahçe Sefası

İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönemde, oğlu Ömer İnönü'nün gerek talebelik gerekse daha sonraki yıllarda koskoca Dolmabahçe Sarayını ikametgah olarak kullanıp, yattığı bir oda için bütün sarayın kaloriferlerini yaktırdığını ve ayrıca bu şefzadenin sarayda kadınlı kızlı gece alemleri düzenlediğini...

Bütün bu olanların dönemin Millet Meclisinde ciddi tartışmalara yol açtığını ve o gün mecliste bulunan baba İnönü nün kulaklığı takılı olduğu halde müzakereleri işitmemezlikten geldiğini...

Ağaca Asılan Zekat Parası

Fatih Sultan Mehmet Han devrinde bir Müslümanın, günlerce dolaşıp yıllık zekatını verebileceği fakir birini arayıp bulamadığını...

Bunun üzerine zekatının tutarı olan parayı bir keseye koyarak Cağaloğlu'ndaki bir ağaca asıp, üzerine de:

"Müslüman kardeşim, bütün aramalarıma rağmen memleketimizde zekatımı verecek kimse bulamadım. Eğer muhtaç isen hiç tereddüt etmeden bunu al" diye yazdığını..

Ve bu kesenin üç ay kadar o ağaçta asılı kaldığını...

YAŞANMIŞ İLGİNÇ OLAY


Olay bir havayolunun Hamburg-İstanbul seferini yaparken oluyor.
Almanya’dan binen bir bayan köpeğini pet-basket içinde kargoya veriyor, inince almak üzere... 2 saat sonra uçak inince önce kargo açılıyor ve köpeğin ölmüş olduğu ortaya çıkıyor.

Yer müdürü, "Ne yapalım şimdi? Kargoya konan hayvan ölürse çok büyük cezası var." diye düşünürken oradan biri atılır ve "Bu köpeğin çok benzeri bizim mahallede var, kadını 15 dk. bekletin onu getirip değiştirelim" der.

Nitekim öyle yapılır, ölü köpeğin tasması da yenisine takılır. Bu arada kadın sabırsızlanmaktadır, "köpeğim nerede" diye..

5 dk. sonra kargodan çıkan köpeği gören kadın o anda düşer bayılır.

Alandakiler herhalde kendi köpeği olmadığını anladı da bayıldı diye düşünürler. Neyse kadın kendine gelince olay ortaya çıkar.

Kadın zaten Almanya'dan köpeğinin ölüsünü getiriyormuş.

İLGİNÇ FİKİRLER


>Madem okumanın yaşı yok, bırakın da çocukluğumuzu yaşayalım.

>"Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp" atasözü, sözlülerde geçerli olsun.

>Artık yeni bir kardeş istemiyorum. Her seferinde harçlığım yarıya iniyor.

>Dersler, biraz daha neşeli hale getirilsin. Ya da sınıfta uyumak yasak olmasın.

>Cetveller daha uzun yapılsın. Her seferinde kalkıp öğrencinin yanına gitmek zor oluyor.

>Sınıf başkanının yetkileri azaltılsın. Her teneffüs kola ısmarlamaktan bıktım. Zaten kaç kuruş harçlık alıyoruz ki...

>Geç kalınca sınıfa almamak iyi bir uygulama. Ama, "yok" yazılmasın...

>Sözlüye kaldırılan öğrencilere "Son arzusunun olup olmadığı" sorulsun. Bu büyük bir incelik olur.

>Birisi her gün kalemimi ve silgimi aşırıyor. Bu işi toptan halledip çantamı yürütebileceği günü sabırsızlıkla bekliyorum.

>Kopya çekerken yakalanınca ya dayak atılsın, ya da sıfır verilsin. İkisi birden biraz fazla oluyor.

>Dünyadaki aç insanlara yardım yapılsın. Kimse açlıktan ölmesin. Annem onları hatırlatınca hiç sevmediğim yemeği bile yemek zorunda kalıyorum.

>Ben bu köşeden öğretmenime seslenmek istiyorum. "Öğretmenim, ne olur bu kadar fazla ödev vermeyin. Çok bunalıyorum, koltuğun üstünde uyuyan kedimin, akvaryumdaki balığın hatta masanım üzerinde duran biblonun bile yerinde olmak istiyorum... Bu da gururuma dokunuyor.

