« 3rkan.com
Uyuyang »


VAKT-İ ŞAFAK

Gönderen: Editorya Tarihi: Şub 13, 2008
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars6 Stars7 Stars8 Stars9 Stars10 Stars (4 Değerlendirme, Ortalaması: 10 üzerinden 3.75 )

Verilen Yıldızların Toplamı: 15.
Oy kullanan ziyaretci sayısı: 4
Beğenilme Oranı % 37.5
SİZ HENÜZ OY VERMEDİNİZ !...
Loading ... Loading ...

safakkk-blogcu-com.jpgŞaFaK tarafından sahiplenilmiştir.
Ad : Beyza
Hakkında : AÅŸkın aşığıyım ben! Delilik ÅŸanım! Åžanıma niÅŸandır kıblegâhım… DoÄŸru yoldan ayırma Yâ Râb! Herdaim onundur gönülgâhım…
Açıklama : Kalbe sözü inderene ve kalbe sözü buldurana şükürler olsun
Rss : www.safakkk.forumup.com
Kategori : Edebiyat
Etiketler : Vakt-i Şafak kelâm-ı şafak satır arası hikâyeler şiirler zahirdekiler mim edebiyat Ayine Forum Fuzulî kalbi titretenler aşk İskender Pala Nazan Bekiroğlu şiir hikaye

Son Gönderiler


VAKT-Ý ÞAFAK
Kalbe sözü inderene ve kalbe sözü buldurana þükürler olsun...

Hikâye-i Nakkaþ


Þan þeref sahibi, devlet görmüþ bir efendi yeni yaptýrdýðý köþkünü güllerle tezyin ettirmek istemiþ. “Fakat farklý bir þey olsun, baþka evlere, saraylara benzemesin… Nasýl anlatsam, ebru gibi efsunlu suya yazýlmýþ gibi uçuþsun duvarlarda, tavanlarda desenler, renkler, güller…” demiþ.

Tanýdýðý bir ebruzen:

“Tamam, aradýðýn gibi bir nakkaþ biliyorum ben. Kaleminden güller dökülür, fýrçasýndan füsun yayýlýr,” demiþ. “Galata Mevlevihanesinin tezyinatýný yaparken gördüm. Fevkalâde paþam, fevkalâde! Tam sizin aradýðýnýz kiþi.”

Nakkaþýn bu mevzudaki seçilmiþlik hoþuna gitmiþ tabii. Fakat, ya yüzyýllardýr ailesinde söylenegelen o söz!

Baþlangýç

 

“Aziz Mahmud Hüdai hürmetine…

Bizim ve bizden öncekilerin Rabbi, senden baþka Ýlâh yoktur, ancak sen varsýn.

Cebrail’in kanadý üzerine yazýlý ismin hakký için…

Mikâil’in kanadý üzerine yazýlý ismin hakký için. Azrail’in avucu içine yazýlmýþ ismin hakký için.

Bin bir ismin hakký için.

Meryem oðlu Ýsa’nýn (a.s.) ölüleri dirilttiði ismin için, ben de senden istiyorum Yâ Râb!

Meryem’i hücresinde rýzýklandýrdýðýn ismin hakký için!

Gözlerin Ýstanbul Oluyor Birden


Seninle bir yaðmur baþlýyor iplik iplik,
Bir güzellik doðuyor yüreðime þiirden.
Martýlar konuyor omuzlarýma,
Gözlerin Ýstanbul oluyor birden…
Akþamlardan, gecelerden, senden uzaðým
Þiirlerim rüzgârdýr uzak daðlardan esen
Durgun sular gibi azalacaðým
Bir gün, birdenbire çýkýp gelmesen.
Þarkýlarla geleceksin, duygulu, ince
Yalnýz gözlerime bak diyeceksin.
Ellerim usulca ellerine deðince
Kaybolup gideceksin
Bir elim seni çizecek bütün pencerelere
Bir elim seni silecek.
Kalbim: Ebemkuþaðý; günde bin kere
Senin için yeni baþtan can kesilecek.
Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde
Sonra seni kaybetmek hemen her yerde
Ne güzel bineceðim vapurlarý kaçýrmak
Yapayalnýz kalmak iskelelerde.
Seninle bir yaðmur baþlýyor iplik iplik,
Bir güzellik doðuyor yüreðime þiirden.
Martýlar konuyor omuzlarýma,
Gözlerin Ýstanbul oluyor birden…

Yavuz Bülent Bakiler

 

Fotoðraf : e_fe (Sonsuz teþekkürler...)