>Camcılar, çocuklara indirim yapsınlar. Hiç olmazsa gol olan şutlardan para almasınlar.

>Test usulü yazılılar çok hoşuma gidiyor. Ama yanlışlar doğruyu götürmesinler.

>Ara sıra velilere de yazılı ve sözlü yapsınlar? Pekiyi almanın o kadar kolay olmadığını öğrensinler.

>Ev ödevim varken misafir gelmesin çünkü onların gelmesini bizim öğretmen mazeret kabul etmiyor.

>Pazarla pazartesi arasına da bir gün koysunlar. Pazartesi sabahları eşekten düşmüşe dönüyoruz.

>Okulda aşı olunacağını önceden haber versinler. Herkesin içinde ağlamak çok ayıp oluyor.

>Babam atari jetonlarının fiyatını bilse, eminim, bana verdiği harçlıktan utanırdı.

>Büyükler, biraz anlayışlı olsa, çocuk olmanın tadına doyulmaz.

>Akacak kan damarda dursun, saklanan samanların zamanı gelsin.

RAMAZAN BAYRAMI

Image Hosted by ImageShack.us

İLK YARDIM SİMİLASYONU - OYUNU

İnfinity teknoloji tarafından hazırlanmış kobiegitim.com sitesinde de yayınlanmış bir siteyi tanıtacağım.

Aslında site ilk yardım ile ilgili. Çok faydalı ve öğretici. Bir boğulma anında yada yaralanmalarda , elektrik çarpmasında ne yapmamız gerektiğini çoğumuz bilmiyor. Ne kadar çocuklar için hazırlanmış gibi de görünse ben beğendim.

Yapanların, uğraşanların ellerine sağlık.

http://www.kobiegitim.com/Ilkyardim/index.html

KOLAYI DEVİRMEDEN ARABAYI SÜR !

Coca Cola, Zero'yu satmak için kolları sıvamış ve bakın bir site yaptırmış. Şahsıma hiç sevmedim Zero'yu ama demekki sevenleri çok. Coke zero game ile başlayan advergamelerine rooftop racer adlı bir oyun daha eklemiş. Oyuna bir anda alışamıyorsunuz, loading kısmıda sinir ediyor ama fena değil tavsiye ederim.
Coca zero şişesini arabanın üzerine koyup devirmeden yarışı tamamlamaya çalışıyorsunuz. Haydi bakalım deneyin pişman olmazsınız.

ROYAL HALI HER AY BİR iPOD TOUCH VERİYOR

Royal Halı royal-oyun sitesinde yarışma düzenliyor. Yarışma sonunda 1 kişiye her ay 1 iPod Touch veriyor.

Öncelikli olarak üye oluyorsunuz sonra oyun başlıyor. kısa sürede size verilen ipuçlarından faydalanarak, o halının ne olduğunu tahmin ediyorsunuz.

Royal Halı, rakipleri olan Merinos ve Saray halı'yı gelecekte geçeceğe benziyor. Reklam stratejilerini beğeniyorum. Zannımca çocuklara yönelen firmalar gelecekte hep iyi yerlerde oluyorlar.

Oyunun tam kurallaı:

Zamana karşı gerçekleştirilen bu bilgi yarışması, üç aşamadan oluşmaktadır. Oyunun mekaniği çerçevesinde; her aşamada belirli sayıda halıyı (Oyun 1= 6 adet, Oyun 2= 12 adet, Oyun 3= 24 adet), seri adlarının yer aldığı butonlar aracılığıyla en kısa zamanda doğru olarak bilen ve ayın en yüksek performansını sergileyerek üç aşamayı birinci olarak tamamlayan katılımcı, ayın sonunda birincilik ödülü olarak bir adet iPod Touch almaya hak kazanacaktır.

ARŞİVLİK KAMYON ARKASI YAZILARI

Bugün orası burası derken NTVSNBC'nin geçen yılki bir haberi ile karşılaştım.
Habere hiç dokunmadan aktarıyorum.

Horoz Lojistik Türkiye’nin düzenlediği en iyi kamyon arkası yazıları yarışmasında “Kamyon Çeker 10-20 ton, Gönlüm Çeker Paris Hilton” yazısı ile Serkan Demirel birinci seçildi.

Türkiye’nin her yanından, 5 bin 750 başvuru arasından, jürinin finalistleri belirlemede oldukça zorlandığı Kamyon Arkası Yazıları Yarışması sonuçlandı. 2000’li yılların yeni kamyon arkası yazılarında toplumun gündemindeki değişimlerin yazılara yansıdığı gözlendi.

İşte en yeni sıfır kilometre Kamyon Arkası Yazıları;

Birinci : “Kamyon Çeker 10-20 ton, Gönlüm Çeker Paris Hilton
Serkan Demirel, İstanbul

İkinci : “Hayatımı Yazsam, Duble Yol Olur...”
Ersan Deveci, İstanbul

Üçüncü : “Araman İçin İlla Hata Mı Yapmam Gerekir?”
Tuna Karslı, İstanbul

Mansiyon 1 : “Küresel Isınmaya Karşı Su Tankerlerine Geçiş Üstünlüğü Verilsin
Güney Öncü, Fethiye

Mansiyon 2 : “İyi Mazot Selülit Yapmaz
Naci Bektaş, Düzce

Mansiyon 3 : “Gazla Uçabilirsin,Ama Frenle Konamazsın...!”
Ömer Avni Bilgin, Kuşadası

Mansiyon 4 : “Bas Gaza, Frene, Debriyaja… Götür Ver Parayı Vergiye, Stopaja
Kayhan Özarslan, Tekirdağ

Mansiyon 5 : “Ne Müslüm’den Ne De Orhan’dan, Sevdiğim Tek Parça “Yedek Parça””
Uygar Haçbozan, Bandırma

Jüri özel ödülü: “Arabada Yalnız Var!”
İ.Kerem Can Çalışkan, Ankara

Dereceye girenler, Kasım ayında Horoz Lojistik 65. Yıl Kutlama Gecesi’nde ödüllerini iş dünyasının ve jürinin değerleri üyelerinin elinden alacaklar.

Yarışmada birinciye 4.000 YTL, ikinciye 2.000 YTL, üçüncüye 1.000 YTL, ilk 3’ü takip eden 5 kişiye de mansiyon ödülü olarak Cumhuriyet Altını verilecek.

Sonuçlar www.horoz.com.tr Horoz Lojistik internet adresinden de duyurulacak. Ayrıca yarışmada bir araya getirilen kamyon arkası yazıları, Metin Üstündağ tarafından karikatürize edilerek kitap haline dönüştürülecek.

Kaynak

Kamyon Yazılarını Alfabetik şeklinde okuyun.


A
* Allah korusun
* Akıllı ol evlat!
* Alem bana ben sana hasta
* Algıda seçiciysem günahım ne?
* Alırsın Chevrolet, yuvarlanırsın şarampole
* Alırsın ford,olursun lord.
* Alırsın ford,olursun mord.
* Alırsın Skoda, kalırsın yolda
* Anılar da anlamsız
* Ankete gerek yok eskiler daha iyi.
* Askerin emaneti.
* Aşıksan vur saza, şöförsen bas gaza.
* Aşk çekenin, yol gidenin.
* Aşkıma ihanet ettin, beni trafik polislerine ihbar ettin.
* Aşkın bir sabun ise, köpürt beni pakize
* Adrese gerek yok eskiler bizi tanır
* Altımdaki BMW sakın üstüme gelme.
* Arabada yalnız var!
* Araman için illa hata mı yapmam gerekir?
* Aramasın artık gözler, o şimdi asker..
B
* Baba parası değil, 4 yıl lisans, 2 yıl master ve doktora teri
* Baba yorgun sengeç.
* Baba yorgun!!!
* Baba yorgun, dalaşma.
* Babalar ağır gider...
* Babam sağ olsun.
* Babam sağ olsun ama, arabayı ben aldım.
* Hacı babam sağ olsun
* Baktım araba kıyak, karı da kıyak, dedim ne ayak
* Bas gaza, frene, debriyaja... Götür ver parayı vergiye, stopaja
* Beatnik isen vur saza, Nihilist isen bas gaza"
* Ben bi düşüneyim.
* Ben bir kadini sevdim mi gözüm gibi bakar, ilah gibi taparım; ama ki bir yanlışını görmeyeyim bir bidon benzin döker çatır çatır yakarım.
* Ben ihsan değil hilmiyim,
* Ben yaşarken sen cildiracaksin
* Beni bir tek sen anladın,sen de yanlış anladın orijinal hemşerim..
* Beni sevme sevdiğimi bil yeter.
* Benim için ağlama, gözlerinden olursun.
* Bi daha sevmek için heves mi bıraktın!"
* Bi kızların nazına, bi de ara gazına hastayım.
* Bir kavanoz reçel bunlarda geçer
* Bir sana, bir de sabah uykusuna hastayım.
* Bizi kimse çekemedi halatlar koptu.
* Bemia ovası, entel yuvası
* Bu acilar bizi yildirir mi sandin?
* Bu dünyada herşey paraysa üstü kalsın.
* Burma burma bıyıklarım, Tarkan seni ayıklarım.
* Burnumdaki Piercing kadar yakınsın bana boğaziçili..
* Büyüyünce TIR olucam.
* Bir sen degil alem hasta