                            &nbs.. ( devamý )

Gülce

Uçurumun kenarýndayým Hýzýr
Bir dilber kal'asýnýn burcunda
Muhteþem belaya nazýr
Topuklarým boþluðun avucunda
Koca yar adým çaðýrýr
Kaldým parmaklarýmýn ucunda
Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Uçurumun kenarýndayým Hýzýr
Cihan hazýr
Divan hazýr
Ferman hazýr
Kurban hazýr
Uçurumun kenarýndayým Hýzýr
Güzelliðin zulme çaldýðý sýnýr
Baþým döner.. ( devamý )

Hüsn ve Aþk Bâbý-VI

 



 


Dün akþam nur yaðdý dergâha.


Selim þiirlerimi tertip ettirmiþ, bana getirdi.


“Sultaným! Hattý, tezhibi, cildi… Bahasýz bir þey olmuþ bu!” dedim.


“Galip Dede bahasýz olan senin þiirlerin.” dedi.


“Baþka bir þey daha var ki seni daha fazla memnun edeceðini sanýyorum.” dedi…

Bu Þehir Girdap Gülüm


 


 


Bu þehir girdap gülüm


Girdapta mehtap gülüm


Feleðin bir suyu var,


Su deðil kezzap gülüm


Su deðil kezzap…


Yezid’in harcý zulüm

Can Sýrrý Kuyularda Gizli Yusuf'um...


 


Kaybettiklerimi buldum derken bulduklarýmý kaybettiðimi anladýðýmda… Vuslatýn aslýnýn hasret olduðunun farkýna vardýðýmda ve yandýðýmý sanarken yavaþ yavaþ söndüðümü anladýðýmda… Yitirdiðim benliðimi yitirdiðim yerde yeniden bulduðumda… Düþerken upuzun yollara ruhum karanlýklar ortasýnda…  Aþkýn pazarýnda can satýp can alamadýðýmda anladým Yusuf Kuyuda… Yitmiþ Yusuf’um kör bir kuyuda… Yakmýþ kuyuyu ruhunun nurunda…


Kaybettiðimde seni kuytularýmda… Ýnme kuyulara Yusuf’um yiterim ardýnda…  Kenan’a eremez yüreðim… Yüreðim       canýn(m)ýn kuytularýnda… Uykumu bölen suretinin koynunda, yitir beni nurunda… Kuyunun nurunda kaybet canýmý, erit ruhumu ruhunda…


Kuyuda can sýrrý var Yusuf’um… Benimse can vermeye hevesim̷.. ( devamý )

Lili'ye Mütekerrir Müseddes


 


Gözlerimden kýpkýrmýzý damlayan hüzündür, Lili


Beni Vâmýk'a çeviren bengisu yüzündür, Lili


Cimri davranma, belki de, gelen son güzündür Lili

Hüsn ve Aþk Bâbý-V


 


Beyhan biz seninle bezm-i ezelde zamansýz zamanlarda henüz onun nurundan saçýlmýþ zerreler iken tanýþtýk.


Ýlliyyînde iki ýþýk topu gibi yan yana düþtük, yan yana durduk seninle. Sen erguvâni bir nur, eflatun bir kuþtun Beyhan. Ben de eflatuna vurgun yeþil bir kuþ.


Þimdi senden ayrý, içimdeki bu yarým kalmýþlýk duygusuyla parça parçayým.




Aslý Aslýna, Nesli Nesline


 


 


Padiþah biraz düþünceli sanki.


Ellerini arkasýna atmýþ, bir sola yürüyor, bir saða. Bunda bir iþ var.


Vezirini çaðýrýyor. Hâlâ düþünceli. El pençe huzura geliyor vezir. Padiþah baþýný kaldýrýyor, bir an duruyor, vezirinin gözlerine bakarak soruyor:


- Hýzýr hayatta mýdýr?


Vezi.. ( devamý )

Hüsn ve Aþk Bâbý-IV


 





Gâlib,


Senden niçin kaçtýðýmý, seninle perde arkasýndan bile neden konuþmadýðýmý merak ediyor, “Bir selam yok mu?” diyorsun.


Kazara sana, seni özledim demekten korkuyorum. Gel desem, yedi çifte kayýk çýkarsam, tezkire yollasam, sesini duymak istiyorum desem? Perdelerin arkasýndan da olsun sesini duysam!!!

Kapýldým Gidiyorum

 



 


 


Kapýldým Gidiyorum


Kapýldým gidiyorum bahtýmýn rüzgârýna
Ey ufuklar diyorum yolculuk var yarýna
Ayrýlýk görünmüþken


Hüsn ve Aþk Bâbý-III


 


Evet sýmsýký sakladým aþkýmý.


Gömleðimden, eteðimden, elbisemin yeninden, dilimden dahi sakladým.


Bu Latin harfleri olmasa kaleme dahi almazdým.