C

* Ceylan gözlüm
* Ceketi atarım asvalta yatarım

Ç

* Çilemse çekerim, kaderimse gülerim.
* Çılgınımsın!

D

* Doğma bebek şöför olursun
* Duanla mı yaşadım ki, bedduan ile öleceğim?
* Dünyalar kadar sevmek buysa bırak kalsın
* Dünyayla nişanlı, ölümle sözlüyüm
* Düzde geçme beni, yokuşta mahçup ederim seni.
* Dünya dikenli bir hayat sevenlerde mi kabahat.

E

* Eğer bu yazıyı okuyabiliyorsan, çok yaklaşmışsın demektir.
* Eğer kalbinde yer yoksa güzelim, farketmez ben ayaktada giderim.
* Ela gözlümün nazına, hastayım fordun aragazına.
* Entelim ama para bende
* Esrarlı gözler
* Esmerin nazına, ford'un aragazına...

F

* Freud da sollardı.

G

* Gazla uçabilirsin, ama frenle konamazsın!
* Gidişime yollar, duruşuma kızlar hasta!
* Gönlünde yer yoksa bana güzelim; farketmez ben ayakta da giderim.
* Gözlerin güzel ama, bakmasını bilmiyorsun.

H

* Hak edeni hayatıma hak etmeyenin hayatına sokarım.
* Hatalıyım , sıkıyosa ara
* Hatalıysam, aramızda kalsın.
* Hatalıysam lütfen 212.78.34.212
* Hatalıysam lütfen kamyoncu@masumdur. com
* Hatalıysam plakamı yaz 2222 ye gönder
* Hatalıysam yüzyüze görüşelim)
* Hataylıysan lütfen ara
* Hayatımı yazsam, duble yol olur.
* Herkes sevdiği kızı alsın
* Hostes aranıyor

İ

* İstanbul Ankara 4 saat, sana sevgim 24 saat
* İstedim vermediler, sen şoförsün dediler...
* İyi mazot selülit yapmaz

K

* Kamyon çeker 10 ton - 20 ton, gönlüm çeker Paris Hilton.
* Kamyoncu dediler kiz vermediler.
* Karayollarında değil, senin kollarında öleyim.
* Kısmetse dönerim
* Kız dediğin taktın mı kola yakışmalı, çaktınmı duvara yapışmalı!
* Kızın gülüşüne, kışın güneşine aldanma
* Klibimde oynar mısın?
* Kolla beni şerit değiştiriyorum
* Korkuyorsun, garanticisin!
* Kurbanda koç, asfaltta doç.( doç yazılmış, dodge da değil)
* Kuzu kurdun yollar ford'un!!
* Küresel ısınmaya karşı su tankerlerine geçiş üstünlüğü verilsin
* Küskün kral yollarda
* Kuleyle kavgalı çilekeş pilot!
* Kuzu kurdun yollar clio'nun!!

M

* Maşallah de * !!!
* Mavişim
* Mazda huzur namazda
* Mecburum geçmeye..
* Menfaat yolunda edinilen dostluk, çile yokuşunda son bulurmuş.
* Miras değil alın teri
* Mezuniyeti en az university.

N

* Nazar etme ne olur, çalış senin de olur.
* Nazlı yarin cilvesi, diş yapar Ford'un 2. Vitesi
* Ne Müslüm’den ne de Orhan’dan, sevdiğim tek parça ’Yedek parça’

O

* O şimdi asker.
* Opel Corsa, Toyota Corona
* Otoban'da sessiz bir hayat, seni sevende kabahat.
* Ovaya saldım koçu, sevdim aldım dodge'u.

Ö

* trabzonun lazına transporter in ara gazına hastayım
* Önünü görmeden sollama, evine acı haber yollama...
* Öyle birini sev ki, sen ölünce o hiç yasamasın.

P

* Para bende bundan sonra kıro olucam

R

* Radar mahkumu
* Radyatör kapağını içindeki su sıcakken açmayın!
* Rahmetlide sollardı
* Rampada geçme beni düzlükte düzerim seni
* Rampada yavaş, düzlükte savaş.
* Rampaların ustasıyım Rambrant'ın hastasıyım.
* Rampaların ustasıyım, gözlerinin hastasıyım.

S

* Sana taptığım kadar paraya tapsaydım milyarder, Allaha tapsaydım peygamber olurdum.
* Selvi boylum al yazmalım
* Sen gökyüzünde doğan güneş, ben yollarda çilekeş.
* Sen sus, birikimin konuşsun Tinselgül.
* Sevene can feda, sevmeyene elvada.
* Star 2006
* Star yarabbi
* Sarı kızın nazı ford'un ara gazı !!
* Sen kalbimde batan güneş, ben yollarda çilekeş.
* Sollama beni,sollarım seni

Ş

* Şoför dediler, kızı vermediler
* Şoförün bahtı kara muavinin gönlü yara.
* Vatan için gidiyorum senin için döneceğim.
* Sensizlik mi? ASLA!

T

* Tek rakibim THY.

U

* Uzaktan severim, ruhun bile duymaz.
* Uzun ince kıvrım kıvrım yollar bazen deler geçer yüreğimi, sitem ederim yollara, sevmesini bilen yüreğimi boş koydunuz diye.
* UŞAK'lıysan vur saza, şöförsen bas gaza.

V

* Vur kalbime hançeri, yüreğim parçalansın; fazla derine inme, çünkü orda sen varsin.

Y

* Yaklaşma toz olursun, geçme pişman olursun!
* Yetişemezsen el salla.
* Yollar gidişime, kızlar duruşuma hasta.
* Yolların kurdu babanın fordu
* Yürü be koçum kim tutar seni?
* Yolda hızlıyım aşkta yavaş, Çorumluyum arkadaş...

TEPE BİLİŞİM SİSTEMLERİ LTD. ŞTİ


On yılı aşkın süredir Bilgi Teknolojileri sektöründe faaliyet gösteren kişiler tarfından Konya’da kurulan firma, 2003 yılında kurumsallaşmasını tamamlayıp, Tepe Bilişim Sistemleri Ltd. Şti. olarak yoluna devam etmektedir.
Başta kurumsal yazılımlar(Netsis), yazılım otomasyonu(Restaurant..), network çözümleri, internet Web Çözümleri ve zayıf akımla ilgili konularda hizmet vermekteyiz.
Misyonumuz; bilgi teknolojileri alanında hem kendi bünyesinde hemde beraber çalıştığı bireyler ve kurumlar ile dinamik bir yapı oluşturmakdır. Bu şekilde şimdiki ve gelecekteki teknolojiyi en verimli ve hızlı şekilde yararlanılmasını sağlamak temel ilkelerimizdendir…
Gelişmeye, yeni fikirlere, gençliğe açık olan yapı temel vizyonumuzu oluşturmaktadır.
-Firmamız, Network alanında WAN tasarım ve kurulumu (Data Haberleşmesi, Merkez-Bölge-Şube-Acente Bağlantıları, On-line veri sistemleri) Kurumsal Internet Erişimi, Yönetimi ve URL Filtreleme, Bant genişliği Ayarlama ve IP Trafik Yönetimi, Remote Access, Telecommuter Bağlantilari (Uzak Alan-Kullanıcı Erişimleri) Ses ve Data Entegrasyonu (Voice over IP/Frame Relay teknolojileri kullanılarak bölgeler ile data hatları üzerinden telefon görüşmeleri de yapılabilmesi) Yapısal Kablolama, Fiber Optik, UPS, Elektrik Şebekesi) tasarım, ve tüm işçilikler, LAN tasarım ve kurulumu, Backbone (Omurga)-Fiber Optik, UTP- Kurulumları, ayrıca Yapısal Kablolama konusunda hemen her çeşit ortamda ( Hastane, Fabrika, Tarihi, Açık Ofis, Eğitim Kurumları, İnşaat halindeki yerler, içinde halen çalışılan yerler… ) hizmetinizdeyiz.
-Netsis yazılımları ile Sanayi Uygulamaları, Demirbaş Yönetimi, Finans Uygulamaları,Muhasebe Uygulamaları, Planlama ve Üretim Uygulamaları, Dağıtım Uygulamaları, E-netsis uygulamaları, Lojistik ve Satış Uygulamaları, Perakende Uygulamalar , Turizm Uygulamaları… ve diğer uygulamalar ile sektörlere maksimum verimliliğin anahtarı olmaktadır.
Ayrıntılı bilgilere sitemizden ulaşabilirsiniz.
TEPE BİLİŞİM SİSTEMLERİ LTD. ŞTİ.