Þiirler sunup, imâ ile, ‘gel’ davetine gitmedim de, belki ondan bir iz, bir ses, bir koku bulurum diye onun olmadýðý vakitlerde kaç kez gittim tekkeye.




Güneþe Yazý Yazýlmaz


 


 Çok eski zamanlarda çok uzaklarda bir ülke vardý. Daðlarýn arkasýnda yemyeþil bir ovaya kurulmuþ, insanlarýn yüzünden gülücük eksik olmayan, pýrýl pýrýl bir ülkeydi burasý. Bu ülkenin insanlarý þimdi her zamankinden daha mutluydular.  Çünkü yýllar sonra padiþahlarýnýn nihayet bir çocuðu olmuþtu. Nur topu gibi, güzeller güzeli, elleri yumuk yumuk, yanaklarý al al bir kýz bebek. Kurbanlar kesildi, günlerce ziyafetler verildi, eðlenceler yapýldý. Günler günleri kovaladý, yýllar yýllarý. Güzelliði dillere destan bir prenses olmuþtu o minik kýz. Civar ülkelerden her gün bir haberci geliyor,  ya prenslerinin ya krallarýnýn hediyelerini sunuyorlar, evlenme tekliflerini iletiyorlardý.


       Prenses mutluydu, babasý üstüne titriyor, aman kýzým, diyordu, acele etme karar vermekte. Bakalým zaman ne g.. ( devamý )

Hüsn ve Aþk Bâbý-II


 


Korkarým ki adýný koyamadýðým ve kendime bile itiraf edemediðim duygularýmýn adý var. Yine de korkuyor, telaffuz edemiyorum.


Acaba kalplere de sorumluluk var mýdýr?


Birkaç gün önce bana yazdýðý þiirleri sundu. “Öyle bir sultan ki!”


Korkuyorum o þiirlerden


Yýrtýp attým güya. Bu nasýl iþ? Saati saatine tutmaz, bir kararda durmaz.




Farið Olmam


 


FARÝÐ OLMAM


Farið

Hüsn ve Aþk Bâbý


 



O gece sultanlar Canfeza Kalfa’nýn odasýndan dairelerine döndükten sonra kalfa, hizmetindeki kýzlardan sandýðý açmalarýný, en altta duran mavi atlas bohçayý kendisine vermelerini istedi.


Beyhan ölüm yataðýnda yatarken,  bir gece þirazesi daðýlmýþ, birkaç parçaya ayrýlmýþ bir defteri, sesine kayýtsýz bir ton vermeye çalýþarak alelâde bir þey uzatýr gibi kalfaya uzatmýþ:


“Kalfa þunu Boðaz’a atýver gitsin!” demiþti.




Dedim...

Dedim dilber niçin sararýp soldun


Dedi, çektiðim dil yarasýdýr


                           Âþýk Ömer


                        .. ( devamý )

Aþk...


 


 


Âþk öyle zor bulunur ki bulana buldu

Esrar Ýle Gâlib

Bir Molla Celâl var bir de Tebrizli Þems bilinen en güzel dostluk hikâyesi olarak… Beþ asýr sonra Esrar ile Gâlib doðar  sevda burcundan, ayný pýnardan ama dolunay olamadan, hilal iken bitecektir bu hikaye…


Ýkisinin de asýl ismi Mehmet. Esrar ve Gâlib seçtikleri mahlaslar, þairdirler kendileri... Gâlib Yenikapý Mevlevihanesi'nin kýymetli zatlarýndan olan babasýnýn ýþýðýnda yetiþir, mum dibini aydýnlatýr yani, söylenenin hilafýna. Evde ilim için önünde, tekkede edeple arkasýnda, yanýnda hep. Bir evin bir oðlu, tek çocuk. Nazlý, kýymetli, þýk, sadece beyazdýr kýyafetleri, hep beyaz… Ve güzel mi güzel, nurlu mu nurlu bir yüzü vardýr. Öyle ki bir yerden geçtiði zaman nuru ve kokusu kalýr ardýnda. Mum gibi, lamba gibi ona bakýp baþka yöne bakýldýðýnda aksi kalýr, o görülür yine… Lâkâbý vardýr halk arasýnda:"Zamanýn Yusuf'u", "Ýkinci Yusuf"...


On yedi yaþýnda bir divan tertib edecek kadar þiiri olur. Bu yaþta divan sahibi olmak o devrin þartlarýnda çok yüksek bir zekayý, ilmi ve fikri seviyeyi gere.. ( devamý )

Favorilerine Ekleyenler

Hakkında Yapılan Yorumlar


Kategori başlığı edebiyat olarak kaydedilmiştir.
Yazıyı Email Gönder Yazıyı Email Gönder
Bu Blog Hakkında Yorum Yaz

Yorum