Nişantaş Mh. Nalan Sk. Sergen Sit. No:2/B 42060
Selçuklu/KONYA/TURKEY
Tel : +90.332.235 22 77 Pbx
Fax: +90.332.235 22 66
Telefon : 85.105.205.105
MSN : destek@tepebilisim.com
www.tepebilisim.com bilgi@tepebilisim

MESNEVİ'DEN BİR ALINTI


Adam eline geçen kuyruk parçası ile her sabah dudaklarını ve bıyığını yağlar, daha sonra dışarı çıkar, tanıdıklarına hava atarak :

- Evde yağlı yemekler yedim, sözümün doğruluğunun şahidi de dudaklarım ve bıyığımdır, derdi.

Karnı ise sessiz sedasız :

- Allah yalancıların düzenini kurutsun!.. Senin boş hayallerin bizi ateşlere attı!.. O yağlı bıyığın dibinden kopsun!.. A yoksul, şu kötü davan olmasaydı belki de bir kerem sahibi bizlere acırdı !.. Bu yalanları uydurmasaydın da yoksulluğunu söyleseydin bir doktor çıkıp derdine derman olurdu belki!.. Ya rabbi , şu adamın gizlediğini sen dışarıya vur , meydana çıkar!.. Bizi yaktı, yandırdı, sen de onu rüsvay eyle ... diyordu hal dili ile.

Ey eğri adam; doğrulara ancak doğrulukları fayda verir!.. Doğrul , doğru ol!.. Ayıbını söylemiyorsan, bari sus , gösterişle, hileyle kendini öldürme!.. Elde ettiğini tut ; yollarda sınama taşları var!.. Her şeyin imtihanı vardır!.. Ufacık şeylere kendini satma!..

Karnın duası kabul oldu . İhtiyaçtan doğan yanıp yakılma dışarıya kadar âdeta bayrak açtı, âşikâr oldu.

Allah (CC) : “Beni çağırdığında; suçlu da olsan, putperest te olsan , yine icabet ederim !.. Onun için duadan hiç usanma , çekinme!.. Dua ; nihayet seni , gulyabani nefsinin elinden kurtarır!.. “ demiştir.

Karın ; kendini Allah’a ısmarlayınca ansızın bir kedi geldi, o kuyruk parçasını kapıp götürdü. Ev halkı kedinin peşine düştüler, fakat o kaçıp gitti. “Babamdan azar işiteceğim ...” diye , çocuğun beti , benzi kaçtı , lâkin ne çare?!.. Baba bir toplulukta otururken o çocukcağız gelip işi anlattı . Lafla geçinen adamın şerefini bir paralık etti , dedi ki:

- Hani her sabah dudaklarını , bıyıklarını yağladığın o kuyruk parçası vardı ya!.. Kedi geldi onu kapıverdi. Ardına düştük, bir hayli koştuk ama, faydasız. Yakalayamadık !!!

Orada bulunanlar hem şaşırdılar , hem gülüştüler. Acıdılar , davet edip doyurdular, yeryüzüne benzeyen varlığına merhamet tohumları ektiler. O da ulularda ki doğruluğun zevkini fark edince ; ululuğu bırakıp , doğruluğa kul oldu.

Mesnevi: 3.Cilt - Sayfa: 58-....-61

AMERİKAN ESPİRİLERİ :)


Bir zamanlar Amerikan espirileri diye bir furya vardı. Gıcık, gıcık olduğu kadar basit ve saçma espirilere denirdi. Amerikalıların salaklığı ve geri zekalılığı buralardan gelme heralde.
İşte size bu gaydırı gubbak espirilerden seçmeler:

- Depresyondayım, stres amcam...

- Bir gökdelenin üzerinde kırmızı bir ışık yanıp

sönüyormuş neden?

- Çünkü binanın şarjı bitiyormuş...

- Yaşınız kaç?

- Bilmem her yıl değişiyor...

- Arkadaşlar telefonlar dinleniyormuş...

- İyi iyi dinlensinler zaten çok yorulmuşlardı.

- Tartı neden tartmamış?

- Çünkü üzerinde anti-tartar diş macunu varmış..

- Sinüs 60, kosinüs tutmuş...

- Kocanızla ortak özelliğiniz ne?

- Aynı gün evlendik...

- Ben her şeyi düşünürüm, demek ki ben tefalim.

- Jilet SENSOR ben söyleyim…

- Yerin kulağı var benim de kulağım var...

- Ben yer miyim ? Hayır yemem...

- Size deniz anası taklidi yapayım mi..?

- Deeeniiiizzz ggeeell yavruumm geell annecim.

- Volkswagen Passat, şahsi oynama…

- Can bedenden çıkmayınca ne olur?

- Diğer derslerinden geri kalır…

- Sen terlemişsindir, sana terlik getiriyim

- Bi adam karısını dövüyormuş, kapı çalmış karısını

dövmeyi bırakmış, neden?

- Eşek sudan gelmiş.

- Tomi'nin annesi kimdir?

- Anatomi

- Bebeğin birine TIR çarpmış ama ölmemiş, neden?

- Bezi bariyerliymiş.

- Bol keseden atmış, dar keseden eşek.

- Adam bilgisayar başında uyuyakalmış.

Ertesi gün nezle olmuş. Neden?

- Windows açık kalmış

FELSEFİ NÜKTELER


Dünyayı Kalben Terk Etmek

İnsan dünyaya çalışmalı, muvaffakiyetin şartlarını hakkıyla yerine getirmeli, fakat asla ona kalbini bağlamamalıdır.

Bilindiği gibi insan, ineğin sütünü sağar, etinden istifade eder, fakat onu odasının başköşesine bağlamaz. İneğin yeri oda değil, ahırdır.

Öyle de, insan dünyadan istifade eder, para kazanır, mal mülk sahibi olur. Bunlar dünya hayatı için gereklidir, fakat insan bunları vesile olarak bilmeli, gaye yapmamalıdır.

İnsan parasını kalbine değil, kasasına koymalı. Keza, sarayını gönlüne değil arsasına kurmalıdır.

İnsanın Kıymeti

Bir adamın binlerce ağacı, yüzlerce hayvanı ve bir tane de çocuğu olsa, bu zat ağaçlarının ve hayvanlarının tamamını istediği anda kesebileceği ve hiçbir ceza görmeyeceği halde, çocuğunun bir parmağını dahi kesemez.

Şükür Vazifemiz

Hayvanlarla insanları müşterek olarak istifade ettikleri birçok nimetler vardır. Hayvanlar da bizim gibi, bu küre-i arz üzerinde seyahat ediyorlar, havayı teneffüs ediyorlar, güneşten faydalanıyorlar, sesleri işitiyorlar,...

Bu gibi nimetlerin nimet olduğunu hayvan bilmemekte, insan ise bilmektedir. Demek ki, şükür, insanın fıtri vazifesidir. O halde, bu vazifeyi ifa etmeyen insanlar, bu cihetle de hayvandan çok aşağı düşüyorlar.

İşte insanın kıymetine bu misalle bir derece bakabilirsiniz.
Fotoğraf: Beyşehir yolunda bir bahar günü